İçeriğe geç

KARAHAN

Bölüm 9 · 13 dk okuma

KARAHAN

Bölüm 9

K-9

•

Ertesi sabaha uykusuz bir günaydın diyerek yataktan kalkabilmiştim. Tek elimle yüzümü yıkayıp salona geçtiğimde koltukta uyur vaziyette bulduğum adamla olduğum yerde kaldım.

Neyse ki koltuğumuz oldukça büyüktü de sığabilmişti.

Uyurken bile sıkıntılı duruyordu. Muhtemelen orada hiç rahat değildi.

İçimden yüzünü okşamak gelse dahi uzaklaştım. Dolabı açıp kahvaltılıkları çıkarttım.

Çay için su koymuştum ki kapı tıklatıldı.

Gözüm dolaptaki saate kaydı. On bir olmak üzereydi.

Karahan uyanmasın diye olabildiğince hızlı ulaştığım kapıda karşımda Yavuz'u buldum. Elinde poşetlerle gülümseyerek bana baktı.

Bu kadar hazırlıksız beklemiyordum. O yüzden gözlerim irileşti ve bir adım geri attım.

-"Ne o hayalet mi görd-"

Ayakkabılarını çıkartırken gözleri karnımı buldu. Sesi soluğu kesilirken ağzı o şeklini almıştı.

Yutkunup elimi karnıma attım.

-"Helen? Hayal mi görüyorum?"dedi kekeleyerek.

Gözlerini bir kaç kez kırpıp açtı kapattı. Kapının önünde konuşmamak için kenara kaydım.

-"İçeride konuşalım."dedim.

Şok içindeydi. Bir kaç dakika dondu kaldı.

-"Neyi soracağımı şaşırdım. Alnına ne oldu? Kolun niye alçıda ve...siktir hamilesin inanamıyorum!"diye şaşkınlıkla bağırdı.

Bende iyice küçülüyordum. Olduğum yerde kıpırdanıp gözlerimi kaçırdım.

Kolundan tutup içeri çektikten sonra kapıyı kapattım.

-"Anlatacağım diyorum."

-"Ne oluyor? Hayırdır?"

Yavuz bu sefer de Karahan'ı görünce ağzı açıldı.

-"Evlendim de tam olsun!"

Hızla başımı salladım.

-"Yok ya ne evlenmesi! Of ama sakin ol bak bende telaş yaptım."dedim kaşlarımı çatarak.

Karahan'ı yaratık gibi görerek yanından sıyrılıp geçti. Mutfağa gittiğini düşündüm ve durdum.

-"Arkadaşım. Durumdan haberi yoktu da biraz şaşırdı."

Uyku mahmuru dağınık saçlarıyla bana ters ters bakıyordu.

Onu da orada bırakıp mutfağa ilerledim. Karın bölgemde bir ağırlık hissediyordum. Fazla erken ayaklandığımı düşündüm.

-"Yavuz gelsene."diye seslendim mutfağın cam kapısından.

Odama girdikten sonra dişlerimi sıkarak yatağa oturdum. Yavuz içeri girmiş kapıyı kapatmıştı.

-"Zeren'in abisi değil mi bu? Karahan Sencer."

Başımla onayladım.

-"Ay bir el atsana yatmam lazım."

Hiç yadırgamadan belimi tutup yatmama yardım etti ve yanıma oturdu.

-"Ne işin var bu adamla kızım senin?"

Elimle karnımı işaret ettiğimde gözleri yerinden çıkar gibi oldu.

-"Tecavüz mü etti lan?!"

Bileğine yapıştım.

-"Delirme Yavuz. Zeren babasını kaybetti. Bende talihsiz bir kaza geçirdim. Haliyle benimle kalıyor."

Yüzünü sıvazladı.

-"Helen sen ne yaptın kendine ya?" Yüzünde gördüğüm hayal kırıklığı çoğu zaman bende de oluyordu.

-"Hamileyim. Geri alınmıyor."

Tercih hakkım olsaydı da aldırmazdım.

-"Kızım çareler mi tükendi? Bu yaşta çocuk mu doğuracaksın? Üstelik bir aşirete?!"

Yüzüm asıldı. Neden kötü tarafından bakıyoruz ki?

-"Yavuz aldıramazdım. Yapamadım anlamıyor musun?"dedim sesimi fazla yükseltmeden.

