3.Kişi Anlatımı;
Gök artık durulmuş,içindeki öfkesini daha fazla insanlara duyurmadan yavaş yavaş göz yaşı akıtıyordu.
Gecenin sonuna gelinmişti,herkes hanedanlığına dönüyordu.Bayraktarlar da gitmişlerdi.
Sadece Sancaktarlar kalmıştı.
Sancaktar ailesinin fertleri gelen arabalarına binmiş ve gitmişti,bir tek Kutluğ V. Sancaktar ve kız arkadaşı salonda oturuyordu.
Kutluğ titrek titrek yağan yağmurun büyük camlara küçük ve oldukça ince bir iz bırakmasına bakıyor,akmayan yağmur taneciklerini gözüne kestiriyordu.
Ama sadece bu yağmur taneciklerine bakmıyordu,bakarken Elvena Bayraktar'ı düşünüyordu.
Elvena'nın gözlerini hayal ediyor,kendi içinde renkleri düşünüyordu.Kahverenginin hangi tonuydu bu?
Ama bunların elbette bir nedeni vardı;göz rengini aramasının,sürekli onu düşünmesinin...
Çünkü daha ilk başında,yani onu gördüğü ilk an içinde tarif edemediği bir şeyler kıpırdamıştı.
O ise ezeli düşmanının yaptığı bu oyunu beğenmesinden ve bir anlık bir hayranlıktan dolayı olduğunu sanıyordu.
Ama bu böyle bir şey değildi,peki ya neydi bu?
Bilmiyordu,tek bildiği şey Elvena Bayraktardan nefret ettiği ve bir gün yeterli kudreti topladığında onu kendi elleriyle geberteceğiydi.
Bunları şimdi düşünmek kolay geliyor ve içini rahatlatıyordu,çünkü bu zamanın çok sonra geleceğini düşünüyordu.
Peki ya Elvena'ya karşı beslediği bu düşmanlık niyeydi?Kendine sürekli hatırlattığı bu düşmanlık.
En çok da bu karmaşa şaşırtıyordu onu.
Çünkü ortada hiçbir şey yoktu aslında.Detaylıca bir sohbet etme,meydan okuma,tanışma yoktu.Sadece bir-iki an birbirlerinin gözlerine keskin keskin bakmışlardı.
Ve ikiside gözlerinin intikam ateşiyle yandığını görmüştü.Bu kadar.
Elvena Bayraktar hâlâ onun düşmanıydı ama henüz bu kadar kin güdecek ya da adlandıramadağı bazı duyguları dile getirecek bir durum yoktu.
Bu yüzden sadece Elvena Bayraktardan hamle beklemeye karar verdi,o ona nasıl kötü gelirse o ona bin katı kötü gelecekti.
Elvena Bayraktar bir Nilüfer çiçeğiyse,bende Nilüfer çiçeğini bile çamurda açamayacak hale getiren zehirli bir otum.Dedi beyninde kendiyle konuşarak.
Bu sırada Vezna Caraesa derin bir nefes aldı.
"Kutluğ..." dedi sesi sinirlenmiş ve bastırmaya çalışıyormuş gibiydi.
Kutluğ yağmur taneciğinin yere düşmesini bekledi.
Bu sırada Vezna derin bir nefes daha aldı."Kutluğ"
Yağmur tanesi yere düşmüştü ve Kutluğ sakince Vezna'ya döndü.
Döndüğünde Vezna'nın oldukça dik,kaşları çatılmış omuzları gerilmiş ve keskin bakışlarla olduğunu gördü.
Elvena Bayraktar kadar sert ve düşmanca bir bakış değildi,sevdiğine darılmak gibi bir bakıştı bu.
Kutluğ,"Ne oldu Vezna,iyi misin?"
Vezna kafasını olumsuz salladı ve gözlerini keskinleştirdi.
"Bu ilişkide her şey akıla,mantığa uygun olacak diye bir söz vermiştik birbirimize..."
Kutluğ kafasını salladı,yönünü biraz daha Vezna'ya çevirdi.
Vezna kafasını biraz daha ona döndürdü ve konuşmasına devam etti,"Peki ya bugün yaptığın şey buna uygun muydu?"
Kutluğ hafızasını yokladı ve bir şey bulamadı.
"Ney?" Dedi kaşlarını hafifçe çatarak.
Koskoca salonda bir tek o ikisi vardı ve titrek bir ışığın altında konuşuyorlardı.
Yavuz Baybars buradan giderken mekanı Kutluğ'a emanet etmişti çünkü Kutluğ'un halletmesi gereken işler vardı.
Vezna derin bir nefes aldı ışığa daha çok yaklaştı."Elvena Bayraktar denilen o kadınla ilk başta dans etmen,sonrasında gecenin bir körü onunla dip dibe konuşman"
İç çekti ve sinirli bir gülümsemeyle Kutluğ'un suratına baktı.
Kutluğ,başka tarafa baktı ve kafasını tekrar ona çevirdi.Sonra gözlerini yavaşça kırptı,önündeki şaraptan yudum alarak konuştu.
"Kıskançlık mı yapıyorsun?İlk kıskançlığın demek..." dedi,birkaç aydır ilişki içerisinde olduğu kadın hiç onu kıskanmamıştı.
Vezna'nın gülümsemesi yüzünden yavaşça silindi."Kıskandım,evet ilk kıskançlığım.Ve akıla mantığa uygun bir şey yaparak şuan bunu dile getiriyorum..."
Gözlerini daha da keskinleştirdi."Ve birdahada kıskanmak istemiyorum"
Kutluğ şarabını masaya bıraktı,Vezna ona kafa tutamazdı.Ve geneldede böyle konuşmalara girmezdi,Kutluğda bu yüzden onunla aynı şartlara sahipmiş gibi konuşmaya başladı.
"Kıskanmış olman kıskanılacak bir durum yaptığım anlamına gelmiyor,salondaki kadınlardan biri bana bakar kıskanırsın..."
Derin bir nefes aldı ve o ışıktan biraz daha geri çekildi.
"Ama o kadın benim düşmanım,hayatımda en nefret ettiğim insan."
Vezna tekrar gülümsedi ve Kutluğ'a doğru olan yönünü değiştirip dümdüz oturdu,camlara baktı.
Sonra konuştu,"Kutluğ ben sevmedim o kadını,bundan sonrada dışarılarda konuşmanızı istemiyorum.Tamam mı?"
Kutluğ da yönünü değiştirdi ve şaraptan bir yudum daha aldı.
Anlam veremiyordu,o daha önce Vezna'yı kıskanmamıştı çünkü onu bu kadar yakın görmemişti.Şimdide bu tepki garibine gidiyordu.
"İşimi kısıtlayamazsın Vezna,ama o kadınla birdaha tek başıma konuşma gibi bir durumum olmayacak,bunu bil o yeterli"
Bu sırada Tufan Alaşan içeri girdi,yağmurdan dolayı saçları ıslanmıştı.Saçlarını hafifçe salladı.
"Araba hazır,buradaki işlerde tamam.Gidelim isterseniz"
Vezna hızla ayağa kalktı ve sert adımlarla yürümeye başladı.
Kutluğ derin bir nefes aldı,"Vezna,nereye çıkıyorsun böyle?Masada kaldı ceketin"
Vezna arkasına baktı ve ceketi inceledi sonra kafasını olumsuz sallayarak sertçe konuştu.
"Giymek zorunda değilim,giymeyeceğim"
Kutluğ derin bir nefes aldı,Vezna'ya değer veriyordu ve tabii ki üşümesini istemezdi.Ama bu değer 'sevdalı olan' insanın verdiği değer gibi değildi.
Kendine yakın gördüğü bir arkadaşı,belkide arkadaşından biraz daha yakın birine verdiği değerdi.
Derin bir nefes aldı ve konuştu.
"Vezna üşüyeceksin,bak soğuk.Lose Angeles'e benzemiyor burası"
Vezna derin bir nefes aldı.
Geriye döndü,"Keşke Los Angeles'a geri dönsem" dedi ceketini alarak.
Bu sırada Kutluğ kaşlarını çattı,değer verdiği biri onu görmek için gelmişti ama şimdide geri gitmek istiyordu.
İkiside yürüyerek Tufo'nun yanına gitmeye başladılar.
Kutluğ,"O ne demek?Yanıma gelmekten rahatsız oldun demek mi?"
"Lose Angeles'ta böyle değildik,istediğimiz gibi hareket edebiliyorduk ama şimdi baksana..." dedi ve derin bir nefes aldı.
Dişlerini sıktı,ceketini üstüne giyerek konuştu.
"Aptal bir düşmanın var ve onunla uğraşıyorsun,ne zaman eskisi gibi olacak?"
Kutluğ yutkundu,aptal değildi Elvena.Hem de hiç aptal değildi.
Derin bir nefes aldı,"Yoğun olan işlerimin bitmesine az kaldı,sonra bizim burayı daha detaylı tanıtacağım sana.Gönlünce gezeceksin"
Vezna derin bir nefes aldı,"Elvena denen kadın ile mi işin var?Öyleyse gerçekten sormayacağım başka bir işini"
Kutluğ iç çekti,"Takıldın bir Elvena'ya,abartma"
Tufan sırıttı,biliyordu.Her şeyi anlıyordu o.
İkisi içinde bir şemsiye çıkarttı,yavaşça arabaya geldiler.Tufan ikisininde kapısını açtı ve girdiler.
