Kırmızı alarm ışıkları Oda 35’in duvarlarını aydınlatıyordu.
Hoparlörden aynı anons tekrarlandı.
“Güvenlik ihlali tespit edildi.”
“Tüm çıkışlar kilitlendi.”
Nehir duvara yaslandı.
Başının içindeki uğultu her geçen saniye artıyordu.
Sanki alarm sesi…
Yıllardır zihninin en derin köşesinde saklı duran bir kapıyı açmıştı.
Bir görüntü…
Sonra bir tane daha…
18 Mayıs 2006
Umut Çocuk Evi.
Koridor çocuk sesleriyle doluydu.
Sekiz yaşındaki Nehir, elinde yıpranmış oyuncak ayısıyla koşuyordu.
Kuzey arkasından yetişti.
“Nehir!”
“Yavaş!”
Nehir gülerek arkasına baktı.
“Yakalayamazsın!”
Tam o sırada beyaz önlüklü Aras koridorun köşesinden çıktı.
İkisine de gülümsedi.
“Saklanmayın.”
“Bugün test günü.”
Nehir’in gülümsemesi kayboldu.
“Yine mi?”
Aras diz çöktü.
“Söz veriyorum.”
“Bu son olacak.”
Kuzey sessizce Nehir’in elini tuttu.
“Korkma.”
Nehir başını salladı.
“Ben korkmuyorum.”
Ama sesi titriyordu.
Hatıra aniden değişti.
Küçük bir oda…
Duvarlarda sayılar…
Masanın üzerinde renkli kartlar.
Karşılarında takım elbiseli üç kişi oturuyordu.
İçlerinden biri yavaşça konuştu.
“Deney 17 ve 18 hazır.”
Nehir irkildi.
Bu ses…
Bugün Oda 35’te konuşan adamın sesiydi.
Yüzünü seçemiyordu.
Ama ses aynıydı.
Günümüze dönüş…
Nehir bir anda gözlerini açtı.
“Nefes al!”
Kuzey omuzlarından tutmuştu.
“Nehir!”
“İyi misin?”
Nehir gözlerinden akan yaşları fark etti.
“Hatırlıyorum…”
“Neyi?”
“Testleri.”
“Odaları.”
“Sayıları…”
Kuzey’in yüzü gerildi.
“Başka?”
Nehir gözlerini kapattı.
“Bir adam vardı.”
“Yüzünü göremiyorum.”
“Ama sesi…”
“…aynı.”
Tam o sırada karanlıktan gelen ses yeniden konuştu.
“Çünkü hafızan geri dönüyor.”
Nehir bu kez sesin geldiği yöne doğru yürüdü.
“Yeter artık!”
“Işığa çık!”
Adam birkaç saniye sustu.
Sonra ağır adımlarla öne çıktı.
Yüzünün yarısı hâlâ gölgedeydi.
Ama Nehir’in gözleri bir ayrıntıya takıldı.
Adamın boynunda eski, gümüş renkli bir düdük asılıydı.
Bir anda yeni bir anı canlandı.
Sekiz yaşındaki Nehir ağlıyordu.
Koridorda aynı düdüğün sesi yankılanıyordu.
Ve bir erkek sesi…
“Bütün çocuklar odalarına!”
Nehir’in dizlerinin bağı çözüldü.
“Sen…”
“…o gece oradaydın.”
Adam başını eğdi.
“Evet.”
“Ve seni dışarı çıkaran da bendim.”
Kuzey öfkeyle öne atıldı.
“Yalan söylüyor!”
Adam ilk kez doğrudan Kuzey’e baktı.
“Hayır.”
“Seni kurtaran Aras’tı.”
“Nehir’i ise ben çıkardım.”
Odanın içindeki sessizlik ağırlaştı.
Nehir iki adım geri çekildi.
“Sen…”
“…bizi kurtardıysan neden saklandın?”
Adam acı bir gülümsemeyle cevap verdi.
“Çünkü beni kurtarmadılar.”
Tam ceketinin düğmesini çözdü.
Omzundaki eski yanık izleri kırmızı alarm ışığında belirginleşti.
“Ben de o yangının içindeydim.”
Ve ilk kez yüzünün tamamı ışığa çıktı.
Nehir’in gözleri büyüdü.
Yıllardır rüyalarında gördüğü ama bir türlü hatırlayamadığı yüz…
Artık karşısındaydı.