İçeriğe geç

KARAHAN

Bölüm 19 · 11 dk okuma

KARAHAN

Bölüm 19

K-19

• Adım atmaktan korktuğum o yerde Baran'ın abi bağırışı ayaklarımı yerden adeta kaydırmıştı. Merdivenin korkuluğuna yapışıp kaldığımda düşeceğim sanarken kolumu Şeyda tutmuştu. Zeren koşmuş gelmiş bir aşağı bir yukarı ne yapacağını bilmeyerek önce benim inmeme yardım etmişti. Hepimizden önce nasıl olduysa Meran hanım koşup ulaştığı salonda duyduğum çığlık ise bana yetti de arttı. Şimdi o inanılmaz gelen olayın ardından hastanedeydik. Oğlum daha karnımdan çıkmadan yeterince sarsıntı yaşamıştı. Yeterince yorulmuştu ve ben onu koruyamıyordum. Ağlamaktan bitap düşerken bir yanım oğlumu diğer yanım kalbimin sevdasını düşünüyordu. Paramparça haldeydim. Kulaklarım uğulduyor gözlerim yaşlardan etrafı görmüyordu. Nasıl bir hır gür çıktıysa Baran'a doğrultulan silah Karahan'da patlamıştı. -"Helen. Perişan oldun. Bak ağam iyi olacak. Yapma böyle ne olur karnındakini düşün." Murat'ın eşi Şeyda odada Zeren'le birlikte yanımdaydı. Sancılandığım için bir odada yatıyordum. -"Karahan'ı görmem lazım. Anlamıyor musunuz?! Delireceğim şimdi duramıyorum!" Hıçkırarak elimde olmadan bağırdım. Yataktan kalkmaya yeltenirken Zeren omzumdan bastırınca ağız dolusu ağlamaya başladım. -"Bitanem bir sakin ol. Lütfen. Derin derin nefes al. Abim iyi diyoruz. Doktor iyi dedi inanmıyor musun? Adam sağlam kendine gel!" Onu en son kanlar içinde gördüğümde son görüşüm olmuştu ve oracıkta bayılmıştım. -"Zeren...Zeren lütfen görmem lazım."diye yalvardım yanaklarımı silerek. İnanmıyordum. Gözümle görmeden inanmayacaktım. -"Daha yeni bitti. Kurşunu çıkardılar. Şimdi odaya alınacak. Biraz daha dinlen götüreceğim yanına söz." -"Karahan ağamdan bahsediyoruz. Korkma sağlamdır o güçlüdür."diyen Şeyda'ya göz ucuyla baktım. Neden herkes çok normalmiş gibi davranıyor? Ben mi aklımı kaçırdım? Tanrım sen sabır ver. -"Müsait misiniz?" Odanın kapısı ağır ağır açılırken başımı o tarafa çevirdim. Meran hanım içeriye Murat ve tanımadığım bir kadınla girmişti. -"Nasıl oldun kızım?" Yattığım sedyenin yanına gelmişti. -"Karahan nasıl? Kendine geldi mi?"diye sordum direkt. -"İyi. Biraz kan kaybetti ama toparlayacak." Ayak ucumda duran Murat'a baktım. -"Nasıl böyle olağan karşılayabiliyorsunuz? Kocam vuruldu farkında mısınız siz?!" Dirseğimi yatağa dayayıp doğrulacakken Zeren yine beni geri yatırdı. Öfkem endişem birbirine karıştığında ne kadar deli göründüğümü bilmeden odadakilere bakmıştım. Soluklarım göğsümü sıkıştırırken gözlerimi tavana diktim. -"Baran'ın önüne geçmiş. Elbette ki korktuk. Ama bu topraklar kana alışık. Karahan kalkmasın dedi. Biraz dinlen." Meran hanımın sözleriyle iyice çileden çıkacakken durdum. Zaten kaç saattir burada yatıyordum. -"Zeren yardım et."dedim itiraz istemez tonda. Yüzümü gözlerimi elimin tersiyle silip desteğini alarak sedyeden