İçeriğe geç

KARANLIK GECELER

Bölüm 3 · 6 dk okuma

KARANLIK GECELER

Bölüm 3

KARANLIK

Yazarın anlatımıyla, Birinci Gün:

Küçük kız karanlık odada yapayalnızdı. O iğrenç adam aslında bir travma yaratmıştı Kumsal'ın hayatında. Karanlıktan korkan küçük bir çocuğu karanlığa mahkum etmişti... Küçük bir kız çocuğunun geleceğini elinden almış, hayatını mahvetmişti.

Küçük bir kız çocuğu bu lekeyle nasıl yaşayabilecekti? Bedeninde bu pisliği nasıl kaldıracaktı? Ne yapacaktı şimdi Kumsal? İnsanların yüzüne nasıl bakacaktı? Ailesi bu durumda ya onu istemezse? Ya arkadaşları onu dışlarsa? Ya hayatına bu pislikle devam etmeyi öğrenecek ya da bu gerçeği kaldıramayıp hayatını iyice mahvedecekti.

Sabah olmuştu. Küçük kızın ailesi uyanmış, kahvaltı hazırlıyordu. Küçük kızın teyzesi Leyla kahvaltı hazır olunca küçük yeğenini uyandırmaya gidecekti.

Kahvaltı sonunda hazır olmuştu. Annesi Melek, kızı için en sevdiği sandviçten de yapmıştı. "Leyla ben tabakları koyarken sende Kumsalı uyandırır mısın canım?" Leyla, ablasını onaylayıp Kumsal'ın odasına çıkmıştı. Kapıyı tıklattı. "Benim güzeller güzeli prensesim , hadi kalk artık kahvaltı hazır!" Ses gelmediğini duyunca kapıyı tekrar tıklattı. Fakat yine ses gelmeyince derin bir uykuda olduğunu düşünerek kapıyı açtı ve odaya girdi. Odada Kumsal'ı görememesi onu endişelendirmişti. Odasındaki tuvalete de baktı. Fakat Kumsal orada da yoktu. Oldukça endişelenmiş olan Leyla koşarak aşağıya indi. "Melek abla Kumsal odasında yok tuvalete baktım orada da yok seslendim yine cevap yok. Nerede bu kız!?" Duyduklarıyla şoka uğrayan Melek koşarak evin dört bir yanını aradı. Maalesef Kumsal'ın izine rastlayamadılar. "Küçücük kız bir anda nereye kayboldu böyle Leyla nerede benim kızım???" Leyla bir yandan ağlayarak konuşan Meleği sakinleştirmeye çalışırken bir yandan Ekrem, Erhan ve Ademe haber vermek için arıyordu.

Ekrem gittiği yolu geri dönmüş kardeşinin evine gelmişti. Erhan ve Adem de kızı için kayıp ilanı vermek adına karakola gitmişlerdi.

Leyla Kumsal'ı bulma umuduyla dışarı çıktı bahçede aramaya başladı.

Yerde Kumsal'ın dün gece taktığı tacı gördü. Yere düşmüştü! Demek ki Kumsal dün gece dışardaydı! Hemen Ademi arayıp bu durum hakkında bilgilendirmeliydi.

"Adem, bahçede Kumsal'ın dün gece ki tacını buldum düşmüş. Demek ki Kumsal dün gece ya dışarı çıktı ya da buna zorlandı! Yeğenimiz kaçırılmış olabilir. Adem ne yapacağız şimdi? Hemen polisleri bilgilendirmelisin."Dedi telaşlı bir şekilde. Ademde "Leylam biraz sakin ol canım hemen söyleyeceğim polislere yeğenimizi kurtaracağız kötü düşünmeyin."Diyerek Leylayı sakinleştirmeye çalıştı.

Herkes korkudan ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Melek kızı için ihtimalleri düşündükçe kahroluyor "neden onu kontrol etmedim" diye kendini suçluyordu. Leyla da ablasının kendini suçlu hissetmesine üzülüyor, yeğeni için endişeleniyordu. Ekremse onların yanına tekrar dönmüş destek olmaya çalışıyor, tanıdıklarını arayarak yardım istiyordu.

Erhan ve Adem de karakolda kızlarından bir iz bekliyorlardı.

