Davina yaklaşık olarak 10 gündür burdaydı ve ruhsal rahatsızlıklarla başa çıkmaya çalışıyordu.
Yanında ona destek olan insanlar vardı fakat onların hala isimlerini bilmiyordu, hemen sordu " Ben sizin bayadır yanınızdayım ve hala adınızı bile doğru düzgün bilmiyorum " Yaşlı olan adam konuştu, kaslı biriydi, korkutucu görünüyordu, boyu uzundu hem de olması gerekenden de uzundu...
" Ben Alsataıra burdaki insanların başkomutanı hemde eğitmenleriyim, Celeste krallığının çöküşü ardından hayatta kalan insanları buraya topladık leydim"
Bu kelime leydim kelimdesi beni istemsizce mutlu etmişti, ardından yaklaşık olarak en fazla 14 yaşında duran bir çocuk vardı, üstü eski görünüyordu, yüzünde büyük bir yara vardı, boynunda kapatmaya çalıştığı bir yara izi vardı fakat bu yara izi daha çok zehirlenmeye benziyordu
" Ben Weylin buraya 13 yaşındayken geldim, öksüz ve yetimim Celeste krallıgındaki savaşta ailem cesurca savaşırken can verdi, onlardan her zaman gurur duyucağım" Gözleri dolmuştu, anlatırken zorlandığı belli oluyordu, sesi bazen arada kesiliyor veya titriyordu, eski günleri aklına getirmeyi sevmiyordu galiba kim sevebilirki eski anıları, kim savaşı aklına getirmeyi, kim çocukların öldüğü bir günü hatırlamak ister ki?
Sırada beni buraya getiren kız vardı, kıyafetleri diğer çocuğa göre biraz daha iyiydi, üstünde hala canavarın kanı vardı, demir kokusu geliyordu ondan " Ben Gyda ailem ile bir orman gezintisi sırasında ailem bir çete tarafından acımasızca katledildi, kardeşimi de kaçırdılar"
Yüzünden duygu seli geçiyordu eski günleri kim severki zaten?
Ağzımı konuşmak için açtığımda beni Alastaıra susturmuştu " Zaten senin burda herkes kim olduğunu biliyor, sana lanetli kız mı demeliyiz yoksa felaketin kızını mı tercih edersin?" Bana genellikle lanetli kız dediklerini ona söyledim ve ordan ayrılıp, Alsataıra ' nın peşinden gittim
(...)
Bir odaya vardığınızda Alsataıra hemen bir dolaba yöneldi, oda rütübet kokuyordu, bazı yerler paslanmış veya kırılmıştı, odadın sağ tarafına bakınca topaz ve benzeri bir sürü kesici alet vardı, korktuğumu anlayan Alastaıra " Bunlar dışarı çıkan kişilere veya eğitim için kullanılır korkmana gerek yok " Kısa bir süreliğine de olsa gülümsemişti Alsataıra.
Elinde temiz kıyafetler vardı, bu parçalar siyah ve beyaz karışımı bir takımdı. " Üstünü giymen için 5 dakikan var
leydim, acele edin "
(...)
Üstümü giymiş bir halde yaşadıkları yerde yürüyordum, burası yepyeni bir dünya gibiydi, çocuklar mutluydu, aileler kavga etmiyordu, keşke hem birde yaşasam diye düşündü Davin ' a...
Tekrardan bir odaya girmişlerdi, burda herkesin korktuğu bir makine vardı, öğrneciler kendi aralarında buraya ÖLÜM ÇUKURU diyiyorlardı.
Makine çalışmaya başladığında makinaya neden ölüm çukuru dendiği anlaşılmıştı, makineden sivri ve büyük demir sopalar çıkıyordu, sopaların etrafında çivi benzeri bir şeyler de vardı.
İçeriye bir çocuk girdiğinde Davina pür dikkat orayı seyrediyordu, çocuk ustaca aralarından sıyrılıyordu, bu durumdan memnun olmamışa benzeyen bir adam, makineyı zor seviyeye getirince çocuk dengesini kaybetmiş, çivilerden biri koluna girmişti...
(...)
DÜŞMANLAR:
"... Ne yapmayı planlıyorsunuz efendim? Yeni bir savaş mı yoksa Celeste krallığındakindan aldığımız esirler için yeni bir işkence yöntemi mi?" Dusan hayır anlamında kafasını salmamıştı. " Hayır, hayır, daha büyük birşey planlıyorum, felaketin kızını nasıl yakalayacağımızı düşünüyorum." Karşısında oturan konsey üyeleri şaşırmıştı, Dusan tekrar konuştu " Fikirlerinizi bekliyorum..."