1522, 1481'in olduğu odadan çıkarken bir an kapının girişini kapatmak ile tereddüt etti. Ama artık 1481'in yürüyecek hali kalmamıştı. Bu yüzden koşarak Laura'nın kaçtığı tarafa ilerlemeye başladı. Bir süre sonra Laura'nın girdiği koridora girince canlandırdığı polislerden birini gördü. Polisin üstü kanlıydı. 1522 ona soru sordu.
"Laura nerede? Onu öldürdünüz mü?"
"Hayır efendim. Laura yanında başka bir adamla birlikte kendilerini üst kata kilitlediler."
"Bana efendim demeyi kes benim bir adım var."
'yanındaki başka bir adam' muhtemelen Oliver olmalıydı. Koridorda uzun bir süre sonra ilerlemeye devam etti ve en sonunda merdivenleri buldu. Ortalıkta çok fazla kan vardı ama canlandırdığı polislerden hiçbiri ortalıkta yoktu. Merdivenlerden uzun bir süre çıkınca demirden bir kapı gördü. Kapıya sertçe birkaç kez vurdu ve sonra Oliver'ın sesini duydu.
"Kim var orada?"
1522, Oliver'ın kapıyı açmayacağını adı gibi biliyordu. Bu yüzden boğazını temizleyerek konuşmaya başladı ve Emily'nin sesini taklit etmeye başladı.
"Baba benim. Çok korkuyorum. Kapıyı açar mısın?"
1522 bir an kapıyı kırabilirken neden böyle birşey yaptım ki? Diye düşündü. Oliver kapıyı açmakla tereddüt etti. Sonra aklına kameralar geldi ve kameralara bakmak için başka bir odaya gitti ama Laura ile karşılaştı.
"Ne oldu Oliver?"
"Efendim. Emily geldi. Kapıyı açmamızı istiyor."
"O 1522 de olabilir. Kameralardan bakalım."
Kameraları açarak kapının dışındaki yeri görmek istediler ancak orada 1522 olduğu için kamera bozulmuştu ve hiçbir şey görünmüyordu.
"Bu nasıl olur? kameralar daha önce hiç bozulmadı?!"
Oliver hemen kapının yanına geri döndü ancak herşey için çok geçti. Kapı kırılarak açılmıştı. Oliver panikleyerek alarm butonuna basıp yanlarındaki polisleri uyarmak için bir koridora girdi. Ama koridorun sonundaki kapıyı açtığında karşısına 1522 çıktı.
"Hiçbir yere gitmiyorsun."
Oliver kaçmaya çalıştı. Ama 1522 o kaçamadan sağ eliyle onun kolunu tutarak ona yumruk attı ve duvara doğru itti. Oliver'ın burnu kanmaya başladı.
"En başından beri bunu planlıyordun değil mi?"
"Emily nerede? Ne yaptın ona?!"
"O şuanda güvende. Ama senin işin bitti."
1522, baltayı Oliver'a saplamak için havaya kaldırdı.
"Elveda Oliver."
O sırada sol tarafından Laura'nın sesi duyuldu.
"Bu kadar yeter!"
1522 ve Oliver, Laura'ya baktı.
"Baltayı indir."
1522 güldü ve soğukkanlılıkla cevap verdi.
"Bağırmak ve birkaç tane polisle beni öldürebileceğini mı sanıyorsun?"
"Emily ve arkadaşların elimde. Seni öldüremem ama onları öldürebilirim. Sadece Oliver'ı rahat bırak."
"Ah. Öyle mi? Neden Oliver'ı bu kadar çok koruyorsun ki?"
"Çünkü o benim arkadaşım."
"Peki arkadaşın Elizabeth'i öldürmekten ne kadar zevk aldığını itiraf eder mi?"
Bir anda Oliver ve Laura donakaldı. Oliver ise bunu yalanlamaya çalıştı.
"Hayır bu doğru değil. O bir kazaydı!"
Sonra Laura'nın arkasından Emily çıktı.
"B-baba. B-bu doğru mu? Elizabeth teyzeyi sen mi öldürdün?"
"Ona doğruyu söyle Oliver. Bilmeye hakkı var."
Oliver, hem 1522'ye hemde kızı Emily'e baktı. Sonra derin bir nefes aldı.
"Evet. Ona sinir oluyordum. Bu yüzden onun ölümünden zevk aldım..."
Emily bir anda ağlamaya başladı.
"Senden nefret ediyorum! Sen korkunç birisin!"
Emily koşarak uzaklaştı.
"Hey velet! Sana gitmeni söyleyen olmadı!"
Laura ise onun peşinden gitti. 1522 ile Oliver ise yine yanlız kaldı. 1522, Oliver'ın üzüldüğünün farkındaydı.
