İçeriğe geç

Karanlığın şövalyesi

Bölüm 6 · 4 dk okuma

Karanlığın şövalyesi

Bölüm 6

"Kalpsizin tekiydi,sevdiğim..."

Jack/You Don't know me

Büyüdüğüm kasabayı aptal hırsları olan bir krallık yüzünden kaybedemezdim..

Çatık kaşlarım aynı şekilde kalırken,onun üzerine yürüdüğümde yavaş adımlarla geri çekildi ve sırtını ağaca yaslanmış bir şekilde buldu.

Dişlerimi sıkarak,

"Peki,burada senin rolün ne?Kasabada bir fare gibi saklanarak insanların korkusunu izlemek mi?"

Gözleri korkuyla açıldı fakat aniden bağırdı,"Bu lafı bana yakıştıramazsın!Ben insanların acılarını izlemem!"

Elimi sert bir şekilde ağaca yasladım,alayla ona baktım.

"Peki ne yaparsın?Veliaht prenssin sen ahmak!Durmalarını sağlayabilirsin!"

Sanki beni dinlemiyor gibi dalgındı,gözleri dudaklarımda oyalanırken elimle çenesini tuttum ve kafasını sertçe ağaca yapıştırdım.

"Ah!Bunu neden yaptın?!"

"Biraz kafanın çalışması için."

Yutkundu,bakışlarını benden çekti,gözleri uzaklara bakarken,"Benim yaptığım hiçbir şey onu durdurmaz.Çok hırslı.."

Evet,şuan aptallık bendeydi.O 2.Veliaht prensti yani abisi malın teki de olsa ona karşı çıkma şansı yoktu.

Ellerimi ağactan çektim ve geriye çekildim.Atıma doğru yürüdüğüm sırada,bana seslendi,"Nereye!?"

"Senle işim kalmadı,bir işe yaramadın zaten."diyerek homurdandığımda beni durduran ellerinde ki sivri bıçaklarla etrafımızı çevrelemiş orta yaşlı adamlardı...

Arkama döndüğümde öfkeyle homurdandı,"Ölmeden önce benden özür dilersen iyi olur."

Gözlerimi devirdim ve sırtına sırtımı yasladım, etrafımızda daire kurmuş bize yaklaşıyorlardı,6 kişiydiler.

Derin nefes alarak kılıcı kınından çıkardım,"5'i bende önünde ki zayıf adamı sen hallet bir zahmet."

"Abartma,o kadar kötü dövüşmüyorum."Dediği karşısında dudaklarım alayla kıvrıldı.

"Marifetlerini göster bakalım.."

Kılıcımı sıkıca tutarken karşımda ki adamın karnına geçirdiğim tekmeyle hızla geri savruldu ancak aynı hızla geri yaklaştı ve bıçağı karnıma savurdu.Yere kendimi bıraktım ve hızlı bir hareketle kılıçla bacağını kestiğimde ormanı inletecek bir çığlık attı.

Yere düştü ve kanlı bacağına korkuyla bakarken, boynunu kesmem bir oldu.

Yerde ki kanlı vücuduna hızla tükürdükten sonra,Veliah prensin durumuna baktım.

Kılıcını hızlı hareketlerle karşısındakine savururken diğer ikisi üzerime geldi,siyah saçları beyazlamış dev gibi bir adam bana yaklaşırken alaylı iğrenç bir şekilde kıkırdadı.

"Ahmak fahişe,bu işlerle uğraşıcağına yatağıma misafir olabilirdin."

O konuşurken yüzümü buruşturdum,ikisi birden üzerime gelirken hızla testisine geçirdiğim dizimi eğdim ve ayaklarım düz durduğunda kılıcı diğerinin karnına sapladım.

O kanlar içerisinde yere yatıp kan kusarken,testisine tekme yiyen dişlerini sıkarak bana yaklaştı,bıçağı karnıma savurucağını sanıp kılıcı yaklaştırdığımda omzuma saplanan bıçakla bir an taş kesildim.

O sırada Veliaht Prensin acı çığlığı kulağımda yankılandı, dişlerimi sıktım çenem gerildi omzunun acısını unutarak kılıcı hızla ona savurduğumda,yere düştü.

Kanlı bıçağı başka bir köşeye gitmişti.

Eliyle uzanıcakken başına attığım tekmeyle başı yere gitti.

Bayılmıştı.

Onu bırakarak,Veliahta bakmak için arkama döndüğümde birinin öldüğünü diğer ikisinin ona saldırdığını farkettim.

Vücudunda yaralı bir yer var mı diye uzaktan baktığımda,o ahmağın sadece yüzünün çizildiğini farkettim.

Bu çığlık yüzün için miydi aptal?!

Omzumda ki derin yarayı unutarak güldüm ve hızla oraya koştum,Veliahta bıçak savuran adamın sırtına soktuğum kılıçla nefes alışları durdu.

Veliaht rahatlarcasına gülümsedi ancak gözleri omzuma gittiğinde kaşı çatıldı.

