"Hadi onların yanına gidelim."
"Sen git ben daha sonra geleceğim."
"Ne yapacaksın?"
"Önemli değil. Gelirim birazdan."
1522, 1124'ün yanından ayrılarak yürümeye başlıyor. Amacı ise güç toplamak. Bunun için ilk olarak 1265'i seçiyor çünkü 1265, yangında 1522 Yuna'nın bindiği asansörün kapısını tutarken onu yakmıştı. Yere bakarak yürürken bir anda birinin onu izlediğini hissediyor ve durarak etrafına bakıyor. Ve sağına baktığında bir denek görüyor. Denek onu görünce oradan kaçıyor ama 1522 ise peşinden koşmaya başlıyor. 1522 deneği kovalarken başka bir koridora giriyor ve o deneğin önüne çıkıyor. Denek kaçmaya çalışıyor ama artık çok geç. 1522 onu kolundan yakalıyor ve duvara yaslayarak sol elini yumruk yaparak ona bakıyor.
"J-j-jessica?!"
"Benim adım artık Jessica değil. Denek 1522. Ayrıca. Bunu sadece bir defa soracağım. 1265 nerede?"
"Depoda-"
"Güzel. Bu olayı hiç kimseye anlatma yoksa sende 1265 gibi ölürsün."
1522 yakaladığı deneği duvara fırlatıyor ve ona bakmadan yürümeye başlıyor.
"Ama 1265 ölmedi ki?"
Birkaç dakika sonra 1522 depoya varıyor ve kapıdan gizlice 1265'e bakıyor. 1265'in gücü, dokunduğu herşeyi küle çeviriyor. -basitleştirmek gerekiyorsa yok ediyor- Bu yüzden eldiven takıyor. 1522 baltasını içeriye doğru fırlatıyor ve balta tam 1265'in yüzünü çizerek geçiyor. 1265 panikliyor ve etrafa bakmaya başlıyor. O sırada 1522 içeri giriyor.
"Neler oluyor?!"
1265, 1522'yi fark ediyor ancak tanıyamıyor.
"Sende kimsin?"
"Beni tanımadın mı?
"Hayır..?"
"Ben 2 yıl önceki yangında yakarak öldüğünü sandığın kişiyim."
"Jessica?!"
"Adım artık Jessica değil. Denek 1522. Buraya yarım kalan işimi halletmeye geldim."
"Ahh... Sen ve beni öldürmek mi? Güldürme beni. Senin gücün bile yok. Denek 1522 ve o garip siyah kola sahip olmak güçsüz olduğun gerçeğini değiştirmez. Ayrıca... Ben senin gibilerle dövüşerek zamanımı harcayamam."
1265 arkasını dönerek gitmeye çalışırken 1522 ona bağırır.
"Korkak olduğunu kabul ediyorsun demek!"
1265 şaşırarak 1522'ye bakar.
"Zaten hiç gücüm yok. Beni anında yenebilirken neden arkanı dönüp korkak bir kız çocuğu gibi kaçmaya çalışıyorsun ki?"
"Pekala. Dövüşelim o zaman."
1265, 1522'nin duvara saplanan baltasını çıkararak 1522'ye fırlatır ve 1522 onu tutar. 1265 ise eldivenlerini çıkarır.
"Bunun adaletli bir dövüş olmasını istiyorum."
"İstersem tasmandaki kilitleri aktifleştirerek seni öldürebilirim. Sana çokta umutlanma derim."
"Bunun beni durduracağını mı sa-"
1265 tasmasına dokunur ancak hiçbir şey olmaz.
"Ne? Bu nasıl olur?!"
1265 tasmasıyla oyalanırken bir anda önüne bakar ve 1522'nin baltayla ona saldırdığını görür. Yana çekilir ve o yana çekilince 1522 baltasını yere saplar. 1265 elini ona uzatırken 1522 onun kolunu tutar ve çekerek ters çevirir ve kırar.
"Ahh! Kolum!"
Ardından onu yere iterek baltayı onun boğazına tutar.
"Ne oldu kedicik? Korktun mu?"
1265 öksürerek ona bakar. Savaşmaya devam etmek ister ama artık gücü kalmamıştır.
"S-senden ko-korkmuyorum."
1522, 1265'in yakasını tutarak kendine çeker.
"İşim bittikten sonra senden patates püresi yapacağım."
1522 canavara benzeyen sağ elini, 1265'in kalbine bastırır ve o sırada 1265 acı içinde çığlık atmaya başlar. Ardından 1522'nin eline beyaz bir küre gelir ve elini yumruk yapar. Elini yumruk yapınca bir anda tüm vücudu beyaz bir şekilde parlar ve artık 1265'in gücü, 1522'nin elindedir.