Bu sırada Kutluğ Tufan'a baktı."Elvena Bayraktar'ın hayatını tam olarak biliyor musun?"
Tufan kafasını salladı,elbette.Tufan her şeyi bilirdi.
"Abartılacak bir şey yoksa neden benim erkek arkadaşım yakın arkadaşıyla başka bir kadın hakkında konuşuyor" dedi Vezna
Kutluğ iç çekti ve cama baktı.
"Vezna böyle değişik şeyler imâ etmeye devam edersen daha önce görmediğin buz tarafımla karşılaşacaksın"
Vezna aklından zaten öylesin gibi bir düşünce geçirsede sessizleşti.
Tufan biraz sonra Vezna'yı otelinin önüne bıraktı,bir koruma Vezna'yı otelin önünden alıp odasına kadar götürdü.
Tufan ile İkisi birbirine baktı,o sırada şimşek çaktı.
...
Elvena'nın Anlatımı;
O an bir şimşek sesi duydum,can yakıcıydı.Hemde çok.
Odamdaydım,yatağımdaydım ama rahat değildim.Sanki bir şeyler beni dışarıya itiyor gibiydi.
Bu duyguyu Viran Sancaktar beni Nilüfer çiçeğine benzettiğinden beri yaşıyordum.Kalbim garip garip çarpıyordu.
Belki de hava almam gerekti,saat gecenin körüydü.Gidemezdim.
Uyumamda lazımdı,Yavuz'a masada konuşulan antlaşma için birkaç soru soracak,bir şeylerden bahsedecektim.
Ama uyuyamıyordumda,bu sırada bir ay önce bıraktığım psikiyatri ilaçlarım aklıma geldi,bir krizin eşiğindeyken kullandığım uyutma hapı vardı.
Şuan öyle krizlerim pek olmuyordu,yoğun hayatımdan yaşadığım o iğrenç şeyi unutuyordum...
Çocuk Elvena neler yaşamıştı öyle.
Derin bir nefes aldım,o olayı hatırlamayacaktım.Hızlıca bir su kaptım ve ilacı içtim.
Yatağa oturdum,ve öylece durdum.İlk önce vücudum yavaş yavaş esniyordu.Biraz daha esnedi ve biraz daha.
Sanki ruhum bedenden çıkıyormuş gibi bir his uyandırıyordu,aynı zamandada beni rahatlatıyordu.Yavaş yavaş bütün bedenime gelen bu histen sonra uyuşmuş ve gözlerimi kapatmıştım.
Ve gözlerimi açtığımda etrafa baktım,sanki hiç uyumamış gibiydim.Ama bu ilacın yan etkiside buydu,yavaş yavaş kendimi yıpratmadan ayağa kalktım.
Üzerime siyah röpteşambırımı giyip ayaklarıma terliklerimi soktum,kahve makinesine bastım ve kahvemi aldım.
Yavaş yavaş yürüyerek koltuğuma geçtim.
Hava her zaman ki gibi karanlığı üzerinde bırakmış ama o karanlık ondan silinmek istemiyormuş gibiydi.
Yağmur damlaları hafif hafif camlara düşüyor,sabahın soğuğu insanların içlerine kadar giriyordu.
Ama saati hâlâ kestiremiyordum duvardaki saate baktığımda 6.40'dı.
Derin bir nefes aldım.
Ayağa kalktım.
Yüzümü duruladım,üzerime annemlerin hazırlamış olduğu şeyleri giydim.Düzelmiş olan cildime sadece allık ve ruj sürmüştüm.
Son adım olarak saçlarımı açtım.
Yatağımı düzelttim ve gece lambamı kapattım,kapı çaldı.Her zaman ki gibi Melek gelmişti.
"Gir" dediğimde Melek içeri girdi.
Yüzü dupduru,içinde kelebekler varmış gibi biriydi Melek.Benim gibi gece uyumak için abuk subuk ilaçlar içmiyordu...
Hele ki çocuk Elvena'nın yaşadığı o iğrenç şeyleri hiç yaşamamıştı.
"Efendim yemeğe inmeniz için geldim"
Tebessüm ettim."Sen in Melekciğim geleceğim"
O da tebessüm ederek çıktı,saçımı düzelttim ve aşağıya indim.
İnerken koridorlarda bir sessizlik hâkimdi,ama hole geldiğimde abimler ve annemlerin sohbet ettiğini gördüm.
"Günaydın" dedim abim gülümseyerek.
"Günaydın" dedim.
Aran ile Karan yanıma geldiler ve koluma girdiler,"Liderimiz canımız..."
Güldüm,bir şey isteyeceklerdi kesin.
"Evet neler oluyor?"
Aran,"Biz bugün işten erken çıksak"
"Ha sizin işlerinizede ben bakayım yani,bak bak lidere yapılan şeye bak"
Yengem güldü.
Aran,"Biriyle randevum var,lütfen"
İç çektim."Şaşırdım mı?Peki ya sen?" Dedim Karan'a dönerek.
Tebessüm etti ve üstünü düzeltti.
Kaşlarımı çattım ona doğru geldim,"Ne o sende mi randevuya gidiyorsun?"
Kaşlarını çattığında abim kahkaha attı,yani böyle işleri en son Karandan duyardık ama Aran ile aynı zamanda çıkması garip gelmişti.
Abim keyifle gülerken Karan açıklama yapmaya çalıştı."Teessüf ederim yani,benim toplantıya girmem lazım,sende benim yerime fabrikaya gitsen olur mu?"
Fabrika.
Bizim biraz uzakta olan bir fabrikamız vardı,burada birçok önemli mühimmat üretilirdi.Ama üretilmenin yanı sıra burada bir çok mühimmat yakılırdı.
Babam hırslı bir adamdı ve sevmediği her şeyin sonunun gelmesini isterdi,mühimmatlar
gibi yakılmasını...
Bizim en önemli malzemelerimizin olduğu yerdi burası.
Kafamı salladım,bunları kabul etmem lazımdı.
"Tamamdır"
Biraz sonra babamlarda geldi ve babamla başlara geçtik,ikimizde oturduğumuzda diğerleride oturdu.
Melek bana kahve getirdi ve onu içtim,arada bir de tabağımdaki salataları kemiriyordum.
Babama döndüm,"Ben bugün geç geleceğim"
Babam zehir gözlerini bana çevirdi,ama ben ondan korkmuyordum.Zaten o da beni korkutmak istemiyordu.
Hafifçe kaşlarını çattı,"Niçin?"
"Bazı işlerimi biriktirmiştim onlar için"
Kafasını salladı ve iç çekti,"Yemekte olmayacaksın yani"
Tebessüm ettim,babam beni sevdiğini böyle cümlelerle belli ederdi.Eskiden ise dokunarak,öperek.
Ama şimdi bir liderdim ve sınırlarını çizmişti.
Annem kaşını kaldırdı,değişik bir gülüşle konuştu."Ne olacak yani?"
"Bir şey olduğu yok canımda,Elvena uzun zamandır yemeklerden ayrılmazdı,boş olacak onun için"
Annem babamın eline elini koydu."Merak etme ben onun yerinede konuşurum"
Babam tebessüm etti ve sonra bana bakıp geri yemeğine döndü.
Biraz sonra yemek bitmişti ve herkes ayağa kalktı,mantolarımızı giydik.Korumalar ellerinde şemsiyelerle babamları arabalarına bindirdiler.
Yalçında benim için gelmişti,ama bir gariplik vardı.Bana kaşlarını çatarak,gülmeden bakıyordu.
Yutkundum,Yalçın bunu bana en son çocukken falan yapmıştı...
Biraz sonra beni arabaya bindirdi,şemsiyeyi kapattı ve kendiside girdi.
Bir-iki dakikalık sessizlikten sonra konuştum.
"Yakışıklı adam,benimle niçin konuşmuyorsun?" Dalgaya vurmak istemiştim.
Yutkundu ve bana döndü,tek eliyle araba sürüyor ve yüzünde acı bir ifade vardı.
"Elvena sen dün gece kriz mi geçirdin?"
Yutkundum,hayır.Krizlerim en son bir ay önce bitmişti.
Kafamı olumsuz salladığımda tekrar konuştu.
"Gece lamban açıktı,sen kriz geçirip ilaç içtiğinde gece lambasını açık bırakırsın"
Yutkundum,bunu annemler anlamamışken Yalçın anlamıştı.
Gözlerimi ondan ayırdım ve arabanın camına düşen yağmur damlalarına bakarak konuştum,"İçim daraldı,uyuyamadım ve bir hapımı içtim"
İç çekti ve o da bakışlarını yola çevirdi,arabayı sakince kullanarak."Elvena belkide bir kriz geçirecektin,ondan için daraldı.Sadece hafiflediği için böyle bir etkisi olamaz mı?"
Kafamı salladım,belkide olabilirdi.
"Bundan sonra böyle bir şey olmadan beni ara,olur mu?"
Kafamı salladım.
Ve yutkunarak suratıma baktı,"Özür dilerim ama...o gün yine aklına geldi mi?"
O lanet gün.
Yutkundum."Gelecek gibi oldu...gelmedi"
Tekrar iç çekti ve konuşmayı bıraktık,biraz sonra Yavuz'un şirketine gelmiştik.
