İçeriğe geç

Karanlık beni seçti

Bölüm 8 · 12 dk okuma

Karanlık beni seçti

Bölüm 8

Bazen iyi bazen kötü

(elfidanın anlatımıyla)

Kutlamayı yapmıştık bayağı'da eğlenmiştim. Üstünden 2 hafta geçmişti.

Doğum günüme sadece 1 gün kalmıştı. Teyzem doğum günümü kutlamak için çok çaba sarf etmişti hayal ettiğim gibi malzemeleri almıştı.

Doğum günüm yarındı o pastayı bile 1 gün öncesinden almıştı. Beni gerçekten bu hayatta en mutlu eden insanlar arasında 1. Kişi.

Geceden kıyafetimi seçmek istedim. Dolabıma gidip baktığımda sadece 6 elbiseden birini seçebilirdim. En güzel olanı seçmiştim.

Mavi orkideleri olan, beyaz bi elbiseydi.

En sevdiğim elbiselerden bi tanesiydi.

Askıdan çıkardım ve bej renginde olan az büyük çantama koydum.

İçine altım renginde bi çiçek desenli kolye, vanilya kokan parfüm, tarak, toka ve birde beyaz çorap koydum.

Çantayı koluma taktım ve odamdan çıktım. Anne mutfaktaydı. "Ben teyzemlere gidiyorum 4-5 dakikaya gelirim" dedim ve yüzüme bakıp geri kafasını hazırladığı yemeğe çevirdi.

Kapıya doğru gidip ayakkabılarımı giydim ve binadan çıktım.

Karşıdan karşıya geçmeden önce sağıma ve soluma baktım ve araba gelmediğini görünce geçtim 3-4 dakika boyunca yürüdükten sonra teyzemlerin eve geldim.

Kapıyı çaldım, teyzem açmıştı. "Teyze bu sende kalsın içinde kıyafet felan var" dedim ve teyzem uzattığım çantayı aldı "tamam kızım" dedi teyzem "hadi görüşürüz" dedim" teyzem arkamdan "görüşürüz yavrum kendine dikkat et" dedi.

Binadan çıktım ve geri eve gittim.

Yanıma telefonumu bile almamıştım.

Eve girdiğimde hâlâ annemin suratı somurtuyordu. Hemen odama geçmiştim.

(Akşam)

Annemler işe gitmişti bende hemen banyo'ya girmiştim. Naneli şampuan kullandığım için her banyo sonrası rahatlıyordum.

Banyodan çıkıp odama gectiğimde yüzüme ferahlık gelmişti, banyo sıcaktı.

Gardırobumu açtım, baş parmağımı geçirebildiğim ve beni sıcak tutan beyaz bi üst aldım boğazlı bi üsttü, onun üstünden giymek için başka bi beyaz tişort çıkarmıştım.

Eylül ayında olsak bile havalar şimden soğuk olmaya başlamıştı. Kalın üstler giyiyordum.

Eşofmanda siyah bol paça bi alt seçmiştim. Ayağımın altına gelmiyordu tam boyuma göre bi eşofmandı.

İç çamaşırlarımı giydikten sonra beyaz çorap giydim. Daha sonra eşofmanımı giydim. Ve son olarak çıkardığım uzun kollu tişörtü giydim ve baş parmağımı geçirdim ve üstünden diğer çıkardığım beyaz tişörtü giydim.

Boy aynamın önüne geçtim ve kendime baktım. Tam hayal ettiğim gibiydim. Ne güzel nede çirkin.

Saçlarımı kurutmak için odamdan çıkıp banyo'ya gittim. Yedek bi tarağım daha vardı, onunla saçımı taradım ilk başta ve sonra fön makinesini çalıştırıp saçlarımı kuruttum.

Saçlarım çok kötüydü şekil almasını istiyordum. Kendime aldığım bigudiler vardı, banyodan çıkıp odama gittim.

Çekemcemi açtım ve bigudilerimi aldım nası yapacağımı bilmiyordum.