Oflayarak iki eliyle yüzünü kapattı. Elbette büyük bir tepki bekliyordum ama bu kadar üzüleceğini düşünmemiştim.

-"İyi misin sen? Niye hiçbir şeyden haberim yok? Ne kazası bu?"diye hızlıca sıra sıra sordu.

Ona kısa bir özet geçtim.

Yerini değiştirmiş başlığa yaslanarak yan yana duruyorduk. Kollarını göğsüne bağlayıp bana döndü.

-"Sen bu halde tek başına yaşamayı göze almıştın yani?"

-"Evet. Ama olmadı planlar ters tepti."derken karnımın kasılmasını hissettim. Sancı değil açlıktı.

-"Seviyor mu bu adam seni?"

Dudağımı ısırdım. Burnumun ucu sızlarken başımı iki yana salladım.

-"İkimiz içinde tek gecelik bir ilişki oldu."

Ben deliler gibi aşığım onda bir dal kıpırdamıyor diyemezdim ki.

-"İyi düşün iyi karar ver diyeceğim de düşünmelik bir şey kalmamış."

Kendimi aşk-ı memnu Bihter gibi hissettim. Firdevs hanım tarafından hakarete uğruyordum.

-"Karnım acıktı. Ne aldın bize?"

Oturup ağlama lüksüm yoktu. Oğlumu doyuracaktım.

-"Oğlundan haberim yoktu. Sana börek falan aldım. Patatesli."diye ağzının ucunda geveledi.

Gülümseyerek sakallı yanağını sevdim.

-"Teşekkür ederiz dayısı!"

Patatesli börek çok severdim.

Yüzünü buruşturdu.

-"Ben o adamın çocuğuna dayı olamam."

-"Çok kötüsün ama Yavuz! Gerçekten üzülüyorum ve ağlarım."dedim ciddi ciddi.

Yataktan kalktıktan sonra bir şey demeden elimi ve belimi tutarak kalkmama yardımcı oldu.

Birlikte mutfağa girmiştik. Karahan'a bakmadım. Salondadır diye düşünüyordum.

Beni şaşırtarak ismimi seslenince hemen salona doğru yol aldım. Üstüne ceketini giyiyorken gözleri beni süzdü.

-"Biraz işim var. Arkadaşın yanındayken gidip gelirim."dedi gözlerini çekerek.

Ne yani bizi yalnız mı bırakacaktı?

-"Olur. Acele etme."dedim üzüntümü içimde yaşarken.

Zeren'in anlattığı Karahan sahiplenen kıskanç bir adamdı. Fakat bana karşı olmadığı belli oldu. Hatta umursamadığını açık açık gösterdi.

-"Tamam etmem."dedi ve kapıyı çarparak çıktı gitti.

Hüzünlü bakışlarımı kapıdan çekip mutfağa geri gittim.

Yavuz'la birlikte hiç iştahım olmamasına rağmen karnımı doyurmuştum. Biraz daha sohbet etmiştik ve gitmişti.

Bende dinlenmek için uzandığım koltukta üstümde battaniye ile derin bir uykuya dalmıştım.

Geceleri o kadar uykusuz kalıyordum ki bu gündüz uykusu bana bir hayli iyi geldi.

Gözlerimi açtığımda ev karanlıktı. Karahan'ın hala dışarıda olduğunu fark etmek yüzümde burukluğa neden oldu.

Yeniden gözlerimi kapatmıştım ki kapı açıldı. Ağır adım sesleriyle koridorun ışığı yandı ve görüş açıma girdi.

Dikkatlice sırt üstü dönerken uyku sersemliğiyle yarı baygın gibi hissediyordum. Dudaklarımı nemlendirip elimi karnıma koydum.

-"Uyandırdım mı?" Sorusunu sadece başımla cevapladım.

Banyoya girdiğini düşündüğüm sırada bende uykulu halimden kurtulmuş güçlükle oturur pozisyona gelmiştim. Kolumdaki alçıdan kurtulmak istiyordum.

Buradan da hatta bu şehirden de oğlumla birlikte kurtulmak istiyordum.

Dış kapıdan gelen tıkırtıyla düşüncelerimden sıyrıldım. Yavaş yavaş kalktım ve kapıya yöneldim.