"Deneklerin gücü olmadığı zaman 48 saat içinde öldüklerini biliyorum. Seni şimdi mi öldürmemi istersin yoksa 2 gün sonra ölmeyi mi?"
1265 artık umutsuzdu çünkü zaten en sonunda ölecekti. Bu yüzden kararını aldı ve üzülerek 1522'ye baktı.
"Öldür beni."
"Sen bilirsin."
1522 ayağını 1265'in karnına koyarak baltasını defalarca kez 1265'in kalbine sapladı ve heryeri kan içinde kaldı. Ağzının kenarına sıçrayan kanı temizledi ve son kez 1265'e bakarak oradan ayrıldı. Dokunduğu şeyleri kül etmek sadece canavarı andıran sağ kolu için geçerliydi ve bu yüzden eldiven takmaya gerek duymadı. Birkaç dakika yürüdükten sonra 1425, 1447, 1341 ,1124 ve Yuna'nın olduğu odaya vardı ve odaya girmek yerine duvara yaslanıp, kollarını bağlayarak beklemeye başladı. Birkaç dakika sonra diğerleri odadan çıktı ve Yuna, 1522'nin üstünü kanlı görünce dalga geçer gibi soru sormaya başladı.
"Yine kimi öldürdün?"
"Bu seni ilgilendirmez."
Ardından 1124 konuşmaya başladı.
"Sana yardım edeceğiz. 1481 konusunda."
1522 birşey diyecekken Yuna yine konuşmaya başladı.
"Onun yüzünden biz öleceğiz."
"Ölmek istemiyorsan buradan defolup gidebilirsin Yunacığım. Sana kal diyen yok."
1522. Bunu söyledikten sonra 1124'e döndü ve konuşmaya başladı.
"Peki şimdi ne yapacağız?"
"1129'un yanına gidebiliriz. O çok iyi plan yapar ve ne yapağımızı hemen söyler."
"Tamam. Gidelim o zaman."
"Bizim de gelmemize gerek var mı?"
Bu soruyu 1341 sormuştu. Ve Yuna ise her zaman yaptığı gibi dalga geçmeye başladı.
"Gelsek iyi olur. Baksana daha yeni birini öldürmüş. 1124'ü de öldürebilir."
"Birazdan seni öldürürsem görürsün gününü!"
"Tamam! Bir an önce gidelim de doğru düzgün bir planımız olsun."
1522 ve 1124 onların yanından ayrılarak yürümeye başlarlar. Ardından 1522 konuşmaya başlar.
"Şey..- hafızam gidip geliyor da. Bazı şeyleri son olanlardan sonra hatırlamakta güçlük çekiyorum. 1129'un gücü tam olarak ne?"
"1129'un gücü 6. His. Onun 6. Hissi oldukça kuvvetli. Bu yüzden kolayca en doğru planları yapabiliyor."
"Birşey daha sorabilir miyim?"
"Tabii."
"Yuna hep mi böyle?"
"Nasıl yani?"
"Ne bileyim. Bana oldukça kötü davranıyor. Dalga geçiyor, haddini fazla aşıyor gibi."
"Evet. Bizde bunun farkındayız. Gerçekten yaşanan olayları fazla abartıyor ve 1447 ile 1425'in söylediğine göre böyle davranması hiç normal değilmiş."
"Umarım düşündüğüm şey olmaz."
"Merak etme. Eminim zamanla o da anlayacaktır."
O sırada 1129'un olduğu yere varıyorlar ve odaya giriyorlar. 1129 onları gülümseyerek karşılıyor ve 1265 gibi o da 1522'yi tanımıyor.
"Hoşgeldiniz. 1124. Getirdiğin bu arkadaşın da kim?"
"Beni gerçekten tanımadın mı?"
"Hayır. Seni ilk defa görüyorum."
1522 içini çekiyor ve konuşmaya başlıyor.
"Ben Denek 1522."
"Denek 1522 mi? Burada şu ana kadar yapılan sadece 1521 tane denek var."
"O Jessica."
"Jessica mı?! Ama nasıl?"
"2 yıl önceki yangından sonra... Normalde ölmem gerekiyordu ama 925 ile 687 beni deneylerde kullanarak hayata geri getirdi. Bana yardım edeceğini sanıyordum ama beni kandırmışlar. Onların amacı 1481 ile birlikte beni kötü tarafa çekmek ve beni kontrol etmek. Biz buna engel olmak için yardımını istiyoruz."
"Bana 1481'i anlat."
