İçeriğe geç

Karahan Konağı

Bölüm 20 · 3 dk okuma

Karahan Konağı

Bölüm 20

KALE KUŞATMASI (KÖRDÜĞÜM)

Karahanlı Konağı’nın çalışma odasında telefonun ahizesi yerde sallanmaktadır. Başından kan sızan Yusuf, masanın üzerindeki boşluğu yumruklar. Tarık ise heykel gibi donmuştur; gözlerindeki o eski mağrur İstanbul delikanlısı gitmiş, yerine gözünü kan bürümüş bir canavar gelmiştir.

Yusuf: (Hıçkırarak ve bağırarak) Benim yüzümden... Gözümün önünde saçından tutup çektiler kızı! Silahı kafasına dayadılar Tarık, sıkamadım!

Tarık: (Yusuf’un omuzlarını tutar, sarsar) Kendine gel Yusuf! Reşat’ın istediği tam da bu, bizi birbirimize düşürmek. Sen tarlanın aslanısın, şimdi diz çökecek zaman değil. Zehra’yı o cehennemden çıkaracağız.

Yusuf: (Gözlerini siler, bakışları sertleşir) Tapuyu da holdingi de devret Karahanlı. Alayını ver o şerefsizlere. Zehra nefes alsın, ben o konağı çıplak ellerimle yakarım yine umrumda olmaz.

Tarık masaya yürür, holdingin devir evraklarını ve konağın tapusunu önünce açar. Kalemi eline alırken elleri titrememektedir. Sadece tek bir şeye yemin eder: Bu imza, Reşat’ın ölüm fermanı olacaktır.

Konağın üst katında Belkıs, odasında Mithat ile viski kadehini tokuşturmaktadır. Alt kattaki ölüm sessizliğinin ve Tarık’ın evrakları imzalamak zorunda kalışının keyfini sürmektedir.

Belkıs: Reşat işi bitirdi demek... Sonunda. Tarık o tarlanın kızı için her şeyini veriyor. Aşk insanı böyle kör eder işte Mithat. Yarın sabah bu konak resmen benim üzerime geçiyor.

Mithat: Her şey planlandığı gibi gidiyor Belkıs Hanım. Ama Tarık ve Yusuf’u küçümsemeyin. Belgeleri devrettikten sonra eski değirmene tek başına gelecek Tarık. Orada işini tamamen bitireceğiz.

Tam o sırada kapı sertçe çalınır. Tarık içeri girer. Elindeki imzalı devir evraklarını Belkıs’ın masasına fırlatır.

Tarık: (Buz gibi bir sesle) Al... İstediğin kağıtlar burada Belkıs. Yarın sabaha kadar bu konak da holding de senin. Ama eğer Zehra’nın saçının teline zarar gelirse, bu konağın tavanını senin üzerine yıkacağıma babamın mezarı üzerine yemin ederim.

Şehrin dışındaki eski, metruk un değirmeni. İçerisi un tozları, paslı demirler ve örümcek ağlarıyla doludur. Zehra, bir sandalyeye zincirlenmiş haldedir. Yüzünde morluklar vardır ama gözlerindeki o Karahanlı inadı sönmemiştir. Reşat Bey, elindeki gümüş kabzalı bastonuyla Zehra’nın etrafında dönmektedir.

Reşat Bey: Bakıyorum da hiç ağlamıyorsun küçük kız. Abin gibi delisin sen de. Tarık senin için holdingi ve konağı bana teslim ediyor, haberin var mı?

Zehra: (Reşat'ın yüzüne bakar, tükürür) Tarık da abim de o kağıtları senin boğazına düğümler Reşat Bey! Sen o konağı alsan ne yazar? Bizim içimizdeki o inancı, o adaleti asla satın alamayacaksın. Sen korkaksın!

Reşat öfkeyle bastonunu yere vurur, adamlarına dönerek "Yarın gece yarısı Tarık buraya geldiğinde, kızı da onu da nehre dökeceksiniz!" emrini verir.

Gece yarısı. Eski değirmenin etrafında rüzgar uğuldamaktadır. Değirmenin paslı kapısı gıcırdayarak açılır. İçeriye, söz verdiği gibi tek başına, elinde boş bir çanta ile Tarık Karahanlı girer. Loş ışığın altında Reşat Bey, Mithat ve eli silahlı beş adamı beklemektedir. Zehra ise arkada sandalyeye bağlıdır.

Tarık: (İlerler) Belgeleri Belkıs’a teslim ettim. Bırak kız çekilsin Reşat. Hesap seninle benim aramda.

Reşat Bey: (Delice güler) Safsın Tarık... Gerçekten buradan sağ çıkabileceğini mi sandın? Belgeleri aldım, şimdi senin ve o kızın canını alma vakti!

Mithat ve adamları silahlarını Tarık’a doğrultur. Tarık hiç kımıldamaz, saatine bakar. Tam o sırada değirmenin devasa ahşap tavan pencerelerinden biri büyük bir gürültüyle çöker!

İçeriye elinde çifte kırpma tüfekle dalan kişi Yusuf’tur! Yusuf, havada süzülürken tetiği çeker. (GÜM! GÜM!) Reşat’ın iki adamı yere serilir. Aynı anda Tarık belindeki saklı silahı çıkarıp Mithat’ın bacağına ateş eder. Değirmenin içi bir anda cehenneme döner. Un tozları havada uçuşurken, silah sesleri duvarlarda yankılanır.

Yusuf, kurşun yağmuru altında Zehra’nın sandalyesine doğru koşarken, Reşat Bey köşedeki karanlık tünelden kaçmaya yeltenir. Tarık onun arkasından fırlar. Ancak tam o sırada Mithat yerde sürünerek silahını Yusuf’un sırtına doğrultur. Zehra bunu fark edip "Abi arkanda!" diye çığlık atar.

un tozlarının arasında parlayan namlu ateşlerine, Yusuf’un arkasına dönüşüne ve Reşat’ın karanlıkta kaybolan gölgesine odaklanarak büyük bir patlama sesiyle (GÜÜÜM!) kararır. Kim vuruldu? Kim sağ çıktı?

SEZON FİNALI

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.