İçeriğe geç

KARANLIĞIN İÇİNDEKİ ŞEYTAN

Bölüm 3 · 7 dk okuma

KARANLIĞIN İÇİNDEKİ ŞEYTAN

Bölüm 3

SICAK ZİNCİR

''Yaratıcılar oyununda hile yapanları sevmez Karanlık Kraliçesi. Emin ol, ölmek için yalvardığından emin olacağım.''

Söylediği sözler kulağımı çınlattığında sendeledim. Arkama bakamıyordum. Sonunda merdivenlerin başına ulaştığımda hızlıca etrafıma bakındım. Ev büyüktü. Tahminen koridordaydım fakat koridor ve oturma odası birleşikti. Bakışlarım dış kapıyı bulduğunda vakit kaybetmeden koşmaya başladım.

Ellerim kapının kulpuna ulaşırken kulpu tutup var gücümle aşağı indirdim. Kapının kilitli olduğunu anladığım anda Kılıç'ın kahkahası kulaklarımı doldurdu.

''Ne o? Kaçış planların suya mı düştü Karanlık Kraliçesi?'' Kalbim bütün vücudumda atmaya başlarken Kılıç yavaş adımlarla bana doğru geldi. Sırtıma değen çelik kapı bütün kaçış yollarımı kapatırken Kılıç bir elini hemen soluma koydu ve diğer eliyle de çenemi kavrayıp yüzüne bakmamı sağladı.

''Yine dilini mi yuttun?'' Dudakları kurnaz bir sırıtışla yukarı kalkarken baş parmağıyla çenemi okşamaya başladı. ''Benden bu kadar korkman gururumu okşuyor Alara.''

Göz pınarlarımı dolduran yaşları elimin tersiyle sildim. Ağlamayacaktım. Bir kez daha ona güçsüz görünmeyecektim. Kılıç'ın yüzü yavaş yavaş aramızdaki mesafeyi kapatırken nefesini tekrardan kulağımda hissettim. Vücudum elimde olmadan kasılırken gözlerimi kapattım.

''Aç elini.'' Sessizce dediklerini yaparak elimi avcum yukarı gelecek şekilde kaldırdım. Birkaç saniye sonra avucumun içine düşen anahtarla gözlerim açıldı.

Kaşlarımı çatarak Kılıç'a baktığımda sırıtarak benden uzaklaştı. ''3 dakikan var Karanlık Kraliçesi.'' Ne yapmaya çalıştığını anlayamasam da avucumdaki anahtarı hızlıca kapının deliğine sokup kilidi çevirdim. Açılan kapı içimdeki umut filizini canlandırırken vakit kaybetmeden kendimi sokağa attım.

Dışarının soğuğu bedenimi esir alırken ellerim ısınma umuduyla bedenimi sardı. Bakışlarım dışarıda geziniyordu. Boylu boyunca toprak arazi görüş alanıma girdiğinde sıkıntıyla derin bir nefes verdim ve nereye gittiğimi bile bilmeden koşmaya başladım. Birkaç dakika sonra arkamda bir hareketlilik olduğunda bakışlarım hızlıca evin kapısını buldu.

Kılıç.

Üzerinde kalın kahve tonlarında bir kaban vardı. Yoğun bakışları benimle buluştuğunda dudakları tembelce kıvrıldı. Korku tekrardan bedenimi hapsederken bakışlarım elinde tuttuğu kabana kaydı. Kaşlarım olabilirmiş gibi daha da çatıldı. Kılıç'a baktığım için önümü göremiyordum fakat taşa takılıp sendelediğimde bakışlarım hızlıca önüme döndü ve olağan gücümle koşmaya başladım. Kılıç'la aramdaki mesafeyi arttırdığımda nefes nefese kalmıştım.

Adımlarımı yavaşlatıp arkamı döndüm. Kılıç ağır adımlarla bana doğru yürüyor, bir yandan da mırıldanıyordu. Aramızdaki mesafeden ne dediğini duyamasam da ağız hareketlerinden sayı saydığı anlaşılıyordu.

Bakışları beni bulduğunda sırıttı ve cebinden küçük bir kumanda çıkarırken eş zamanlı olarak saymayı bitirdi. Kumandanın tuşuna bastığı anda vücudum adeta alev alırcasına yanmaya başladı. Sol kolumda, iğne yaptığı damarım acıyla kasıldığında bacaklarım titredi ve dengemi kaybedip yere düştüm.

Acıdan bağırmamak için dişlerimi sıkıyordum fakat siktiğimin acısı bir türlü geçmiyordu. Birkaç dakika sonra Kılıç'ın ayakkabıları görüş alanıma girdiğinde kafamı kaldırdım ve yüzüne baktım. Benim bu halime nazaran yüzünde eğlenir bir ifade vardı.

''Zaman doldu Karanlık Kraliçesi.''

''Durdur şunu!'' diyebildim acıyla inlerken.