"Ben söylemesem bile bir gün öğrenecekti. Yalanlarını birine sonsuza kadar yutturamazsın."
"Biliyorum... Şimdi benden nefret ediyor! Ben nasıl bir babayım?! Her şeyi mahfettim!"
Oliver ağlamaya başladı. 1522'nin ise aklına bir anda kendi ailesi geldi. Ve sağ elini ona uzattı. Oliver ise şaşırdı.
"B-beni öldürmeyecek misin?"
1522 sinsice gülümsedi. Başını 'hayır' anlamında salladı. Oliver eli titreyerek onun elini tuttu. Ama birşey farketti. 1522 onun elini çok sıkıyordu. Ve yavaş yavaş elini hissetmemeye başladı.
"N-ne? Ne yapıyorsun?!"
1522 onu çekerek ayağa kaldırdı. Sonra ona güçlü bir yumruk attı ve kolilere doğru fırlattı. 1522 hala yorgundu ama dayanıyordu. Oliver'a doğru ilerlerken Oliver kolilerin içinden bir demir çubuk buldu ve onu 1522'nin gözüne fırlattı. 1522 geri çekilerek gözünü tuttu. Çubuk kör olan sağ gözüne değil, sol gözüne gelmişti ve bu yüzden hiçbir şey göremiyordu. Ama Oliver'ın ayağa kalktığını ve ona doğru ilerlediğini hissetti. Oliver ona vuracakken onun kolunu tuttu ve yere fırlattı. Sol gözü masmavi parlıyordu ama bir yandan gözünün içinden kan akıyordu. Tüm gücünü toplayarak Oliver'ın göğsüne baltayı saplamaya başladı. Oliver zar zor ve kesik kesik nefes alıyordu. 1522 ise baltayı 3. Kez sapladıktan sonra durdu. Her yeri kan olmuştu. Eğilerek Oliver'ın kulağına birşey söyledi.
"Emily'e iyi bakacağım."
Oliver hiçbir şey diyemedi. Sadece 1522'ye baktı. 1522 ise baltayı Oliver'ın göğsünden çıkartarak ilerlemeye başladı.
O sırada Laura ve Emily
Emily koşarak bir odaya girdi ve kolilerin arkasına saklandı. Bir süre sonra da Laura o odaya girdi ve etrafa bakmaya başladı.
"Sonsuza kadar saklayamazsın. Seni en sonunda bulacağım."
Bir süre sonra Laura iyice sinirlendi.
"Baban senin için çok endişeleniyor. Ve her yerde seni arıyor."
Emily içinden:
"Ondan nefret ediyorum!"
Diye düşündü. Sonra Laura tekrar konuşmaya başladı.
"Dinle. Bu olanlardan dolayı yorgunsun. Anlıyorum. Eğer yanıma gelirsen seni eve götürürüm. Eve gitmek istemiyor musun?"
Emily gerçekten yorulmuştu. Sadece bu olanları unutmak istiyordu. Bu yüzden kendini toparlayıp saklandığı yerden çıktı.
"E-evet. İstiyorum."
Laura onu görünce kendini toparlamaya çalıştı.
"Ah. Korkma. Gel buraya."
Emily korkarak Laura'nın yanına gitti. Laura kızın başını okşarken bir anda kızın boğazından tutarak havaya kaldırdı ve bıçağını çıkardı. Emily ise sadece çığlık atabildi. Oraya yaklaşan 1522, Emily'nin çığlıklarını duyunca hemen onların yanına giderek baltayı Laura'nın göğsüne doğru saplayarak onu duvara fırlattı.
"O gün seni öldürmemekle bir hata yapmışım. En başından bu saçmalıklarına bir son vermem gerekirdi."
Laura göğsündeki derin yarığı eliyle kapatarak yere düşen bıçağını aldı ve zorlukla ayağa kalktı.
"Evet. Ve şimdi bu hata senin ölümüne yol açacak."
Laura elindeki bıçağı defalarca kez 1522'ye saplamaya çalıştı. Ama bunu başaramadı sonra 1522'nin sol gözünün kan içinde kaldığını ama hala görebildiğini fark etti ve bıçağı onun gözüne fırlatmaya çalıştı ama boynuna denk geldi. Sonra ona güçlü bir tekme atarak onu yere itti. 1522 artık yorgun düşmüştü. Tamamen bulanık görüyordu. Gözlerini birkaç defa kırpınca görüşü normale döndü ama etrafında bir sürü polis gördü ve hepsinde silahlar vardı. Ona ateş etmeye başlayacakları sırada 1522 etrafında siyah ve sivri dikenlerle çevrili bir kalkan oluşturdu. Sonra gözlerini kapatarak polislerin arkasına ışınlandı ve hepsini öldürdü. Ama Laura ve Emily'i hiçbir yerde göremedi.