•
Şirketin öğle arasında arkadaşımın daveti üzerine onunla yemek yemeye çıkmıştım. Hayatıma devam etmeye çalışıyordum.
İki gün önce karısıyla gidişini izlediğim adamı hafızamdan silemezdin ancak baş etmeyi öğrenecektim.
Tam ben bunları düşünürken son zamanların gözdesi haline gelmiş lüks restorantta Karahan'ın bedenini gördüm. Bir kaç adamla yemek yiyordu. Çatık kaşlarıyla dikkatle dinler haldeydi.
-"Gel Helen şu taraftan."
Elif'in yanıma gelişiyle rezervasyon yaptırdığı masaya ilerledik. Elif üniversiteden arkadaşımdı. Zeren kadar yakınım olmasa da sık sık buluşup görüşürdük.
-"Zeren'in abisi değil mi şu?"
Öylesine başımı salladım. Düşününce ağlayasım geliyordu. Bir kaç masa ötemde benden haberdar olmayan adam. Ve o adamın karnımdaki bebeği.
İç çekip menüyü açtım. Yemek siparişimizi beklerken kendimi kötü hissetmeye başladım. Az önce karnım çok açtı ve iştahımı kabartan yemeklere bakmıştım. Fakat şimdi etraftan gelen yemek kokusu midemi havaya kaldırmış gibiydi.
Yemekte olduğum yemeği bırakıp elimi ağzıma attım.
-"Ne oldu?"
-"Midem bulandı."diyebildim zorla. Ayağa kalkıp hızlıca ilerledim. Topukluların üstünde ne kadar hızlı gidebiliyorsam o kadar gittim.
Lavaboların olduğu koridora girmiştim ki hızla çarptığım bedene bakamadım bile. Tanıdık kokusunu alarak kendimi içeri kapattım.
Hayatta en iğrendiğim şey kusmaktı ve ben son günlerde bunu yaşamaya başlamıştım. Bu yüzden daha çok tiksinip öğürüyordum.
Mideme giren krampların sonu gelmeyecek gibiydi. Boş mideyle öğürmekten bedenim titrerken sırtıma dokunan elle olduğum yerde sıçradım.
Klozete doğru eğilmiş bedenimi kaldırıp arkamdaki bedene döndüm. Gözlerinde ilk defa duygu kırıntısına rastladım.
Endişe.
-"İyi misin?" Benimle konuşuyor.
Belli belirsiz şok içinde başımla onayladım.
Göz bebeklerim dahi sallanıyordu. Farkında olmadan aldığım desteği ile lavaboda ellerimi yıkayıp peçeteyle ağzımı sildim.
Kusmamıştım ama kussam belki rahatlardım. Ayakta durmaya mecalim kalmamıştı.
Aynada hemen arkamda duran adama bakmaktan kendi derdimi de unutacak haldeydim. Yutkunup göz altımı hafifçe sildim. Gözlerimden akan yaşla az da olsa makyajım bozulmuştu.
Lavabonun tezgahına ellerimi dayadığımda bacaklarımın sallandığını hissediyordum.
-"Bana bir taksi çağırır mısın lütfen?"
Elif kalkıp gelse de şu adamdan yardım istemesem diye geçirdim içimden.
Keşke başka bir şey isteseydim.
Kapıdan içeriye giren ikinci endişeli yüz gözlerini ikimizde gezdirdi.
-"Canım. Ne oldu yemek mi dokundu? İyi misin?"
Yüzüme dökülen saçlarımı kulağımın gerisine sıkıştırdım.
-"Elif bana bir taksi çağır. Çantamı da getirir misin?"der demez elindeki telefonuna sarıldı dışarı çıktı.
Midem beni çok rahatsız ediyordu. Yüzümü buruşturup ellerimi tekrar ıslattım ve boynuma değdirdim.
-"Geç ben bırakırım eve."
Neden hala durduğunu anlamadığım Karahan elini belime değdirdiği an beni sıçrattı.
Şaşırıp gözlerimi geriye açtım.
-"Gerek yok."dedim acıyan boğazımı yok sayarak.
-"Yürüyebilir misin?"
Bir de kucağın al istersen.
Şoktan çocuğumu düşürürdüm Allah korusun.
Belimden ittirirken kapıda çantamı getiren Elif'le karşılaştık. Girişte vestiyerden kabanımı da alıp giyindim.
Bir anda her şeyi unutmuştum. Ne hamileliğim ne de Karahan'ın evli olması.