Kılıcı adamın sırtından çıkardım ve Veliaht'ın hâla dövüştüğü kişinin yüzüne hızlıca savurduğum tekme ile elinde ki bıçak düştü.

Ve Veliaht kılıcı onun göğsüne sapladı ve geri çıkardı.

Yere düşen adamın ardından etrafa bakındım,yerler kan gölüne dönmüştü.

Yerde ki kanlı bıçağı elime aldım ve üzerinde ki Swenpia damgası ile nefretim arttı.

Bıçağı cebime soktuğumda,endişeli duran prense baktım.

"Sizin krallığın adamlarıydı."

"Biliyorum."

"İyi öyleyse."Yaramda ki sızı yüzünden dudağımı hafifçe ısırdım ve elimi oraya bastırarak korku içerisinde ki zavallı atıma bakmaya gittim.

Gözleri acı içerisinde bakıyordu,diğer elimle başını okşadım."Korkma, her şey geçiyor.."Mırıldanışımı sadece atımın duyduğundan eminken,Veliaht ,

"Yaranı ve acını' her şey geçiyor'diye dindiremezsin."Omzumda ki sıcak nefesi ile nefes alışlarım düzensizleşti ama kendimi toparladım.Büyük ihtimalle tiksintiydi.

"Bir söz her şeyi etkiler."

Arkama döndüm ve aniden elini omzuma koyması ile refleksle testislerine hızla dizimi vurduğumda kaskatı kesildi.

"Yuh!"

Bu sefer cidden yanlışlıkla olmuştu,elimle başımı kaşıdım.

"Bir anlığına oldu,yani çocuğun olmazsa beni ilgilendirmez."

Gözlerini devirdi,umursamayarak ata binmek için doğruluğumda kolumu tuttu ve geri çekti.

"Yaranın derin olduğunun farkında mısın?"

"Yani?Seni ne kadar ilgilendirir?"

"Yarana bakabilirim."

Acı dişlerimi sıkmama neden olurken,aklıma yapacak başka bir şey gelmiyordu.

Pelerini çıkarıp yere attığımda,bana afallayarak baktı.Zırhı yavaşça çıkardığım sırada gözlerini kapaması bir oldu.

Ağzım bir metre açık kalırken, kahkaha atmadan duramadım.

"Aptal,zırhın altında kıyafetim var!"

"Doğru mu söylüyorsun?"

"Evet!Ahmak aç gözünü."

Gözlerini açtı ve üzerimde ki siyah iç çamaşırına bakarken,içinden bir küfür etti.

"Kastettiğim buydu!"Utanarak bakıyordu,oysa ki ben rahattım.Normal bir şeydi ve utanmıyordum.

"Yarama hızlıca bak,eve gitmem gerekli."

Başını onaylayarak salladı ve yaklaştı, pelerinin bir parçasını sertçe kopardı ve yaraya bastırdı,dişimi sıktım.

"Acıyor mu?"

"Hayır, elbette."Dudakları kıvrıldı ve bana bakarken gözleri çok huzurlu bakıyordu.

Yaranın etrafına başka bir parçayı sardı ve geri kalan parçayı sıkı bir şekilde etrafına bağladı.

"Dikişe ihtiyacı var ama şimdilik işini görür."

Sıcak nefesleri sürekli yüzümü yakıyordu.Kalbim hızlı çarpıyordu.

Geriye çekildim ve üzerime zırhımı geçirdiğim sırada bana bakarken konuştu,"Seninle henüz düzgünce tanışamadık,ben William.."

Kendimi zorlayarak tebessüm etmeye çalıştığımda başarısız oldum,o yüzden soğuk bir ifadeyle,"Ursula."Dedim.

Gözleri farklı bir şekilde baktı ve tebessüm etti."Ayı kadar güçlü.Sana çok yakışan bir isim."Kıkırtısına engel olamadığında ters ters ona baktım ve atıma bindim.Peşimden geldiği sırada ona ruhsuz bir ifade ile,

"William,benimle gelebilirsin fakat bana ettiğin tek ihanette senin vücudunun her organını kılıçla deşer ve ismimin anlamında yer alan ayılara veririm."

Dediğim karşısında yutkundu ve başını sallayarak ata bindi.

Saatlerce atın üzerindeydik,eve yaklaştığımızda içim biraz daha rahattı.Evin önünde durduğumuzda kaşlarım çatıldı, kapı açıktı.

Hızla attan atladığımda,William,atı durdurdu ve peşimden geldi.

Evin içerisine dehşetle bakıyordum, abimin kolları duvara çivilenmiş kahverengi gözleri oyulmuş,üstü çıplak bir şekilde duruyordu..

Artık kahverengi gözlerinde ki o neşe yoktu,gözleri yoktu..

Gözümden akan yaşla kendimden nefret ettim,bencil olmalıydım kasabadakileri düşünürken...

Önce kendi ailemi korumalıydım..

Kardeşimi gözlerim aradı,hızla odalara baktım ancak etrafta abimin cesedi ve kanı dışında hiç bir şey yoktu...

Bölüm sonu

4 yorum