• Sabahın henüz aydınlanmamış saatlerinde evin içinde dolaşıyordum. Oğlum annesini uyutmamaya niyetliydi. Zaten stresten sıkıntıdan uyuyamıyordum. Yorulmuştum. Hem zihnen hem bedenen yorgunluğun üst sınırında iken koltuğa uzandım. Televizyon battaniyesini karnıma kadar örtüp gözlerimi yumdum. Diğer tarafıma döneyim derken kumanda yere düşünce yüzümü buruşturmak zorunda kaldım. Fazlasıyla ses çıkmıştı. Eğilip alacak pozisyonda olmadığımdan yavaş yavaş dönerek yattım. Çok değil bir iki dakika sonra ağır adım sesleri kulağıma ulaştı. -"Helen?" Görebileceğim noktaya geldiği yerde gözlerimi araladım. Çıplak üst bedeniyle bir an rüyada mıyım dedim. Anında hızlanan kalbim beni deliye çeviriyordu. Kendine gel! -"Kumanda düştü. Uyandırdım kusura bakma."dedim yorgun ses tonuyla. Geniş göğsü gözümün önünde inip kalkarken dilimi ısırdım. -"Ağrın mı var? Niye uyumadın?" Omuz silktim. -"Uyuyamadım öyle. Ağrım yok rahat değilim."dedim. -"Koltukta rahat edemezsin. Yatağına götüreyim mi seni?" Sorusunu baş sallamasıyla reddettim. Sesi bile nabzımı yükseltmeye yeterliyken ben bu adama olan aşkıma nasıl engel olayım? Ben kendimle nasıl savaş vereceğim? -"İstemiyorum Karahan git yat." Farkında olmadan gergin bir halde terslemiştim. Sesini çıkartmadı. İkiletmeden salondan ayrıldı. Uyuyamayacağımı anlayıp koltuktan kalktım. Mutfağa girdiğimde burada olduğunu görünce yüzüm ısınmaya döndü. Her ne kadar beni çırılçıplak görse bile gecelikle durmaya utandım. Mecburen yakınına yürüdüm ve bardağa su doldurdum. İçmek için sandalyeye oturmuş yan gözle kusursuz bedenini inceliyordum. Henüz gün aydınlanmadan bardağında gördüğüm içki hoşuma gitmemişti. -"Bu saatte ne içiyorsun?" Elimde olmadan soruverdim. Sinirlenmiştim. Ne diye kendine zarar veriyor? Yaşlandığı tezgahtan uzaklaşıp geniş bardağın dibindeki yudumu tek seferde bitirdi ve önümde durdu. -"Sen bu saatte ne arıyorsun?" Dudağımı büzdüm ve başımı eğip bardağa baktım. -"Büyüyor. Büyüdükçe rahat yatamıyorum." Bardağı masaya bırakıp iki elimle karnımı tuttum. İç çektiğini işittim. Karnıma yöneleceğini sanarken saçlarımın arasını öpmesiyle gözlerim büyüdü. -"Gel seni yatırayım." İtiraz etmediğimi gördüğü saniye beni bir çırpıda kucağına almıştı. Ağzımı açtım. Geri kapattım. Çıplak bacaklarımı ve belimi kavramış kucağında odama taşıyordu. O an hafiflediğimi hissettim. Sanki yüküm azalmıştı. -"İyi mi böyle?" Yumuşak tonda konuşması saatler öncesini hatırlattı. Alevlenmiş bir ateş çukurunu andırıyordu. Gözlerim üstüme kaydı. Anlayarak yorganımı üstüme çekti ve göğüslerime kadar örttü. -"Teşekkür ederim." Uykusuzluktan gözlerim ağırlaşmıştı. -"Biraz uyumaya çalış." Günlerdir doğru düzgün uyku yüzü görmüyordum. Sırf şu kokuya burnum alıştı diye yabancılık çekmiştim. Dilim varsa gönlüm varmıyordu. Keşke yanımda kal diyebilsem. Nasıl diyeyim? Dikkatlice sağ tarafıma döndüm. Karnımdan dolayı yatamıyordum. Ben ki yüz üstü yatma hastası