Sabah alarmın sesine uyandım ertelemeden kalktım. Vakit kaybetmemeliydim bir an önce katili yakalamak istiyordum. Elimi yüzümü yıkadım, ufak bir kahvaltı yaptım hazırlanıp evden kendimi attım. Otobüs durağına doğru yürümeye başladım. Durağa vardığımda otobüs henüz gelmemişti. Otobüsün gelmesini beklerken düşüncelere daldım. Kısa süre sonra otobüs geldi, bindim ve boş bir koltuğa oturdum. Saate baktığımda mesainin başlamasına 30 dakika vardı. Gün güzel başlamıştı umarım güzel de son bulur. Karakoldan içeri girip odaya doğru yürüdüm. İçeride biri hariç herkes gelmişti, Faruk. İçeri girdiğimde arkamdan Faruk’ta girdi. Yerlerimize geçip dava hakkında konuşmayacağım başladık. Ali:
“Ekstra bir şeyler buldunuz mu?”
O sırada Faruk’la göz göze geldim başını salladı bende salladım ve konuşmayacağım başladım.
“Dün dosyadaki fotoğrafları incelerken Faruk’la bir şey fark ettik. O sırada Nur heyecanla:
“Ne buldunuz? Hemen söyleyin” dedi Faruk:
“Susarsan Rümeysa anlatacak” dedi. Nur’un yüzü düşmüştü ben aldırmayıp konuşmaya devam ettim
“Olay yerindeki fotoğraflarla otopsi sırasında çekilen fotoğraflarda bir fark vardı. Otopsi fotoğraflarında kadının sağ elinin orta parmağının tırnağı yoktu” dedim ve sustum. Melih “O zaman katil otopsi doktoru” dedi. Faruk:
“Bu kadar hızlı karar vermeyelim yanlış çıkarsa sonuçları kötü olur” dedi. Haklıydı. Ece:
“Ne yapacağız peki?”
“İş bölümü yapacağız” dedim ve devam ettim. “Nur ve Ece siz olay yerinin yakınlarındaki bütün mobese kameralarını kontrol edin, Melih ve Ali siz de hastanedeki bütün kameralarına kontrol edin tuhaf bir şey bulursanız haber verirsiniz. Bizde Faruk’la otopsi doktoruyla görüşeceğiz” dedim. Kızlar biraz mırıldansalar da kabul etmek zorunda kaldılar. Çünkü Faruk’un bakışları çok keskindi ben bile korktum. Herkes görev yerlerine dağılacakken aklıma gelen soruyla ekibi durdurdum ve seslendim.
“Dün ki görevlerden neler çıktı?” Ece:
“Kız kimsesizmiş, anne babası ölmüş, kardeşi de yokmuş.”
“Peki ne iş yapıyormuş?”
“Butiği varmış pek bilindik değil, komşularına da sorduk sessiz sakinmiş kimseyle konuşmazmış bu sebepten arkadaşı da yok.” Dedi ve sustu. İster istemez kıza acıdım. Ali ve Melih’e dönerek
“Siz ne yaptınız baktınız mı davalara? Ali:
“Bir tane dava bulduk pek benzemiyorlar fakat yine de masanın üzerine koyduk sende bir göz at”
“Tamam” dedim ve herkes işinin başına döndü. Odada Faruk ve ben kaldık Faruk:
“Hadi bizde çıkalım” dedi
“Sen git ben şu dosyaya göz gezdirip öyle geleyim”
“Tamam haberleşiriz” diyerek odadan çıktı.
Dosyanın başına oturdum ve göz gezdirmeye başladım. Asılarak ölmüş, başta herkes intihar diye düşünmüş otopsi sonucundan cinayet olduğu ortaya çıkmış. Katil bulunamamıştı. Otopsi ve olay yerindeki fotoğraflara baktığımda bir değişiklik yoktu, tırnakları da yerli yerindeydi. “Bu dosya davayla ilgili değil” diye düşünürken telefonum çaldı.
“Alo. Kimsiniz?”