kalktım. Yüzüme düşen saçlarımı geri ittirirken belimde hissettiğim sancı sebebiyle dişlerimi sıktım. Durmadan bir şeyler söylüyorlardı. Kulak asmadım. Koridor insan kaynıyordu. Korumaları akrabaları bir sürü kişi vardı. Baran beni görüp sandalyeden kalkınca başımı diğer tarafa çevirdim. Onun yüzünden Karahan'a bir şey olsaydı yemin ederim onu ellerimle boğardım. -"Şurada." Zeren yanımda belirip odayı işaret etti. Kapısında doktor Osman beyle konuşuyordu. Durup dinlemeyi düşündüm fakat sonra vakit kaybetmeden kapıyı açarak içeri girdim. Karnına dolanmış sargıyla yatan beden az önce sildiğim yaşları geri getirdi. Titreyen dudağımı ısırıp Karahan'a ilerledim. Adım sesimi duyunca başını çevirmişti. -"Karahan.."Sesim öyle titremişti ki kayboldu gitti konuşamadım. -"Niye kalktın sen?" Doğrulmaya çalışırken yüzünü buruşturunca ona engel oldum. Yanındaki koltuğa çöküp elini tuttum. -"Çok korktum."derken ağlamaktan zor konuşmuştum. -"İyi misin?" Yanağımda elini gezdirdi. -"Ağlama. İyiyim güzelim yapma böyle." Başımı salladım. -"Ya bir şey olsaydı? Ne yapacaktım ben?" Çıplak koluna eğilip alnımı dayadım ve sarsılarak ağlamaya başladım. Onu kaybetmek benim için dünyanın sonuna benziyordu. Elimde değildi. Bütün benliğimle ona bağlıydım. Daha yeni bulmuştum. Yeni kavuşmuştum. Elimden kayıp gitmesine göz yumamazdım. -"Ama üzülüyorum. Helen. Yavrum bir bak bana. Sağlamım ben görmüyor musun? Ağlama yapma. Oğlumuza bir şey olacak." İç çekerek sarıldığım kolundan uzaklaşıp doğruldum. Hemen yanaklarımı silmişti. -"İyi misin gerçekten?" Gözlerimin içine bakarak başını salladı. -"İyiyim bebeğim." Dudaklarımı yalayıp burnumu çektim. -"Gidelim buradan. Lütfen. Burada kalmak istemiyorum." Gözlerim tekrar yaşarırken burnum sızlamaya başlamıştı. Gözlerimin altını baş parmağıyla okşadı. -"Gideceğiz söz veriyorum. Şimdi gidip uzan. Sancın var mı?" -"Biraz. Gitmeyeceğim seni bırakamam." Elimi koluna sarıp yanağımı omzuna yasladım. -"Tamam gel yanıma." İstemesem bile zorla beni yanına yatırmıştı. O gece hastane odasında oldukça rahatsız ruhumla birlikte zar zor uyuyabilmiştim. ' Ertesi gün fazlasıyla bitik ve halsiz bir şekilde konağa dönmüştük. Konakta sessizlik yemini var gibiydi. Ben ise o suskunluğun tam ortasındaydım. Üstümdeki hastane kokusundan kurtulmak için banyoya girdiğim sıralarda Karahan'a öfkeliydim. Yatıp dinlenmesini istediğim halde geldiğimizden beri çalışma odasında dedesi ve kardeşleriyle birlikteydi. Baran'ın kaçırıp getirdiği kız ise henüz odadan çıkmamıştı. Zeren'in anlattığına göre normalde evlilik olana kadar alıp götürürlermiş fakat ailesi kızları kaçtığı için onu burada bırakmışlardı. Açıkçası hiçbir zaman buraya ne dahil ne de ait olmak istemiştim. Şimdi de üç maymunu oynamak istiyordum. Etrafımda dönen bu kaosla ilgilenmiyormuş gibi davranıyordum. Tek endişem Karahan'dı. Banyoya