• Günün devamında yataktan kalkmamıştım. Karahan geldiğinde ise iyice sorguya çekmiştim. Meran hanımla arasını bozmasını istemiyordum. Söylediğine göre yapmamıştı fakat inanmamıştım. Ta ki Meran hanım odaya ziyarete gelinceye dek. Az önce çıkmıştı. Ondan dolayı olmadığını söylemiştim. Zeren de yanımızdayken kısa bir konuşma gerçekleşmişti. Akşam yemeğini odada yedim. Karahan bana eşlik etmek yerine yediğimden emin olmak için başımda dikilmiş sonra dedesi çağırdığından gitmişti. Bende artık uyumadan önce güzel bir duş için banyoya girdim. Oğlumla bunu hak ettik. -"Annen seni biraz sarstı üzgünüm." Suyun altında ıslanan göbeğime gülümsedim. Karnımda olmasını çok sevmiştim. -"Bana da hak ver. Zorlanıyorum." Sesim titremeye başlayınca tavana doğru baktım. Kendime bile çaktırmamaya çalışıyorum fakat ciddi anlamda yoruluyordum. Fiziksel değil ruhsal olarak. -"Anneliği bilmeden sana anne olmak için uğraşacağım. Söz veriyorum." Dudaklarımdan çıkan fısıltıyla gözlerimden yaşlar dökülürken son kez suyun altından geçtim çıktım. Bazen tüm bunlar olmasaydı nasıl bir hayatım olurdu diyorum. Annemi babamı kaybetmeseydim. Beni evlat edinmeseydiler. Karahan'ı hiç görmeseydim mesela? Kader bizi yine karşı karşıya getirir miydi sanmıyorum. Ama kimsesiz olmazdım işte. Annem babam arkamda dağ gibi olurdu. Yanlış yola girsem kolumdan çekip alırlardı belki. Kalbimi yaralamama izin vermezlerdi. O zaman oğlum da olmazdı diye içimden geçirdim. Ne ben geçmişe dönebilirim ne de ailem geri gelebilir. Kimse beni sevsin diye ağlamayacağım. Saçım okşanmasa da olurdu. Ben oğlumun saçını okşayıp öpecektim. Yaşlarımı son kez diye sile sile durduramadığım o anlarda bedenimi kurulamaya son verdim. Banyoya girmeden yanıma aldığım pembe uyku tulumumu dikkatlice giyinip saçlarımı tekrar havluya sardım. Gözlerimde yaşlar iç çeke çeke tarağımı alarak yatağa oturdum. Yatağı gören uzaktaki aynaya bakıp saçlarımı taramaya başladım. Kapının bir anda açılmasıyla korkup başımı çevirdim. -"Kapıyı çalmadan neden giriyorsun?"diye kızdım sesimi yükseltmeden. Elini arkaya atmış kapıyı kapatırken gözleri yüzümde gezindi. Kaşlarını çattı ve gözlerini çekmeden yatağa yaklaştı. -"Ne bu yüzünün hali?" Kızarmış gözlerim ve burnum beni ele vermese de titrek sesim verirdi. -"Ne var?"dedim umursamazca. Ardından yine önüme dönüp saçlarımı taramaya devam ettim. Ağlamaya son vermiştim. -"Niye ağlıyorsun?" Yanıma oturarak saçımdaki ellerimi indirdi avucunda tuttu. Gözlerine boş boş baktım. -"Kendime ağlıyorum Karahan. Bir şey olmadı." Sesli bir iç çekti. Başımı çevirdim. -"İstersen işim bitene kadar otelde kalalım." Konakta durmak beni üzmüyordu ki. -"Ben buradan kaçmıyorum. Ya da eski karından çekinmiyorum. Kalmamızda bir problem yok."dedim asabi şekilde. Bağdaş kurduğum bacaklarımı açıp yataktan inerken havlumu ve tarağımı da aldım. -"Karım falan değil Helen." Ağzından karım diye duyunca burnum sızladı. Başkası için bunu söylemesi hiç hoş değil. Başımı kaldırıp yüzüne baktım. -"Öyleydi ama." -"Değildi." Göğsü inip kalkarken zayıf bedenimde belime dokundu diğer elini sırtıma koyup beni kendine çekti. Deli gibi sarılmak varken aklımda ben geri çekildim. Bilmiyorum. Hamilelik beni dengesiz ve kırılgan birine dönüştürmüştü. Evet sevgisiz aşksız