“Kaç gün oldu hala çözemediniz davayı, polislerin bu kadar beceriksiz olduğunu bilmiyordum. Yarın öğlene kadar zamanınız var beni ve neden öldürdüğümü bulamazsanız ikinci kurbanla tanışacaksınız” dedi ve pis ois gülmeye başladı konuşmama fırsat vermeden de telefonu kapattı. “Bu neydi şimdi? Telefon şakası mı? Kimdi ki? Numaramı nereden buldu ki ?” dedim kendi kendime, kafamda delice sorular vardı ama hiçbirinin cevabını bulamıyordum. İkinci kez telefonum çaldı arayan Faruk’tu
“Alo, nerede kaldın?” Hala şoktaydım sesim çıkmıyordu. “Rümeysa orada mısın?”. Kendime gelerek
“Buradayım, şimdi çıkıyorum geliyorum” dedim. Taksiye bindim giderken hala düşünüyordum. Yol boyunca düşündüm, sonuca varamadım. Hastanenin önüne geldiğimizde taksinin parasını verdim ve taksiden indim hastanenin içerisine girdim. Faruk girişteydi yanıma geldi
“Otopsi doktoru ortada yok” Aklım hala telefon aramasındaydı o sırada Faruk tekrar “Kime diyorum, iyi misin? Bir şey mi oldu?” kendime gelerek
“Bir şey yok aklım hala fotoğraflarda o yüzdendir” diyerek geçiştirdim o da üstelemedi. Faruk’la birlikte Ali ve Melih’in yanına gittik birkaç görüntü bulmuşlar. Kamera kayıtlarına baktığımızda doktorda tuhaf hareketler olduğunu anladık tam kapatacağımız sırada birini fark ettim, çocuklara seslendim
“Sizce de bir gariplik yok mu” Ali:
“Ne gibi?”
“Siz hastaneye giriş yaptığınızda ilk kameralara mı bakarsınız yoksa etrafa mı?” O sırada kaydı geri alarak tekrar izledik onlarda bana hak verdiler. Kameralara bakmaya devam ettik, lavaboya girdiğini gördük fakat çıkışı yoktu, bir süre sonra lavabodan otopsi doktoru çıktı ve taşlar yerine oturmaya başladı. Lavaboda otopsi doktoruna bir şeyler yapmış onun kıyafetlerini ve kartını kullanarak otopsiye girip tırnağı çalmıştı. Bu adam kesinlikle katıldı. İçim biraz olsun rahatlasa da hala kendimi kötü hissediyordum. Bunu Faruk’ta anlamış olacak ki arabada neyim olduğunu sordu, geçiştirip bir şeyim yok desem de inanmadı bende daha fazla devam ettirmeyip anlattım direkt arabayı durdurdu
“Neden daha önce söylemedin?” dedi. Korktuğumu fark etti durumu toparlamaya çalışırcasına “Telefon şakasıdır çok yaparlar” dediyse de belli etmesem bile ona inanmadım tamam benim de ilk aklıma bu geldi ama böyle bir şeyin şakası yapılacağını düşünmüyorum. Yine de ona inanmış gibi yaptım. Karakola geri gittik ve dava hakkında kim ne bulduysa konuşmaya başladık. İlk önce Nur konuştu
“Yakınlarda ki kamera kaydında siyah yağmurluk giyen bir adam vardı, kameraların yerlerini ezberlemiş gibi hangi kamera kaydına baktıksa o kameraya bakıyordu sanki bilerek yapıyor gibi “ Melih
“Yüzü görünüyor muydu?” Ece hayır anlamında kafasını sağa ve sola salladı “Maske takıyordu ve şapkasını yüzüne kadar kapatmış” dedi. Ben
“Kamera kayıtlarının kopyasını aldınız mı?” Nur
“Aldık” diyerek elime tutuşturdu flaşı. Bir süre sessizlikten sonra konuşmaya başladım.
“Katil bizimle oyun oynuyor” Faruk dışında herkes şaşırma nidaları savurdu. Demek ki Faruk’ta anlamıştı ama neden bize söylemedi diye düşünürken Ece konuştu
“Nasıl yani ne oyunu?” dedi ben devam ettim
“Katil kurbanın orta parmağının tırnağını çıkarmış beş tane parmaktan neden özellikle orta parmak hiç düşündünüz mü? Orta parmağın ne anlama geldiğini hepimiz gayet iyi biliyoruz. Sadece bu da değil kameralar, hastanenin kamerasından da bakıyor yine yüzü gözükmüyor sadece lavabodan çıktıktan sonra saçlarını ve gözlerini görüyoruz tabi bir de... Neyse işte katil bizimle oyun oynuyor” az kalsın pot kırıyordum ahh daha dikkatli olmalıyım. Nur
“Bir de ne?”dedi şimdi ne diyecektim tam o sırada Faruk konuyu değiştirmeye çalıştı
“Katil 1.80 boylarında siyah saç esmer tenli” diye katili anlatmaya başladı. Şükür ki kimse üstelemedi ve benim konum kapandı. Saat öğlen bire geldiğini fark ettim acıkmıştım, karnım garip sesler çıkarıyordu. Bir şeyler atıştırmam lazım fakat canım yemek yemek istemiyordu. Karnımın sesleri yükseldikçe yükselmeye başladı bu sesi Faruk’ta duymuş olacak ki bana
“Git bir şeyler ye”
“Canım bir şeyler yemek istemiyor” dedim
“O zaman evine git bu sesleri duymak zorunda değilim” dedi. Odun işte, odun her zaman odundur diyerek odadan çıktım.