İçeriğe geç

Karanlık duvarlar

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Karanlık duvarlar

Bölüm 2

Çatlak

Ertesi sabah, Defne okula gitmek istemedi.

Alarm çaldığında gözlerini açtı ama kalkmadı. Tavana bakarken bir süre hiçbir şey düşünmemeye çalıştı. Ama başaramadı.

Kerem.

Onun sesi, bakışları, “Kaçmayı bırak” deyişi… hepsi zihninde yankılanıyordu.

“Saçmalık,” diye mırıldandı kendi kendine.

O sadece bir zorbaydı.

Başka bir şey değil.

Olmamalıydı.

Okul kapısından içeri girerken bugün daha temkinliydi. Etrafına bakmadan yürümek yerine, her köşeyi kontrol ediyordu.

Ama yine de onu ilk gören Kerem oldu.

Bahçede, merdivenlerin yanında duruyordu. Tek başına.

Bu yeniydi.

Genelde yanında birileri olurdu. Onu güçlü gösteren, kahkahalar atan, söylediklerini onaylayan insanlar…

Ama şimdi yalnızdı.

Defne fark etmemiş gibi yaparak geçmeye çalıştı.

“Bugün kaçmadın.”

Defne durdu. İstemeden.

Başını çevirip baktı. “Henüz.”

Kerem’in dudakları hafifçe kıvrıldı. “İlerleme var.”

Defne gözlerini devirdi. “Bunu bir oyun sanıyorsun, değil mi?”

“Belki.”

“Benim için değil.”

Bu sefer Kerem hemen cevap vermedi. Birkaç saniye boyunca sadece baktı.

Sonra beklenmedik bir şey söyledi:

“Farkındayım.”

Defne afalladı.

Bu… onun beklediği bir cevap değildi.

“Öyle davranmıyorsun,” dedi sertçe.

Kerem başını eğdi, ayakkabısının ucuyla yere hafifçe vurdu. “Davranmak zorunda kalıyorum bazen.”

“Kim zorluyor seni?” diye sordu Defne, istemeden.

Kerem’in bakışları aniden değişti.

Kapanmış gibiydi.

“Boş ver,” dedi kısa bir şekilde.

Yine duvar.

Defne bunu hissetti. Onun etrafında görünmeyen ama çok net olan bir sınır vardı.

“Tamam,” dedi. “Zaten umurumda değil.”

Ve yürüdü.

Ama bu sefer kalbi sadece korkudan atmıyordu.

Merak da vardı.

Öğle arasında kantin kalabalıktı. Defne genelde köşede oturur, hızlıca yemeğini yer ve giderdi.

Ama bugün masasına biri oturdu.

Kerem.

Defne dondu kaldı.

“Cidden mi?” dedi alçak bir sesle.

Kerem omuz silkti. “Yer yok.”

Kantinde onlarca boş masa vardı.

Defne buna işaret etti. “Oralar?”

“Onlar sıkıcı.”

Defne derin bir nefes aldı. “Ben de sıkıcıyım.”

“Hayır,” dedi Kerem.

Bu sefer sesi farklıydı.

Daha… ciddi.

Defne başını kaldırdı. Göz göze geldiler.

“Sen kaçıyorsun,” dedi Kerem. “Bu sıkıcı değil.”

“Bu senin yüzünden.”

“Biliyorum.”

Bu kelime, Defne’nin içini garip bir şekilde sarstı.

Sanki ilk kez biri yaptığı şeyi kabul ediyordu.

Ama bu onu daha az sinirlendirmedi.

“Ama umursamıyorsun,” dedi Defne.

Kerem hafifçe başını yana eğdi. “Yanılıyorsun.”

Defne kaşlarını çattı. “Gerçekten mi?”

Kerem cevap vermedi.

Ama bu sefer bakışlarını kaçırdı.

Ders çıkışı hava kararmaya başlamıştı. Gökyüzü griydi, rüzgâr sert esiyordu.

Defne hızlı yürüyordu.

Ama bu sefer arkasından biri gelmedi.

Bu… tuhaftı.

Alışmıştı.

Sürekli tetikte olmaya.

Sürekli izleniyormuş gibi hissetmeye.

Ama şimdi…

Hiçbir şey yoktu.

Bu onu rahatlatmalıydı.

Ama nedense… rahatsız etti.

Sokağın köşesini döndüğünde onu gördü.

Kerem.

Bu sefer gerçekten tesadüf gibiydi.

Ama yalnız değildi.

Karşısında iki adam vardı. Yaşça daha büyük, sert tipli insanlar.

Defne durdu. Fark edilmemek için biraz geri çekildi.

Kerem’in sesi alçaktı ama öfkeliydi.

“Dedim ki, yapmayacağım.”

Adamlardan biri güldü. “Seçeneğin yok.”

Defne’nin kalbi hızlandı.

Bu… onun alıştığı Kerem değildi.

Bu daha gerçekti.

Daha tehlikeli.

“Ben kimsenin köpeği değilim,” dedi Kerem dişlerini sıkarak.

Adam bir adım yaklaştı. “Ama olacaksın.”

Bir anlık sessizlik.

Sonra…

Kerem’in yumruğu havayı yarıp adamın yüzüne indi.

Her şey çok hızlı oldu.

Diğer adam Kerem’i tuttu, sertçe duvara çarptı. Kerem karşılık verdi, dirseğiyle adamın karnına vurdu.

Defne nefesini tuttu.

Bu bir kavga değildi.

Bu… gerçekti.

Hamleler sertti, kontrolsüzdü. Kerem darbe alıyordu ama geri çekilmiyordu.

Sanki kaybedecek hiçbir şeyi yoktu.

Sonunda adamlar geri çekildi.

“Bu daha bitmedi,” dedi biri.

Sonra gittiler.

Kerem duvara yaslandı. Nefesi ağırdı.

Defne farkında olmadan bir adım attı.

Ayak sesi yankılandı.

Kerem başını kaldırdı.

Göz göze geldiler.

Bu sefer kaçmadı.

Ama korku hâlâ oradaydı.

Sadece… artık tek başına değildi.

Kerem hafifçe güldü. Ama bu acı bir gülüştü.

“Yanlış zamanda, yanlış yerde,” dedi.

Defne bir an tereddüt etti.

Sonra sordu:

“Onlar kimdi?”

Kerem cevap vermedi.

Ama bu sefer “boş ver” demedi.

Sadece baktı.

Ve ilk kez…

Gözlerinde korku vardı.

Bölüm sonu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.