Yalçın arabadan indi ve şemsiyeyi açarak beni indirdi.Gelmiştik ama Yalçın yanımdan ayrılmamıştı,şirkette beni gören çalışanlar ayağa kalkmıştı.
Yavuz çalışanlarını iyi yetiştirmişti demek.
Bu sırada Yavuza haber gitmiş olacaktı ki şirketin orta yerine gelip beni buldu.
"Oo benim güzel arkadaşım,geleceğinden haberim olsaydı neler hazırlatırdım"
Tebessüm ettim.
Çalışanlar bana baktı ve sonra kafalarını yere eğdiler.
Yavuz,"Gel benim odama geçelim,Yalçın sende"
Yalçın kafasını olumsuz salladı,"Elvena sende"
Dedi ve gitti,Yavuz'un odasına girdik.
Beni baş köşeye oturttu ve kendisi bana en yakın yere oturdu.
"Evet Elvena,ne oldu?"
Yutkundum ve iç çektim."Masada konuşulan antlaşma hakkında Kardar ve Kutluğ ile konuştunuz mu?"
Düşünür gibi oldu ve sonra bana dönerek kafasını olumsuz salladı,demek ki sevkiyat işini bu kadar mühim bulmamışlardı.
Yutkundum,"Senden tek istediğim şey onlar bu antlaşma konusunu tekrar açana dek sen açma"
Yutkundu."Ama niçin?Orada sözler verildi"
Sonra durdu durdu ve gözlerimin içine baktı,aynı anda ikimizde tebessüm ettik ve sonra konuştu.
"Birdaha mı sevkiyat patlatacaksın?"
Gözlerimi ondan ayırarak gülümsediğimi görünce ıslık çaldı.
"Gerçekten vay anasını be!Korkusuz Bayraktar"
Güldüm."Seni uyarmama gerek yok ama sakın başka bir yerde ağzından kaçırma"
"Söylemene dahi gerek yok" dediğinde rahatlamıştım.
Bu sırada kapı çaldı ve kahveler geldi,kahevlerden yudum alırken Yalçın yutkundu.
Gözlerini bana doğru çevirdi ve bende ona döndüm.
"Bilirsin Sancaktar ailesiyle dostluğum var ve onlar hakkında sana bir şey söylemem"
Kafamı salladım,gerçekten Yalçın bu dengeyi çok iyi oturtabiliyordu.Ve bu benim hoşuma gidiyordu.
Çünkü ben çoğu zaman liderlerin ilişkilerini bile unuttup saçmalayabiliyordum.
"Ama Kardar çok büyük dostum olmadığı için sana bir şey anlatacağım..."
Kulaklarımı havaya diktim.
"Aslında Kardar bu antlaşma işini tekrar konuşmak istedi,bunu bana açıkça belli etti.Ama Kutluğ bunun önünü kesti,yani nedenini anlamadığım bir şekilde istemedi"
Viran mı istememişti?Ama niçin istememişti ki.Bir çıkarı vardı heralde.Olmasa düşmanının neden paçasını kurtarsın ki?
Derin bir nefes aldım ve kahvemden bir yudum aldım.
"Sence niçin?"
Gözlerini yere çevirdi."Kutluğ son günlerde çok düşünüyor,harekete geçecek ama ne için ve ne zaman olduğunu bana bile söylemiyor"
İç çektim,Viran Sancaktar'ın planı belkide bizim içindi,benimde bir şeyler bulmam gerekirdi.Bomboş duramazdım sonuçta.
Bu sırada saatime baktım,toplantıya girmem,birkaç dosya ayarlamam ve Aran ile Karan'ın işlerini halletmem lazımdı.
Son yudumuda içip ayağa kalktığımda Yavuz dikleşti."Nereye?"
"Görüşürüz!" Ve çıktım.
...
3.Kişi Anlatımı;
Sancaktar hanedanlığındaki herkes iş yerlerine gitmiş,birkaç kadın hanedanlıkta kalmıştı.
Kutluğ V. Sancaktar şirketteki odasındaydı,mükemmel bir şirketti.
Kimse ses çıkarmıyor,herkes işinde ve bir düzenlikle ilerliyordu.
Kutluğ V. Toplantıdan çıkmıştı,bu toplantı aile toplantısıydı.Çok gizli şeyler konuşulmuştu,hatta çoğunluğu Bayraktarlar hakkındaydı.
Bitirici planları vardı,acımasız planlar...
Bu sırada Kutluğ V. ayağa kalktı ve kasayı açtı,şirketindeki kasanın içinde birkaç belge vardı.Ama Elvena Bayraktar'ın kolyeside duruyordu.
Kolyeyi aldı,yerine geri oturdu ve kokladı.Çok güzel kokuyordu çok...
Bu sırada kapı çaldı.
Kutluğ,"Gel" dedi soğuk ve can alıcı sesiyle.
Kapı açıldı ve Tufo içeri girdi,kapıyı kapattı.Kutluğ'un önüne geldi.
Kutluğ,"Ne oldu Tufo?"
Tufo yutkundu,"Senden izin almamı istediler..."
"Gece ailecek bir yemeğe çıkacakmışsınız,bir planın var mı diyorlar?"
Kutluğ yutkundu ve ajandasını gözden geçirdi,plansız iş yapmazdı.Ve evet bugün bir işi yoktu,gidebilirlerdi.
Kafasını salladı."Planım yok"
Tufo tam gidecekti ki durdurdu."Tufo,yanıma gelsene"
Tufo sakin adımlarla yanına doğru yürüdü,Kutluğ elindeki kolyeyi kaldırdı.Tufo kaşlarını çattı.
"Bana bu zincirin demir halinden bir yüzük yapılmasını istiyorum"
Tufo yutkundu.
Kutluğ referans için telefonunu çıkarttı ve bir görsel gösterdi.
"Bu fotoğrafta olduğu gibi hafif üçgenimsi,önde bu aya benzer renkte bir taş.İki yanda Nilüfer çiçeği,aşağılarında zambak çiçekleri"
Tufo inceledi,biraz daha inceledi ve sonra kafasını salladı.
"Ben hana gidip bunu yaptırırım,görüntüyü at sen bana"
Han;Hanlarda kolyeler,yüzükler,küpeler çizilir,yapılır ve sonra hayata geçirilirdi.Sancaktar aileside çoğu han tarafından tanınan bir aileydi.
Bu yüzden Tufo dilediği gibi iş yaptırabilirdi.
Bu sırada Tufo Kutluğ'a döndü,Kutluğ anlamıştı.Kime olduğunu soracaktı.
Yutkundu,gözleri yeri buldu."Tufo bu konuyla alakalı bana bir şey sormanı istemiyorum,sadece bu yüzüğü yaptırdıktan sonra Varyendeki evimin kasasına koyacağım"
Varyen;Varyen buradan uzakta,büyük tepelerin,hayvanların olduğu yerdi.Orada hep kar olur,gün çok geç doğar ve kimse yaşamazdı.
Bir tek Kutluğ'un evi vardı,ve bu ev odundan bir evdi.Dağ evine benzer,büyük bir evdi.Bu evin yan taraflarında kocaman ağaçlar,önü çevrili,Tufonun durması için bir küçük kulübe vardı.
Bu yerden biraz daha yükseklere gidildiğinde Velkarn vardı,Velkarn insanların yaşadığı tatil köyü gibi bir yerdi ama orasıda çok soğuktu.
Ve Tufo Kutluğ'un bu isteğine şaşırdı,Varyen Kutluğ'un en güvendiği yerdi.Kimse orayı bilmiyordu ve oradaki kasayıda bilmiyordu.
Kutluğ'un o kasasının içinde çok önemli şeyler vardı ve şimdi niçin bu yüzük o önemli yerde olacaktı ki?...
Kutluğ bu yüzüğü Elvena için yaptırmıştı,ve bilmek istemiyordu ama o onun için önemli kasadan daha önemli bir yere sahipti.
Şuanda onu sadece bir düşman diye görüyordu,ama her şeyi zaman gösterecekti...
Bu sırada konuştu,"Halledersin"
Tufo kafasını salladı,"Halledip koyarım,akşama bitmiş olur zaten"
...
Elvena'nın Anlatımı;
Akşam yavaş yavaş çökerken gökyüzü, turuncudan mora, oradan da koyu laciverte doğru ağır ağır akıyordu.
Ben son işim olan fabrika kontrolü sağlama işine gelmiştim.
Güneşin son ışıkları, fabrikanın devasa camlarına vurup kırılıyor; içeriye solgun, altın rengi bir yansıma bırakıyordu. Hava serinlemişti, rüzgâr hafifçe esiyor ve boş araziden ürpertici sesler çıkıyordu.
Fabrikanın önünde durduğumda,karşımdaki fabrika neredeyse bir şehir gibiydi.Yüksek bacalar gökyüzünün ortasında adeta deliyormuş gibi yükseliyordu.
Burası sadece bir fabrika değil;Bayraktar hanedanlığının emeğinin,hırsının ve hayallerinin somutlaşmış haliydi.
Yanıma Yalçın ve iki müfettişi aldım,burası için sadece nasıl olduğuna bakmak gibi bir planım yoktu.Sancaktarların bizim üzerimize hazırlayacak oldukları planı burası üzerinden yürütmeyi planlıyordum.
Ağır adımlarla kapıya doğru ilerledim.Topuklularımın zemine vuruşu,sessizlikte yankılanıyordu.Yalçın büyük demir kapıyı ittiğinde,kapı yavaşça açıldı.İceriden soğuk,metal bir koku burnuma nüfuz etti.