girip çıkana kadar da dalgındım. Yıkandığım dakikalar aklımda yoktu. Derin düşüncelerim arasında bornoza sarılıp odaya girmiştim. Karahan'ın yatakta uzandığını gördüğümde ise önce irkildim ardından içimde kalan soluğumu üfledim. -"Ya neden yatıp dinlenmiyorsun? Amacın beni çıldırtmak mı?" Söylene söylene yatağa kadar yürüyüp yanına oturdum. Saçımdaki havluyu çekip aldığımda başını bana doğru çevirmiş gözlerini açmıştı. -"Güzelim iyiyim diyorum." Kaşlarım derince çatıldı. Sesli bir soluk aldım. -"Sen her gün vuruluyorsun da benim mi haberim yok?!"diye çıkıştım. Elimi tuttu çekti. Bileğimin içini öperken gözlerimi kırpıştırıp onu izledim. -"İyi hissettiğim için ayaktayım. Şimdi yoruldum ağrım var uzandım." Dudağımın içini ısırıp bedenimi saran endişeyle gözlerimi üstünde gezdirdim. Hastaneden çıkarken inat edip eşofman yerine pantolon ve gömlek giyinmişti. Muhtemelen rahat değildi. -"Üstünü değiştirelim öyle yat."dedim. Yatakta kıpırdamadan yatıyordu. Dönüp bana sokulmadığı için bile ne denli ağrısı olduğunu tahmin edebiliyordum. -"Sen önce üstünü giyin. Üşüteceksin." Saçımın nemini aldığım havluyu da alarak yataktan kalktım. Dolaptan çıkarttığım pijama altı ile yanına döndüğümde beni izliyordu. Gömleğinin düğmelerini çözerken yutkunma ihtiyacı hissettim. Adam vurulmuş ben ne düşünüyorum ya. -"Kocanı soyarken utanıyor musun?" Sesindeki alaycı tınıya karşılık ters ters bakışlar attım. -"Ne alakası var canım?" Karın kasları bir bir meydana çıktığında yanaklarımın iyice kızardığından haberim vardı. -"Canını yerim senin." Bu halde bile beni gülümsetti. İki avucumu yanaklarına koyduktan sonra üstüne eğilerek dudağının kenarını derince öptüm. Çok seviyorum. -"Kaldır kolunu biraz." Doğrulup gömleğini zorlukla çıkarttım. Sıra pantolonuna gelince ise vücudumun kurak bir çölde gibi susuz kaldığını hissettim. Göğsüm aldığım düzensiz soluklardan ötürü inip kalkarken Karahan'ın bileğimi tutmasıyla duraksadım. -"Sen kendini zorlama ben hallederim." -"Bir şey olmaz."dedim hemen. -"Nasıl olmaz kızım? Hamile halinle.." Yatağa tutunarak doğrulup yataktan kalktı. Düğmesini çözdü ve fermuarını indirdi. Yardımcı olmak için elimi beline attığımda sıcacık teniyle gözlerim gözlerine kaydı. Yakınlığımızı fırsat bilerek yanağımı sertçe öpünce tebessüm ettim. Ancak uzun sürmedi. Vücudunun kusursuzluğu aklımı almış olmalıydı. Sargıyla kapatılmış kurşun yarası kalbime bir ağrı sapladı. Ne kötü bir andı öyle? -"Polise şikayet ettiniz mi?"diye sordum pantolonunu indirirken. -"Burada işler öyle yürümüyor." Kaşımı havaya kaldırdım. -"Niye farklı bir adalet sistemi mi var?" Başını salladı. -"Kısmen. Keşke polise şikayet etseydin dedirteceğim bir adalet." Omuzları bir anlık kabarırken yüzüne düşen o öfkeli hali hoşuma gitmedi. -"Haklıyken haksız duruma düşme. Bir saçmalık yapma Karahan." Yere eğilemediğim için kendi