''Şu anda bana emir verecek bir durumda değilsin Alara. Farklı bir yerde farklı şartlar altında olsaydık emrine seve seve itaat ederdim.'' Yavaşça tek dizinin üzerine çöktü ve kulağıma doğru eğildi. Vücudumdaki yoğun acıdan dolayı olayları net bir şekilde kavrayamıyordum.

''Mesela sen benim yatağımda çıplakken.'' Sağ elimle göğsünden ittirdim fakat kıpırdamadı bile. Soğuk hava bedenimi an be an ele geçirirken öksürmeye başladım. Kılıç bu kez benden uzaklaştığında tekrardan kumandaya bastı ve acı saniyeler içinde yok oldu.

Kılıç elindeki kumandayı tekrar cebine koyarken bana doğru eğildi ve beni yan bir şekilde kucağına aldı. Öksürüklerim daha da artarken güçsüzce Kılıç'ın tişörtünü sıktım.

''Sakin ol.'' diye fısıldadı kulağıma. ''Kasma kendini geçti, buradayım.''

''Siktir git.'' diyebildim öksürüklerimin arasından. Söylediklerim üzerine gülmeye başladı. ''Bu ahkam kesen kız havalarını çok tatlı bulsam da Karanlık Kraliçesi, yerinde olsam bu durumdayken artistlik taslamazdım.''

Cevap vermek yerine daha çok öksürdüğümde Kılıç sırıtarak eve doğru yürümeye başladı. Birkaç dakika sonra eve girip beni kendi odası olarak tahmin ettiğim bir odaya getirdi ve yatağa bıraktı. Artan öksürüklerimin yanı sıra vücudum titremeye başlamıştı ve üşüyordum.

Beni yatağa bırakır bırakmaz yorganı üzerime örttüğümde Kılıç'ın kaşları çatıldı.

''Üşüyor musun?'' Cevap vermedim. Şu anda tek istediğim yorganın beni ısıtmasıydı.

Kılıç derin bir nefes alıp yanıma geldi ve elini alnıma koydu. ''Siktir, yanıyorsun.''

''Neden bu kadar umurunda? Beni öldürmek isteyen sen değil misin? Şimdi neden umurundaymışım gibi davranıyorsun? İlgini mi çektim birden bire?'' Yüzümde alaycıl bir sırıtış belirdi.

''Sakın bana aşık olduğunu söyleme.'' Kılıç dediklerimin üzerine kahkaha atmaya başladığında anlamaz bir şekilde kaşlarım çatıldı.

''Aşık olmak mı?'' Olabilirmiş gibi biraz daha güldü. ''Minik kurbanımın hemen ölmesini istemiyorum.''

Derin bir nefes aldı. Bakışları söylediklerine zıt bir şekilde yoğundu ve oda bunu farkındaydı. ''Yat dinlen. İlaç getireceğim.'' Benim bir şey söylememe izin vermeden odadan çıktığında derin bir nefes aldım ve gözlerimi kapatarak uyumaya çalıştım.

Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum fakat birinin beni sarsmasıyla zorlukla da olsa gözlerimi açtım.

''Ne oluyor?'' Bir yandan kendime gelmeye çalışıyor, bir yandan da terlediğim için yorganı kendime doğru çekip ısınmaya çalışıyordum. Yanımda beni uyandıran Kılıç'ı gördüğümde kaşlarımı çattım.

''Yemek yemen lazım.'' Vücudum soğuktan titrerken başımı iki yana salladım.

''Kılıç, üşüyorum.'' Kılıç elindeki tepsiyi hızlıca komodinin üzerine bıraktı ve elindeki ateş ölçeri alnıma doğru tuttu.

''Sikeyim. Alara ateşten yanıyorsun amına koyayım.'' Yüzümü ellerinin arasına aldı ve bana doğru eğildi. ''Şimdi yemeğini ye, ondan sonra da soğuk suyla yıkanacaksın anlaştık mı?'' Kafamı bir kez daha iki yana salladım.

''Soru sormadım Alara.'' Arkasını dönüp komodindeki tepsiyi eline aldı. Yatakta yanıma oturduğunda tepsideki çorbayı gördüm. Kaşığı çorbanın içine saldırıp üfledikten sonra bana yedirmeye başladı.

Çorba ekşiydi ve boğazımı yakıyordu fakat ses etmeden yemeye devam ettim. Birkaç dakika sonra kasedeki çorba bittiğinde Kılıç tepsideki şurubu eline aldı ve çalkalamaya başladı. Biliyordu.

''Eğer hap yutabilseydin her şey daha kolay olurdu Karanlık Kraliçesi.'' Şurubu çalkamayı bitirdiğinde birazını kaşığa döktü ve bana içirdi.

''Üşüyorum.'' Bir şey söylemeden beni kucağına alıp yürümeye başladı. ''Kılıç bırak beni çok soğuk.''

''Soğuk olduğu için mi alev alev yanıyorsun?''