İçerisi loştu;makineler kocaman ve birçok çalışan bu makinelerdeki kontrolleri sağlıyorlardı.
Adımımı içeri attığımda,sanki başka bir dünyaya geçmiş gibiydim.Gün ışığı arkamda kalmış,yerini makinelerle dolu bir sessizlik almıştı.
Dev makineler,uzun bantlar ve yüksek raflar karanlığın içinde kayboluyordu.
Korkutucu ama insana kontrolün kendisinde olduğunu hatırlatacak kadar muhteşem bir yerdi burası.
Beni gören çalışanlar dizildiler,bu sırada fabrika yöneticisi olan Kamelya Hanım hızlıca yanıma geldi.Bana selam verip önümde eğildi ve elini arkasına uzattı.
Onunla birlikte yürüdük ve konuşmaya başladı;
"Hoşgeldiniz efendim,burada her şey mükemmel ilerliyor.İsterseniz birkaç makineyi test edelim"
Kafamı olumsuz salladım."İstemiyorum..."
Yalçın kaşlarını çattı ve niçin geldik gibi bir bakış attı.
Yutkundum."Burası Bayraktar Hanedanlığının en kudretli yeri,değil mi?"
"Bütün ölçümlere göre öyle efendim"
Ve o an gülümsedim,Viran Sancaktar'ın hedefi tabii ki burasıdır.Kendisinin gücü gibi büyük bir zafer istiyordu.
"İki müfettişim bütün makineleri kontrol edecek,nerede eksik var onlara söyleyin.Bütün yakıcı malzemeler,ateş vericiler,ağır silahlar bu fabrikada bulunacak"
"Yalçın bey her şeyi buraya getirecek,ona yardımcı olmanızı istiyorum"
Yalçın yutkundu,Kamelya Hanım kafasını salladı."Elbette efendim"
"Biz Yalçın beyle buradan ayrılıyoruz,müfettiş arkadaşlarıma yardımcı olun" dedim ve Yalçın ile birlikte geriye döndük.
Yalçın gözlerimin içine baktı,benden bir şeyleri öğrenmek istiyordu.Ona sessiz olması için işaret yaptım.
Biraz sonra görkemli kapı tekrar açıldı,yağmur başlamıştı.Yalçın şemsiyeyi çıkarttı bana doğru tuttu ve arabaya doğru geldik.
Kapımı açtı,şemsiyeyi kapattı ve suyu akıtarak arabaya bindi.
Sakin bir şekilde sürmeye başladı ve konuştu;
"Elvena,niçin bütün önemli şeyleri buraya getiriyoruz?Aklında ne var benim canım arkadaşım"
Gözlerimi ona döndürdüm ve iç çektim.
"Yavuz ile konuşmalarımızdan çıkarttığıma göre Sancaktarlar fabrikaya saldıracak"
Gözleri kocaman açıldı,arabayı durdurdu ve yönünü tamamen bana döndürdü.
"Elvena emin misin?Bu fabrika her şeyiniz"
Kafamı salladım ve derin bir nefes aldım,"Ön sezilerimde yanılmam,bunu bizimkilere söylemeyeceğim ama sanki savaş başlıyormuş gibi bir hazırlık istiyorum senden"
Kafasını salladı ve arabayı sürmeye devam etti,Yalçın bana çok güvenirdi ve emin olduğumu anlayınca hazırlık yapmayı kabul etti.
Biraz sonra şehire gelmiştik.
Ama yüreğime bir ateş düşmüştü,nefes alamadım ve kalbime vurdum.Bunu anlayan Yalçın camları açtı.
"Atakların başlamadan o ilacı içmeyecektin işte,sakin ol yan tarafta su var"
Suyu içtim ve derin bir nefes almaya çalıştım.
"Daraldım Yalçın..."
Yalçın yutkundu."Hanedana dönmüyoruz o zaman,zaten yemek saati geçti.Bir yerlere gidelim ha?"
Bu fikiri onaylayabilirdim,evden uzak durmak bana iyi gelecekti.
Kafamı salladım,"Nereye gideceğiz,kıyafetim uygun olsun"
Gülümsedi,ve beni süzdü."Kıyafetin her yere uygun,hem yemek yenen hemde insanların eğlendiği bir yere götüreceğim seni"
Kafamı salladım,saate baktığımda gece on buçuk olduğunu gördüm.Bugünden beri epey şeyle uğraşmıştım.
Biraz sonra Yalçın'ın dediği yere gelmiştik,dışı çok güzel duruyordu.Işıl ışıl ve sade.
Yalçın arabayı durdurdu beni indirdi ve şemsiye çıkarıp mekana doğru ilerledik.Beni gören görevliler ve korumalar selam verdiler,bende selamlarını aldım.
Biraz sonra benim için en görkemli,en sade ve insanlardan uzak masanın hazırlandığını gördüm.Yalçın yaptırmıştı,gülümsedim o da gülümsedi ve göz kırptı.
Bir görevli yanımıza geldi."Hoşgeldiniz efendim,mantonuzu alayım"
Mantomu aldı ve geri çekildi."Bir arzunuz,isteğiniz var mı?"
"Şarap olabilir,büyük bir şarap istiyorum masaya"
Kafasını salladı ve geri çekildi,koltuğa oturdum ve Yalçında karşıma oturdu.
"Evdekiler sana çok iş yıktı bugün ha?"
Kafamı salladım."Baya yoruldum,zaten Sancaktarlar ile ilgili bir şey duymak beni ruhen yoruyor..."
Gülümsedi ve telefonuna baktı.
"Ruhen yorulmanı istemem ama Sancaktar ailesi bugün bir yemeğe çıkmışlar ve bu civarlarda bir mekandalar"
Göz devirdim ve gülümsedim.Biraz sonra şarap gelmişti,getiren adam oldukça iyi giyinişli,işinin ehli olduğu belli bir adamdı.
Şarap bardaklarını önümüze koydu ve güzelce şarapları içine boşalttı,bana başıyla selam verip çıktı.
Şaraptan yudum aldım.
Bu sırada Yalçın telefonunu aldı,"Ben fabrika işi için ekiple konuşma yapacağım,bazı mühimmatları başka yerlere taşıyacağız.Onlara anlattıktan sonra yanına geri gelirim"
Ayağa kalktı ve,"Keyfine bak"
Kafamı salladım,"Hallet bu işi Yalçın başkan!"
Güldü ve ilerledi.
Hafif şarkılar eşliğinde şarabımı yudumluyordum ve bu beni o kadar rahatlatıyordu ki.
Yarım saat geçmişti bu sırada gözüm kapıya doğru gitti,Yalçın geliyordu ama bu sırada ortadan kayboldu.
Bazı yerlere baktım ama hiçbir şey görememiştim,kesin masalardan birinde tanıdık görmüş ve bu yüzden gelememişti.
Bi yarım saat daha geçtikten sonra Yalçın'ı gördüm,Yalçın beni süzdü ve yutkundu.
Yavaş adımlarla yanıma geldi,kaşlarımı çattım.Kulağıme eğildi ve saçlarımla ağzını kapattı.
"Rus yeraltı mafyası Alexei Maksim Vsvledov seninle görüşmek istiyor..." geri çekildi ve elini bir masaya doğru uzattı.
Elini uzattığı masaya doğru baktığımda yanında iki tane koruma olan Vsvledov'u gördüm.
Saçları adeta bir gün ışığı gibi sapsarı,gözleri masmaviydi.Kirpikleri seyrek seyrekti ve kaşlarıda sarı olduğundan çok gözükmüyordu.
Ten rengi bembeyazdı,vücudu ise kaslıydı.Kollarının iriliğinden kasları belli oluyordu.
Masmavi bir gömlek ve siyah keten bir pantolon giymişti.Gömlek göz rengini daha çok ortaya çıkartmıştı.
Vsvledov ile gözlerimiz birbirimizi bulduğunda bana hafifçe tebessüm etti ve elini hafifçe havaya kaldırdı.
Selamını başımla aldım ve Yalçın'a döndüm."Gelsin"
Yalçın yanına gitti ve konuştuktan sonra Vsvledov'un korumaları ile kendisi masama doğru geldi.
Vsvledov'u masaya bırakıp kendileri çıktılar.
Ben ise Vsvledov geldiğinde ayağa kalkmamıştım,çünkü ondan daha üstün olduğumu biliyordum.
Oturmak için durduğunda şarabımdan bir yudum aldım.
Yalçın'a döndüm ve göz kırptım,anladı ve dışarıya çıktı.
Ben otur emri verene kadar Vsvledov böyle duracaktı.
Yutkundum,"Oturun"
Yavaşça oturdu.
Şarabı içmesi için uzattım,bardağına şarap doldurdu ve iç çekti.
"Ne için görüşmek istemiştiniz Vsvledov?" Dediğimde gülümsemesine hâlâ devam etti.
Sonra beni süzdü ve konuşmaya başladı.
"Görüşmek istememin sebebi başarınız Bayraktar"
Türkçesi vardı ama arada aksanı kayıyordu ve bu onu tatlı gösteriyordu.
"Rusya'nın en çok yatırım yapan yabancı mafyasısınız,işleriniz mükemmel ilerliyor ama ülkeme göre biraz eksiğiniz var"
Beni bu kadar övüp övüp sonrasında eksiğim olduğunu söylemişti.Hemde Rusyada.