Laptopumu açıp bigudiyi nası kullanabilirim diye arattım, ilk başta yapacağım yere fön çekmem lazımdı.

Banyoya gidip fön makinesi ve fön tarağını aldım geri odama gittim. Sandalyeme oturdum ve karşımda duvara yapışık olan büyük aynama döndüm, fön makinesini fiş'e taktım. Sadece yapacağım yeri ayırdım. Tarağa saçımı doladım ve fön makinesini çalıştırıp fön çekmeye başladım.

4-5 kez tekrarladıktan sonra fön makinesini kapattım.

Geri laptopuma döndüm ve bigudi'yi saçıma dolama lazımdı, ilk başta saçım dolanır diye kormuştum ama video izleyince bi şey olmaz diyip yapmıştım.

Saçlarımın önünde kahküle benzer ama kahkül olamayan kısa saçlarım vardı, bigudinin içinde sünger vardı, onu çıkarmadan sarmam gerekiyordu.

Sardım ve içindeki süngeri çıkardım. Etraf biraz dağılmıştı. Fön makinesini banyo'ya götürüp koymuştum yerine, fön tarağı ve bigudinin eşyalarınıda çekmeceme koymuştum.

Saçımda her ne kadar komik dursada saçımın güzel durması için değerdi hem yarın benim doğum günüm'dü.

Sandalyeden kalktım ve oturma odasına gittim. Saate baktığımda 8'di, akşam 8'ini çok seviyordum çünkü hava turunculaşıyordu ve güzel bi görüntü ortaya çıkıyordu.

Karnım acıkmıştı, sabah annemin o ekşi suratından dolayı yemek yiyebilme hevesinde kaçmıştı sayesinde.

Gidip buz dolabına baktım. Benim sevdiğim ve yediğim yemekler yoktu, ya annemin ya da babamın yiyeceği yemekler vardı.

Odama tekrar gidip telefonumu aldım ve dışarıdan yemek söyleyecektim. Annem ve babam artık bana kart çıkartmıştı, bana verdikleri harçlığım artarsa buraya koyuyordum.

Gidip cüzdanımdan kartı aldım. Sonra yiyebileceğim yemeklere telefondan baktım. Kumpir ve tost istemişti canım telefondan ödeyebilmek için kart numarasını girdim. İkisini söyledim. Kartın numarasını ezberlemekte güçlük çekiyordum çünkü çok rakam vardı ve benlik bi şey değildi kart işi.

Kartımı geri cüzdanıma koydum. Ve yemeğin gelmesini bekledim. Koltukta oturdum.

Eyvah saçımda bigudi vardı nası alıcaktım kesin rezil olucaktım kurye'ye.

Odama gidip hemen kafama geçirebileceğim bi şeyler aradım. En maktıklısı bere ya da şapkaydı. Şapkayı geçiremezdim ama bere olurdu.

Beyaz bi berem vardı onu yanıma aldım yemek gelince takardım.

Oturma odasındaki koltuğa oturdum ve televizyonu açtım. Çocuk kanalları, belgesel, dizi, film vardı. Aralarından bi tane film seçip izlemeye başladım.

4-5 dakika sonra kapı çaldı beremi aldım ve bigudimi içine geçirerek kafama taktım.

Kapıyı açtım "afiyet olsun" dedi kurye "sağol abi kolay gelsin" dedim ve kapıyı kapattım. Karton poşetin altından tutunca sıcaklık geliyordu.

Başımdaki vereyim çıkardım.

Tezgahın üstüne koydum, uzun sandalye'nin birine oturdum ve açtım kaşığım yoktu, ayağa kalkıp çekmeceden kaşık aldım ve geri oturdum. Yemekleri falyodna açıp yemeğe başladım.

2 dakika sonra

Evin bi köşesinde bi karanlık belirdi o tarafa baktığımda Wesley gelmişti. "Gel" dedim ona doğru ve bana doğru gelmeye başladı tam karşımda duruyordu ve karşımdaki benim oturduğum uzun sandalyelerde birine oturdu.

