Saat 03:00
İşten gelip o yorgunlukla uyuya kaldı.
telefon gelmesiyle şiş göz altı,kurumuş dudakları,düzensiz bir programının olmasından dolayı morarmış göz kapaklarının altından kırmızı ve bal rengiyle karışık gözlerini açtı.
Bilinmeyen bir numaraydı.
Efendim buyrun,ne vardı gecenin yarısında arayacak günler çuvala mı girdi diye mırıldanmaya başladı
karşı tarafta ki ise
Memur; Balca Akay siz misiniz?
Arkadan polis telsiz sesleri geliyordu.
Memur;orada mısınız hanım efendi dedi polis
Balca; evet buradayım buyrun kimsiniz?
dedi.Balca
Memur; Ben antalya emniyetten Akın komiser,
Balca 10 saniyelik bir sessizliğe büründü,
gecenin yarısı polis beni neden arar ki,bu sefer bi vukat işlememiştim ama,arabamıda doğru parkettim.
Gibi sorular beynini kurcalıyordu halbu ki hem dostu,hem abisi,hemde hiç bir zaman onu yalnız bırakmayan dostan öte olduğu 6 yaşından itibaren hep yanında olan Emir gelmemişti aklına
Balca; buyrun memur bey
Memur; Ankara yolu tarafında bir trafik kazası olmuş. Emir Demircinin arabası sağ tarafta ki uçuruma düşmüş...
Balcanın siyah saçları,ateş gibi gözleri,üstüne giydiği beyaz lakos ve gri eşofmanıyla duruşu,ve ciddiyetiyle herkesi büyüleyen kız.Bir anda bembeyaz kesildi,başından kaynar sular dökülmüştü adeta. Uyku sersemliği sanıp kendini cimciklemişti kabus mu bu!! o sırada memur hala telefondaydı
Memur; Balca Hanım... Ba, Balca hanım
derken memurun sözünü keserek
Balca; Nerede Emir şuan adres verin
Memur; adresi size attım Balca hanım Cesedi tespit için hastaneye gelir misiniz.
Cee, cesed?
kalbi durdu o an Balcanın. 4 senedir ağlamayan balca bianda ağlamaya başladı sessizce hıçkırıklar içinde,kırmızı elmacık çıkıntılarından süzülen inci tanesi gibi akan göz yaşları zemine çarparak yere düşüyordu.
Balca; Haa,hayır ya Emir.
sen.
SEN BIRAKAMAZSIN BENİ..
Şoka girmişti.
Elleri titreyerek yataktan kalktı 10 saniye kadar aynaya baktı,baktı ve baktı
antrede ki komidinin üstünde ki araba ve evin anahtarını alarak apartmandan çıkıyordu.
beyaz lakosu,gri eşofmanı ve siyah botlarıyla arabaya yol alıyordu. Dizlerinin bağı çözülmüştü.
Sem şimdi Emirin cesedini tespite mi gidiyorsun Balca diyordu kendi kendine
Gökyüzünden bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu, Gökyüzünde çarpan şimşek sesleri etrafta ki ağaçları sallıyordu. Adeta Balcanın ağladığına üzülüyordu gökyüzü.
Saçları kadar siyah olan arabasına bindi, bian arabanın anahtarını takacağı yeri bulamadı elinden düşürdü üç kez anahtarı.Kendine sitem ederek
“Ah salak Balca daha anahtarın yerini bilmiyorsun”
Hemen garajdan çıktı önce 200 yle gazladı,daha hızlı 230,
DAHA HIZLI
ibre 290’ndı
bi ara kaza yapacak gibi oldu ustaca o kazadan sıyrılarak hastaneye yol almıştı.
1 saatlik yolu 25 dakika da gelmişti.
Hastanenin önüne gelip arabadan indi. Sağ tarafta klübe de duran güvenliğe anahtarı bıraktı. Elleri titriyordu. Dizlerinin bağı çözülmüştü, içi almıyordu. Emiri o halde görmek.
Hastanenin içine girmeden hemen Aslı yı aradı.
Aslı ‘da Balcanın en yakınıydı . Emir nasıl Balca için değerli ve önemliyse,Aslıda öyle Balca için
Aslı,Balca ile doğmadan önce annelerinin arkadaş olması ile başlamış dostlukları.
Balca,Aslıdan 9 ay büyük.