olan bir insandım. -"Oğluna söyle onu."diye sessizce mırıldanırken gözlerimi kapatmıştım. Geniş avucu yorganın altından karnımı bulunca rahat bir nefes verdim. Yatağın kenarında yere çökmüştü. Nefesini hissedebiliyordum. -"Doğduğunda hatırlat kızarım." Gülümsedim. Belki hiç halim yoktu ama yüzümü güldürdü. -"Aklımda."dedim uykudan bayılmak üzere iken. Sıcak eli karnımda nefesi yüzümde oldukça huzur bulmuştum. Çok geçmeden uykuya dalmayı başardım. ' Güne ikinci uyanışım daha verimli olmuştu. En azından gözlerim uykusuzluktan ağrımıyordu. Ve iyi hissediyordum. Telefonumu alarak yatakta bir süre vakit geçirdim. Aklımdan çıkmadan Yavuz'a mesaj atmıştım. İlk olarak özür dilemiş nasıl olduğunu sormuştum. Normalde fazlasıyla konuşkan olan Yavuz kısa bir cevapla iyi olduğunu ve işi olduğunu söyleyerek konuşmamızı sonlandırmıştı. Yataktan çıkmaya karar verdiğimde aklıma Karahan'ın varlığı düştü. En unutmamam gereken detayı unutmuştum. Tanrım. Ne yapacağım? Bütün hücrelerim benliğim onu istiyordu. Fakat ben sonunu görmediğim bir yola girecek cesarette değildim. Eğer ki şartlar böyle olmasaydı gözüm kapalı giderdim. Bu durumda nasıl hareket etmem gerektiğini bilmiyordum. Orada neyle karşılaşacağım? Üstelik ben orada yaşayamam ki! Oflayarak yüzümü sıvazladım. Ağır ağır yataktan kalktığımda koridora çıkıp banyoya girdim. İhtiyaçlarımı giderip elimi yüzümü yıkadıktan sonra dalgalanmış gür saçlarımı özenle taradım. Şu son zamanlarım hiç olmadığım kadar özensiz ve bakımsız geçiyordu. O yüzden çok rahatsızdım. Banyodan çıktığım esnada kapı açılıp kapandı. -"Karahan?"diye seslendim tedirginlik içerisinde. Adım sesleri yaklaştıkça kalbim de hızlanıyordu. Kadem'den sonra kapı fobim olmuştu. -"Geldim." Beni gördüğü gibi utanmamı sağlayacak kadar bedenimi inceledi. Yanaklarım kızarırken parmak uçlarımla geceliğimin eteğini çekiştirdim. -"Neredeydin?"diye sordum. Onu gördükçe boğazıma bir ateş yerleşiyordu. Aldığım nefes bile sıcacık geliyordu. Ve bu gittikçe artmaktaydı. Ciddi manada Karahan'a karşı ateş içinde yanıyordum. Hamilelikten olabilir mi? Kesin öyledir. -"Şirkete uğradım ufak bir işim vardı. Dönüşte de hastanede doktorunla konuştum." Konuşurken kolumdan tutmuştu. Soğuk eliyle beni odama yaklaştırırken ona karşı çıkmıyordum. -"Ee..?" -"Bir kaç gün daha bekleyebilirmişiz."dediğinde odama girmiştik. -"Hava soğuk çıplak geziyorsun."diyerek konuyu değiştirdi. -"İttirmesene."diye mırıldandım. Yakıcı bakışları yine üstümdeydi. Bir süre karnıma bakındı. Dudağımın ucunu ısırıp gözlerimi ondan kaçırdım. -"Büyüyor."dedi erkeksi kısık sesi ile. Boğuk tonlaması boğazıma oturdu. Arkamdan yaklaşıp karnımı altından avucunun içine aldı. Bedenimden titreme benzeri bir akım geçti. Ona karşı olan arsız tutkumdan haberi olsa bana elini sürmekten korkardı. Ne diyorum ben?! -"Üstümü giysem iyi olucak."dedim güçsüz tonda. Sakallarıyla sarılmış çenesini boynum ve omzum arasına yerleştirip sırtımı göğsüne çekti. -"Giydireyim." Şimdi bayılacağım. -"Ne..? Ben..