''Kes sesini.'' Bunu söylerken bir yandan da ısınmak için Kılıç'a sarılıyordum. Birkaç dakika sonra banyoya girdiğimizde kaşlarımı çattım. Kılıç beni yere bırakıp duşu ayarlamaya gittiğinde kaşlarımı çatarak sessizce onu izliyordum.

Ayakta durmakta zorlandığım için klozetin üzerine oturdum ve kapının arkasındaki havlulardan birini alıp kendime sardım. Kılıç suyu ayarlamayı bitirdiğinde bana döndü.

''Çıkar üstünü.''

''Ne?''

''Üstündekileri çıkar, böyle duşa giremezsin.'' Kaşlarımı çattım. Dediklerinde ciddi miydi bilmiyordum fakat şaka yapar gibi bir hali yoktu.

''Tamam, sen çık ben girerim.''

''Çıkmıyorum Alara. Ben çıktığım anda suyun ayarını değiştireceksin. Ateşinin düşmesi için soğuk suya girmen lazım.''

''Beni umursamayı kes. Böyle yapman hiçbir halta yaramıyor.'' Dediklerimi umursamayıp yanıma geldi ve üzerimdeki havluyu kenara attı.

''Bana istediğin kadar sövebilirsin ama şimdi uslu bir kız olup duşa gireceksin.'' Tişörtümün uçlarından tuttu ve çıkarmak için kollarımı kaldırmamı bekledi. Lafını ikiletmeyip kollarımı kaldırdığımda dudakları tembelce kıvrıldı.

Altımdaki eşofmanı da çıkardığında karşısına sadece iç çamaşırlarımla kalmış olmak utanmama neden oldu. Yavaş adımlarla duşa doğru ilerlediğimde suyun soğukluğunu hissettim ve adımlarım saniyesinde durdu.

''Çok soğuk. Girmeyeceğim.''

''Gireceksin.'' Ben daha bir şey söyleyemeden Kılıç beni belimden tuttuğu gibi duşun içine soktu. Soğuk su bedenime temas ettiği anda ellerimle bedenimi sardım ve çıkmak için hamle yaptım fakat Kılıç duşun önünde durup çıkmamı engelledi.

''Kılıç bırak, çok soğuk.'' dedim titreyerek.

''Olmaz, biraz suyun içinde kalman lazım.''

''Kılıç üşüyorum çık önümden lütfen.'' Dişlerim titremeye başladığında çaresizce Kılıç'a baktım fakat o, yüzünde donuk bir ifadeyle beni izliyordu. Ellerimle Kılıç'ın göğsüne vurmaya başladım. Yumruklarım etki etmese bile ona vurmak iyi geliyordu.

Birkaç dakika sonra artık vücudum tamamen buz kestiğinde Kılıç'a baktım. ''Kılıç bırak, üşüyorum şu çok soğuk.''

''İki dakika. Sadece iki dakika daha dayan. Sonra çıkacağız.'' Derin bir nefes aldım ve bekledim. Dediği gibi yaklaşık iki dakika sonra suyu kapattı ve üzerime bir havlu sararak beni duştan çıkardı.

''Çok soğuk.'' Yüzümü göğsüne gömerken ekledim. ''Aynı kalbin gibi.'' Dediğimi duymadı çünkü cevap vermedi. Belki de verecek bir cevabı yoktu bilmiyorum. Beni tekrardan odasına getirdiğinde dolabını açtı ve siyah bir eşofmanla ona uygun bir sweatshirt alıp yanıma geldi.

Benim hareketlenmediğimi gördüğünde sweatshirt'ü alıp kollarımı kaldırmam için bekledi. Sessizce dediğini yaptığımda ilk önce sweatshırt'ü sonra da eşofmanı giydirdi.

''Amacın ne?'' dedim dakikalar sonra.

''Seni öldürmek.'' Tereddüt etmeden cevaplaması kaşlarımı çatmama neden olmuştu.

''O zaman neden öldürmüyorsun? Ya da neden iyileşmem için çabalıyorsun? İşkence çekmem hoşuna gitmiyor muydu?''

''Henüz zamanı değil. Ve işkence çekmen kesinlikle hoşuma gidiyor. Farklı zamanda ve farklı şartlar altında.'' Derin bir nefes aldı. ''Şimdi uyu.''

Bende onun gibi derin bir nefes aldım. Dedikleri çok karmaşıktı fakat şu anda ona zaman ayıracak vaktim veya gücüm yoktu. O yüzden dediğini yaptım ve gözlerimi kapatıp karanlığın beni ele geçirmesine izin verdim.

Geldik bölüm sonunaa

Ya he Kılıç he ya öldürmek vs he ya tamam Kılıç sensin okey.

Bir sonraki bölüm ne zaman gelir bilmiyorum çünkü hala çok hastayım;))

Yorum yapmayı ve vote vermeyi unutmayınn

;)

Bölüm sonu

5 yorum