çabasıyla pantolonunu bacaklarından sıyırdı. İç çamaşır ile dururken belime sarılarak beni göğsüne çekti. -"Baran iti yüzünden yeterince haksız durumdayız." Dokunuşları tüy kadar hafifken sesi ve gözleri hiç öyle söylemiyordu. Sakallarında avuç içlerimi gezdirdim. İç çekerek dudaklarını burnuma değdirmişti. Boynuyla omzu arasına başımı yaslayıp parmaklarımı yüzünde gezdirmeye devam ettim. -"Hadi sen uzan. Bende saçımı kurutacağım."diyerek bir kaç dakika sonra teninden koptum. Onun yatağa yatmasıyla banyoya girip saçlarımı düzgünce kuruttum. Odadan aldığım iç çamaşır takımı ile dizlerimin üstünde biten askılı geceliği tekrar banyoya girerek giyindim. Aslında henüz saat erkendi. Öğleyi geçmek üzereydi. Ama Karahan'la birlikte iyi ve güvende olduğunu bilerek yatmak dinlenmek istiyordum. Bu yüzden odanın kalın fon perdelerini çekip odayı kararttım. Karahan'ın bakışları altında yatağa girdim. Sırt üstü uzandığımda belimde hissettiğim ağrı yüzünden bir kaç dakika kaşlarım çatılı halde geçmesini bekledim. -"Seninle bir şey konuşacağım." Başımı yan çevirip bedenimi de yavaşça ona döndürdüm ve elimi yanağına koydum. -"Dinliyorum."dedim. Benim gibi yanağımı tutarak parmağının ucunu gezdirdi. -"Bu gibi kaçırılma durumlarında eğer ikisini de çekip vurmuyorlarsa aşiret büyükleri berdel yapılmasını istiyorlar." Ağzım ve gözlerim irice büyürken elimi yüzünden çekip ağzıma götürdüm. -"Ay Zeren'i vereceğiz deme sakın!"dedim korkuyla. Bana yok artık dercesine baktı. -"Asla öyle bir şey olamaz. Baran'ı çekip vurmak daha makul bir yol olur." Ona hak verdim. Kesinlikle Baran'ı harcayabiliriz. Kardeşimi kimseye vermem. -"Ee daha ne?"diye üsteledim merak içerisinde. Kolunu belimin altından geçirip elini bel oyuntuma yerleştirince iyice göğsüne kaymıştım. -"Bu kızın abisiyle biraz eskiden kalma husumetimiz var. Ailecek sevmeyiz birbirimizi. İş konularında da arsa tarla konularında da kanlı bıçaklıyız. Baran piçi de tam adamını gitti buldu işte." Öfkeyle sesini yükseltirken sakin olması adına karnında duran elini tutup okşadım. -"Kader kısmet."dedim mırıltıyla. Derin bir nefesle geniş göğsünü hareketlendirdi. -"Kansız puşt berdele onay verdi. Ama istediği Naze." Şoktan nefes alamadım. Ağzım aralanırken doğrulup oturdum ve Karahan'a kitlendim. -"Ne..Nasıl?" Burnundan soluyordu. -"O yüzden hır gür çıktı." Vücudumu bir üşüme esir almıştı. Elimi şişkin karnımda gezdirirken yatak başlığına yaslandım. -"Naze'nin bundan haberi var mı?"diye sordum ismini anmak istemesem bile. Başını iki yana salladı. -"Asla öyle bir şey olmayacak." Kaşlarım çatıldı. -"Neden?" Elbette ki bir kadının isteği dışında mal gibi alınıp verilmesine karşıydım. Ancak Karahan'ın bu siniri ruhuma dokunuyordu. Nihayetinde eski karısıydı. -"Nedeni mi var Helen? Hiçbir zaman karım olarak görmesem de babamın yeğeni. Emaneti. Onu bu şekilde