Güldüm ve saçımı geriye attım,"Ne eksiğim varmış?"
"Sancaktarlar Rusya bölgesini çoktan ele geçirdi,ama siz daha yeni yeni bu işe başladınız"
Ciddileştim ve yutkundum.İş Sancaktarsa ciddi olmak gerekirdi.
"Peki ya siz niçin bana bunu söylüyorsunuz?"
Gülümsedi,"Çünkü Sancaktarlardan nefret ediyorum,ve evet.Sizde nefret ediyorsunuz,eğer biraz sonra yapacağım anlaşmayı kabul ederseniz..."
Yutkundu,"Rusyanın en iyisi olacaksınız"
Kaşlarımı çattım.
"Rusyanın en iyisi olmak istemez misiniz Vsvledov?Bana niçin bunu sunuyorsunuz"
Oturuşunu düzeltti ve şaraptan bir yudum aldı,sonra gözlerimin içine daha derin baktı.
"Elbette benimde sizden faydalanacağım şeyler olacak"
Güldüm,bu açık sözlülüğünü çok sevmiştim.Ben gülünce o da güldü ve sonra konuştu
"Niçin güldünüz?"
"Açık sözlülüğün hoşuma gitti Vsvledov,bana antlaşmanı sun?"
Yutkundu."Rusyada istediğiniz her şeyi yapabilme özgürlüğü veriyorum,istediğiniz her şeyi.Sizde bunun karşılığında birkaç sevkiyatımın önünü açacaksınız o kadar"
Bana bu kadar büyük bir iyilik yapıp kendisine az bir iyilik istemesi Türkiyede çok fazla bir rolü olmamasından kaynaklanıyordu.
Bu fikir güzeldi,Vsvledovda gayet açık sözlülükle bana gelmişti.
Yutkundum."Ortaklık teklif ediyorsun yani?"
Gülümsedi,"Teklifleri sen yaparsın,ben kabul ederim o kadar"
Türkçeyi çok iyi bilmemesine rağmen flörtleşir bir havası vardı ve ağzı iyi laf yapıyordu.
İyi bir lider olmasından kaynaklanıyordu.
Bende gülümsememe engel olamadım,"Ortağımsın o zaman Vsvledov"
"Şeref duyarım,ilk isteğin nedir Bayraktar?"
Düşünür gibi yaptım ve güldüm,"Tabii ki Sancaktarların hükmünü azaltmanı istiyorum"
Kafasını salladı,"Git gide Rusyadan silinecekler,şüphen olmasın Bayraktar"
Sonra şarap bardağını kaldırdı,bende kaldırdım.
"Ortaklığımıza"
Ben kadeh tokuşturduk,gülümsedim.
Mükemmel bir antlaşma yapmıştım,bir taşla iki kuş vuracaktım.
Bu sırada Vsvledov telefonunu çıkarttı.
"Her ülkenin liderlerinin numarası mevcut,seninkini daha almamıştım.Lütfen yazar mısın?"
Kafamı salladım,telefonu bana uzattığında aldım ve numaramı girdim ve sonrasında telefonu ona uzattım.
Bana baktı ve gülümsedi,sonra telefonunu kapattı.
Eğer ben değilde başka biri olsaydı şuan bu hareketlerinden etkilenmiş olabilirdi.
"Uzun bir süre Türkiyedeyim,ihtiyacın olursa her zaman arayabilirsin"
Kafamı salladım,"Sende öyle Vsvledov"
"İzninle" dedi ve ayağa kalktı.
Sonra yutkundu,"Yanında daha fazla oturmak isterdim...başka sefere ortaklığımız adına bir yemek yeriz ve isteğimi gideririm ha?"
Dudağımı birbirine bastırarak gülümsememi engelledim,kafamı onaylarcasına sallandım.
"İyi geceler"
Ve tekrar kocaman gülümseyip uzaklaştı.
Bende gülümsememe engel olamadım,biraz sonra Yalçın gelmişti.
Karşıma oturdu."Niye sürekli gülüp durdun?"
Bizi izlemişti,zaten küçüklükten beri beni biriyle yalnız bırakamazdı.
"Tatlı biri,beni gülümsetti"
"Tatlı biri?" Dedi kaşlarını çatarak.
"Adam koskoca Rus yeraltı mafyası,seninle ortalık yapmak için flörtleşti mi yani?"
"Tamda bir piç tipi var zaten"
Güldüm,Yalçının insanlara sansürsüz tespit koymasına bayılıyordum.
Sonra ayağa kalktım,"Hadi gidelim"
...
Üçüncü Kişi Anlatımı;
Sancaktar hanedanlığındaki herkes yemek için hazırlanmış ve bir mekana gelmişlerdi.
Yapacakları konuşmalar vardı,özelliklede Orhan Bey'in.
Nizam Bey gelmemişti ve bu yüzden bir başa Orhan diğer başa Kutluğ V. Sancaktar geçmişti.
Kutluğ'un misafiri olduğundan dolayı Veznada gelmişti.
Şaraplar yudumlandı,yemekler güzelce yendi ve tatlılar önlerine geldiğinde Orhan Bey öksürdü.
"Evet Kutluğ,konuşmak istediğim şeyler var."
Kutluğ kafasını salladı ve konuşmaya başlaması için elini ona doğru uzattı.
"Bayraktarlar ile ilgili ne gibi bir planın var,bize bunu açıklayabilir misin?"
Kutluğ genellikle icraata geçeceği zaman lafa döker,herkese anlatırdı.Herkes buna saygı duyardı,ama bu defa iş büyüktü.
Bayraktalar ile ilgili alınacak kararlar bütün Sancaktar hanedanlığını ilgilendiriyordu.
Kutluğ derin bir nefes aldı.
"Fabrikalarını patlatmak istiyorum,belli ki oraya çok güveniyorlar"
Hazar yutkundu,"Ama düşmanlığın başlangıç hamlesini çok sert bir adımla yapmış olursun"
Kutluğ zehir gözlerini ona doğru çevirdi ve kafasını salladı."Benim isteğimde zaten bu"
Bayraktarlar'ı yok etmek istiyordu,hemde kökten yok etmek istiyordu.
Lara bunu duyduğunda bakışlarını abisinden yere çevirdi,ne olursa olsun Elvena onun en yakın arkadaşıydı ve bunları duymak istemiyordu.
Bu sırada bakışları Vezna'ya kaydı,Vezna epey mutlu olmuş ve gülümsüyordu.
Lara Veznadan çok şüpheleniyordu,sanki aralarına sızmış bir ajan gibi hissediyor ve Elvenadan aşırı derecede nefret ettiğini hissediyordu.
Çokta doğru hissediyordu fakat kimse bunu bilmiyordu.
Vezna çok güçlü bir kızdı ve bir çok adamı vardı,Elvena'yı içten fethetmek istiyor ve bunun için çabalayacaktı.
Ayağa kalktı ve yutkundu.
"İzninizle lavaboya gitmek istiyorum"
Kutluğ onu süzdü ve sonra izin verdi,Vezna'nın çok farklı planları vardı...hemde çok.
....
Elvena Bayraktarın Anlatımı;
Biraz sonra hanedanın kocaman demir kapısının önünde,arabanın içinde duruyorduk.Bizim geldiğimizi anlayan korumalar kapıyı açtı.
Koca kapı yavaşça ve hafif sesler çıkararak açıldı,Yalçında arabayı içeri soktu ve kapı tekrar kapandı.
Yağmur yağdığı için Yalçın hanedanın kapısına kadar bırakmıştı.
İndim ve Yalçın'a döndüm."İyi geceler!"
"Sanada!" Dedi ve arabayla birlikte uzaklaştı.
Hizmetli kadınlardan biri kapıyı açtı ve içeri girdim,evdeki tüm ışıklar kapalıydı.Sadece gece hizmetliler evde dolaştığı için ufak bir sarı ışık vardı.
Bende yavaş adımlarla salondan ayrılıp merdivenleri çıkmaya başladım.Abimlerin odasının kapısıda kapalıydı,herkes uyumuş olmalıydı.
Ve bende son kata,yani odama gelmiştim.Kapımı kapattım ve makyaj masasına oturdum.
Derin bir nefes aldım,yaptığım hafif makyajı çıkartıp pijamalarımı giydim ve ışığımı kapatıp gece lambasını yaktım,yatağıma oturdum ve yorganı üzerime aldım.
Ve o an aklıma dün gece içtiğim eski ilaçlarım geldi,onları içince güzelce uyumuştum.Şimide içip bu yorucu günü güzel bir uykuyla kapatıp yarına uykumu almış kalkabilirdim.
Ama Yalçın'ın dediği şeyler aklıma geldi,o ilacı içersem kötü şeyler olabilirdi.
Bunu Yalçından başka kimse bilmiyordu,bir sorun olmazdı.Yutkundum ve yorganı üzerimden atıp yavaşça kalktım.
İlacı içtim ve dolabın altına sakladım.
Sonra yatağa girip yorganı üzerime örttüm ve yavaşça gözlerim kapandı.
Titremeye başlamıştım,sonrasında gözüme tuhaf ışıklar geldi ve terlediğimi hissettim.
Nefes almaya çalıştım ama alamadım ve kocaman bir karanlık belirdi.