İki ay öncesine gitmiştim. Aşık olduğum adamın ilgisiyle sersemleşmiş genç bir kadındım. Kalbim küt küt atıyor göğsüm daralıyordu.
Titreyen parmaklarımla önümüzde duran arabanın kapısını açtım. Kim derdi ki arabasına bineceğim.
Gözlerimi kapattım. Kulaklarım gerçeklere sağır olmuş halde kendimi akışa bıraktım. Açtığım camdan yüzüme vuran soğuk beni kendime getirmeye yetti.
Kabanımın içinden istemsizce karnıma değen elimi çektim. Karahan dimdik bir oturuşla sürdüğü spor arabasında kusursuz görünüyordu.
Yüzü düşünceli dalgındı.
-"Zeren'i bana doldururken, hakkımda iftira atarken de bu kadar düşünceli olsaydın keşke."
Yemin ederim bilerek söylemedim. İçime bilmediğim bir öfke dolmuştu ve ağzımdan çıkıverdi.
Zaten ağzını tutan birisi de olamamıştım hiç o ayrı.
Duruşu değişirken az önceki kadar durgun değildi. Boğazını temizleyip başını hafifçe eğdi.
Kalırsın öyle işte.
-"Gerçekten amacın neydi? Tamam yanlış bir şeyler olmuş olabilir. Senden hesap bile sormuyorum. Sadece Zeren'e bunu yapman çok kırıcıydı."
Ne sanmıştı ki? Kardeşine de tek gecelik ilişki mi önerecektim?
Arabanın durduğunu fark ettim. Kayalara sertçe vuran dalgalardan gözümü çekmeden kaşlarımı çattım.
-"Hiçbir işe yaramadı. Anneme söylediniz babama ne zaman söyleyeceksiniz?"
Güler gibi oldum.
-"Sorun bu mu gerçekten? Yaptığının arkasında durmayan bir adam mısın?"
Öfkeyle ona döndüğümde hatta ettim. Şu yüze bakıp da sinirimi korumam mümkün değildi.
Hormonlarımı rahat bırakır mısın?
Elini yüzünde gezdirip başını geriye attı.
-"Bak o... o gece lanet olsun ki içmiştim. Sende.."
Konuşması ne zor değil mi?
Yaparken vardım ama sonrasında göz görmeyince zihin de unutuyor muydu?
-"Bende ne? Evet bende biraz alkollüydüm. İnkar etmiyorum. Karşı koymadım. Ama senin gibi sana paçavra muamelesi yapmıyorum. Arkamdan kardeşine fahişeymişim gibi konuşamazsın!"diye bağırdım.
Karnımda hissettiğim ufak sancıya yerime sindim. Stres yok sıkıntı yok. Elbette.
-"Bak tamam bu yanlıştı. Kabul ediyorum. Sadece bu duyulursa tahmin edemeyeceğin şeyler yaşanır. Bu yüzden engel olmak istedim." Gözümün önünde hareket eden elini inceledim.
Çok isterdim farklı olmayı.
-"Annene ben söylemedim."diye mırıldandım.
Ağlamak istiyorum.
Ona bebeği olacağını söylemek istiyorum.
Ne olacak boynuna mı atlayacaksın?
Hayır asla. Yaşanacak en basit senaryo çocuğumu elimde almaları olacaktı. Karısı varken beni mi alacaktı? Elbette hayır.
-"Özür dilerim. Kendime hakim olmalıydım."
Bende karşı çıkmalıydım.
-"Zorla bir şey yapmadın."dedim oldukça kısık tonda.
-"Özürlük bir şey yok. Benim kızgınlığımı söyledim."
Başını salladı.
-"Böyle bir adam değilim."dedi daha çok kendine konuşur gibi.
Dudağımın kenarı kıvrıldı.
-"Karın varken tek gecelik ilişki yaşamamalısın. Doğru." İçime bir şeyler saplanıyor.
Konuşmak kolay gibi görünse de benim için bu yaşananlar ölmekten daha zor.
-"Helen."
Adım ilk kez dudaklarından çıkmıyor. O gece de tıpkı böyle boğuk bir şekilde defalarca söylemişti.
-"Bende öyle bir kadın değilim Karahan."diyerek sözünü kestim.
-"Belli ki hatırlamıyorsun ama lanet okuduğun o gece benim içinde...benimde ilk kez yaşadığım bir geceydi."