harcamak ne bana ne aileme yakışır." Yutkundum. Tekrar tekrar. O karım kelimesi boğazıma oturdu. -"Üstelik bu piç bana inat bunu yaptı. Hedefi Naze değil beni kışkırtmak."dedi sert öfkeli ses tonuyla. Hafifçe boğazımı temizledim. -"Naze'yi kullanarak seni öfkelendireceği izlenimine kapılırken bir karın olduğunu düşünemiyor mu? Nereden bu fikre kapıldı?" Dudaklarımı ısırıp gözlerimi karşı duvara kitledim. Bana baktığını hissediyordum. -"Hala himayemiz altında. Ve ona rağmen bu teklifi sunması sence de çirkin değil mi?" Omuz silktim. -"Belki Naze tanıyıp isteyecek ne biliyorsun?"diye sordum. Göğsü kıpırdadı. -"Saçmalama." Başımı hızla çevirip ona baktım. Sağ kolunu kaldırarak yüzüne doğru bırakmış gözlerini kapatmıştı. -"Ne saçmalama Karahan? Sen bu kadından kurtulmak istemiyor muydun ben mi yanlış hatırlıyorum? Hala kendini ona karşı sorumlu mu hissediyorsun?" Gittikçe damarlarıma yayılan sinir ve delirtici öfkemle olduğum yerde duramıyor sürekli elimi kolumu sallıyordum. -"Helen ben sana ne diyorum? Mesele Naze değil. Ben ona eski eş gözüyle bakmıyorum. Sikimde bile değil. O bu ailede sahip çıkılması gereken bir emanet. Baran'ın yaptığı bokluk yüzünden babamı yattığı yerde huzursuz etmeyeceğim!"dedi sesinin tonunu sertleştirip yükselterek. Sinirle güldüm. Ben mi yanlış düşünüyorum? -"Naze'yi umutlandıracak yeni yeni şeyler yapıyorsun. Bravo. Eski kocam beni kimselere vermiyor diye dolaşır ortalıkta." Gözlerim sinirden bulanıklaşırken yataktan fevri hareketlerle çıktım. -"Güzelim gelir misin şuraya? Senin baktığın pencereden kimse bakmıyor. Nereden çıkarıyorsun sen bunları?" Ona sırtımı dönerek dolaptan bir takım çıkarttım. Hala bir şeyler söylüyordu fakat dinlemeden banyoya girip kapıyı sertçe kapattım. Kısa kollu ve bol paçalı eşofman takımını giyinip saçlarımı yukarıdan topladım. Düşünmemeye zorladığım beynim başımı ağrıtırken kendiliğinden süzülen göz yaşlarımı siliyordum. Karahan banyonun kapısını açtığında ona bakmadan yanından geçtim. -"Helen. Ya neden anlamıyorsun? Benim onla bir işim yok diyorum. Olay bambaşka." Tuttuğumu kolumu elinden çekip ayağıma terliklerimi geçirdim. -"Beni rahat bırak. Gerildim. Hava alacağım." Kapıyı açtığımda yine bırakmadan bileğimi yakaladı. -"Farklı şeyler düşünme. Helen geç şu içeriye konuşalım. Kendini üzecek manasız düşüncelere kapılma." Ne anlatıyorsun gibi yüzüne boş boş bakarken yalandan güldüm. -"Neymiş o manasız düşünceler? Eski karına sahip çıkman gibi mi? Onun için kurşun yemen gibi mi?!" Gerçekten onun için kavga edip yaralanmıştı. Ve ben kendimi parçalamıştım. -"Yavrum sen niye kendin uydurup inanıyorsun? Herif ben yok diyince Baran'ın canını ver bari dedi. O zaman alevlendik. Sakin olup dinle beni." Yüzümü tutmaya çalıştığı ellerini ittirdim. -"Ne dinleyeceğim Karahan? Kimse bunu böyle düşünmeyecek! Sen gittin kim için