Sonunda karakolda ifade işi bitince Erhan ve Adem de eve dönmüştü. Polisler evin etrafını bakmak için gelmiş, Kumsal'a dair bir işaret arıyorlardı. Bahçeyi aramış, odaları incelemiş kamera kayıtlarına bakmışlardı. Tek gördükleri Kumsal'ın maskeli bir adam tarafından zorla arabaya bindirilip kaçırıldığıydı.

Bunu öğrenen annesi panikle bir anda bayıldı. Kızı için çok korkmuştu ona ne olduğunu bilmemek, nerede, kiminle ve şuan nasıl olduğunu bilmemek kahrediyordu Meleği...

Erhan karısını hastaneye getirmişti. Bir yandan "karım iyi olacak mı?" diye doktorlara sorarken, bir yandan "kızımdan haber var mı?" diye polislerle iletişime geçiyordu.

Akşam olmuştu. Melek, uyandığında bir taksiye binip hastaneden çıkmışlardı. Hep birlikte evde oturup polislerden bir haber bekliyor, aynı zamanda Kumsal için dua ediyorlardı.

Kumsalın anlatımıyla, İkinci Gün:

Kimse yoktu, yalnızdım, çok yalnızdım... Ben karanlık gecelerden çok korkuyordum... 12 yaşında şiddetle, tecavüzle, yalnızlıkla, korkuyla tanışmıştım. Tecavüzün ne demek olduğunu bilmezken bir adam tarafından uğradım, şiddet nedir? diye sorarken şahit oldum, korkuyu hiç hissetmemişken hayatımda unutamayacağım korkuları yaşadım, yalnızlığı sevmezken birine en ihtiyacım olduğu zaman yalnız kaldım...

Bunların hepsine sebep olan o canavardı. Evet o bir canavardı! Hemde doğum günümde... O pislik adam hem doğum günümü hem de hayatımı mahvetmişti! O iğrenç canavar benim hayatım boyunca hem doğum günlerimden hem bedenimden hem de kendimden nefret etmeme sebep olmuştu...

İki gündür buradaydım ve o canavar bana ne yemek ne de su veriyordu.

Bir iki kez kontrol etmeye geliyor geri çıkıyordu. Anahtar sesi duyunca geldiğini anlamış, hemen yorganı üzerime çekerek duvarın dibine çökmüştüm. O canavar içeri girdi. Yanıma oturdu, etraf yine karanlıktı ben yine yalnız kalmış korkuyordum...

Yaklaştı ve amcamın yeni aldığı elbiseyi sıyırarak iç çamaşırlarımla kalmamı sağladı. Çığlık atıyordum bu sefer biri beni duyar ümidiyle avazım çıktığı kadar bağırıyordum ama nafile...

Ben bağırdıkça yüzüme tokadı geçiriyor, canım yandıkça bende bağırmayı arttırıyordum.

Ellerini önce bacaklarımda sonra karnımda ve sonra göğüslerim de hissettim. Vücuduma dokunuyor dudaklarımı ve boynumu öpüyordu. Yaptığının kötü bir şey olduğunu biliyordum bu yüzden çırpınıyor, kaçmaya çalışıyordum. Fakat iri yapılı adama işlemiyordu bile benim çırpınışlarım. Küçük bedenim o canavar karşısında direnemiyor, yenik düşüyordu. Vücudumun heryerine dokunuyor, öpüyordu ben çırpındıkça daha sert davranıyor ellerimi, ayaklarımı tutuyordu.

Meleğin anlatımıyla, Beşinci Gün:

Kızım yoktu! Tam beş gündür annesinin yanından uzakta kim bilir neredeydi benim Kumsalım? Kimlerin elinde ne şekillerdeydi kim bilir? Ya kızıma zarar geldiyse? Ya onun canı yandıysa? Ne yapacaktım ben o zaman? Yaşamamın bir anlamı kalmazdı kızımsız... Günlerdir çığlıklarımı, gözyaşlarımı susturamıyordum. 12 yaşında minicik kızım savunmasız küçücük daha o!

Peki ya ben ne yapacaktım? Kızıma en ufak bir şey olursa kendimi nasıl affedecektim? Ben nasıl bir anneyim böyle nasıl fark etmem kahretsin!

Geçen gün gözümü hastane de açtım. Kızımın kaçırıldığını duyunca bayılmıştım. Günlerdir ondan ne bir iz, ne bir haber vardı. Kızım şuan yaşıyor mu ? nasıl? ne yapıyor? Bilmiyordum ve bu beni çıldırtıyordu...