Ne kadar dışarı karşı soğuk gibi gözüksede o merhametini bilen sadece Aslı ve Emir.
Uykulu bi sesle Aslı cevap verdi
Aslı;Efendim Balca yine kimle tartıştın. Beni aradın diyerek mırıldanarak gülmeye başladı.
Balca; ŞAKANIN NE YERİ NE SIRASI ŞUAN..
diye karşılık verdi ağlak ve titrek sesiyle
Aslı; Ne,
nası.
şe, şey
Balca!!!
Ne oldu ?!!
diyerek sıraladı sorularını Aslı
Balca; Emir...
Emirr ...
Ve Balcanın şarjı bitip kapandı.
Tek başıma dayanamam,kaldıramam ben diyerek ağlaması feryada dönüştü. Gökyüzü hala Balca için ağlıyordu ağaçları kökünden kopartıcak derecede fırtına çıktı.
Balca donup gökyüzüne baka kalmıştı, üstünde beyaz ince lakosundan başka birşey yoktu.titremeye başlamıştı vücudu,teni sanki bedeninden bütün kanını çekmişler gibi buz gibiydi.
Kendini toparlayamamıştı bir türlü
Emirin cesedini tanımak için , hazır değildi buna,aklını yitirmek üzereydi,
Ve sonra Bir anda topladı cesaretini,hastanenin giriş kapısına doğru bir adım attı, başı dönüyo,elleri titremekten bir yerde sabit durmuyordu.
Boynunda takılı olan zümrüdü anka kolyesi çarptı eline,gözü takıldı bir an.
Zümrüdü ankalar çok cesaretli,esaretle dolu ve bir o kadar da hikayesi kadar muhteşem ötesi.
Zümrüdü Anka kuşu; bilgi ağacının dallarında yaşar ve akıllara gelebilecek her bir şeyi bilir. Öyle ki , bütün kuşlar ona inanır,başları sıkıştıkça Anka nın kendilerine yardım edeceğini,onları hep zor durumlardan kurtaracağını kendilerine yardım edeceğini düşünürler. Öleceğini hissetiği zaman ağacının kuru dallarından yuva yapar,ve hiç bir zaman ne olduğu anlaşılmayan bir sıvıyı yuvanın etrafına sürer,yuvanın içinde ölümü bekler ta ki güneş doğuncaya kadar. Güneş doğuduktan sonra o yuvanın içindek küllerinden yeniden dirilir.
Sende anka gibisin Balca. Herşey üstüne gelsede pes etmeyip savaşmayı biliyorsun. Ve sen benim herşeyimsin” diye söyledikleri kulaklarımda yankılanır oldu.
“O simsiyah dünyanın külleri arasından sıyrılıp küllerinden yeniden ayağa kalkıyorsun”...
Demişti bana Emir ve boynunda ki kolyeyi vermişti. Ne kadar uzakta da olsam bu kolyeye bakıp beni hatırla derdi. Şimdi gökyüzündesin Emir.
uzaklarda çok uzaklarda gel deseme geleyeceksin bu benim canımı çok yakıyor🥀
Balca son kez kendini topladı ve artık hastanenin girişinden yavaş,yavaş danışmana doğru ilerliyprdu. o sırada saat sabahın 06:25 geçiyordu.
Balca; Danışmana Emir Demirci trafik kazasından dolayı buraya alınmış dedi soluk bir sesle
Danışman; Emir Demirci diye birisinin cesedi gelmemiş hastanemize bugün?
Balca şaşkın gözlerle danışmanı süzüyordu.
İçinden;aptal mıdır nedir.
Bilmiyorsun madem güncel olahastaları ve ölüleri neden danışman oldun!
Diyerek sitem etti.
Danışman; Peki neden dolayı vefat etmişti beyfendi ?
Balca; Ankara yolu üzerinde trafik kazası üç saat önce cesedi bu hastaneye sevkedilmiş.
Danışman; hanımefendi Emir demirciye ait bir ceset yok.
Balca sinirlenmeye başlamıştı,daha da kızmıştı. Sadece emirin cesedine ulaşıp son kez kokusunu içine çekmeyi umut ediyordu. Emirin cesedine ulaşamamak delirtiyordu Balcayı.
Sonra danışman sözüne devam etti.
Öyle bir ceset yok fakat....