vuruldun-" -"Ne oluyor burada? Sesiniz ortalığı tutmuş." Karahan'ı ittirerek koridora adım attığımda merdivenlerden inen Meran hanımla bakıştım. Şalını düzeltip endişeli gözlerle bize baktı. -"Bilmediğiniz bir şey yok."dedim ve merdivenlere yöneldim. Karahan arkamdan atılıp bağırsa da yarı çıplak oluşundan ötürü peşimden gelememişti. Kendimi bahçeye çardağa attım. Ağlamak istemiyordum. Muhtemelen konakta herkes bir yerden beni kolluyordu ve böyle yıkık durmayacaktım. Sadece hayal kırıklığına uğramıştım. Ne vardı karışmasaydı? Ne yaparsanız yapın diyip kenara çekilseydi kim ne diyecekti? Bir hata yapan karşılığını bulmaya hazır değil miydi sanki? Baran da çekerdi cezasını. -"Canımın içi. Niye böyle çekilmişsin bir kenara?" Zeren omzuma sarılıp yanağımı öpünce gözümden bir damla yaş süzüldü. Omuz silktim. -"Kendine gel kızım! Sen hanım ağasın! Gerekirse kocanı kov konaktan kimse çıt çıkaramaz." Sızlayan burnum yüzünden sertçe dudağımı ısırdım. -"Konağı da başka bir ünvanı da istemiyorum."dedim titrek sesimle. -"Ağlama ama üzülüyorum. Neye kızdın? Niye bağırıyordun?" Damlayan yaşı elimin tersiyle sildim. Karahan'ın dediklerini anlattım. Kendi düşüncemi de söyledim. Bilmiyorum belki de fazla düşünüyordum. Ancak Karahan'ı zihnen bile birisiyle paylaşmak istemiyordum. Bu beni çileden çıkartıyordu. -"Şimdi şöyle Murat abimin anlattığı kadarıyla bizde öyle biliyoruz. Yani tartışma Naze'yi vermeyeceğiz dediğinde çıkmamış. Sadece Karahan abim değil. Dedem,amcam onlar da ayağa kalkmışlar yok demişler. Baran gerizekalısını öldürüp kan istedikleri için kavga başlamış. Amaçları üzüldükleri kız kardeşleri değil. Bizim ailemize zarar vermek istiyorlar." İç çekerek gözlerimi karnıma diktim. Zeren yumuşak tonlamasıyla her zamanki gibi beni sakinleştirmeyi başarmıştı. -"Ne olursa olsun. Karahan'ı bir başka kadınla aynı cümlede duymaya dayanamıyorum Zeren. Çok..çok yıprandım. Dahil olmasını istemiyorum. Burada kalmak istemiyorum. Kalkıp da o kadının heveslenme ihtimaline karşıyım!" Elimi göğsümde gezdirip sakinleşmek adına derin derin nefesler aldım. Yemin ederim göğsüm daralıyor. -"Öyle bir şey yok kuzum. Abim karısına kitlenmiş durumda. Sen farkında değilsin herhalde?"dedi bana gözlerini açarak. Başımı salladım. -"Canım yanıyor. Çok sevmekten canın yanar mı yanıyor işte! Ben Karahan'a yıllarımı verdim Zeren. Onun benim içimdeki yeri o kadar hassas ve kırılgan ki sevgisini kaldıramadığım anlar oluyor." Düşününce bile ona olan aşkım gözlerimi dolduruyordu. Bu mutsuzluktan değil. Yoğun bir duygusallıktan. Gözlerimi silip sırtımı dikleştirdiğim esnada bir gölge fark edince başımı yan çevirdim. Arkamızı döndüğümüz bir kaç adım uzağımızda Karahan belirsiz bakışlarıyla bana bakıyordu. • Merhaba iyi geceler ❤️ Yazabildikçe yayınlayıp sizi bekletmemeye çalışıyorum. Umarım beğenmişsinizdir❤️

Bölüm sonu

6 yorum