Karakoldan çıktım eve gitmek için otobüs durağına gidiyordum. Durağa vardığımda durakta yaşlı bir çift vardı çok tatlı gözüküyorlardı. Ufaktan kulak misafiri olunca tartıştıklarını anladım ama tartışırken bile birbirlerini kırmıyorlardı. Bu devirde birbirlerini kırmadan anlaşabilenler hala varmış , ufakta olsa hala sevgide varmış. Çevremden gördüklerimle insanlar çıkarları için veyahut sırf sevgilim olsun diye sevgili olanlar, gerçek aşkı, gerçekten gönülden sevenleri bulmak zor hatta imkansıza doğru gidiyoruz. Bir gün ben de umarım gerçek aşkı bulabilirim.
Ben bunları düşünürken otobüs durağa geldi, durdu otobüse bindim ve katımı cihaza okutup boş bulduğum koltuğa oturdum. Kış ayında olmamıza rağmen hava çok güzeldi, tatlı bir güneş ve çok hafif -üşütmeyen- bir rüzgar. Otobüsün camından gökyüzüne baktım etkileyici şekilde güzeldi. Gökyüzünü çok severim, mutsuz olduğum zamanlarda gökyüzüne bakınca gülüyorum, rahatlıyordum sanki bütün yükümü bütün sıkıntılarımı alıp götürüyordu geriye sadece huzur kalıyordu. Sık sık gökyüzünün fotoğraflarını çekerdim. Bugün de hava çok güzel olduğu için telefonumu cebimden çıkardım ve birkaç tane fotoğraf çektim daha sonra çektiğim fotoğraflara göz atıp telefonu cebime geri koydum.
Otobüs ineceğim durağa yaklaştığında düğmeye bastım otobüs durunca indim ve evime doğru yürümeye başladım. Aslında müzik dinlemeyi çok severim yürüyüş yaptığımda mutlaka kulaklığımı takıp müzik dinlerdim fakat şu sıralar içimden gelmiyordu hatta aklıma bile gelmiyordu. Size birazda mahalleden bahsedeyim. Çok hoş bir mahallede oturuyorum. Mahalle hoş olduğu insanları da çok tatlı, iyi ve hoş insanlardır. Mahallemiz küçük olduğu için herkes birbirini tanıyordu. Ben 2 yıl önce taşındım bu mahalleye, hem yeni yeni taşındığım için hem de evde pek duramadığım için komşularımla pek tanışamadım yani tanıştım ama tabir-i caizse kaynaşamadım. Evime yaklaştığımda sokakta karşı binada oturan komşumla karşılaştım, başımla selam verdim yanından geçerken konuşmaya başladı.
¨Rümeysa kızım dün akşam tesadüfen gördüm evine girdiğinde yanında da bir adam vardı o kim, erkek arkadaşın mı oldu?¨
¨Yok Aliye teyzeciğim, o benim iş arkadaşım, beraber bir davanın üzerine çalışıyoruz o yüzden geldi eve¨ dedim. Dedim ama o bana inanmamış gibi bir ifade takınarak yalandan
¨Anladım kızım¨ dedi fakat hiç anladığını sanmıyordum.
Pek fazla düşünmeyerek eve girdim. Ev yine savaş alanı gibiydi. Toplayacaktım fakat ilk öncelikle bir şeyler yiyecektim, hala kendimi aç hissetmiyorum ama yemezsem rahatsızlanacağımı biliyordum bunu önlemek adına zor da olsa yemek yiyeceğim. İçeri girdiğimde paltomu çıkardım ve askılığa astım daha sonra lavaboya elimi yıkamaya gittim aynadan kendime baktığımda çok berbat gözüküyordum. Saçlarım dağılmıştı, yüzüm soğuktan kızarmış domatese dönmüştü. Hızlıca elimi yıkadım yüzüme de su tuttum ve lavabodan çıktım. Odama gidip üzerimi değiştirdim, gündelik rahat kıyafetlerimi giydikten sonra mutfağa ilerledim. Buzdolabını açıp içini kayrıştırmak ve aperatif bir şeyler yemek istiyordum ama bir sorun vardı kapağı açtığımda buzdolabı boştu, içinde sadece bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar havuç ve kivi vardı. Kafamı kaldırıp mutfağa göz atınca fark ettim ki aperatif yiyeceklerimin kalanını sabah kahvaltı niyetine yiyip çıkmıştım. Şimdi ne yiyecektim zaten iştahım yoktu bir de üstüne yiyecekler bitmişti artık hiç yemek istemiyordum. Buzdolabın içindeki havuçlardan bir tanesini aldım suda yıkadım ve yemeye başladım. En aperatif yiyecek şu anlık buydu.
Havucumu yerken telefonumu açtım ve market uygulamasından ev için yiyecek sipariş ettim. Teknoloji baya bir gelişmişti market bir nevi ayaklarının altındaydı. Gerekli yiyecekleri sipariş verdikten sonra eve gelene kadar evi toplamaya çalıştım. İlk iş yatağımı düzeltmekti . Aslında dağınık bir kız değildim hatta ailem vefat ettikten sonra işler bana kalınca daha bir titiz olmuştum. Fakat polisliği kazanıp da çalışmaya başladıktan sonra kendimi serbest bırakmaya başladım pek vakit bulamıyordum. Evet bu gereksiz bilgiden sonra evi toplamaya devam ettim, odamı toparlayıp hem oturma odam olan hem de salonum olan odaya geçtim. Hızlıca oraları da topladım ve mutfağa geçtim. Çöpleri çöpe attım, bulaşıkları bulaşık makinesine koydum ve makineyi çalıştırdım en son ocağı ve tezgahı da silince mutfakta bitmiş oldu. Benim mutfaktaki işim bitince kapı çaldı, kapıyı açtığımda telefondan sipariş verdiğim yiyecekler geldiğini anladım. Poşetleri aldım ve kuryeye teşekkür edip kapıyı kapattım. Yeni bir iş çıkmıştı, mutfağa geri dönüp poşettekileri yerlerine kaldırdım ve poşetleri de güzelce bir kutuya koydum.