Balca dört gözünü açmıştı.
Ankara yolu üzerinde trafik kazası zincirleme olmuş, oradan gelen üç hastamız var ikisi erkek birisi kadın.
Balca umut dolu gözlerle bakmaya başladı,
İçinden yakınmaya başladı; ama polis emirin cesedini bulduğunu söyledi..
Balca; ne. Nasıl, nerede peki Emir.
Diyerek gözleri doldu tekrardan. Yürümeye takadi yok,halsiz bitkin,göz altları uykusuzluktan ve ağlamaktan şişmeye başlamıştı. Saçları eski halini kaybetmiş,birbirine girmiş bir haldeydi.
Danışman; 15. Katta ki sol koridorda ki yoğun bakım ünitesinde diğer diğeri zemin kattaki morga getirilmiş
Balca ilk olarak morga gitme kararı almıştı. Yürümeye mecali yok fakat zorla koşuyordu. Deliye dönmüştü, asansöre bindi. Elleri titreye titreye basmıştı zemin katın düğmesine. Kendi içinde ki çığlıklar kadar ses çıkaran asansörle yavaş yavaş inmeye başladı zemin kata. İndiği anda
orada ki hemşireler ; Buyrun?
Balca ; Ankara yolunda trafik kazası sebebiyle ölen Emir Demirciyi tesbit etmek için gelmiştim.
Hemşire; Demek o sizsiniz. Başınız sağolsun. Feci bir ölüm olmuş daha da gençmiş.
Balca içindeki sesleri susturamıyordu. Danışmanda ki bayana kızıyordu. Aptal kadın ...
Umutlanmıştım bir diyordu içinde
O sırada morg görevlisi olan hemşire eline Emirin cüzdanını kimliğini ve Balcayla birlikte anısı olan bilekliği eline verdi. Üstünde gemici düğümü simgesi vardı. O zamanlar bilekliği aldığı günlerde ikisinin hayatıda çok zordu. Hem emir babasıyla geçinemiyordu. Balcada ailesiyle . Bir sorununuz var mı demek yerine hiç birşey olmamış gibi davranıyorlardı. Yine bi akşam emir okuldan geldi. Balca da evde kitap okuyodu. O sırada emirin ekranına mesaj düştü.
Nasılsın kas yığını?
Hafif bir tebessümle bütün yorgunluğu geçmişti emirin.
Direk Balcayı aradı. Antalya da bir sokak müzikali olduğunu söyledi Balca gitmek istediğini dile getirdi.
Emirinde tek sırdaşı Balcaydı .
7 yaşından itibaren bir sıkıntısı olduğu vakit birbirlerine koşarlardı.
O zamanlar tabi Balca çok neşeli hayata karşı pozitif,hayatın ona yapacağı kötülüklerden haberdar bile değildi . Emir içinde birşey yaşadığı vakit ağlamak için Balcaya giderdi. Balca 7 yaşından itibaren Emirin neşe kaynağıydı aslında. Tam Emire ne oldu neden ağlıyosun demeye gerek kalmadan Emirin maviş gözlerinden akan göz yaşları dudak kenarına doğru süzülürdü. Tabi ağladığı zaman yanakları kızarırdı. Dudakları büzüşürdü.
Balca; yanakların yeni kızarmış domateze benziyor deyip kıkırdamaya başlardı.
Emir; of ya bi kerede ağlarken neşe kaynağım olma kızım ya .
Birbirlerine gülerek hemen toparlanır resim yapmaya koyulurlardı. Şimdi ise 20 yaşındaydılar.
Bir dedi olduğu vakit hemen Balcayı arar dışarı kaçarlardı. Emir Balcayla anlaşıp akşam saat 22:00 da sokak müzikalının olduğu yere götürmek için hazırlanmasını söyledi. Anlaşıp kapattılar telefonu. Akşam olmuştu, Balca hazırdı. Her zaman ki gibi karanlık prenses gibi giyinmeyi tercih etmişti. Saat 21:50 ortalıkta Emir yok. Balca saate bakıp yine süsleniyodur Emir bey şimdi sanki düğüne gidiyoruz.
Anlamıyorum ki niye bu kadar düşkün tarzına bu çocuk diye mırıldandı. Saat 22:00 İçinden bir öf çekerken araba sesi gelmişti. Emir taksiyle Balcayı almaya gelmişti. Yine kraliyet prensi gibi altında beyaz spor ayakkabısı , jean bir pantolon ve lakos kumaşlı gömleği siyah uzun montuyla el sallayan bir Emir vardı Balcayı bekleyen.