Açtığımda karşımda tanımadığım bir adam ve kadın vardı.

-"Karahan ağam emretmişti."

-"Geç sen Helen." Arkamdan sesi gelince kenara çekilip ona baktım. Kıvırdığı gömlek manşetini düzeltip iliklerken anormal derecede olan yakışıklılığına hayran kaldım.

-"Ben şimdi hemen bir şeyler hazırlarım." Kadın eli kolu dolu içeri girdiğinde Karahan eliyle koridordu gösterdi.

Diğer adam selam verip gözden kayboldu. Kapıyı kapatırken bir elim belimde duruyordu.

-"Ne oluyor? Kim bu kadın?"diye sordum.

-"Yemekle evle ilgilenecek. Sana yardımcı olacak."

Kaşlarımı çattım. Gerek olmadığını söyleyecekken telefonu çaldı.

Nefesimi üfleyip banyoya geçtim. Tek elimle yüzümü yıkadım ve kuruladım. Tekrar salona geçtiğim an Karahan balkonda telefonla konuşuyordu. Kapı kapalıydı ama asabi sesi buraya geliyordu.

-"Ya Kadem ne haliniz varsa görün diyorum! Benim kararlarıma karışma sonu kötü olacak."

Öylece dikilmemek için televizyonu açmaya yeltendim. İçeriye girmiş kapıyı sertçe üstüne vurmuştu.

Çaktırmadan sinirli halini izliyordum. Sessiz kalarak koltuğa otururken belimin arkasına bir minder yerleştirdim. Geldi yanıma oturdu.

Öylece yanıma yaklaşmasıyla göğsümde hissettiğim sıkışmayı sakinlikle karşıladım. Yavaşça nefesimi verdim.

Dizini sallıyor bacağında parmaklarını hareket ettiriyordu.

Haliyle daha fazla dayanamadım.

-"Bir sorun mu var?"

-"Birden fazla var."dedi adeta tükürür gibi.

Burnumdan derince soluk aldım. Benim olduğu kadar onunda hayatının alt üst olması normaldi.

-"Eğer dönmen gerekiyorsa git. Ben iyiyim."dedim inandırıcı olduğunu umduğum tonda.

-"Dönersem sende benimle geleceksin o yüzden ısrar etme bence."

Başımı anında iki yana salladım.

-"Yok artık delirme."dedim gözlerimi iyileştirip.

-"Ben oraya bu halde asla adım atmam." Sonuçta Karahan bunu gizlemezdi.

-"Geldiğinde gayet iyi saklamıştın. Alışık olman lazım."

Önüme döndüm. Dudağımın kenarını ısırdım.

-"Mecburiyetten. Ama şimdi yapamam. Rahatça dinlenmem gerekiyor. Sen git gelirsin. Hem evde kadın var işte bana yardım eder."

Aklıma ne gelirse söylüyordum. Ruhum ona çoktan alışmıştı. Burnum ciğerlerim kokusuyla yanıyordu.

Ama mantığım hiç devreden çıkmadı.

Gitmesini istiyorum.

Benden gitmesini geri gelmemesini istiyorum. İsterse kendi evliliğini sonlandırabilirdi. Fakat çocuğu olacağı için sevmediği birisiyle birlikte olması çok ağırdı.

Ben bu hayatı istemiyorum.

-"Kendi başına zorla yatıp kalkıyorsun. Olmaz."

Gözlerimi devirdim.

-"Karahan. Annenin ve ailenin en zor dönemi. Bir iki gün için bile olsa git anneni gör."

Gözleri düşünceli şekilde sehpaya sabitlendi. Kararsızdı. Beni bırakmak istemiyordu. Daha doğrusu çocuğunu.

-"Bilmiyorum düşünüyorum."

Daha bir şey konuşmadık. Yemek hazır olmuştu. Sessizce mutfakta yemeğimizi birlikte yedik. Uykum kaçmıştı ama uzanmak ve belimi rahatlatmak istiyordum.

-"Karahan."

Ellerimi yıkamak için girdiğim banyoda sıramı beklerken başını çevirip bana baktı. Konuşunca tartışıyorduk ama sessizliğini de hiç sevmiyordum.

-"Duş almak istiyorum." Yanaklarım çoktan kızarmıştı.

Ama yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Tanımadığım bir kadından bunu isteyemezdim. Gerçi Karahan'ı da çok tanımıyordum ama en azından çocuğumun babası.