Gözümü açtığımda cama baktım,havadaki karanlık hâlâ duruyor ama sabah olduğu anlaşılıyordu.
Ayağa kalktım sendeledim ve yatağın başlığına tutundum.
Bir anlık başım sallanmıştı ama uykumu almıştım,derin bir nefes aldım.Üzerime annemlerin hazırlamış olduğu bir takımı giydim ve hafif bir makyaj yaparak saçıma spreyimi sıktım.
Sivri topuklularımı giydiğimde hazırdım,kapıyı açtım ve çıktım.
Aşağı kata inince abimleri gördüm.
Aran gülümsedi,"Kraliçem nasılsın ha?"
Dün bana iş yıkmanın vicdan azabını böyle kapatmaya çalışıyordu,güldüm."İyiyim yakışıklı"
Karan,"Takımında pek yakışmış"
Abim ikisininde kafasına vurdu,acıyla sızlandılar."Çıkın lan kardeşimin yanından,yağcılık yapmayın"
Güldüm.Abim yanağımı sıktı,"İn güzelim sen"
Gülümseyerek kafamı salladım,zaman zaman beni kızdırsalarda üçünüde çok seviyordum.Sonrasında aşağı indim.
Annem ile teyzem salonda sohbet ediyorlardı,babamlarda aşağı inince herkes ayağa kalktı ve yemek masasına geçtik.
Babam bir uca,ben bir uca geçtik ve ikimizde koltuğumuza oturunca diğerleride oturdu.
Melek bana kahvemi getirdi,tebessüm ettim ve geri çekildi.
Kahvemden yudum aldım,diğerleride yemeye koyulmuştu.
Bu sırada Dinçer bey,yani babam zehir gözlerini bana döndürdü.
Yutkundum,gözlerimi kaçırmadan ona baktım ve dikleşti.
"Elvena,birkaç sorum var"
Kafamı salladım.
"Dün niçin Karan'ın Fabrika görevini kendi üstüne aldın ve fabrikada büyük değişiklikler yaptırmak istediğini söyledin?"
Sonra beni süzdü ve kaşlarını çattı.
"Biliyorsun Elvena,Fabrika bizim en önemli yerimiz.Niçin böyle gereksiz bir zamanda böyle önemli bir karar alıyorsun,hemde bana danışmadan?"
Yutkundum,düşündüğüm şeylerin hiçbirini açıklayamazdım.Özellikle Vsvledov işini asla söyleyemezdim,bunları gizli bir şekilde halletmem gerekiyordu.
Başımı kaldırdım ve dikleştim.
"Fabrikanın önemini biliyorum,ama düşündüğüm birkaç plan var.Onları uygulamak için böyle bir karar aldım"
Amcam yutkundu ve babam gibi o da gözlerini bana çevirdi,"Bizim niye haberimiz yok?"
Derin bir nefes aldım,"Alacağım her kararda sizin fikrinizi uygularsam benim lider olmamın ne mantığı var ki?"
Abim yutkundu ve gözlerini amcam ile babama çevirdi,"Elvena haklı,eksikliğinin başladığı noktada biz devreye girelim"
Babam derin bir nefes aldı ve gözlerini kaçırdı,sonrasına kahvesinden bir yudum aldı."İyi Elvena,kolay gelsin"
Kafamı salladım,biraz sonra yemek bitmişti ve hepimiz masadan kalkmıştık.Üzerime mantomu aldım ve kapı açıldı.
Abimlerin korumaları şemsiyelerle gelip onları aldı ve arabalarına götürdü,biraz sonra Yalçın geldi ve şemsiyeyle beni aldı.
Yağmur damlalarının giderek arttığını anladığımız için hızlıca arabaya bindik.Yalçın şemsiyeyi kapatıp arabaya bindi.
Sonra hanedandan çıkış yaptık.
Yutkundum,"Bilmem gereken bir şey var mı?"
O da yutkundu,"Benim bilmem gereken bir şey var mı?Mesela yine o ilacı içtin mi?"
Anlıyordu,Yalçın anlıyordu.
Yutkundum,"İlaç falan içmedim Yalçın,açmayalım şu konuyu hadi lütfen.Söyle neler oldu"
Yalçın sesli bir iç çekti ve konuştu.
"Fabrika işi tüm hızıyla devam ediyor,önemli malzemleri oradan çıkartmaya başladık ve bu uzun sürecek gibi görünüyor,ama halledeceğiz"
"Sonrasında..." dedi bana dönerek.
"Bundan mutsuz olabilirsin belki ama bugün Kutluğ Sancaktarında bulunduğu bir toplantı düzenlenecek,katılman lazım"
Gözlerim kocaman açıldı,bu toplantıdan benim niye haberim yoktu?
Kaşlarımı çatarak ona döndüm,"Benim niye haberim yok?"
"Kimsenin haberi yoktu,ama önemli birkaç gelişme olmuş onlarla alakalı"
Yutkundum,Yalçının bile bilmediği bir şey ne olabilirdi ki?
Sonuçta Yalçın harbiyeden mezun olmuş,askerlik yapmış ve mitte birkaç sene çalışmış bir insandı.Ayrıca bütün gizli konularda bilgisi olurdu.
Niçin bunda bilgisi olmamıştı?
Oldukça şaşırtıcıydı.
Biraz sonra şirkete gelmiştik,havanın karartıcılığı her saat dahada fazlalaşıyordu.
Gri bulutlar bütün her yeri sarmıştı,hava çok gürültülü bir yağmura hazırlanıyordu.Bu bana göre çok güzel bir haber almak demekti.
Gülümsedim.
Yalçın bana döndü ve o da gülümsedi,ben nasılsam o da öyle olurdu zaten.
"Hayırdır güzel lider?Niçin bu kadar mutlusun"
Gözlerimi kara bulutlara dikerek iç çektim ve konuştum."İyi şeyler olacak Yalçın...çok iyi şeyler"
"Kraliçemiz diyorsa olur,hadi bakalım..."
Ve Yalçın arabadan indikten sonra benide indirdi,birlikte şirkete girmiştik.
Beni gören herkes işinin başına geçti,bende odama geçtim.
Yalçının diğer bölümlerde halletmesi gereken işler vardı ve o gitmişti,bende işlerimin başındaydım.
Fabrikanın hâline,Vsvledov'a yapacağım iyilik için Rusya'nın ekonomik durumuna ve birkaç dosyama bakacakcaktım.
Bunları yapmaya koyuldum,fabrika ile ilgili rapor çıkartmıştım ve durumu çok iyiydi.Hiçbir zarar gelmezdi.
Rusya'nın ekonomik durumu için ise bir çizelge ve plan hazırladım,Vsvledov'a nasıl yardımcı olabileceğimle ilgili bir şeyler düşündüm.
Ve bulmuştum,Vsvledov Viran'ın Rusya'daki kârını düşürdüğü anda,bende daha fazla ticaret yapacak ve Sancaktalar ne olduğunu anlamadan zirveye çıkacaktım.
Sonrasında yaptığım ticaretletin birkaçını Vsvledov ile paylaşıp onu ikinci konuma alacaktım.
Plan buydu,en kısa zamanda Vsvledov ile konuşmam gerekti.
Sonrasında şirketle ilgili dosyaları inceledim,rapor çıkarttım.
Bütün bu işler yaklaşık beş saat sonra bitmişti,dün bizimkilerin işlerinide aldığım için kendi işlerimi fazla halledememiş,bugüne fazla işim kalmıştı.
Neyseki hepsini haletmiştim,sandalyede ellerimi arkaya doğru açarak esnedim.
Derin bir nefes aldım,tam bu sırada kapı çaldı."Gir" dediğimde Yalçındı,içeri geldi ve kapıyı kapattı.
Masanın üzerine kafamı koyup ellerimi yerleştirdiğimde güldü,feci derecede uykum gelmişti.Birazda içtiğim ilaçtan kaynaklıydı.
"Hadi hadi!Güzellik uykusu sonraki iş Elvenam,daha gidip hazırlanman lazım"
Geri kalktım ve kaşlarımı çattım.
Elleriyle kafasına vurdu,"Unuttum diyemezsin,toplantı var ya bugün"
Çalışırken tamamen aklımdan çıkmıştı,iç çektim ve üstümü düzelterek ayağa kalktım.
Önemli dosyalarımı kasaya koyduktan sonra çantamı aldım,"Gidelim,daha annemler ne elbise düşündüler onu denemem lazım"
Suratıma baktı,"Bugün yemek yedin mi?İstersen bir şeyler yiyelim"
Kafamı olumsuz salladım,olmazdı hele ki şimdi annemin yanına gidip elbise deneyecektim.Kilo falan aldığımı düşünürse stresten kahve bile içemezdim.
Yalçında kaç yıldır bizimle olduğu ve annemi tanıdığı için anlamıştı.
"Vezna Hanımdan korkuyorsun,pekâlâ o mükemmel vücut seninle olacak ama o doyduktan sonraki rahatlama hissi hiçbir zaman seninle olmayacak"
İç çektim,bunu her zaman söylüyordu.
"Vezna Hanımada sen söylersin bunu,tamam mı yakışıklı kardeşim"
O da iç çekti ve sonra kapıyı açtı,önden çıktım.Herkes kafasıyla bana selam verdiğinde selamlarını alıp dışarı doğru yürüdüm.
Az sonra arabaya binmiştik ve Yalçın beni hızlıca hanedana getirmişti,demir ve kocaman olan kapı yavaşça açıldı.