Balca çantasını alıp çıktı evden. Apartmandan dışarı çıktığında karşısında bir adet Emir bulunmaktaydı. Elinde bir demet çiçekle sırıtıyordu pişmiş kelle gibi. Çiçeği uzattı Balcaya teşekkür ederim Emir dedi,soğuk kanlılıkla. Emir kahkaha attı bayılıyorum böyle şirin şirin gülmene diye mırıldandı.
Balca; hadi hadi boş yapma gidelim geç kalıcaz .
taksiye binip yol aldılar. ışıklar caddesine bi kaç kilometre kala indile taksiden. Yolda yürürken dertleşmek iyi geliyordu ikisinede. Tam o sırada
''Tozlu raftan aldım, Tüm anılarımı, acılarımı Unutmak istiyorum.''
diye şarkı sözleri geliyordu kulaklarına.
Balca; içimden yaşamayı bile unutmak istiyorum.
Hemen koşarak gittiler ışıklar caddesine oraların meşhur sanatçıları vardı tabi. Akşamları sokak aydınlık olurdu. Keyif alıyordu insanlar çünkü mutluluk,huzur vardı. Görünüştü öyleydi, içinde kopan fırtınaları kimse bilemez ve anlayamaz. Herkes maskesini yüzüne takıp çıkmak zorunda. Hayatta öyle çünkü. Asla darbe vurmam sana,yalan söylemem,bırakmam, gitmem,yanıbaşındayım!! diyenler tam tersini yapıyordu.
''İyim'' birşeyim yok,deyipte nice kurduğu dünyanın enkazı altında kalanlar ben gibi.
Artık bu yüzden eski Balca değilim, yaşım 20. Ruhum azrail meleğini bekleyen bir ruh. İçimden atamadığım karalıkları ışıklar caddesinden sönerek yürüyorum. Tek sırdaşım Emirdi . Belli edemem Emir e olan değerimi,ama oda farkındaydı . Dalgın dalgın yürürken bir kız çocuğu elimi tuttu. Sarı saçlı kahverengi gözlü ve konuşurken çıkan gamzeleri mest ediyordu insanı.
Satıcı Çocuk; abla abla siyahlı abla bak bilekliklerime. Almak istermisin?
Emir tebbessüm etti
Emir; Bakabilir miyim güzellik bilekliklerine .
Satıcı çocuk kutusnu Emire verdi. İçlerinde ki bilekliklere bakarken gözüne bir tanesi takılmıştı. Gemici düğümünü ağzına almış bir kuş sembolu olan bileklik.
Bunları alabilir miyiz güzellik?
İki adet alarak uzaklaştılar oradan,sokakta yürümeye devam ederken
Emir; Balca..
Balca yönünü Emire dönerek elindeki bilekliği gördü.
Emir; kolunu uzat takayım
Balca; neyi anlam ifade ediyor bu?
Emir; Bu düğüme gemici düğümü deniyor. Sen benden gitmeyeceksin,bende senden.
bir an tebessüm etti.
Balca; peki bu düğümü tutan kuş ?
Emir; o da......
bizim yaşadığımız dünya. Nereye gidersek oraya savurur bizi. Savrulurken birbirimizden koptuk mu? yoksa sımsıkı her halukarda hep aynımı kalıcak. Benim dileğim bu kuş gibi her nereye giderse gitsin kalbimde de aklımda da ruhumda da seni götürmek.
Balca içinden ; Benimde dileğim bu yönde ama dile getirirsem bişeyler bizi koparırsa diye korkuyorum Emirim.
Emir; seninn fikrin ne yönde.
Balca ; umursamazmış gibi benimde o yönde dedi.
Ve taktıkları günden itibarenn hiç çıkarmadılar bileklerinden. Ta ki Eline tutuşturulan Emirden geriye kalan poşede bakarak bir pişmanlık yaşıyordu içinde.
''Keşke sana iyiki varsın diyebilsemm''
gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Ama bağramıyordu içinde kopan fırtına mahvediyordu Balcayı
İyiki varsın Emir,İyiki varsın
diyerek çaresizce mırıldandı.