-"Ben mi yıkayacağım seni?" Sesi içine kaçmış gibi zorlanarak sorduğunda gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.

-"Tek elimle halletmeye çalışırım ama yardımcı olman gerekiyor."

Hiç değilse gözlerini kapatırdı.

-"Alçın ıslanmaz mı?" Karşı karşıya dururken zorlukla dudaklarımı araladım.

-"Küvette yıkanacağım ıslatmam."dedim güçsüz titrek bir tonda.

Boğazını temizleyip elini boynunda gezdirdi ve gömleğinin yakasıyla oynadı.

-"Ben...ee...o zaman..çok gerekli mi gerçekten?"

Göğsü güçlü bir solukla inip kalktığında en az benim kadar zorlandığına şahit oldum.

-"Tamam istemiyorsan kendim halletmeye çalışırım."dedim ve bir elimle karnımı tutup yanından çekildim. Küvetin musluğunu açtım. Suyun sıcaklığını ayarlarken şehir manzarasını gösteren camdan dışarı bakıyordum.

Banyomuzda küvetin önünde oldukça hoş bir cam bulunuyordu.

Ta ki Karahan perdesini indirine kadar gözlerim manzaraya dalmıştı.

Dikkatlice doğruldum. Açık banyo kapısının önüne gelen kadın içeriye bakmadan başını eğmişti.

Karahan'ın kaslı karnını dürttüğümde sıcaklığına baktığı sudan uzaklaşmıştı.

-"Ağam bir emriniz yoksa işim bitti."

-"Çıkabilirsin Fatma. Sabah erkenden burada ol."dedi Karahan ve banyonun kapısını kapattı.

-"Kadını konaktan mı getirttin?"diye sordum.

Başıyla onayladı.

Şaşırdım.

-"Ya söylerse?!"dedim elimle karnımı işaret edip.

-"Sence söyleyebilir mi?" Bana dik dik baktığında yutkundum. Elbette ki söyleyemez.

Dudağımı içeri kırıp dişlerimi geçirdikten sonra önüne doğru adım attım.

-"Gözlerini kapat ve üstümü çıkart." Tüylerim ürperdi. Hatta üşüdüm desem yeridir.

-"Gözlerimi kapatmam için geç değil mi?" Bakışları karnımdayken göz devirdim.

-"Bir kere olması tekrar olacağını göstermiyor. İlk ve sondu."

Güler gibi olunca benim yüzüm düştü. Kendimden emin konuşmuştum ama beyimize komik gelmiş oldu.

-"Hadi artık."dedim stresten titremeye başlayınca.

Zeren'in giydirdiği bluzu eteklerinden tuttu. İlk önce sağlam kolumu çıkarttım. Karahan dikkat ederek alçılı kolumdan geçirirken karşısında atletle kaldım.

-"Karahan bakmasan olur mu?" Utançtan kıvranmak üzereyim.

Gözlerini gözlerime dikti. Ardından güçlü elleri şortumun beline gitti. Baş parmaklarını lastiğinden geçirip usul usul çekiştirdi. Şortumla beraber iç çamaşırımda kayıyordu ve bende kayıp bayılmak istiyordum.

Dizlerimin üstüne geldiğinde elini tuttum.

-"Gerisini ben yaparım!"

Daha fazla eğilmesini ve görmesini istemiyorum.

Tanrım.

O gece nasıl da cesaretliydim.

Karahan dimdik dururken tek elimle sıyırdım ayaklarımdan çıkarttım. İç çamaşırımda gördüğüm ıslaklığa içimden küfür ederken kirli sepetine atmıştım.

Tekrar önüne geldim.

-"Sakın bakma."

Ofladı. Fakat alnında beliren damardan zorlandığını görüyordum.

-"Oğlum karnına nasıl yerleşti Helen?"

Böyle bir dan eder ya insanın beyni. Aynı öyle oldum.

Oğlum demesine mi yoksa edepsiz cümlesine mi şok olayım karar veremedim. Dilim damağım kurudu. Nutkum tutuldu.

Ne denirdi ki buna?

Ağzım kitlenmişti zaten konuşamadım. O da yanıt beklemeden atletimi kolumdan çıkartınca beklemediği bir şey oldu. Muhtemelen südyenli kalmamı beklerken ortaya çıkan göğsüm sonrası eli dondu.