Hanedanın içine girdim,Yalçında hazırlanacaktı bu yüzden kendine ait olan büyük bahçemizdeki diğer eve gitti.
Sessizlik vardı,bu sırada hizmetlimiz Gonca abla,"Efendim evin erkekleri şirket geliri toplantısına gittiler,yengeniz ve anneniz ise hazırlanma odasında sizi bekliyorlar"
Bugün epey toplantı vardı,teşekkür anlamında küçük bir tebessüm ettim ve sonrasında hazırlanma odasına çıktım.
Kapıyı açtığımda ikiside bir elbiseyi düzeltiyorlardı.
Beni görünce bana döndüler.
"Çok ani oldu bu toplantı,elbiseyide güzel seçemedik" dedi Yengem Zenan.
Annem ise yengem gibi komik bir yerden konuşmadı,ciddi bir şekilde."Şu elbiseyi alda dene" dediğinde yutkundum.
Genellikle annem ve yengemin yanında elbiselerim seçildiği için giyinip soyunurdum.Bunu hiç sevmezdim ama yapıyordum.
Üstümü çıkarttım ve iç çamaşırlarımla kaldım.
Yengem elbiseyi bana uzattığında kahverengi,omuzları açık,kolları uzun alt kıvrımlarının güzel bir kurdele oluşturduğunu gördüm.Kurdelenin uzun kısmı ayağıma kadar geliyordu ve orta kısmında altın rengi vardı.
Açık tek yeri sırt dekoltesiydi ve bu elbiseyi gerçekten çok beğenmiştim.
Annem yutkundu.
Yengem gülümsedi."Elvena belin çok ince durdu,çok yakıştı"
Gülümsedim,annemin suratına baktım.Asıl karar onundu.
Suratı ise her zamanki gibi memnuniyetsizdi,iç çekti ve konuştu.
"İçine yinede korse giy ve en sıkı ayarda sık,daha ince gözükmeli"
Kafamı salladım,bir insan hiçbir şeyi mi güzel bulmazdı?Gerçi annem her şeyi güzel bulur bir tek beni güzel bulmazdı.
Ben kusurluydum,doğarken onun bütün kusursuzluklarını yok etmiştim.Öyle derdi ben küçükken...
Elbisemi çıkarttım ve kıyafetlerimi tekrar giyerek,elbiseyi kutuya koyup alarak odama çıktım.
Geldiğimde etraf karanlıktı,zaten en karanlık odayı almıştım.Gece lambamı yaktım ve üstümü tekrar çıkartıp korse giydim.
Annemin dediği gibi en sıkı şekilde sıktım.
Nefesim yok oluyordu,ama olsun belim ince gözüküyordu.
Sonrasında makyaj masasına oturdum.
Yüzüme ince bir kapatıcı sürdüm,maskara sürüp dudaklarımı koyu kahve bir kalemle boyadım.Yüzüme bol bol parlatıcı sürmüştüm.
Sonrasında zaten düz olan saçlarımı hafifçe tekrar düzleştirdim.Yüzüme değdirmeden elbisemi yavaşça giydim ve koluma büyük altın bir bilezik taktım,elbise kolunun üstünde duruyordu.
Sonra büyük altın küpeler taktım.
Hazırdım,topuklularımı değiştirip siyah asil bir topuklu giydim.Küçük bir çanta aldım ve Yalçın'ı aradım.
Hemen açmıştı,Yalçın telefonu hemen açardı.
"Ben hazırım,sen hazır mısın süslü Yalçın?"
Güldü,"Hazırım kraliçem,inin ve beni bekleyin"
Güldüm ve telefonu kapattım,biraz sonra aşağıya inmiştim ve üzerime siyah bir kürk almıştım.
Yalçın geldi ve ufak yağmurları önlemek için şemsiyeyle beni arabaya bindirdi,sonra kendisinde bindi.
Hanedandan çıkış yapmıştık.
"Vay vay vay prenses ne kadar güzelsin ya"
Güldüm,Yalçında siyah bir takım giymişti ve gözlerinin yeşili çok ortaya çıkmıştı.Her zamanki gibi takıntılısı olduğu jölesinide çokça sürmüştü.
Epey yakışıklıydı,"Sende yakışıklı olmuşsun Yalçıncım"
"Zaten biliyorum" dediğinde kolunu cimdim,gülmeye devam etti.
Tam bu sırada cama döndüğümde gök gürüldedi ve yağmur şiddetli bir şekilde yağmaya başladı.
Derin bir nefes aldım,Yalçın yağmura baktığımı anlayınca o da baktı ve arabayı tek eliyle sürerken bana bakarak konuştu;
"Çok arttı yağmur,inşallah durulur"
Kafamı salladım,az sonra gelmiştik ve arabalardan indik.Benimle birlikte dört lider daha gelmişti.
Yalçın şemsiyeyi bana getirdi ve yürüdük onlarla içeri geçtik ve salonda durduk.
Aras Demirkan gülümsedi,kendisi en sempatik ve kızların gözdesi olan liderlerdendi.
"Merhabalar Bayraktar"
Bende tebessüm ettim,"Merhaba hepinize,niçin burada olduğumuzu biliyor musunuz?"
Yalın Korhan,"Siz bilmiyorsanız biz hiç bilmeyiz,bizede sonradan haber verildi"
Bu sırada salona önceden gelmiş olan yakışıklı giyimli Yavuz Baybars bana,bize doğru geldi.
"Hoşgeldiniz,hoşgeldin Elvena" sarıldık,diğerleriylede el sıkıştı.
"Niçin buradayız?" Dedi Taygun Ertemir.
"Kutluğ V. Sancaktar ve Kardar Soydemir'in istediği bir toplantı,diğerleride içeride zaten ama sadece Kutluğ gelmedi.Dilerseniz geçel-"
Tam lafını bitirecekken kapı tekrar açıldı,içeriye uzun boylu bir adam girdi.Bu Tufan denilen adam olmalıydı.
Yalçın ile Kulelide arkadaşlardı.
Biraz sonra açıldı ve Viran Sancaktar ile Kardar Soydemir içeri girdi,Viran Sancaktar bütün düzenliliği ve havasıyla Kardar'ı sönük bırakmıştı.
Ve öne doğru bir adım attı,Kardar geride kaldığında ikimizin gözleride birbirimizi buldu.
Viran Sancaktar yutkundu ve gözlerime çok keskin bir bakış fırlattı,artık emindim.Kesinlikle beni öldürmek istiyordu.
Bende ona aynı keskin bakışı attım,ve artık bende emindim.Onu kesinlikle öldürmek istiyordum.
Biz birbirimize bakarken diğer liderlerde bize bakıyordu ve bu sırada Yavuz,"Dilerseniz masaya geçelim,diğer liderlerimizde oradalar"
İkimizde birbirimizden bakışlarımızı ayırdık ve yanımıza güvendiğimiz adamları yani ben Yalçın'ı o ise Tufan'ı aldı.
Masaya doğru ilerledik,bir başa o diğer başa ise ben geçtim.Yalçın benim arkamda,Tufan onun arkasındaydı.
Diğer liderlerde biz oturunca oturdular.
Ufak bir sessizlik oldu,önümüze kahveler geldi.Kimse kimin nasıl bir kahve istediğini sormamıştı,hatta kimse kahve istememişti.
Bu sırada Yavuz kahvesinden yudum aldı ve yüzünü ekşitti,kendisini tanıdığım için acı kahve sevmediğini biliyordum.Bende kahveden bir yudum aldım ve kahve acıydı.
Benim adamlarımdan olan kişilerdende bir-iki kişinin yüzünü ekşittiğini gördüm.
Sadece bizeydi bu acı kahve,dudaklarım hafifçe aralandı ve yanaklarım yana doğru açıldı.
Gülümsedim.
Bu sırada Viran Sancaktar başını havaya kaldırdı ve göz temasını benim ile kurdu.
Sonra kafasını yan yatırdı ve zehir olan gözleri ni benden ayırmadan konuşmaya başladı.
Hemde ses tonu o kadar zehirli ve acıydı ki sesini duymak çok garip hissettiriyordu.
"Toplantıyı ben istedim,konuşacak birkaç şeyim var"
Bende gözlerimi ona diktim.
"Aranızdan bir kişi,veya birkaç kişi.Çok zehirli sularda yüzüyor..."
"Hemde çok."
Acı sesiyle daha acı bir şeyler söyledi,"Rusya'daki işlerimi bitirmeye çalışan her kimse,ben böyle aptalca numaralara kanacak biri değilimdir..."
Rusya'daki işler,bu benim planımdı.Ben Vsvledov'a karşı harekete geçmeden Vsvledov oyun mu oynamaya başlamıştı?
Hafifçe tebessüm ettim,Vsvledov gözüme girmeyi başarmıştı.
Ama tebessümümü gizledim,bu işi gizli yürütmem lazımdı.
Öksürdüm."Kim ne yapmış,açık konuş Sancaktar.Herkese suç atma"
Bakışları daha çok keskinleşti,"Anlaşma halinde olduğum birkaç şirket geri çekildi,gerekçeleri ise başka birileriyle anlaşmaları"
"Bu kişinin ismi ise gizli,söyleyin bana hanginiz benim olduğum işi elimden almaya çalışabilir?"
Herkese döndü,herkes suskundu.Korkuyorlar-
dı fakat ben rahat rahat acı kahvemi içiyordum.