karnıma yerleşen bir oğlum vardı fakat ben artık sevgi istiyordum. Bunu elbette ondan dileyerek beklemiyordum. Yoksa bende yoktum o kadar. Zorla sevilecek değildim. -"Saçımı kurutacağım."dedim kısaca ve banyoya girdim. Onunla aynı yatakta yatıp nasıl uzak duracağım? Bunca yıl hasretini çekmişken nasıl kokusunu içime almadan durabilirim? Neden her şey zor olmalı? -"Duş alacağım bende."diyerek banyoya girdi. Saçlarımı saç şekillendiricim ile kuruturken gözüm ona kaydı. Arkamda durdu. Aynadan gözlerimi gözlerine kitledi. Gömleğini mi çıkartıyor o? Ah tanrım. Hormonlarımı sök al lütfen sök al! -"Çıkmamı beklesene Karahan."dedim gözlerimi kaçırıp. Yere attığı gömleğin sesi geldi. Ardından fermuar...of. -"Niye yabancı mısın?"dedi dalga geçercesine. -"Yani sayılır."dedim kısık tonda. -"Görmediğin bir şey yok neyse ki." Aynadan yanaklarımın al al oluşunu seyrederken güçlükle yutkundum. Gıcık. Arkasını dönüp duş kabinine yöneldiği esnada aynadan mecburen gözüm çarptı. Siktir. Şimdi yere düşeceğim dizlerim tutmuyor. Titreyen ellerimle makineyi kapattım gözlerimi ondan uzağa çektim. Çıplak kalçasının güzelliğini nasıl anlatabilirim ki? Çıplak diyorum. O geceki gibi. Çırılçıplak yakınımda. Of. Vücudum alev alev yanmaya başladığında kendimi banyodan dışarıya attım. Ben az önce kendime ne diyordum? Sevgi yok temas yok. Kasıklarım sızlıyor. Hayır bir kereydi o. Saçmalama Helen kendine gel. Yemin ederim ıslanıyorum! Çıplak bedeni aklımın içinde bana göz kırpıyordu. O gece hafif sarhoşluğumla doğru düzgün hatırlamıyordum. Net değildim. Ancak az önce pürüzsüz teni ve sıkı kaslı kalçasıyla anılarım canlanmıştı. Ellerimle yüzümü yelleyerek ışıkları söndürdüm. Fazla mı sıcak oldu ne? Biraz önce ağlarken şimdi bana yaptığına bak ya. Yatakta sabah yattığım tarafa uzandım. Sırtımı başlığa yaslayıp karnıma kadar yorganı çekerken telefonumu elime aldım. Anne ve baba yerine koyduğum insanlarla konuşmam gerekiyordu. Ne olursa olsun onlara da anlatmalıydım. Yarına müsait olduğumda aramayı zihnime yazıp aklımı dağıtmak için sosyal medyada gezindim. Fazlasıyla aktif olduğum bu dünyada aylardır sesim çıkmadığı için takip edenler tarafından mesajlar vardı. Ancak yanıtlamadan öylesine gezindim. Yakın arkadaşlarıma yurt dışında olduğumu söylemiştim. Kimseye açıklama yapmak içimden gelmiyordu. Aşık oldum bir hata yaptım. Hamileyim ve mecburen evleniyoruz diye kime ne anlatayım ki? İyi şeyler olacağına dair umudum vardı. Aklımı dolduran düşüncelerle yatmaya karar verdiğimde başarılı olamadım. Odaya Karahan girince gözlerimi ona çevirdim. Bir pijama altı ile nasıl bu kadar göz alıcı durabilir? Karın kasları,omuzları ve göğsünün genişliği ile ağzın kururken başımı çevirdim. Yan dönüp yatağına içine girdiğim esnada kalp atışlarım oldukça hızlıydı. Banyonun ışığı söndü. Buharıyla odaya yayılan ferah kokusu her yeri sarmıştı. En fenası ise yatağa girmesi oldu. Tutuldum. Kaskatı kesildim. Hayalini kurduğum o andı bu. Ağırlığıyla yatağın sarsılması. Bedeninden yayılan sıcaklığı hissetmem ve kalbimin bu denli çarpması tıpkı hayallerimdeki gibiydi. -"Rahat mısın?" Dudağımı dişlerimle parçalamayı bıraktım. Nefesi enseme vuruyordu. -"Değilim. Aynı yatakta yatmak zorunda mıyız?"diye sordum ister istemez. Benim buna kalbim dayanmaz