Bunu söylemek çok zor oldu. Dilim dolandı konuşamadım. Göğsümdeki sıkışma canımı yakarken parmak uçlarım alnıma gitti.
Karahan'ın bana çevrilen başını hissettim. Gözleri direkt yüzümdeydi ve utançtan boğuluyordum. Ona bakamadım. Biraz hava alma ihtiyacıyla arabadan çıkıp kapattığım kapıya yaslandım.
Sert rüzgar saçlarımı savururken derin bir nefes aldım.
-"Üstesinden geleceğiz."diye fısıldarken elim karnımdaydı. En az babanı sevdiğim kadar seni de seveceğim.
Bu yolda yalnız olacağız. Ama güçlü olacağız. Benim kimseye ihtiyacım olmayacak.
Gözlerimi kısa bir an kapattım geri açtım. Yola bakındığım esnada geçen arabaların azlığı dikkatimi çekti. Belki taksi görürüm umudum boşa çıkmıştı.
Arabaya geri oturduğumda Karahan hala derin bir düşünce çukurunun içindeydi.
-"Gidebiliriz."dedim daha canlı.
Kemerimi takarken elinin sigara paketine uzandığını görünce gözlerim irileşti.
-"Midem hala kötü lütfen yakma."dedim aceleyle.
Tuhaf gelebilir ancak arabaya oturduğum an midemin sallantısı geçmişti. Kokusuna odaklanmış bulantımı unutmuştum.
Paketi bırakmış arabayı çalıştırmıştı.
-"Hastaneye götürebilirim." Sesi oldukça zor duyuldu.
Başımı iki yana salladım.
-"Dinlensem geçer."derken aklıma geldiği için şirketteki sorumlu müdüre hastalandığımı mesaj attım.
Yol boyu sessizdik. Onu izlemem özlemimi gidermem için iyi bir yolculuk oldu.
Benimle arabadan indiğinde şaşırdım ama sesimi çıkarmadım. Asansörde karşılıklı durduk. Gözlerim geniş göğsünde sabitti.
Asansör durunca önce benim çıkmamı bekledi. Anahtarı çıkartmaya halim yoktu bu yüzden kapıyı tıklattım. Zeren dersteydi. Ancak Meran hanım hala evdeydi.
Kapıyı iki dakika sonra açtığında kadın canlı canlı şok oldu. E tabiki görmeyi beklediği en son çift karşısında.
-"Merhaba."diye mırıldanıp içeri girmeden önce topuklu ayakkabılarımdan kurtuldum.
-"Hoş geldiniz yavrum. Hayırdır?"
Arkamdan Karahan içeri girerken kapı kapandı. Biraz oturma ihtiyacı hissederek koltuğa oturduğumda Meran hanım hala şaşkındı.
-"Ben biraz rahatsızlandım. O esnada karşılaştık eve bıraktı beni sağ olsun."dedim zoraki konuşarak.
-"Aa iyi misin kızım ne oldu?"
Oturduğum yerde kabanımı çıkarttım.
-"Midem kötü oldu. Daha iyiyim ama."
-"Dur ben sana bir nane limon kaynatayım."
Telaşla başımı kaldırdım.
-"Yok yok! Hiç zahmet etmeyin içemem. Yani mideme dokunuyor içemiyorum."
Hamileyim içemem diye bağırmama az kaldı. Meran hanım bitki çayı bağımlısı bir kadındı. Ve bize de sürekli içirmeye çalışıyordu.
-"Ben odama geçeyim. Biraz dinleneceğim."diye mırıldandım ve ayağa kalktım.
Anne oğulu arkamda bıraktıktan sonra tamamen soyunup üstüme toz pembe uzun kollu bir pijama takımı geçirdim. Saçlarımı at kuyruğu yaptıktan sonra da yolum banyoya düştü.
Yüzümü yıkadıkça rahatladım.
Odama geçmek üzereyken Meran hanım seslendi.
-"Kuzum bak çorba sıcak. Bir kase koydum gel."
Salonla karşılıklı olan mutfağımızda dumanı tüten çorba kasesini gördüm.
Meran hanım bana gülümseyip koltuktaki oğlunun yanına döndü.
-"Teşekkür ederim."diyerek masaya ilerledim.
İçinde bulunduğum durum ait olmadığım bu aile günden güne üstümdeki yükü arttırıyordu.
Ve ben dayanamıyordum. Kendimi parçalamakla yoluma devam etmek arasında ince bir çizgideydim.