Direkt olarak yüzüne bakıyordum. Göğsüm havada dudaklarım birbirine yapışıktı. Gözleri gözlerimle çıplak tenim arasında gidip geldi.

Yanakları içe çökmüş bakışları değişmişti. Ağır ağır karartı çöken gözlerini yüzümden çekmeden alçılı kolumdan atleti çıkarttı yere attı.

-"Seni tanımıyordum. Sadece kız kardeşimin en yakın arkadaşıydın. Tanımaya vaktim de çabam da yoktu. O geceyi bilerek planladığını düşündüm. Saçma biliyorum ama çok aniden gelişmesi inandırıcı gelmedi. Bana karşı kullanacağını düşünerek yanlış hareket ettim. Seni Zeren'den uzaklaştırmak bana da bulaşmana engel olmak istedim."

Bakışlarım göğsüne sabitlendi. Elimi karnımda gezdirirken hala tüm bu yaşadıklarımıza inanamıyordum.

Geceleri aşkından uyuyamadığım adamın çocuğunu taşıyacağımı rüyamda bile görmemiştim.

-"Olan oldu önemi yok. Zamanı geriye saramayız."

Başını salladı.

-"Böyle olmasını istemezdim. Kendime engel olmalıydım. Baba olacağım için çok sabırsızlanıyorum. Bu bambaşka bir şey ama...sana bunu yapmak istemezdim."

Duygusallığım ortaya aniden çıkarken dilimi ısırdım.

-"Kendini suçlama. Tek taraflı değildi."derken sesime hüzün yansımış titremişti. Nazikçe boğazımı temizledim.

-"Üşüdüm."

Gözlerini kaçırdığı gibi gözlerimi elimle silip arkama döndüm. Küvet dolmuştu buhar çıkıyordu. Musluğu kapattım.

-"Elimi tut diyeceğim ama dengemi kaybederim."diye mırıldandım.

Sonrasında yine aşina olduğum gibi ayaklarım yerden havalandı. Çıplak bedenim güçlü kollarındayken sanki kalbim durmuştu.

Soluk soluğa kaskatı halde kaldım. Sıcak suyun içine oturmamı sağlarken hiç bedenime bakmamıştı. Gevşedim. Rahatladığımı hissettim.

Omuzlarım hafiflemişti. Su iyi geliyordu.

-"Üşüyeceksin ama."diye söylendi küvetin yanına diz çökerken.

Alçılı kolum dışarıdayken diğer elimle küvete jel sıkıyordum.

-"Sıcak ki.."dedim kısık tonda.

Başımı geriye yasladığımda bakışlarımız buluştu.

-"İyi misin?"diye sordu sakince.

-"İyiyim endişelenme." Elimi suyun altında karnımda gezdirdim.

Yüzüme düşen bir tutam saçımı kulağımın gerisine sıkıştırdığında gözlerim yarıya kapanmıştı. Elinin tersini kısacık da olsa yanağımda gezdirdiğini hissettim.

-"Mayışma. Yatakta uyursun."dedi daha sertleşerek.

Ses tonuyla başımı kaldırdım.

-"Şampuan."dedim elimi uzatıp.

Gözlerini duvarın bölmesine dikti. Şampuanımı alıp avucuna döktüğünde uslu bir kedi gibi onu izliyordum.

Saçımı mı yıkıyacak?

Arkama doğru geçip yeniden yere dizini koydu. İki eliyle ensemden saç diplerime doğru şampuanı yayarken bu hareketi dudaklarımdan mırıltı kaçmasını sağladı.

Memnuniyet mırıltısıydı.

Hayatta en sevdiğim şey masajdı ve elleri adeta sihir gibi geldi.

-"Karahan...uyurum.."dedim oldukça uykulu tonda.

-"Dayanamam hiç."diye ekledim.

-"Uyumak yok. Hasta olursun. Beş dakika sonra çıkıyorsun." Kulağımın gerisinden şakağıma kadar öyle güzel köpükleyerek okşuyordu ki mest olmuştum.

-"Ya hayır. Biraz daha...lütfen."

Dudaklarından cık tonlaması çıkınca yüzümü astım.

Köpürtmesi bitene dek neredeyse uyumuştum. Hatta kısa bir şekerleme yaptığımı söyleyebilirim.