ki! -"Karnında çocuğum varken koltukta yatmam çok da gerekli değil sanırım." Çok bilmişsin sen. -"Ne alakası var ya?"dedim karşılık olarak. Zaten aklımı karıştırmıştı. -"Neden sinirlisin? Ve neden üzgünsün? Bana dön artık." Sesi sabırsız çıktı. Biraz daha yaklaştığını hissettim. Elini karnıma attığı an bedenimden bir titreme geçti. Çenesini çıplak omzuma dayadığında sakalları tenime batmıştı. İçim gıdıklandı. -"Yorgunum."dedim yalnızca. -"O kadar mı sadece?" Başımla onayladım. -"Bana döner misin?" Oflayarak önce sırt üstü ardından sağ tarafımın üstüne döndüm. Karanlıkta ışıl ışıl parlayan kahvelerine baktım. Ona dönmemle avuç içini yanağıma yerleştirdi. -"Seni mutsuz görmek istemiyorum. Ağlamandan hoşlanmıyorum." Göz altımı parmağıyla okşarken gözlerimi kapattım. Birbirine yabancı iki insanın anlaşması ne kadar olabilir ki? Evet ortada yaşanmış bir gece vardı fakat ilerisi yoktu. Günler geçiyordu her şey aynıydı. Oğlum babasıyla büyüsün diye mi kahrolacaktım ben? -"Ben evlenmek istemiyorum."dedim gözlerimi açarak. Kaşları çatılır gibi oldu. Elini yavaşça çekip dirseğinin üstüne yükseldi. -"Nerden çıktı bu?" Karnımı tutarak sırt üstü döndüm. -"Evlenmek zorunda değiliz. İkimiz içinde mecburi bir durum olmamalı. Ben kendi başıma halledebilirim. Sen istediğin zaman çocuğunu gelip görebilirsin. Ama ben zorlamayla bu aileye girmek istemiyorum." Boğazımda oluşan yanma konuşmamı güçsüzleştirdi. Karahan'ın hamile olmasam benimle evlenmeyeceğini biliyoruz. -"Annem yüzündense-" -"Hayır. Meran hanıma kırılmadım kötü bir şey söylemedi."diyerek sözünü kestim. Derin bir nefes alıp verdiğimde şişkin göğüslerim havalandı geri indi. -"Önce biraz sakin ol. Ben seninle mecbur bırakıldığım için evlenmiyorum."dedikten sonra elini alnıma düşen saçta gezdirip yüzümü kendine çevirdi. Usulca yanıma geri uzandı. Bu sefer daha yakındı ve çıplak tenine değiyordum. -"Seni yanımda istiyorum Helen. Hamile oluşun bunu hızlandırmış olabilir ama o geceden sonra zaten benim yolum sana düşecekti." Ne dedi ne dedi? Gözlerimi kırptım. -"O yüzden mi öyle davrandın?"dedim soğukkanlılıkla. Halbuki içim patlıyordu. -"Sana anlattım. Bir anlık bocalamaydı. Aklım karışmıştı. Aklımı karıştırmıştın." Omzuma dudaklarını bastırmasıyla sessiz bir iç çektim. -"Sen bana gelmezdin."dedim net çizgide. -"Gelirdim." Sesinin hırıltılı boğukluğuyla kıpırdamadan zor duruyordum. Adeta bir işkence! Ateşler içindeyim. -"Tadın damağımda kalmışken nasıl unutulursun ki?" Bana bir şeyler oluyor. Utanmasam üstümü başımı çıkartacağım. Boğazımı nazikçe temizleyip yorganın altından tırnaklarımı bacağıma geçirdim. -"Yani sadece cinsellik mi seni çekiyordu bana?"dedim kızararak. Güldüğünü işittim. Sırtımın altından kolunu geçirerek yanağımı göğsüne yasladı ve diğer elini karnımın üstünden attı. -"Elbette baskın bir taraf olduğu doğru." Aldığı solukla burnunu saçlarımın arasından gezdirdi. -"Ancak çekildiğim taraf sendin. Ben hayatımda en huzurlu o gece kollarında uyudum. Şimdi kalkmış evlenmek istemiyorum diyorsun. Ben her gece senin hayalini kurarken." Konuşmasana şöyle be adam. Kalp ritmimi bozuyordu. Nefeslerim düzensizleşmişti. Annem lütfen sen sakin ol sakın kıpırdanma. -"Yeterli bir sebep değil." Daha ne kadar açık söyleyebilirim bilmiyorum. Başımı