şey..ee hallederim." Kalbim şimdi yerinden fırlayacak. Burnunu yanağıma değdirdi. Hiç çekinmeden öyle güzel soluklandı ki canım aynısını yapmayı çekmişti. -"Yardımcı olurdum." Bu adam şimdi niye böyle konuşup benim ateşimi iyice yükseltiyor? -"Karahan." Yutkundum. -"Lütfen." Utanmasam kollarına bayılacağım. -"Ne lütfen?" Boynumu sızlatan sıcak nefesine ve kasıklarımı sızlatan boğuk sesine daha fazla dayanamayıp kollarının arasında ona döndüm. Onu arzuladığım gibi beni arzuluyor muydu? -"Beni hamile halimle strese sokma. Zaten hormonlarım bir inip bir çıkıyor benimle çok şey yapma...yani elleşme rica ediyorum!" Kaşlarımı kaldırmış ona ciddi ciddi kızmıştım. Beklediğim seksi bir kahkaha değildi. Beyefendi pek güldü. Yüzümü avuçlarının arasına alıp parmak uçlarıyla yanağımı okşadı. -"Hormonların ne istiyormuş?" Ateşim havale derecesine yaklaşırken dudaklarımı kemirmeyi bıraktım. -"Alay etme. Çıkar mısın odamdan? Şu an hormonlarımdan daha önemli problemlerimiz var."diyerek o tutkulu havayı dağıttım. Ellerini ittirdikten sonra dolabıma yöneldim. Beli lastikli rahat bir şort ve üstüne ince askılı body çıkarttım. İç çamaşır takımını alırken Karahan nihayet beni yalnız bırakmıştı. Gidişiyle hemen cama koştum. Buz gibi hava yüzüme vurunca libidomu ancak düşürebildim. Mutfağa geçerken Zeren aramıştı. Fatma yine buraya gelmişti ve mutfaktan güzel kokular geliyordu. -"Günaydın." -"Günaydın hanımım." Hafifçe tebessüm edip telefonu masada sürahiye yaslayarak oturdum. -"Abim yok mu?"diye sormuştu Zeren. İç çektim. -"Var var olmaz mı.." Kıkırdadı. -"Hiç bırakır mı seni canım benimki de soru!" Gözlerimi devirip güldüğüm esnada mutfağa girmişti. Geldi yanıma oturdu. -"Günaydın Karahan ağa."dedi abisine. -"Günaydın."dedi Karahan da göz ucuyla ona bakarak. Ağzına bir dilim kaşar attığında bakışlarımı ondan çektim. -"Ee şey diyeceğim..buralar birazcık karışık. Ne zaman geleceksiniz? Ya da gelecek misiniz?" Önüme gelen çay fincanından bir yudum alırken başıma ağrı saplandı. -"Ne oldu yine?" -"Kadem abim. Dün gece konağa geldi."dedi sustu. Karahan tehlikeli bir gülüş sergiledi burnundan soluyarak. -"Eşyalarını toplamaya gelmiştir."dedi umursamazca. Başımı çevirdim ona baktım. -"Konaktan mı taşınıyor?"diye sordum merakla. -"Kovdum."dedi dümdüz. Şaşırdım. -"Aslında pek öyle olmadı abi. Yokluğunu fırsat bilmiş topraklardan hisse istiyor. Annemin üstüne gitti. Senin burayla ilgilenmeyeceğini söylüyor. Aşireti toplayacak. Nerdeyse bir ay olacak..işlerin başına geçmediğin için ağa olmayı kafaya koymuş." Karahan'ın nefes alışları hızlanırken Zeren'e dik dik bakıyordu. -"Tamam Zeren. Ben onunla görüşürüm."derken ses tonu uzatma daha fazla der gibiydi. Muhtemelen benim duymamı istemiyordu. -"Yani bir zahmet abi. Malı mülkü satıp yemeden el koymalısın bence." Bir yandan ağzımı doldurup merak içinde Zeren'i