Sırtında gözlerimi dolaştırdığım adamın başka bir dünyası vardı. Ben o dünyaya tek bir gece dahil olmuş çıkmıştım.
Halbuki ne hayaller kurardım.
Hayallerimi bile kaybetmiştim.
Burada bu şekilde sürdüremeyeceğim bir hayatım olacaktı. Ruhumdan çok sevdiğim adamdan uzak kalmam gereken bir hayat.
Doya doya bak dedim kendi kendime.
Sana ait olmayan sevdanla vedalaş.
-"Yedin mi kızım? Nasıl oldun?"
Başını çevirip bana bakan kadınla daldığım geniş bedenden koptum. Ağzıma bir kaşık bile koymadığım çorbadan hızlıca içtim.
-"İyiyim teşekkür ederim ellerinize sağlık."dedim.
Bir kaç kaşık çorbayı mideme indirdikten sonra odama geri gittim. Kapıyı kapatmış arkasında kalmıştım.
Avuç içlerim karıncalanıyordu. Karnımda bir şeyler canımı yakıyordu ve nefes alamıyordum. Haykıra haykıra ağlasam sesim duyulur muydu? Duyar mıydı içimdeki çığlığı?
'
Saçlarımda hissettiğim el ile gözlerimi açtım. Karşımda gülümseyen yüzüyle Zeren vardı.
-"Yemek saati güzel anne."diye sessizce fısıldamıştı.
Gözlerimi kapatıp geri açtım. Refleks olarak avuçlarım karnımı bulduğunda görüşüm anında bulanıklaştı.
-"Ne oldu bugün?" Baş parmağıyla gözümden süzülen damlayı sildi.
Ağlamayı kesip doğruldum ve başlığa yaslandım.
Restorana gitmemle ve yaşanan karşılaşmadan ona hızlıca söz ettim. Konuştuğumuzu anlattım. İletişim kurmamızı en az benim kadar beklemiyordu.
-"Helen hiç konuşmadık. Bahsedip seni daha fazla üzmek istemiyorum ama abim gerçekten böyle birisi değildir. Bu bir çekim miydi yoksa alkol etkisi mi bilmiyorum."
Gözlerimi devirdim.
-"Ne çekimi Allah aşkına?"
-"Abim halamın kızıyla aşık olarak evlenmedi Helen. Babamın yeğenine sahip çıkmasının zorlamasıydı."
Gözlerimi sıkıca kapatıp yüzümü avuçladım.
-"Öğrenmek istemiyorum Zeren."dedim adeta inleyerek.
Aklımda kurmak istemiyorum. Karısıyla olan yaşantısını düşünmek istemiyorum.
-"Yani hiçbir şey imkansız değil diyorum. Yeğenimin babasız büyümesini istemiyorum Helen. Sen bu değilsin. Bunu ona yapmayalım."
Yaşlı gözleriyle karnımı tuttuğunda boğazımı görünmez bir el sardı.
-"Gidip ikinci kadın olmayacağım. Çocuğuma böyle bir hayat vermeyeceğim. Ne sebeple olursa olsun bu adam evli. Kendimi ona yamamayacağım! Sakın bir gaflete düşme."diye uyardım gayet ciddi yüzümle.
Yataktan dikkatlice kalkıp makyaj masamdan bir toka aldım. Saçımı toplarken beni sessizce izliyordu.
Zeren verdiği sözü tutamayacak gibi duruyordu.
-"Sen ne karar verirsen yanındayım."derken kendisi de emin değildi. Sesinden anlıyordum.
Eğer bana iyilik yapmak istiyorsa sır tutmayı bilecekti.
Henüz odamdan çıkmamıştık ki kapı zilini duyduk.
-"Kim geldi ki?"diyerek odadan çıkan Zeren'i takip ettim.
Meran hanım kapıyı açtığında biz koridoru yeni dönmüştük. Kapıda Meran hanıma sırayla sarılan iki kadını izledim.
-"Murat selam söyledi anne. Yetişmesi gerekiyordu gelemedi kusura bakmasın dedi." Şiveli konuşmasıyla dikkatimi çeken kadınla gözlerimiz birleşti.
Diğeri ise içimdeki yangını körükleyen o kadındı. Karahan'ın karısı.
Ceza mıydı bu bana? Yaptığımın günahını böyle mi ödeyecektim?
-"Hoş geldiniz yenge." Zeren kadına sarılırken gözlerimi çektim. Naze denen kadın daha geride duruyordu.