Yemeği gösteril "yer misin?" Diye sordum, hayır anlamında başını salladı "ne yersin istediğini yapayım" dedim "ben yemek yemem" dedi garipseyerek ona baktım "bana öyle bakma ben insanların yediği şeyleri yemem" dedi "bok ye" dedim ve bana kafasını çevirdi "ya abi ye diye dedim" kafasını geri önüne doğru eğmişti. "Ee noldu?" Diye sordum yemeğimi yemeğe devam ediyordum.

"Bu ay seni alabilirim" dedi "he iyiymiş kendimden kıyafetler götürebilir miyim?" Diye sordum "götürebilirsin ama giyemezsin" dedi "neden ?" Diye sordum. "Çünkü orda insan kıyafetleri gitmiyorlar ve yasak. Sadece gece uyurken giyebilirsin." Dedi "tamam." Diyebildim sadece.

"Yarın doğum günüm" dedim Wesley'e gülümseyerek "mutluluklar dilerim yeni yaşında" dedi. "Sizin orda kutluyolar mi?" Diye sordum "kişiler kendi aralarında kutlarlar" dedi "tüm saray kutlamaz mısınız" dedim "hayır kutlamayız" dedi.

Bu cevaba dudağımı büzmüştüm. "Yarın alma beni 1 hafta sonra alsanda olur çünkü yarın doğum günümü kutlayacağız"' dedim, tamam anlamında başını salladı.

"Sen yemeğini ye ben gidiyorum" dedi "geldiğinle gittiğin bi oldu" dedim "gitmiyim mi?" Diye sordu "işin varsa kendin bilirsin" dedim "ben gidiyim" dedi ve ayağa kalktı. Buhar olup kayboldu.

Yemeğimi yedim hepsini bitirdikten sonra posterleri çöpe attım. Kaşığıda ellerimle yıkadıktan sonra balkona çıktım.

Balkonda 2-3 dakika oturduktan sonra geri eve geçtim. Odama gittim ve bilgisayarıma bakmaya başladım. Netflix'ten film arıyordum.

2-3 dakika aramıştım ama içime hiçbiri sinmemişti. En son bi karı kocanın hayatını izlemeye karar verdim.

İzlerken yüzümü güldürecek sahneler vardı. Aynı annemle babam gibilerdi birbirlerini çok seviyolardı. Film'i bitirdikten sonra kapı çalma sesi duydum. Hemen kafamdaki bigudiyi çıkardım.

Bilgisayarı kucağımdan masaya koydum ve kapıya koşarak gittim. Kapının deliğinden baktığımda üst katımızda oturan serpil abla vardı ve yanında 17-19 yaşlarındaki oğlu berat vardı, tam yaşını bilmiyordum ama o yaşlarda gösteriyordu.

Kapıyı açtım. "Hoş geldiniz" dedim. Serpil abla eve göz gezdirdi "annenle baban evde yok mu?" Diye sordu "yoklar geçin siz" dedim ve elimle evi gösterdim.

İkiside ayakkabılarını çıkarıp eve geçti. Koltuğa oturunca bende onlarla birlikte oturdum "Arif amca'nda birazdan gelir, annenler ne zaman gelir?" Diye sordu "işteler bu gün, bilmiyorum her gün farklı bi saat'de geliyolar, ben bi arayayım" dedim ve odama gittim telefonumu aldım ve geri yanlarına gittim.

Annemi aradım ve telefonu kulağıma götürdüm 4-5 çalmadan sonra açıldı "anne ne zaman eve gelirsiniz serpil ablayla berat abim geldi" dedim "tamam bu gün eve erken geliriz sen önlerine bi şey koy çay felan yap" dedi annem "tamam" dedim ve telefonu kapattım.