Çok sürmeden suyu açıp saçlarımı duruladı. Beni iyice şaşırtarak dolaptan bir havlu aldı ve saçıma sardı.

-"Ben devam ederim gerçekten."derken küvetin kenarında duran sabunluğuma duş jeli sıkıyordum.

-"Uzatma Helen. Bu da bir ilk. Ve son olmayacak."dediği gibi gözlerimiz kesişti. Tutku görüyordum. Tıpkı hislerim gibi.

Dudaklarımı ıslattım ve belimi düzelttim.

-"Yardım eder misin?"

Küvetin içinde ayağa kalktım.

-"Sen beni tut ben hallederim."dedim. Aynı esnada bana bakıyor mu diye kontrol ediyordum fakat gözleri hep yüzümdeydi.

İki eliyle belimden destek oluyordu. Bende sabunluğu tek elimle olabildiğince tenimde gezdirdim. Uzanıp duş başlığını aldıktan sonra duvardan suyu açtım.

-"Beni tut sen."

Yapamayacağımı anladığında elimden başlığı aldı. Elimi omzuna koyup ona yaklaştım.

-"Islanacaksın."dedim utanarak.

Suyu sırtımda omuzlarımda gezdirirken kaslı bedenine tutunmuş kokusunu ciğerlerime çekiyordum.

-"Sorun değil. Düşme dikkat et."

Başımı kaldırıp yüzüne baktım. Kollarında aşk dolu bir sahne yaşamak isterdim. Şefkatiyle sevgisiyle yoğrulmak dolmak istedim.

Kalbim ona çarpıyordu. Hemde bütün hızıyla.

Fakat onunki benim için atmıyordu.

-"Ne oldu?"diye sordu. Su boynumdan göğsüme akarken onu da ıslatıyordum. Ancak odağım kalın dudaklarıydı.

-"Üşüdüm." Kalbim üşüyor.

Suyu kapatıp bir elini dizlerimin altından geçirdi ve beni kucağına aldı. Gömleği pantolonu sırılsıklam olmuştu. Zemine basmamı sağladıktan sonra yine dolaptan aldığı havluyla döndü.

Bedenime bakmadığına emin olmuştum. O yüzden havluyu sarmasına izin verdim.

Dolgun göğsüme sürtünen parmağıyla sesli bir iç çektim.

Kenarını sıkıştırıp yanaklarımı tuttu.

-"Rahatladınız mı?"diye yüzüme yaklaşarak sordu.

İster istemez gülümsedim ve başımı salladım.

-"Evet temizlendik. İyiyiz."dedim oğlum adına konuşarak.

İyice yaklaşıp yanağıma burnunu bastırdı ve derince soluk aldı. Ardından dudağımın kenarını öptü.

Dizlerimin bağı çözülür gibi olunca koluna tutunmuştum.

-"Şimdi yatma vakti."

İyi geceler öpücüğü mü aldım?

-"Olur. Ama önce saçlar."dedim.

Banyo dolabından fön makinesini çıkartıp fişe taktım. Saçlarımı kuruturken beni izliyordu. Yalnızca ıslaklığını alıp kapattıktan sonra ona döndüm.

-"Üstünü değiştirsene."dedim ıslak haline bakarak.

-"Duş alacağım."diyince anladım dercesine başımı sallayıp banyodan ayrıldım.

Misafir banyosunda dişlerimi fırçaladıktan sonra odama girmiştim. Ev sıcaktı ancak giyinmek istiyordum. Ve Karahan'ın unuttuğu detay giyinemiyor olmamdı.

Aşağıya eğilsem bile tek elimle iç çamaşırımı çekemiyordum. Üstelik şiş karınla tek el imkansızdı.

Ondan dolayı mecburan yatak başlığına yaslanıp bekledim. Yeniden uykum gelmişti.

Aradan on dakika geçtiğinde kapı sesi duydum. Koridor karanlıktı. Kalkıp bakmaya halimde yoktu.

Biraz daha bekledim. Adım sesi duymamla başımı kapıya çevirdim.

Abajur ışığımın aydınlığında yarı çıplak bedenini gördüm.

-"Helen...of nasıl unuturum! Niye seslenmedin ki?"