geriye çektim yüzüne baktım. Birleşik duran dudaklarıma gözleri kaydı. Göğüslerimin altından bedenime parmaklarını sıkıca sararken kıpırdandı ve uzanıp beni öpüverdi. -"Seni asla yanımdan ayırmayacağım Helen. Hiçbir zaman kimseye eş olmak istemedim." Avucu göğsümü bulduğunda dudaklarım aralandı. Ufak bir soluk dışarı firar ederken genzimden inleme çıktı. Alt dudağımı dişleriyle küçük küçük ısırdı. -"Senin kocan olmak istiyorum. Sana sahip olmak istiyorum." Ellerimin uyuştuğunu hissettim. Hatta bedenimin. Ben uzaktan uzağa gözlerini kırpışınca bile aşık olan bir kadındım. Kollarında olmak bunları duymak bana nasıl hissettiriyordu kimse bilemezdi. Dudaklarımın üstündeki dudaklarına saldırmamak için büyük bir savaş içindeyken kendi dudağımı yaladım. Dilim dudaklarına değdi. Kesik bir nefes almış göğsümü avucunda sıkmıştı. Bu sefer inlemem belirgin bir şekilde ağzımdan çıktı. -"Aklından kalbinden ne geçiyor bilmeden senin karın olmak istemiyorum."diyebildim iyice zorlayarak. Kelimeleri seçmek inanın çok zor. Kararmış gözlerini gözlerimden hiç çekmiyordu. Yavaşça dudaklarını oynattı. Küçük bir öpücük sesi odada çıkarken karnımda arsızlığın sancısı vardı. Yetmiyor! -"Aklımdan geçenleri bir bilsen.." O aklının başka yere kaydığını kendimden biliyorum ama sesimi çıkarmıyorum. Ciddiyetimi korumaya çalıştım. Kadınlığım sızım sızım sızlarken elini göğsümden indirip bakışlarımı ona diktim. Keyfi kaçtı. Göğsünü sıkıntıyla şişirdiğini hissettim. İyice bedenime sırnaşıp yaklaşırken bacağıma değen sertliğini hissetmemle boğazımdan aşağı adeta bir köz indi. Yutkunamadım. -"Sana olan özlemime şaşırma." Yüzümden o kadar belli mi oldu? Gözlerimi kaçırdım. Yanağımı tutup kendine çevirdi. Tutuşları hoyrat ve sertti. Sabırsızdı doyumsuzdu. Tıpkı benim gibi. -"Bunun adı sevgi mi bilmiyorum Helen. Kimse aklımda bu kadar yer edinmedi. Hamile olduğun için sanma. Tabiki sana daha çok endişeyle yaklaşıyorum fakat bu başka." Kalbim küt küt atarken elimi göğsüne koydum. Göğsünü saran kıllar avucumda gezindi. Çok seksi. -"Başka olan ne?"diye sorarken sesim farkında olmadan arzu ve tutkuyla çıktı. Ferah nefesi yüzüme çarptı. Dudaklarını dudaklarımdan çekmiyordu. Kendimi daha ne kadar tutabilirim emin değilim. -"Aklımdan çıkmıyorsun. Hiçbir işime odaklanamıyorum Helen. Sürekli yanına gelmek istiyorum. Gözümü üstünden ayırmak istemiyorum. Nasıl yapacağız böyle?" Bu farkındalık yeterli miydi? -"Kötü bir şey mi bu?"diye masumca sordum. Ben senin yüzünden aklımı kaybetmişken daha bu ne ki Karahan? Başını salladı. -"İçinde senin olduğun ne kötü olabilir ki?" Tebessüm ettim. -"İkinci defa aynı pişmanlığı yaşamanı istemem." Gözlerini kıstı. -"Kendini kimseyle kıyaslama. Asla." Gerçek mi bu? Yıllarımı uğruna kör kuyulara attığım adamın bana hisleri mi var? Beklentiyle baktığım gözleri artık daha yumuşamış görünüyordu. Eskisi kadar yabancı hissetmiyordum. Gözlerinde yerim varmış gibi bakıyordu. -"Senin için değerli miyim?"Bu içimden geçip dilime dökülen oldukça masum bir soruydu. Dudağının kenarı yukarı kıvrılırken yanağımı okşamayı sürdürdü. -"Eğer kör bir adam olmasaydım benim için değerli olacağını seni gördüğüm ilk an anlamam gerekirdi." Tanrım. Sana şükürler etmeliyim. -"Karahan..."