"Ne diyo kızım" diye sordu serpil teyze "bu gün erken gelmeye çalısacaklarmış" dedim ve mutfağa gittim, Bizim mutfakla oturma odası birleşik olduğu için herşeyi görebiliyorlardı.

Ben daha çay yapmayı bile bilmiyorum nası yapıcamda önlerine koyucam. Diye geçirdim içimden. Elime telefonu alıp Google'a çay nasıl yapılır diye arattım.

İlk başta alt demliğe su koyacaktım. Arıtmadan su koydum. Ve ocağa yerleştirip koydum ve altını yaktım.

Suyun kaynamasını bekliyicektim. Su kaynarken'de misafirlerin yanına gittim. Koltuğa oturdum "ne okuyosun sen Elfida?" Diye sordu serpil abla. "Adalet alanı bölümünü okuyorum" diye cevap verdim. "O'nu okuyunca ne olucan büyüyünce?" Diye sordu "avukat olucam" dedim "aman kızım kız çocuğu okusa ne olur okumasa ne olur, bizim zamanımızda okul ne bilmezdik" dedi "ben seviyorum okumayı hem sizin zamanınızda teknoloji bu kadar iyi değildi, hemde para sorunu vardı" dedim.

Pek umrunda olmamış gibi önüne geri döndü "berat'da MSÜ gidiyo" dedi serpil abla "aa ne güzel hangi asker statüsü olucaksın abi?" Diye sordum "uzman erbaş olmayı düşünüyorum Olmassa atsubay" dedi berat abi "hee güzelmiş inşallah olursun" dedim "sağol canım" dedi.

Koyduğum suyun sesi geldi, hemen ayağa kalkıp gidip baktım. Suyun üstünden balonlar çıkıyordu, telefonu cebimden çıkarıp nası yapıldığına tekrar baktım. Küçük çaydanlığa çay koyacaktım 7 kaşık çay attım.

Alttaki sıcak suyu çay koyduğum yere dolduğu kadar koydum. Büyük çaydanlığa geri su koydum, ocağın altını çok az açtım.

Ve geri koltuğa oturdum. "Annenler ne iş yapıyo kızım?" Diye sordu serpil teyze "valla serpil teyze bilmiyorum, sabah evden çıkıyo gidiyolar sonra kafalarına göre geliyolar herhalde" dedim.

Televizyonu izliyorduk "kızım bu başka bi şey aç televizyondan" dedi serpil abla "istediğiniz bi şey varsa açayım" dedim ve o anda'da kumandayı alıyordum.

"Belgesel açayım mı?" Diye sordum "aç kızım belgesel aç" dedi serpil abla ve belgesel kanallarına baktım. Hiçbiri serpil ablanın izleyeceği tarzdan belgesel değildi o yüzden Netflix'i açtım.

Müslüm Gürses'in hayatının filmini açtım. Hep beraber izliyorduk. Çaydan ses geldi ve hemen çay'a gittim kapağını açınca çayın oturduğunu anladım ve çayın yanına bi şeyler lazımdı.

Annem bisküvi'leri nereye koyduğunu bilmiyordum o yüzden bütün çekemceleri karıştırdıktan sonra buldum.

Tam o sırada kapı çaldı. Açmaya gittiğimde serpil ablanın kocası Cevdet amca vardı. "Hoş geldin Cevdet abi gel içeriye" dedim ve ayakkabılarını çıkarıp içeriye girdi. Kapıyı örttüm ve mutfağa girdim.

Çekemceden hazır kek, çikolata, kuruyemiş ve beyaz çikalata koymuştum tabaklara. Tepsiye koydum hepsini ve masaya götürüp koydum.

Geri mutfağa gittim ve çay bardaklarına çay doldurdum. Altlarına çay tabağı koydum ve onalarıda tepsiye koyup hepsinin önüne dizdim.