dinliyordum. Ne tuhaf şeyler böyle. -"Tamam dedim." Zeren omuz silkti. -"Neyse siz yiyin. Konuşuruz. Aşkım..yeğenime kendine iyi bak. Ve kendini iyi hissediyorsan biraz çık hava al. Evde dura dura rengin kaçtı." Dudağımı büktüm. -"Evet çok sıkıldım. Keşke burada olsan."dedim üzülerek. -"Derslerimi hep kaçırıyorum. Mecburen geleceğim ama aklım annemde kalacak. Muhtemelen haftasonunu burada geçirip gelirim." -"Görüşürüz o zaman. Sende kendine dikkat et." Öpücük atınca gülümseyip aynı şekilde öpücük attım. -"Görüşürüz!" El sallayarak kapatmıştı. Telefonumu indirdim kahvaltıma devam ettim. Sessizce yedikten sonra bir dolu portakal suyu ile salona geçmiştim. Ayaklarımı sehpaya uzatarak belime minder yerleştirip oturdum. Karahan da bu esnada sigara içiyordu. Kendimi yormak istemesem bile biraz dışarıya çıkasım vardı. Sadece hava soğuk ve karlı olduğundan çekiniyordum. Bir de hasta olmayla uğraşamazdım. Bu aralar yapmam gereken en önemli şey kendime iyi bakmak olacaktı. • Aradan geçen bir kaç günün sonrasında büyük bir stresle yolculuk yapıyordum. Ne kadar duracağımı bilmeden lazım olacağı kadar eşyamı bir bavula sığdırmış Mardin'e varmıştık. Sabahın erken saatiydi ve havada sert rüzgar esiyordu. Tedirgindim. Korkuyordum. -"Ben yanındayım. Sakin ol." Karnımın üstünde birleştirdiğim ellerimi elinin içine aldı ve dikkatimi üstüne topladı. O kadar gergindim ki Karahan'a bakıp sakinleşmek aklıma gelmemişti. -"Korkacağın bir durum yok."diye devam etti. Başımı sallayıp nefesimi üfledim. Göğsüme heyecandan sancı saplanıyordu. Görmezden gelmeye çalıştım. Konağa yaklaştıkça kalp atışım hızlanıyordu. -"Karahan..?" Bana doğru başını döndürdü. -"Orada kalmayacağız değil mi?" Bakışları kısa bir süre karnımda oyalandı. -"Mümkün olduğunca az kalmaya çalışacağım. Sadece bir kaç karışık mesele var onları halletmem gerekiyor. Sonra birlikte döneceğiz." Sesindeki güven ona inanmamı sağladı. -"Naze de konakta mı?"diye duraksayarak sordum. Başıyla onayladı. -"Henüz her şey çok yeni. Annem kendini ve aklını topladığında ona da bir çare bulacağım dert etme." Bakışlarımı karnıma düşürdüm. Yol bitene kadar oğlumu okşamış sakin kalmıştım. Konağın kapısında arabadan indiğimiz an kendimi Zeren'in kollarında buldum. Onu o kadar özlemiştim ki. Hem onu hem eski hayatımızı. -"Sakın strese girme. Her şeyi halledeceğiz tamam mı?" Eli ensemde sıkı sıkı sarılırken başımı salladım. -"Sakinim."dedim kısık tonda. Geri çekilip gülümsedi. Gülümsedim. Yanaklarımı öpünce gülümsemem büyüdü. -"Sen nasıl daha da güzelleşebiliyorsun ya? Sürekli hamile mi kalsan acaba?" Gözlerimi büyüttüm. Hızla kızarırken utanç içinde Karahan'dan gözlerimi kaçırdım. Deli bu. -"Zeren..!"dedim utançla inleyip. Kıkırdadı ve abisine sarılmak için döndü. -"Herkes sizi bekliyor. Erkenden kalktık çünkü ev halkı huzursuz. Neyse ki umurumuzda değil!"dedi bana dönerek ve güven verici şekilde gülümseyerek. Artık ısırmaktan