İçeriğe geç

Karanlığın şövalyesi

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Karanlığın şövalyesi

Bölüm 3

1.Bölüm

Bad Bitch/Tessa Violet

Saklandığım çalının ardında, çıkardığım okumu üzerinde yaşım kadar çizgisi olan yayıma yerleştirdim.Yayı gerdim,hedef uzaktaydı ama benim için bir adım ötede...

"Kadın,bir taç gibidir."der babam, yani ölmeden önce derdi..

"Onu sadece takmaya layık olan takar."Mırıldanışımın ardından ok, herşeyden habersiz geyiğin derisine girdi ve geyiğin acı sesi ağaçların arasında yankılandı.

Yayı,kınına yerleştirdikten sonra hızla sessizliğe mahkum olan yerde kendi kanının üzerine yığılmış geyiğe yaklaştım.

Avcılıktan bir şey anlamayan abim, geyiğin acılı sesini duyduğu gibi yanıma gelmişti.Elinde ki sivri bıçağı bana uzattı ve yüzünü başka bir tarafa çevirerek,"Hızlı hallet şunu,daha fazla bakamayacağım."

Ona alayla baktım,"Aptal."Dediğimi duymazdan geldiğinde,elindeki bıçağı aldım ve yere eğildim.

Geyiğin kanlı derisini soyarken,öğürürcesine bir ses çıkardı.Gerçekten aptaldı.

"Abi,git başka yere kus."

Öfkeli homurdunmam karşısında yerdeki geyiği unutarak bana döndü,

"Ursula,bazen gerçekten bir erkek misin diye çok düşünüyorum.Senin yaşında ki kızlar bir eş adayı ararken sen hayvan avlıyorsun!"

"Kadın,bir erkekten fazlasını yapabilir."Geyiğin kirli derisini ona uzattığımda gözleri açıldı ve kafasını yine diğer tarafa çevirdi."Pekala,sessiz kalıyorum."

Geyiğin etini parçaladıktan sonra , getirdiğimiz torbalara doldurdum.

Ay'ın ışığı yüzüme vuruyordu.

Torbaları ona uzattım ve önden yürüyerek,"Vakit çok yok,hızlı ol."Yanıma hızla adımlarla yaklaştı, hafif sarı olan saçlarımı eliyle karıştırdı."Ursula,babanı özlüyor musun?"

İç çekişlerime neden olan ay'ın ışığına karşı yüzümü buruşturdum.Ay'ı hiçbir zaman sevmemiştim.

"O hissetmeyi bilirdi,farklıydı."

Abimin kolunun omzumda olmasını umursamadan yürürken,

"Fakat sadece hissedilmeyi

hakedeni,hissederdi.."dedi abim.

"Öyle."Onunla yavaş adımlarla yürürken konuşmamız bundan ibaretti.

Atların bağlı olduğu ağaca yaklaştığımızda,kolunu omzumdan indirdi.

Siyah,yeleli atımın başını okşadım ve ağacın üzerindeki ipin düğümünü açtım.Abim de ipi çözdükten sonra kahverengi atına bindi,torbaların birazını belinde ki uzun kemere bağladı,bense o sırada atıma bindim ve torbaların birazını aldım.

Hazır olduğumuzda hızlı bir şekilde atı hızlı bir şekilde dağa doğru sürmeye başladım.

Dağın mavi etekleri, olağanüstü duruyordu, karanlıkta daha canlıydı sanki.

Atım patikada ki yoldan hızla geçti,rüzgar tenime değerken ,yüzüme gelen sarı kıvırcık tutumları üfledim.

Kulübemize vardığımızda atı yavaşlattım,yavaş yavaş evin önüne geldik.Ahşap çatının üzerinde oturan erkek kardeşim,bizi gördüğü gibi çatıdan yavaşça indi.

Elinde ki dal parçasını bir kenara attı,yüzü oldukça soluk duruyordu.Açık yeşil gözleri elimizde ki torbalarda gezindi.Ardından gözleri abimle buluştu.Yutkundu, ardından derin bir nefes aldı,

"Kötü bir haberim var.."Abim kaşlarını çattı,"Sorun ne?"dediğinde kardeşim gözlerini uzaklara dikti.

"Bugün Swepria'nın kralı,kasabaya veliaht prensi ve yağmacıları gönderdi.Bütün evlere geldiler,zorla et ve yakacak aldılar."

Abimin gözleri korkuyla açılırken,öfkeyle ona baktım.

"Buna neden izin verdin!?Yaz boyu onları hazırladık seni ahmak!"

Çelimsiz vücudunu ittirdim,hınçla yüzüne elimi kaldırdığım sırada abim elimi tuttu ve geri çekti.

"Ursula!"Karseşim gözlerini kaçırarak,"Abla üzgünüm ama içeride konuşalım.."

Onlar içeri giderken,ben

öfkemi dindirmeye çalışmak için atları ahıra götürdüm.Ardından ahşap kapıyı açarak eve girdim.

Eski kanepelerimizden birine oturdum, kardeşim karşıma geçti.Abim ise taş ocağın üzerinde pişirdiği bitki çayını önümüze koydu ve yanıma oturdu.Kardeşim,

" Bugün sabah siz avlanmaya gittiğiniz zaman ahırı temizliyordum ancak sırtıma batan sivri şey beni korkuttu,arkama döndüğümde ellerinde kılıçlarıyla duran birkaç yağmacı vardı.Benden istediklerini vermemi söylediler,mecburen dediklerini yaptım.Ardından gittiler,onlar gittikten sonra eve Hcan amca geldi,herkes'e saldırmışlar ve sanırım yine gelicekler.."

Abim durumun trajikleğinin farkında değilmiş gibi,"Üzülme Sam, kendini savunacak durumda değilmişsin."

Sam,abime tebessüm etmeye çalışırken onlara ters ters baktım.

"Kışın da zıkkım yersiniz."Elimi çeneme koydum ve sıkıntıyla düşünmeye başladım,yarın yine gelecekler..

İkisi bana sessiz bir ifadeyle bakarken, başımı kaldırdım.

"Yarın kasabaya ineceğim.Siz iki ahmak da evin dışına çıkmayacaksınız."

Abim homurdanırken Sam,"Ney?Ney,duyamadım abla?"

"Gayet güzel duydun Sam,siz ikiniz daha kan görmekten korkarken dışarı çıkamazsınız.Ahırdan atımı yanıma alacağım.Siz ,sadece eve girmeye çalıştıklarında elinize bıçağınızı alıcaksınız."

Abim kahverengi saçlarını eliyle karıştırdı ardından iç çekti,"Sana güveniyorum Ursula ama..."

"Aması filan yok.Benim için korkmanıza da gerek yok,bir kadın her şey'i yapabilir."Sam kararsızlıkla bana bakarken,ayağa kalktım ve babamın eski odasına doğru yürüdüm.Üzerinde ki yazıya gülümsemeden edemedim,"Mary"..

Babamın tacı olan kadın..

Bizim yaşamımız olmadan göçüp giden o kadın..

Sandığın büyük ve ağır kapağını yavaşça açtım, Gümüş kraliyet kılıcı...

Üzerinde ki Zlois simgesine parmaklarımı korkakça değdirdim, ardından derin bir nefes alarak kılıcı sandıktan çıkardım.

Kılıcın ağırlığını hissettiğimde,babamın bir sözü aklıma geldi..

"Ne zaman o kılıcın ağırlığını hissedersen o zaman gerçekten büyürsün.."

Alayla mırıldandım,"Seni geride bırakmak kolay olmayacak.."

...

Bölüm sonu

10 yorum