Tepsiyi geri mutfağa götürdüm ve yanlarına geri oturdum. "Sen ne okuyorsun kızım?" Diye sordu Cevdet amca yüzümü ona doğru döndüm "Adalet alanı bölümünü okuyorum" dedim ve yüzümde hafif gülümseme oluşturdum zorla "ne oluyo o yani?" Diye sordu dediğinden anlamamıştım "anladım nası yani?" Diye sordum. "Yani büyüyünce ne olacaksın diyorum" dedi "he avukat olucam" dedim "aman kızım okuma boş ver" dedi Cevdet amca "e niye sizin oğlunuz okuyo ama" dedim "o erkek boş ver" dedi "o nası asker olamak istiyosa bende avukat olmak istiyorum" dedim "boş ver sen kızım okumayı okuma sen" dedi ve önüme döndüm "kızım çaydan sonra bana bi türk kahvesi yap" dedi serpil abla kafamı ona çevirdim "tamam yaparım" dedim ve tekrar kafamı televizyona döndürdüm.

Serpil abla ve Cevdet amca kendi aralarında bi şeyler konuşuyordu ama duyamıyordum.

Kapı çaldı. Ayağa kalkıp kapıya gittiğimde, delikten baktım annem ve babam vardı, hemen kapıyı açtım. Annemle babam misafirlere hoşgeldiniz dediler ve koltuğa oturdular.

Mutfağa gittim ve 2 bardakta annemle babama çay koymuştum. Tepsiye koydum onlarında önüne çayları koydum ve tepsiyi geri mutfağa götürdüm. Geri oturma odasına yanlarına gittim ve koltuğa oturdum elimi koltuğun başına koyup elimi başıma koydum.

"Ee efendim gelme sebebimiz belli sizin kızı bizim oğlana istiyoruz ama sizin bu kız diyo ki ben okuyorum olmaz yahu hemen evlendirelim hatta bu hafta bile olur" dedi Cevdet amca ve kalbim küt küt atmaya başladı, gözlerimin önü kararmaya başlamıştı. O an ben bende değildim onümü göremiyordum kafamın içinde bi şey çınlıyordu.

Nasi yani ben berat abiyle evlenirsem okuluma son mu verecektim?

Diye geçirdim içimden. Annemin "Elfida Elfida" diye seslenmesinden irkildim ve herşey eskisine dönmüştü. Anneme ve babama bakmıştım sonra hızlıca ayağa kalkıp odama girdim.

Yatağımın üzerine yattım gözlerimden şelale gibi yaş akıyordu. Sesimi çıkartmıyordum çünkü eğer çıkartırsam ağladığımı anlarlardı. Birkaç dakika hiç hareket etmeden gözlerim kapalı durmuştum yatağın üzerinde ve uyudum.

Uyandığımda etraf karanlıktı, yatağımdan kalkıp pencereden dışarıya baktım. Gecenin kaçıydı bilmiyordum, telefonumu aradığımda bulamadım. Üstümü aradığında cebimden çıkmıştı. Saate baktığımda tam 3'dü.

Evden ses gelmiyordu, belli ki annem ve babam uyumuşlardı. Odadan çıkmak istemiyordum. İçimden Wesley gelsin diye dua ediyordum, niye'yse Wesley'in şu anda gelmesini istiyordum.

Bi anda yüzüme doğru rüzgar esmeye başladı. Ve pencere açıktı ne'de bu kapı.

Wesley gelmişti. Dualarım kabul olmuştu. Yatakta oturuyordum.

Wesley gelip yanıma oturmuştu, gözlerimin altı şişmiş gibi hissediyordum. "Ne olmuş sana böyle" dedi bana bakarak. "Beni" dedim ve gözümden yaş damladı "beni üst komşunun oğluyla evlendirecekler" dedim ve ellerimi yüzüme koydum ve dirseklerimi bacaklarıma koymuş ağlıyordum.

Wesley öylece duruyordu. "Nolur beni hemen almaya gel" dedim ona ellerim hâlâ gözlerimin üstündeydi. Wesley sadece beni dinliyordu.