Ayağa kalktı ve sandalyeye ellerini dayayarak,sesini yükselterek konuşmaya başladı.
"Benim olduğum yerde hanginiz bunu yapabilir!?Cevap verin ulan bana!"
Yutkundum,kudurması o kadar hoşuma gidiyorduki.
Benim adamlarıma döndü ve,"Cevap verin"
Gözlerimi keskinleştirdim ve kahvemi yerine geri bırakarak sesimi onun kadar yükseltmeye çalıştım.
"Ne demeye çalışıyorsun Sancaktar?Benim iş yaptığım adamlarımdan mı şüpheleniyorsun şimdi!"
Yüksek sesimi kimse beklemiyor olsa gerekki herkes gerici bakışlarla bana döndü.
Viran Sancaktar'ın gözleri kocaman açıldı.
"Kimden şüphelenmem lazım Bayraktar!Kendi adamlarımdan mı?Her türlü pislik sizin orada yapılır,bunu gördük"
Benimkiler yutkundu ve önlerinde döndü,kocaman gülümsedim ve bakışlarımı keskinleştirip ona döndüm.
"Benim adamlarıma laf atacak en son kişisin Sancaktar!Herkes konuşmadan önce kendi yakasından aşağı baksın!"
Bakışlarımı adamlarında gezdirdim ve sonrasında tekrar Viran'a döndüm.
"Yeraltı dünyası bütün pislikleri sizin tarafınızdandır!Zamanında arasından hain çıkanda sizdiniz,bu yüzden adamlarını temizle.Sonra benim ekibim hakkında konuş!"
Bakışları çokça sertleşti ve yürüyüp masaya geçti ve daha sert konuşmaya başladı.
"Niçin bu kadar sertleştin Bayraktar,bir korkun mu var ha?"
Bu adamın bu ukala tavrı beni çıldırtıyordu,içimdeki öfke çokça artmıştı.Tam bu sırada kocaman bir şimşek çaktı.
İçimdeki öfke bir ses haline gelmiş gibiydi.
Yutkundum."Ben kimseden korkmam!Hele ki senin çapraz sorgularından asla Sancaktar!Sen Amerikada iken çok şey değişti burada..."
Sesimi daha çok yükselttim.
"Yeraltı sizin yarattığınız pisliklerden arındı.Eğer bir sorun oluyorsa sen geri döndüğündendir!"
Dişlerini sıktı ve beni süzdü.
"Ben bir değişiklik göremiyorum,hâlâ hile hurdayla insanları birincilikten atmaya çalışan bir Bayraktar var karşımda.Sadece ismi değişmiş"
Viran benden önce lider olmuştu ve o liderken babamda liderdi,ismi değişmiş derken babamın isminden bana geçti anlamında söylüyordu.
Dişlerimi sıktım ve gözlerimi devirdim.
"Hile hurda varsa siz bu işin en iyisisinizdir.Ben size birinci olmayı öğreteyim sizde bana hile hurdayı öğretin ha?"
Bakışları gözlerimi delecek türdendi ve sesi daha çok yükseldi.
"Birincilik Bayraktar adına hiçbir yüz yıl boyunca yakışmamıştır!Haddini bil"
Gülümsemem daha çok büyüdü ve bende onun gibi ayağa kalktım.
"İnsanları çocuk gibi azarlama hakkını kendinde bulan sensin,asıl sen haddini bil Sancaktar!"
İkimizde birbirimize daha keskin bakışlar attığımızda ortamızda duran Yavuz iç çekti ve ayağa kalktı.
"Lütfen sakin olalım,Elvenacığım.Kutluğ derdini anlatsın ve dinleyelim olur mu?"
Yutkundum,"Arkadaşın otursun Yavuzcuğum,bende geçeceğim"
Yavuz iç çekti,"Lütfen oturalım haydi"
Viran ve ben ikimizde oturduk,bakışlarımız sürekli birbirimizdeydi.Bu sırada Yavuz derin derin nefesler aldı ve Viran'a döndü.
"Bendende şüpheleniyorsun demek" dedi acı kahveyi göstererek.
Viran başını olumsuz salladı ve kaşlarını çatıp Tufan'a döndü.
Tufan yutkundu."Benim hatam Yavuz Baybars,yanlış olmuş"
Yavuz göz kırptı,böyle şeylere takılan biri değildi zaten.
Viran ses tonunu sakinleştirerek konuştu,"Bu masada iki güvendiğim adam var,Yavuz Baybars ve Kardar Soydemir.Onun dışında ayağımı kaydırmaya çalışan kim varsa ayağını kaydırırım"
Hâlâ boş boş konuşuyordu,görecektik bakalım kim kimin ayağını kaydıracaktı.
"Bu sebepten,kim bu aptalca oyuna devam ederse onun için kötü olacak.Toplantı bitti"
Dedi ve ayağa kalktı,bende ayağa kalkmıştım.Diğerleride ayağa kalktı,Kardar Soydemir bana baktı ve durdu.Bende ona baktım.
Hayırdır?Kendini Viran Sancaktar mı zannediyordu bu çocuk?
Herkes yavaş yavaş dağılmaya başlarken Viran ile Yavuz uzakta konuşmaya başlamıştı.Kardar ile ben hâlâ birbirimize bakıyorduk ve Yalçın yanıma geldi.
"Gidelim Yalçın,Vsvledov ile konuşmam lazım"
Yalçın kafasını salladı şemsiyemi açtı ve güzelce dışarı çıktık.Yağmur çokça yağmaya başlamıştı ve Yalçın beni arabaya bindirdi.
Sessizlik oldu ve Yalçın,"Vsvledov ile buluşmak istediğinde gelecek mi ki?"
Güldüm."İstiyorsa gelmesin bakalım"
O da tebessüm etti,ben istediğimde ayağıma gelmeyen kimse olamazdı.
"Nasılda kudurttun Kutluğ Sancaktar'ı,efsanesin ya"
Gülümsedim."İşimiz bebeğim!"
Güldü,biraz vakit geçmişti ve geçen geldiğimiz restoranta gelmiştim.
Yalçın arkamda duruyordu,Vsvledov'u aradım.Gelmesi gerektiğini söyledim ve kapattım,beni duyduğundan bile emin değildim.
Ama yinede kapatmıştım,tam olarak beş veya on dakika sonra Vsvledov ve bir koruma bize doğru geldiler.
Vsvledov yüzünde hoş bir gülümsemeyle geliyordu,sarı saçları özenle taranmış,gömleği üstüne oturmuştu.
Yanıma geldi.
"Oturabilir miyim hanımefendi?"
Hafifçe tebessüm ettim,komik biri olduğu kesindi.
"Elbette,geç Vsvledov" dedim elimi karşımdaki koltuğa uzatarak.
O da karşıma oturdu ve korumasını gönderdi,sonra Yalçın'a baktı.Yalçında ona baktı,birbirlerine kitlenmişlerdi.
Ama Yalçın tuhaf bakıyordu,kolunu tuttum.
"Yalçın,ben sana haber veririm ha?" Dediğimde tebessüm etti.
"Tabii canım" ve gitti.
Vsvledov bana baktı ve sonra giden Yalçına.
"O kim?"
Öksürdüm,"Çocukluktan beri aynı evde büyüdük,kardeşim.Kardeşim değil gerçi şahsi korumam fakat benim gözümde kardeşimdir"
"Hmm" dedi mırıltıyla.
Biraz sonra iç çektim,yüzüme hâlâ gülümsemesiyle bakıyordu.
"Bu kadar hızlı gelmeni beklemiyordum" dediğimde gülümsemesi daha çok büyüdü.
"Sen istersinde gelmez miyim Bayraktar?" Bayraktar derken yabancı olduğu anlaşılan bir telaffuz kullanmıştı.
Oldukça komiğime gitmişti ve güldüm,sonrasında gülümsemem yerini ufak bir tebessüme bıraktı.
"Harekete geçmişsin Vsvledov,Sancaktar epey sinirliydi"
"Evet geçtim,dilersen planını söyle"
Yutkundum."Sen Sancaktarlar'ın Rusya'daki kârını düşürdüğün anda,bende daha fazla ticaret yapacak ve Sancaktalar ne olduğunu anlamadan zirveye çıkacağım"
"Sonrasında yaptığım ticaretlerin birkaçını senin ile paylaşıp onu ikinci konuma alacağım"
Kaşları yukarı ve aşağı kaydı,sonra güldü."Çok akıllısın be..."
Biliyorum.
Tebessümüm büyüdü,o da tekrar konuştu."Pekala Bayraktar,istemen yeterli.Bu gece kârın düşmesi için her şeyi yapacağım.Sende ticaretleti açık tut"
Kafamı salladım,bu sırada ayağa kalktı.
"İyi geceler"
"Sanada Vsvledov"
Sonra yanıma geldi ve gülümsedi,"Yok olsun Sancaktarlar ha?"
Gülümsedim."Öyle"
Ve geri geri gitti,bana el salladı.
Koruması geldi ve gittiler,sonrasında Yalçın yanıma geldi ve arabaya bindik.
Hanedana gidiyorduk,gülümsedim.
Sancaktarlar yok olacaktı,hemde hiç beklemedikleri bir anda yok olacaklardı.
....
Anlaşma yapıldı,Sancaktarlar için geri sayım başladı.❤️🔥