İsmi dudaklarımdan minnet duygusuyla çıktı. Kendi isteğimle dudaklarımı dudaklarına yasladım fakat öpemedim. -"Söyle güzelim." Kalbime bahar çiçekleri açtı. Gecenin karanlığında adeta güneş tepeden parlıyordu. -"Üzülmekten korkuyorum." Dudaklarımız birbirine çarpıyordu. İkimizde rahatsız değildik. Aksine karnım bu kadar şişkin olmasa ona daha çok sokulmak isterdim. -"Korkma. Sana karşı hatalarım olacaktır. Ama ikinizi de elimden geldiğince mutlu edeceğim Helen. Sende kocanı mutlu etmek ister misin?" Böylesine açık ve edepsiz imasını anlayamazdım. Eğer ki kalçamı avuçlamasaydı. Şaşkınlık bir yana huylanmıştım ve beklemiyordum. Gözlerimi büyüterek yüksek tonda kıkırdadım ve başımı geriye çektim. -"Çok ayıp."dedim fısıldayarak. Sanki birisi duyacaktı. Sesli nefesleriyle boynuma başını soktuğunda tenim anında sıcacık olmuştu. Sakalları dudakları boynumu tarumar ediyordu. -"Özledim diyorum." Ah. Ne oldu bu adama böyle?! Aynı yatağa girmemizi mi bekliyordu?! -"Yapma..lütfen." Zaten dur duruyorum. Dudaklarının arasında sıkıştırdığı etimi hafifçe ısırdığında inlemeden kendimi alamadım. Parmakları o kadar güçlü bir şekilde kalçamı yoğuruyordu ki durmadan kıvranıyordum. -"Aylardır burnumda tütüyorsun."dedi boğukça. Tüm bu duyduklarım rüya olabilir mi? Başını kaldırıp ona beklentiyle bakan gözlerime baktı. Sana içim gidiyor diye haykırmak istiyorum. -"Sen..eğer rahatsız oluyorsan.." Hemen atladım. Direkt başımı iki yana salladım. Ne rahatsız olması sana olan hasretimin büyüklüğünü bilsen şaşırırsın. Hangi ara üstüme çıktığını bilmiyordum. Büyülenmiştim. Burnunu burnuma değdirip dudaklarıma kısa bir buse kondurdu. -"Sancın yok değil mi?" -"Hayır iyiyim."dedim mırıldanarak. İyi olmayan kalbimdi. İç güdülerimle hareket edersem gece pek iyi gitmeyecekti. Fakat kendimi tutmalı ve mantıklı davranmalıydım. İki tane güzel söz duydum diye yelkenleri suya indirecek değildim. O kadar kolay olmamalı. Düşüncelerimle boğulduğum esnada dudaklarıma ulaşmıştı ki soluğum anında kesildi. Alt dudağımı ezerek emmeye başlamıştı. Refleks olarak dudaklarımı araladığımda iki eliyle belime tutundu. Zar zor ellerimi göğsüne koydum. Hiç gücüm kalmamasına rağmen ittirmeyi başarmıştım. Lanet olsun. Tabiki de bütün bedenim onu sayıklıyor. Ona can atıyor ve alev alev yanıyorum. Ama olmaz işte! -"Karahan..dur." Soluk soluğa başımı çevirdim. Yüzünü saçlarımın arasına yasladığında nefesi boynuma vuruyordu. Bedeninin gerildiğini hissediyordum. Bir iki dakika bekleyip kendini yanıma bıraktı. -"Dinlenmek istiyorum."dedim ve kendime gelebilmek için ona sırtımı dönerek yorganı üstüme çektim. Karahan'ı geri çevirmek hiç de kolay olmadı. Yalnızca biraz daha birlikte vakit geçirmek istiyordum. Zaten en başta buna fırsat bırakmamıştık şimdi en azından değerlendirmeliydik. Ama onu kırmış gibi hissettim. Üzgünlüğümle baş başa kaldığımı düşünürken hareket etti. Kolunu karnımdan geçirip oğluma elini yerleştirdi. Göğsüm sırtıyla buluşunca rahat bir nefes verdim. Geriye doğru kayarak iyice göğsüne sokuldum ve beni ısıtmasına müsade ettim. -"İyi geceler."diye mırıldandı. Yüzü saçlarımın arasındaydı. -"İyi geceler." Elimi karnımda duran elinin üstüne koyup gözlerimi kapattım. Lütfen artık iyi bir şeyler olsun. • Merhaba herkese ❤️ Bölümü beğendiniz mi��
Bölüm 14
K-14