Altına bir şort geçirmiş üst bedeni nefes kesecek derecede ortadaydı. Of diyorum.

-"Sorun değil. Ama artık yatmak istiyorum."dedim utanç ve çekingenlik hissiyle.

-"Ne giyeceksin?" Kendisine sinirli haliyle odanın ortasında durdu. Komodinimi işaret ettim.

-"Şey iç çamaşırlarım orada. Pijalarım dolabın çekmecesinde."

Yüzüm kıpkırmızı olmuştu. Eğilip ufak çekmeceyi açtı.

-"Galiba bir tek bu yetiyor." İşaret parmağına taktığı dantel külodumla ayağa kalktığında iyice kızardım. Hatta morardım.

-"Beni utandırıp durma yeterince zor durumdayım."

Önümde eğilince beni bir ateş bastı. Cam açılsa rüzgar esse dedim.

-"Utanma. Ben keyif alıyorum." Yüzündeki muzip ifadeyle kaşlarım çatıldı.

-"Farkındayım."diye mırıldandım.

Ayaklarımı nazikçe tutup külodu bacaklarımdan geçirdi. Ardından beni ayağa kaldırdı ve havlunun altından neredeyse popomu okşayarak külodumu giydirdi.

Az kalsın inliyordum!

Burnumdan soluk verip refleks olarak çıplak göğsüne tutundum. Havlum kayıp düşmüştü.

Ateş resmen başıma vurdu ve ben hiç iyi hissetmiyorum. Hamilelik hormonları her duyguyu bu kadar yoğun yaşatmamalı!

-"Çok güzelsin." Fısıltısı beni kendime getirdi.

Burun buruna duruyorduk. Teninden gelen ferah kokuyla gözlerim kapandı.

-"Oğlum da senin kadar güzel kokacak mı?"Ağzımdan kaçırmak istememiştim. Yemin ederim içimde tutamadan konuştum.

Aptal gibi görünüyor olmalıyım. Ne alaka şimdi Helen?!

Utandım. Çok utandım.

Gülümsedi. Sakalları çeneme değerken bir eliyle yanağımı okşuyordu.

-"En az annesi kadar güzel kokacağına eminim."dedi duyacağım yükseklikte.

Beni de gülümsetti.

Yumuşacık oldum. Pamuk gibi hissettim. Karahan'ın ne hissettiğini bilmesem de ten tene olmak çok güzel bir duyguydu.

Sertleşmiş meme uçlarım göğsüne değiyordu. Sıcacıktı.

Utanmayı bırakmıştım. Ait olduğum teninden mi utanacaktım? Tenimin her zerresine dokunmamış mıydı sanki?

Burnundan bir nefes alıp çenemi tuttu başımı kaldırdı. Doğal bir şeymiş gibi dudaklarıma uzandı. Dudaklarım aralandı.

İç çekerek dudağımı kavradı. Kısa ve tatlı bir öpüştü bu. Tadımlık. Mis gibi.

Dudaklarımız birbirinden koparken hoş bir ses çıkarttı. Durmadı tekrar öptü ve başını uzaklaştırdı.Diğer eli bel çukurumu okşuyordu desteğiyle ayakta duruyordum. Aksi halde çoktan düşmüştüm.

-"Bu gidişle seni ben hasta edeceğim."dedi kendiyle konuşurcasına.

Dolabımdan atlet ve şorttan oluşan kirazlı pijama takımımı bana giydirmişti. Bunu en son giyindiğimde bana bol oluyordu. Şimdi karnımı kapatmayınca komik gelmişti.

-"Karahan."

Yatağa uzanmamı sağladığı sırada bileğini tuttum. Bir şey söylemedi. Yanıma oturdu.

-"Uyuyana kadar durur musun?"diye sordum varla yok arası ses tonumla.

Elini dikişli kaşımda gezdirip saçımı düzeltti.

-"Kapat gözlerini."

Sözünü dinledim. Elimi oğluma yerleştirdim. Karanlıkta bunu görmüştü. Beni taklit etti.

Sıcak avuç içi karnımı ısıtırken kendimi uykunun tatlı kollarına bıraktım.

•••

Merhaba iyi geceler ❤️

Umuyorum kii beklentinizi karşılayan bir bölüm olmuştur.

Yorumlarınızı bekliyorummm sizi seviyorum ��

Bölüm sonu

10 yorum