-"Oy yengem ne özledim seni. Solmuşsun zayıflamışsın bakmıyor musun kendine?"
Meran hanımla bakıştık. Anladığım kadarıyla iki gelini de onu ziyarete gelmişti. Ne güzel bir an.
-"Helen'den bahsetmiştim ya yenge. Hiç karşılaşma fırsatınız olmamıştı. Murat abimin karısı Şeyda yengem."diye tanıttı Zeren.
-"Hoş geldiniz memnun oldum."dedim tebessüm etmeye çalışarak.
Başını salladı gülümsedi.
-"Zeren seni dilinden düşürmez. Bende çok memnun oldum. Kocamın peşine takılıp biraz gezmeye geldim. Rahatsız etmedik inşallah."
-"Ne rahatsızlığı rahatınıza bakın lütfen."dedim.
Meran hanım huzursuz bedeniyle dimdik şekilde tekli berjere oturmuştu. İki gelini ve kızının yanında olmaktansa benim için üzülüyor olması bana ağır geliyordu.
-"Ee Naze yengem. Karahan abimin eşi."
Zeren mecburiyetten yaptığı açıklamayla geride kalan kadın bana baktı. Önceliği Şeyda'ya vermiş olduğumuzdan bakışları soğuktu. Dışlanmış gibi kenarda beklemişti.
Karahan'ın eşi.
-"Hoş geldiniz."dedim seğiren gözümle.
Başını sallayıp zoraki gülümsedi.
-"Hoş bulduk."diyerek koltuğun ucuna oturdu.
-"Bir çay koy kızım."Meran hanım ağzının içinden konuşarak söylemişti. Zeren bana bakmaktan kaçınıp yanımdan geçti.
Bedenim soğukta kalmışcasına üşüyordu. Sanki bana bir yudum su verilmemişti de karşımda yiyip içiyorlardı. Öyle yetim hissettim. Kendime mahcup oldum. Kendime üzüldüm.
Sahip olamadığıma ait olan bir kadına kızmanın ne anlamı vardı ki?
-"Helen yemeğini soğutma." Arkamdan seslenen Zeren'e döndüm.
-"Aç değilim. Sonra yerim."dedim zar zor. Anladı itiraz etmedi. Başka zaman olsa zorla yedirirdi.
Elim karnımda boynum eğik halde odama girdim.
'
Aradan geçen günlerde yalnızlık düşünmeme yardımcı olmuştu.
Zeren biten sınavlarının ardından Meran hanımla Mardin'e gitmişti. Bir haftadır oradaydı ve ben yoğun ısrarlarıyla kendime iyi bakacağıma söz vererek evdeydim.
Her akşam farklı bir mekanda arkadaşlarıyla eğlenen Helen'den geriye bu kalmıştı.
Bir kaç ay sonra her şey daha kötü olacaktı. İş yerime gidemeyecektim. Meran hanım gelse önüne çıkamayacaktım.
Karnım büyüyecekti. Karahan'ın bebeği içimde günden güne büyüyecekti ve bunu kimsenin görmemesi gerekecekti.
Bir karar vermiştim.
Yerde duran bavula gözüm gitti. Ufak tefek eşyalarım dışında hiçbir şeye dokunmamıştım. Aşık, özleminden kahrolan ama mutlu olmayı başaran o kadını bu odada öylece bırakacaktım. Ben yeni bir ben olacağım.
Yanağımı silip yataktan kalktım.
Burada acı çekerek hiçbir yere varmayacağımı biliyordum. Gidecektim. Herkesten her şeyden uzağa.
Karadağ'da ailemin kullanmadığı fakat zamanında onlarla gittiğim bir ev vardı. Annemi aramıştım. Tatil yapmak istediğimi söylemiş oraya gideceğimin haberini vermiştim. Babamla birlikte üç aylık bir gemi turuna çıkacaklarını söyleyince daha fazlasını düşünmedim. Yolun sonunda onlara da açıklama yapmam gerekiyordu. Fakat şimdi değil.
Evden gözümde yaşlarla çıktım. Buna mecburdum.
-"Helen?"
Sitenin kapısından geçerken otoparktan gelen sesle durdum. Hızlıca gözlerimi sildim.
Sesin sahibini tanımamam mümkün müydü?
-"Evet?"
Uzun adımlarla yanıma ulaştı. Soğuk iyice keskinleşmişti. Hasta olmak en son isteyeceğim şeydi.
