İçeriğe geç

Karanlık duvarlar

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Karanlık duvarlar

Bölüm 1

Gölge

Eylül sabahları hep aynı kokardı. Nemli asfalt, yarım kalmış rüyalar ve insanların saklamaya çalıştığı yorgunluk.

Defne, okul kapısından içeri girerken omuzlarını biraz daha içeri çekti. Bu, farkında olmadan yaptığı bir hareketti. Kendini küçültmek, görünmez olmak… belki de korunmanın tek yolu buydu.

Ama bazı insanlar, ne yaparsan yap seni bulurdu.

Koridorun sonunda, dolapların yanında duruyordu. Uzun boyu, rahat tavırları ve etrafında toplanan birkaç kişiyle birlikte… Kerem.

Defne’nin kalbi istemsizce hızlandı.

“Bugün de mi…” diye geçirdi içinden.

Gözlerini yere indirip hızlı adımlarla yürümeye başladı. Plan basitti: görmezden gel, geç git, yokmuş gibi davran.

“Hey.”

Ses, tam arkasından geldi.

Defne durmadı.

“Hey, sana diyorum.”

Bu sefer daha yakındı. Kaçamayacağını anladığında adımları yavaşladı. İçinde ince bir gerginlik dalgası yükseldi.

Kerem önüne geçti.

“Selam bile yok mu?”

Defne başını kaldırmadı. “Geç kalıyorum.”

“Her gün geç kalıyorsun zaten,” dedi Kerem, dudaklarında hafif bir gülümsemeyle. “Alıştım.”

Defne cevap vermedi. Onunla konuşmanın hiçbir şeyi değiştirmediğini öğrenmişti. Aksine, daha kötü yapıyordu.

Yanından geçmeye çalıştı.

Kerem bir adım kaydı, yolunu kapattı.

“Dün verdiğim şeyi yaptın mı?”

Defne’nin kaşları hafifçe çatıldı. “Ne?”

Kerem cebinden buruşturulmuş bir kağıt çıkardı. “Matematik ödevi. Sen yapacaktın.”

“Ben… senin ödevini yapmak zorunda değilim.”

Cümle ağzından çıkar çıkmaz pişman oldu.

Kerem’in gülümsemesi silinmedi ama gözleri değişti. Biraz daha sertleşti.

“Zorunda değilsin,” dedi yavaşça. “Ama yapmak istersin.”

“İstemiyorum.”

Bu sefer sesi daha netti. Kendi bile şaşırdı.

Bir anlık sessizlik oldu.

Koridordaki diğer öğrenciler yavaşladı. Kimse açık açık bakmıyordu ama herkes farkındaydı.

Kerem başını hafifçe yana eğdi. “Cesaret,” diye mırıldandı. “Yeni bir şey.”

Defne’nin kalbi daha hızlı atmaya başladı. “Lütfen çekilir misin?”

Kerem bir adım daha yaklaştı. Aralarındaki mesafe neredeyse yok oldu.

“Benden korkuyorsun,” dedi alçak bir sesle.

Defne gözlerini kaldırdı. İlk kez doğrudan baktı.

“Evet,” dedi.

Cevap beklenmedikti.

Kerem bir an durdu. Sanki söyleyecek bir şey bulamamış gibiydi. Ama sonra omuz silkti.

“İyi,” dedi. “Korkmalısın zaten.”

Yolundan çekildi.

Defne hızlı adımlarla uzaklaştı. Ellerinin titrediğini fark ettiğinde çoktan sınıfa varmıştı.

Ders boyunca hiçbir şey dinleyemedi. Kalemi elinde, deftere boş boş bakıyordu.

Neden böyleydi?

Kerem sadece biri değildi. Onun varlığı… bir baskıydı. Sanki sürekli izleniyormuş gibi hissettiriyordu. Ne zaman nerede karşısına çıkacağı belli değildi.

Ama en kötüsü, bunun bir nedeni yok gibiydi.

Defne ona hiçbir şey yapmamıştı.

Zil çaldığında irkildi.

Herkes dışarı çıkarken Defne yerinde kaldı. Kalabalık dağılsın istiyordu.

Ama planı yine tutmadı.

Kapının yanında, duvara yaslanmış biri vardı.

Kerem.

“Takip mi ediyorsun beni?” dedi Defne, istemeden.

Kerem omuz silkti. “Belki.”

Defne derin bir nefes aldı. “Benden ne istiyorsun?”

Bu soru, uzun zamandır içinde birikmişti.

Kerem bu sefer hemen cevap vermedi.

Gözleri, Defne’nin yüzünde dolaştı. Sanki bir şey arıyormuş gibi.

“Bilmiyorum,” dedi sonunda.

Defne kaşlarını çattı. “Bu bir cevap değil.”

“Biliyorum.”

Sessizlik.

Sonra Kerem hafifçe yaklaştı. Bu seferki adımı tehditkâr değildi… ama Defne yine gerildi.

“Kaçmayı bırak,” dedi.

Defne’nin sesi sert çıktı. “Senden mi?”

“Evet.”

“İmkânsız.”

Kerem hafifçe güldü. Ama bu sefer alaycı değildi.

“Göreceğiz.”

O gün okul çıkışı Defne her zamanki gibi hızlı yürüyordu. Eve ulaşmak, kapıyı kapatmak… dış dünyadan kopmak istiyordu.

Ama arkasındaki ayak seslerini duydu.

Yavaşlamadı.

Sesler hızlandı.

“Defne.”

Durmadı.

Bir el bileğini tuttu.

Defne sertçe döndü. “Bırak!”

Kerem elini çekti ama gözlerini kaçırmadı.

“Konuşmamız lazım.”

“İstemiyorum.”

“Ben istiyorum.”

“Bu bir sebep değil!”

Defne’nin sesi yükselmişti. Nefesi düzensizdi.

Kerem bir an sustu.

Sonra, beklenmedik bir şey yaptı.

Bir adım geri çekildi.

“Tamam,” dedi.

Defne şaşkınlıkla baktı.

“Bugünlük,” diye ekledi Kerem.

Bu cümlede tuhaf bir anlam vardı. Sanki bu sadece bir ara verilmiş bir savaş gibiydi.

Defne bir şey demeden arkasını döndü ve yürüdü.

Ama bu sefer farklı bir şey vardı.

İlk kez…

Kerem onu durdurmamıştı.

O gece Defne yatağında uzanırken tavana baktı.

Korku hâlâ oradaydı.

Ama onun yanında, küçük bir şey daha vardı.

Bir soru.

“Neden?”

Bölüm sonu

3 yorum