Yataktan ayağa kalktım ve peçete aldım ve geri yatağa oturdum, göz yaşlarımı silmiştim. Peçeteyi sağ elime sıkıştırmıştım.

"Beni bu 1 hafta içinde al yoksa ben kendimi öldürürüm hemde en kötü şekilde öldürürüm" dedim "tamam seni alıcam, ama şuan değil en yakın zamanda alıcam" dedi.

Bi anda içimden geldi ve ona sarılıp ağlamaya devam ediyordum. O bana her ne kadar karşılık vermesede ben kendimi öyle bile iyi hissediyordum.

Bu anda bi elini belime attı ve o'da bana sarıldı. Belimi sıvazlıyordu, muhtemelen iyi hissetmem içindi.

Bi kaç dakika ona sarılıp ağladım asla itiraz etmedi.

Normalde dışarıdan çok soğuk biri olarak görünsede içinden belki öyle değildi. Ya da bu kadar iyiliği sadece çocuklara karşıdır sadece, diye düşündüm.

Sarılmayı bıraktığımda sadece kafamı eğik bi şekilde kollarımıda bacaklarımın üstünde tutuyordum.

Tüm peçete ıslanmıştı. Yerimden kalkıp yenisini aldım. Ve yeniden göz yaşlarımı silmiştim. Bi yerden sonra silmek yüzümü acıtıyordu.

"Bu gün götürme bu gün istemiyorum yarın götürsende olur fark etmez ama bu gün götürme" dedim tamam anlamında başını sallamıştı.

"Onları sevmiyorsun değil mi?" Diye sordu Wesley "hepsinden nefret ediyorum, hiçbi zaman bana ne anne gibi nede baba gibi davrandılar bana, sanki evlatlık gibiymişim gibi davrandılar, evlatlığa bile böyle davranmazlar" dedim ve tekrar ağlamaya başladım.

Kendimi ne yaparsam yapayım durduramıyordum. O kadar çok hayattan bıkmıştım ki artık bu dünyadan kaçıp gitmek istiyordum.

Sadece bi canavar beni teselli ediyordu. Eğer ki bi gün Wesley karşıma çıkmasaydı kafayı yerdim. Gerçekten yerdim çünkü beni alıp uzaklara gidebilecek biri yoktu. Teyzem vardı ama onunda evine anca hergün gidemezdim ayıp olurdu.

"Elfida ben gidiyorum artık" dedi Wesley "tamam diyebildim sadece ve o sırada gözümdeki yaşı siliyordum.

Wesley ayağa kalktı ve buhar olup gitti.

Çalışma masama oturdum ve saçımın bi kısmını ayırıp bigudiyi sardım ve geri yatağıms döndüm.

Yatağıma yatıp uyudum.

Sabah kalktığımda teyzemin beni aramasıyla uyandım "alo Elfida nasılsın yavrum" dedi teyzem "iyiyim teyze sen nasılsın" dedim "he bende iyiyim yavrum hadi bizim eve gel" dedi teyzem "tamam teyze 5-6 dakikaya sizdeyim" dedim "tamam hadi görüşürüz yavrum" dedi teyzem "görüşürüz" dedim ve telefonu kapattım.

Yataktan ayağa kalktım ve gardırobumun önüne gittim. Açtım ve içinden siyah bol hırkamı aldım ve giydim fermuarınıda çektim.

Nalyonsu bi hırka olduğu için sıcak tutuyordu.

Çekmecemden kağıt ve kalem çırkardım ve üstüne yazdım "teyzemlerdeyim merak etmeyin" diye yazdım ve aynamın karşı geçip saçımdaki bigudiyi çıkardım.

Yazdığım kağıdı elime aldım. Odadan çıktığımda kağıdı komodinin üstüne koydum ve evden çıktım.

Binadan çıktım. Karşıdan karşıya geçerken evde telefonumu unuttuğum aklıma geldi ve binaya doğru gidecektim ki arkadan büyük bi el bezle ağzımı kapattı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.