Yorulmuştum. Evi temizlemem gerekiyordu fakat hiç halim kalmamıştı başka zamana bıraktım. Dinlenmek için televizyonu açtım fakat adam akıllı hiçbir şey yoktu. Bende internetten bir şeyler izlemeye karar verdim, komedi programı açtım ve izlemeye başladım. Bir süre sonra kapı çaldı. Kimseyi beklemiyordum kimdi acaba? Kalktım ve kapıya doğru yürümeye başladım. Kapıyı açtığımda karşımda kardeşimi gördüm. Onu bayadır görmüyordum özlemiştim. İçeri aldım ve sarıldım. Bana imalı bir şekilde
¨Baktım beni çok özlüyorsun bende bir seni ziyaret edeyim dedim iyi yapmış mıyım?¨
¨Bak ya, özledim tabi ki de seni¨
Göz devirerek ¨Belli oluyor¨ dedi.
¨Hem senin daha çok sorman lazım sen küçüksün¨ dedim kendimi kurtarırcasına ama nafile.
Koltuğa oturduk ve sohbet etmeye başladık. Uzun uzun konuştuk. Etrafa göz gezdirirken birden
¨Bu ne?¨ diyerek ayağı kalktı. Gittiği yöne doğru döndüm
¨Ney ne?¨ dedim
Bana kızarcasına ¨Sen bu evi ne zamandır temizlemiyorsun? Ev toz dolu nasıl yaşıyorsun bu evde?¨
¨Yaşadığım pek sayılmaz uyumadan uyumaya geliyorum eve.
Bugün erken çıktım işten sadece o da eve gelince anca evi toplayabildim¨
¨Kalk ayağı böyle olmaz bu pislikte duramazsın, temizleyelim el birliğiyle¨
¨Saçmalama bu saatte ne temizliği hem ben çok yorgunum temizlik yapamam¨ dedim vazgeçirmeye çalışarak
¨Saat gece yarısı değil bu bir, ikincisi de apartmanda oturmuyorsun müstakil ev burası saat geç de olsa kimse duymaz ses falan¨
belli ki kafasına koymuştu temizliği yapacak bir şey yoktu kalktım eve temizlik malzemelerini hazırladım. Ben evi süpürürken o da yerleri ve mobilyaları sildi. Birden fazla kişiyle yapınca temizlik çabuk bitiyordu. Temizlik bitince kendimize yorgunluk kahvesi hazırladık ve karşılıklı sohbet ede ede içtik
¨Zaten yorgundum bir de temizliği çıkardın artık daha da yorgunum ceza sana bana masaj yapacaksın¨ dedim gülerek
¨Senin bana teşekkür etmen gerekirken dediğine bak, seni hastalıktan kurtardım bu tozla biraz daha birlikte olsaydın çok kötü hasta olurdun¨ dedi. Haklıydı.
¨Şaka bir yana iyi ki geldin temizlik gözümde büyüyordu. Hem gerçekten özlemişim seni ya¨
¨Tabi canım özledin aynen¨
¨Yapma ya, bu sıralar bir dava var onunla uğraşıyorum¨
¨Dava ne?¨ Davayı ona anlatırken bu sefer tam olarak pot kırdım ve yanlışlıkla telefon konuşmasını da anlattım.
¨Adama bak tehdit mi ediyor seni, abla davayı başkasına devretsen olmaz mı?¨
¨Olmaz kafama koydum bulacağım o katili ve hakkı olan cezayı verdirteceğim¨
¨Bak başının belaya girmesini istemiyorum¨
¨Korkma bir şey olmaz¨
¨Ne demek bir şey olmaz diye adam telefon numaranı bulmuş birde üstüne seni tehdit etmiş sen gelmiş bana korkma diyorsun¨
¨Tamam kapatalım konuyu ya¨ dedim ve zorla da olsa konuyu kapattırdım.
Biraz daha sohbet ettik saate geç olunca evine gitmek üzere yola koyuldu, otobüsle gidecekti, durağa kadar ona eşlik ettim otobüs gelince o otobüse bindi bende eve doğru yürümeye başladım.
Yolda karşımda siyah yağmurluk giyen bir adam gördüm istemsizce korktum silahımda evde kalmıştı. Kendi yolumdan gitmeye devam ettim. Ben yürüdükçe o da karşıdan yürümeye devam etti. Korkmamaya çalışıyordum içimden cesaret verici sözler söylemeye başladım. Aramızdaki mesafe çok çok azalmıştı birkaç adım sonra yan yana olacaktık. Neden bu kadar korktuğumu da bilmiyordum adamı görünce aklıma ilk gelen kızların tarifiydi. Mobese kameralarında gördükleri adamı tarif etmişlerdi, karşımdaki adam hemen hemen anlatıma uyuyordu. Kendimi rahatlatmaya çalıştım sonuçta Türkiye de tek siyah yağmurluk giyen katil değil diye düşündüm ve o an geldi, yanımdan geçiyordu ki bana doğru eğilip kulağıma
¨Kendine dikkat et Rümeysa¨ dedi.
Donakaldım. Elim ayağım bir anda buz tutmuştu, hareket edemiyordum. Beni tanıyordu, ismimi biliyordu, bu adam KATİLDİ.