-"Yukarı geliyordum."
Göğsümü havayla doldurdum.
-"Zeren yok. Bilmiyor musun?"dedim bilmemesi imkansız olmasına rağmen.
Rüzgar yapılı saçlarını savururken ellerini paltosunun ceplerine soktu. Kısık bakışlarıyla üstten bana ve bavuluma bakıyordu.
Babanı son kez hatırla.
-"Aslında seninle konuşmak istiyordum."
Nefesim sıkıştı.
-"Ne hakkında?"diye sordum.
Gözleri etrafta dolaşıp tekrar beni buldu. Dudakları açıldı kapandı. Ne diyeceğini bilmiyordu onu fark ettim.
-"Ayak üstü konuşmayalım."
Başımı iki yana salladım.
-"Gideceğim. Önemliyse burada söyle."
Burnundan sesli bir soluk aldı.
-"Helen ben annemle konuştum. Yani...en başında sana kimsenin bilmemesi gerektiğini söylemiştim. Ama bunu yapamam. Sana yapamam. Kendi şerefime ihanet edemem. Seni...seni kullanmış gibi..unutup arkamı dönemem."
İlk başta ciddi mi yoksa şaka mı yapıyor diye düşündüm. Gerçekten düşündüm.
Ardından delirmişliğimi kanıtlayarak küçük bir kahkaha attım.
Kaşlarını çatmıştı.
Yüzüme gelen saçlarımı düzeltip ona dik dik baktım.
-"Sen dalga mı geçiyorsun? Beni ortada bıraktın diye düşünüp depresyona mı girdin? Ya da sana bunu ima edecek bir şey mi söyledim?"
Gelmiş ciddi ciddi bana ne söylüyor ya.
-"Hayır yanlış anladın. Bak-"
-"Neyi yanlış anladım? Cümlenin sonunda bana sahip çıkmak istediğini söyleyeceksin yanlış mı? Beni delirtmek için mi geldin?"
İster istemez bağırmaya başlamıştım. Zaten hassastım. Bir de bu muameleye gelemeyecektim.
Ben kimsenin paçasına yapışan zayıf birisi olmadım. Kimseye de zorla kendimi sevdirmedim.
-"Ortada bir yaşanmışlık var. İster geri kafalılık de ister yobazlık. Ama burada soyadımın namusu da söz konusu."
Güldüm. Komikti.
-"Karahan inan diyecek laf bulamıyorum. Benimle de dini nikah mı kıyacaksın? Sen ben ve karın mutlu yaşayıp namusunu mu kurtaracağız? Saçma sapan konuşma. Gidip Mardin'de Karahan benimle yattı sonra ortada bıraktı diye anlatacak halim yok. "
Artık sinirden elim ayağım titriyordu. İyice kötüleşmeden onu arkamda bırakacaktım.
-"Helen seni bırakmak istemiyorum."
Bir kaç adım uzaklaştığımda duyduğum bu cümle benim kaskatı kesilmeme yetti.
Ben seni bıraktım ama.
-"Birisine sahip çıkmak istiyorsan bu karın olsun Karahan. Vicdanını rahatlat. Ben rahatım. Kuma olmaya da niyetim yok." Söylerken bile gülesim geliyordu.
Belki biraz da ağlayasım.
Ancak şimdi yeri değildi. Ağlamayı da aşkımı da geride bırakacağım.
Sana söz veriyorum bebeğim bütün sevgim senin olacak.
Karahan hala bıraktığım yerde iken ben çoktan taksiye binmiş havaalanına ulaşmıştım. Kalbim daha düzene girmeden deri koltuğa oturup telefonumu elime aldım.
Konuşmaya takatim kalmamıştı. Bu yüzden haksızlık ettiğimi düşünsem de Zeren'in numarasına tıkladım. Ellerimi klavyede gezdirdim.
Bunu yapmak zorunda kaldığım için üzgünüm. Başka türlü senden ayrılamazdım. Hem kendim için hem bebeğim için daha iyi bir hayat kurmam lazımdı. Ben iyi olacağım. Lütfen bize ihanet etme ve kimseye söyleme Zeren. Yoksa seni asla affetmem. Benim için bunu yap. Seni seviyorum arayacağım.
•
İyi gecelerr❤️
Günün ikinci bölümüyle geldim. Buralar birer geçiş bölümü niteliğinde diyebiliriz.
Umarım bölümü beğenmişsinizdir🌸
