öylece orda durmuşlardı helen perinin elini tutuyor
kızının yüzünü kapatmıştı görmesin hiçbir şeyi
diye kendisi ise olanların şoku içerisindeydi
onur ise kanlar içinde yatan babasını izliyordu
kim neden yapardı ki bunu hiç kimseyi
tanımıyorlardı öylece yolun ortasında duruyorlardı
yanlarında hiçbir şey yoktu ambulansı aramak için
telefonları bile yoktu ne yapacaklardı onur yavaşça
korkmadan babasına yaklaştı nefes alıyor mu diye
bakmak istedi nabız ölçmesini ona annesi
öğretmişti ama annesi şuan şok olmuştu ve öylece
olduğu yerde durmuştu bu durumda kendisini
babasının ölüp ölmediğine bakmak zorunda hissetti
ve kontrol etmeye gitti evet nefes alıyordu
ölmemişti karnından vurulmuştu çok fazla kanaması
vardı ama yaşıyordu bunu annesine söylediğinde
annesi hemen kaçmalarını gitmelerini uzaklaşmaları
gerektiğini söyledi şuan kaçmaları için ayaklarına
gelen bir fırsattı ve kaçacaklardı çok uzaklara...
Ne yapacaklarını düşünüyorlardı saat 8.30 olmuştu
gitmeleri gerekiyordu ama nereye gideceklerdi helen
onur ve perinin elini tutup gitmelerini gerektiğini
söyledi evin etrafı ağaçlıktı ağaçlara doğru
yürümeyi başladılar bu mutluluğa yürünen bir yol
muydu yoksa her şey yeni mi başlıyordu...
biraz yürüdükten sonra aniden durdular bir
yerlerden adım sesleri duyuluyordu kim olabilirdi ki
gecenin bu saatinde ormanın içinde kim
yürüyebilirdi ki yoksa muratı vuran kişi miydi
onları da mı öldürmeyi düşünüyordu eğer öyle
olsaydı muratı vurduğu an onları da oracıkta vururdu
ama yapmadı bunları düşünürken helen diye seslenen
bir kadın sesi duyuldu bu ses helene çok tanıdık
geldi evet yıllardır duymadığı o sesti bu asyaydı ve
hızlıca onlara doğru yürüyordu helen hiçbir şey
anlamamıştı ama mutluydu onur da özlemişti onu ve
asyaya doğru yürüyüp sonunda geldin çok beklettin
bizi dedi helen çok şaşırmıştı neler oluyordu burda
diye düşünüyordu asya ise onura sarılıp kusura bakma
onurcum ufak bir sorun çıktı zamanında gelemedik
dedi helen hâlâ onları izleyip gelemedik kelimesini
düşünüyordu başkası da mı vardı yoksa başkaları mı?
asya helene sarılıp hemen gidelim burdan dedi helen
hem mutlu hem şaşkın bir şekilde başını sallayıp
onayladı birkaç adım sonrasında bir arabanın yolda
durduğunu gördü bu arabaya bineceklerdi ama nereye
gideceklerdi asya nereden çıkmıştı muratı o mu
vurmuştu yoksa? bunları düşünürken çoktan
arabadaydı asya yanında oturuyor ona sarılıyordu
onur ve peri de yanyana oturmuş onları izliyordu
asya helene dönüp sonunda seni o karanlıktan
kurtardık oğlun en büyük kurtarıcın... şuan çok
yorgun şaşkın ve şok olmuş bir durumdasın sizi bir
yere götüreceğim bugünlük orda dinlenin her şeyi
sana anlatacağım diyip sürücü koltuğuna geçti...