"1481 benim çocukluğumda tanıştığım insanlardan biri. Ailem öldükten sonra bana zorbalık yaptı, dalga geçti, öldürmeye çalıştı ve herkesin benden nefret etmesini sağladı. Bu yüzden o benim en büyük düşmanım."
"Anladım. Bu arada sormazsam kafayı yiyeceğim. Sağ kolun... Nasıl bu hale geldi?"
"925 ve 687'nin beni kapattığı odadan kaçınca başka bir odaya saklandım. Saklandığım odada bir kova dolusu tuhaf, yapışkan siyah bir sıvı vardı. Bende elimi onun içine soktum ve çıkaramadım. Çıkarmaya çalışırken 1481 geldi ve anlaşma yapmak istedi. Söylediğine göre eğer onun beni kontrol etmesine izin verirsem Yuna, 1447 ve 1425'i öldüreceğini söyledi ama onun beni kontrol etmesine izin vermezsem kolumun yanmaktan bile daha büyük bir acı içinde olacağını söyledi."
"Görünüşe göre... Sende reddetmişsin. Ama neden?"
"Ben onu anne ve babasından bile iyi tanıyorum. O 925 ve 687 ile anlaşma yapmış ve basbaya beni kontrol ederek herkesi öldürmek ve beni kötü tarafa çekmek istiyor. Şimdi söyle. Bunu durdurmak için ne yapabilirim?"
"925 ve 687 neyse de... 1481'i yenmek hiç kolay değil. O herkesten üstün bir güce sahip ve en güçlü deneklerden biri. Onu öldürmek için sadece tek bir şeye ihtiyacın var."
"Neye?"
"Mavi çekirdeğe."
1522 oldukça şaşırıyor ve o şaşkınlıkla bir anda bağırıyor.
"Mavi çekirdek mi?! Ben onu alamam! Mavi çekirdek üstün bir güce sahip ve onu alan çoğu kişi patlayarak ölüyor!"
1124 ise diğerlerinin aksine mavi çekirdeğin ne olduğunu bilmiyordu. Bu yüzden merakla 1522'ye sordu.
"Mavi çekirdek de ne?"
1522'nin elleri titremeye başlıyor. Bir yandan da sakin kalmaya çalışarak durumu 1124'e anlatıyor."
"Mavi çekirdek kısmen de olsa bir denek. Hatta ilk deneklerden biri. İçinde bir çocuğun ruhu hapsedilmiş. O hapsedilen çocuğun ruhu bir zamanlar çok güçlü bir denekti. 1006'dan, 1481'den hatta benden bile 1000 kat daha güçlü. O istediği herşeyin en güçlüsünü yapabiliyordu. İnsanları kontrol etmek, telekinezi, binanın elektriklerini kontrol etmek, insanların zihnine girmek. Aklına gelebilecek herşey. İlk başta kontrol altınaydı ama sonra yavaş yavaş delirmeye başladı. Bilim insanlarını en acı yollarla öldürüyordu. Onun yüzünden 500'den fazla denek öldü. Onun kontrolünü tamamen kaybedince deneklerle bir araya geldik ve onunla savaşarak ruhunu "mavi çekirdek" adında bir küreye hapsettik. Ardından onu binanın elektriklerini sağlamak ve kapıları açmak için kullandık. O şuan bir odada saklı duruyor. O mavi çekirdeğe hapsedildikten sonra özel bir şekilde deneyler yapıldı. Eğer sıradan bir denek alırsa.. o denek patlayarak ölür. Bir insan alırsa gücünün yarısına sahip olur. Ama gücü kaldıramazsa o da denekler gibi ölür."
"Peki çekirdek kırılırsa?"
"Çekirdeği sadece üstün bir güç kırabilir. Biri kırarsa çekirdeğin tüm gücü ona geçer ve o dünyanın en güçlü insanı olur. Ama eğer o kadar fazla gücü kaldıramazsa isterse benim gibi ölümsüz olsun, en acı yolla ölür."
"Peki içindeki ruh?"
"İçindeki ruhta tabiki güçlerle beraber senin vücuduna girer ve istediği zaman seni kontrol edebilir."
"Vay be... Çok inanılmaz."
"1129. Ne olur başka birşey yapabileceğimi söyle! Herşeyi yaparım ama mavi çekirdeği alırsam ölürüm!"
"Özür dilerim. Sadece mavi çekirdeği alarak onu durdurabilirsin. Merak etme. Sen bizim
gibi bir denek değilsin ve bizden daha çok onu alabilme potansiyelin var. Sadece daha güçlü olmak için deneklerin güçlerini almalısın. Ne kadar güçlü olursan mavi çekirdeği alabilme şansın daha yüksek olur."