O gittiğinden beri boğazımdan bir lokma geçmiyordu. Kızım aç mı? susuz mu? Bilmezken ben nasıl rahatça yiyebilirdim ki zaten?

Telefonun başından ayrılmıyordum , polisler belki bir iz bulur da haber verirler diye. Ödüm kopuyordu o telefonu açtığımda "kızınızın cesedini bulduk" derseler diye. O zaman önce kızımın canını yakanları bulur, öldürür, sonra ben ölürdüm...

Erhanın anlatımıyla: Altıncı Gün:

Günlerdir arıyoruz yok! Yine yerinde durmadı ve belayı çekti işte. Bıktım bu kızın yaramazlıklarından artık. Herkes işini gücünü bıraktı, hanımefendiyi arıyor. Ne diye babana sormadan gecenin köründe dışarı çıkarsın ki? Ama yok Erhan kim ki ona soracak değil mi? Bir kere sözümü dinlese şaşarım zaten ne olacak anasının kızı! İnşallah sağ salim bulursak ben öldüreceğim onu! Artık haddini bilmeli küçücük kızken baba sözü dinlemiyorsa, çok dert açar bu başıma. Anası yetmiyormuş gibi bir de kızıyla uğraşıyoruz ,bıktım ben bunlardan artık.

Leylanın anlatımıyla, Yedinci Gün:

Tam Bir haftadır yok benim prensesim.

Çok özledim minnoşumu fakat yok hiçbir yerde. Polisler ne yaparsa yapsınlar hiçbir iz bulamıyorlar elimizde ne bir şüpheli ,ne bir haber, ne de bir iz var. Oturduk gelmesini bekliyoruz resmen... Bu nasıl bir çaresizliktir!

Melek günlerdir ağzına bir lokma sürmüyor. Hasta olacaksın diyorum dinlemiyor bile. Ne yapacağız bilmiyorum nereye kadar böyle sürecek bilmiyorum. Ama tek bildiğim Kumsal'a bir şey olursa bende Melek'te yıkılırız. Umarım prensesimize kavuşuruz...

Ademin anlatımıyla, Sekizinci Gün:

Leylam da bende bütün işlerimizi iptal etmiş, sekiz gün fazladan burada kalıyorduk. Ne olursa olsun Kumsalı sağlıklı bir şekilde görmeden de dönmeyecektik. Herkes bitik durumda heryerde onu arıyoruz ama yok. Bir ümit diye gidiyoruz , bakıyoruz fakat bulamadıkça moralimiz bozuluyor, umudumuz kayboluyordu. Küçücük çocuktan ne istersin ki? Bunu yapanlar bulunmalı ve bedelini ödemeli!!!

Ekremin anlatımıyla, Dokuzuncu Gün:

Elbet bir yerden çıkacaktı Kumsal bulacaktık. Fakat asıl merak ettiğim: Ona ne oldu ve ailesinin tepkisi ne olacak? Kumsal yaşıyor mu? Kimin elinde ve ona bunu yapan kim? Bulacaktık elbet kaçışı yoktu...

Kumsalın anlatımıyla: Onuncu Gün:

Annemsiz, yalnız başıma geçirdiğim onuncu karanlık gece... On gündür hem şiddete hem tecavüze maruz kalıyor bir lokma yiyecek ve bir damla suyla besleniyordum. Resmen on gündür işkence cekiyordum. On gündür canım yanıyordu. Ve ben on gündür korkuyordum. Ben on gündür yalnızdım...

Bu on gün sanki on yıla bedeldi... On güne sığan bu yaşadıklarım aslında bir ömrümü etkileyecek, hayatımı mahvedecek, beni bitirecek şeylerdi...

Ben on iki yaşındayım ve ölümün ne olduğunu bilmeden on gün boyunca ölmek için yalvardım...

Bünyem daha fazla bu iğrençliği, açlığı, şiddeti kaldıramıyordu. O kadar güçsüzleşmiştim ki... Açlıktan bir kusuyor bir ağlıyordum. O kadar acınası bir durumdaydım ki küçücük bir yardıma muhtaçtım...

Bünyem daha fazla açlığı kaldıramadığından başım dönmeye başlamıştı yatağa tutundum, derin nefes aldım hayır pes etmemeliydim! Dayanmalıydım!

Fakat o kadar güçlü olmadığım için dayanamamıştım. Gözlerim karardı ve bir anda bayılmıştım...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.