Gece, şehrin üzerine yavaşça kapanmıştı. Sokak lambaları sarı ışıklarını yağmurun içinden geçiriyor, her damla yere düşmeden önce bir anlığına parlıyordu. Soğuk, kemiklere işleyen türdendi. İnsanları evlerine hapseden, perdelerin arkasına saklayan bir soğuk.Selin Yalçın o gece eve erken dönmeliydi.Normalde taksi çağırırdı. Ama yağmurun altındaki o kısa yürüyüşü sevdiğini düşünmüştü. Belki de kafasını dağıtırdı. Belki de telefonunda gördüğü o mesajı unuttururdu.Mesaj hâlâ zihninde yankılanıyordu:“Konuşmamız gerekiyor.”Gönderen numara kayıtlı değildi.Ama Selin kimin olduğunu tahmin ediyordu.Topuklu ayakkabıları ıslak zeminde kayarken çantasını biraz daha sıkı tuttu. Kalbi hızlanmıştı ama bunu soğuğa yordu.Bir gölge arkasından yürüyordu.Adımlar.Düzenli.Panik yapma, dedi kendine. Şehir burası. İnsanlar yürür.Ama o adımlar hızını ayarlıyordu. Selin hızlanınca hızlanıyor, yavaşlayınca yavaşlıyordu.Selin bir anlığına dönüp bakmayı düşündü ama yapamadı. İnsan bazen korkusuna isim vermemek ister. Çünkü dönüp baktığında korku gerçeğe dönüşür.Bir köşeyi döndü.Sokak daha karanlıktı.Bir anda yağmur sesi azaldı gibi geldi. Sanki dünya sadece onun kalp atışına odaklanmıştı.Adımlar durdu.Selin de durdu.“Bakın…” dedi titrek bir sesle, arkasına dönmeden. “Eğer beni takip ediyorsanız—”Sözünü bitiremedi.Boğazında ani bir soğukluk hissetti.Metal.Keskin.Ve ardından sıcaklık.Dizleri çözüldü. Gözleri karanlıkla doldu. Yağmur artık yüzüne değil, gözlerine yağıyordu.Yere düşerken tek gördüğü şey siyah bir ayakkabıydı.Temiz.Çamursuz.Özenli.Ve sonra her şey sustu.---Sabah 06:42.Olay yeri şeridi çekilmişti. Mavi kırmızı ışıklar ıslak asfaltın üzerinde dans ediyordu.Komiser Defne Arslan arabadan indiğinde yüzünde tek bir duygu yoktu. Yirmi yıldır polis olan birinin yüzüydü bu. Acıyı da, öfkeyi de, şaşkınlığı da içerde tutmayı öğrenmiş birinin.Ama bu cinayet farklıydı.Henüz nedenini bilmiyordu.Cesedin yanına çömeldi.Boyundaki kesik kusursuzdu. Tek hamlede, tereddütsüz. Ne fazla derin ne yüzeysel. Katil, ne yaptığını biliyordu.“Savunma izi yok,” dedi adli tıp görevlisi.Defne başını hafifçe eğdi.“Tanıyordu,” diye mırıldandı. “Ya da güveniyordu.”Cebinden küçük bir kâğıt çıktı.Yağmurdan etkilenmemişti.Şeffaf bir poşetin içindeydi.Defne eldivenle aldı.Üzerinde tek bir cümle yazıyordu:“İlk perde.”Defne’nin göz bebekleri küçüldü.Bu bir cinayet değildi sadece.Bu bir sahneydi.Ve biri oyunu başlatmıştı.---Aynı Gün – Selin’in EviDefne anahtarla kapıyı açtırdı. İçeride kesif bir kahve kokusu vardı. Sanki Selin birazdan mutfaktan çıkacakmış gibiydi.Ev düzenliydi. Fazla düzenli.Sehpanın üzerinde yarım kalmış bir kahve kupası. Yanında açık bir dizüstü bilgisayar.Ekran koruyucu aktifti.Saat durmuştu: 02:11.Defne bilgisayarı inceledi. Son açık sekme bir e-posta taslağıydı.Konu kısmı boştu.Mesaj kısmında tek bir cümle yazıyordu:“Bunu daha fazla saklayamam.”Taslak kaydedilmemişti.Defne’nin içini hafif bir ürperti kapladı.Yatak odasına geçti.Dolabın kapağı hafif aralıktı.Ama içerisi dağınık değildi.Bir şey alınmıştı.Ama zorla değil.Seçilerek.Defne dolabın alt rafında eski bir ayakkabı kutusu buldu. İçinde fotoğraflar vardı.Üniversite yıllarından.Bir grup genç.Gülüyorlar.Birlikteler.Ama Defne’nin dikkati bir yüz üzerinde takılı kaldı.Kerem Demir.Boğazında düğüm oluştu.Beş yıl önce ortadan kaybolan adam.Ve şimdi bir cinayet dosyasının içinde.Tesadüf değildi.Defne fotoğrafı çantasına koyarken iç sesi fısıldadı:Bu sadece bir başlangıç.
Bölüm 1
Yağmurun Altındaki Kadın
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.