sızlayan dudağımı rahat bırakıp uzun ekru kabanımla önümü kapattım. İkisinin arasında konağa uzanan yolda yürüyordum. Soluklarım hızlı ve kesik kesikti. Karahan yanımda olmasaydı daha korku dolu olabilirdim. Fakat bana güç veriyordu. Merdivenleri yavaşça dikkatli şekilde çıktım. Hamile bir kadın için merdivenler oldukça yorucu olabiliyordu. -"Karahan." Kapıdan girmeden avlunun ortasında durdum. Zeren sessizce yanımızdan uzaklaşıp kapının önüne gitmişti. Karahan uzun zamandır sessizdi. İfadesiz yüzü bana gerginlik veriyordu. -"Efendim?" Bedenimi ona döndürmüş geniş göğsünü incelerken küt küt atan kalbimi dinliyordum. -"Eğer..eğer benden dolayı huzursuzluk çıkarsa burada kalmayalım olur mu? Kendimi kötü hissederim. Ve ailenle benim için tartışma çünkü herkes zor bir dönemden geçiyor. Özellikle annen."dedim derin bir nefes alıp ona bakmak için başımı kaldırdım. Yüzümü inceleyen bakışları yumuşamıştı. Göğsüne soğuk havayı doldurdu ardından beklemediğim şekilde iri elleriyle yanaklarımı tuttu. Hemen yüzüm ısındı. -"Senden dolayı huzursuzluk çıkarsa değil..seni huzursuz ederlerse kalmayacağız. İkincisi de sen ve oğlum için herkesi karşıma alırım buna o güzel kafanı yorma." Baş parmaklarıyla göz altlarımı okşarken ruhumun derinliklerini de okşuyordu. -"Yine de annen.." -"Annemi üzmemeye çalışacağım evet."diyerek cümlemi tamamladı. Tebessüm ettim. Meran hanımın yeri bende çok farklıydı. Ona değer veriyordum. -"O halde gidip sorunumuzu halledelim."dedim ve gözlerine bakmayı sürdürdüm. Başını hafifçe sallayıp ellerini indirdikten sonra belime dokundu. Kapıya doğru döner dönmez Zeren'in olduğu yerde mest olmuş duruşuna tanık oldum. Sırıtması ve sallanmasıyla belli ediyordu. Yine yan yana konağın kapısından içeriye girdik. Salona girmek üzereyken ellerimin titrediğini hissettim. Sıkıca yumruk yaptım. Girdiğimiz an bütün gözler üstümüze döndü. Üstüme desem daha doğru olur. Salonda daha önce görmediğim bir kaç yüz daha vardı. Fakat ilk baktığın Meran hanım oldu. İkili koltukta Karahan'ın dedesi ile birlikte annesi yan yana oturuyorlardı. Zeren'in diğer abisi Murat ve Baran camın önünde ayaktaydılar. Murat'ın eşi Şeyda ise diğer üçlü koltukta oturmuş beni inceliyordu. Kadem yoktu. Haliyle karısı da yoktu. -"Hoş gelmişsiniz Karahan ağa." Dedesinin gür sesiyle harekete geçen Karahan ilerledi ve elini öpüp alnına koydu. Ayağa kalkan annesiyle sarıldıktan sonra halini hatırını sormuştu. O esnada bende kendi kendimi yiyordum. -"Otur kızım ayakta kalma." Osman bey bastonundaki elini kaldırıp bana işaret edince gözlerim Karahan'a kaydı. Başını belli belirsiz oynatarak salonun ortasına gelip hareket etmemi bekledi. Ufak adımlarla ilerledikten sonra Karahan'la birlikte bir diğer ikili koltuğa oturmuştuk. Salon o kadar büyüktü ki koltuk takımı da ekstra büyüktü. Zeren de gidip Şeyda'nın ve tanımadığım kadının arasına oturdu. -"Sizi karşılamak için böyle toplandık. Biraz dinlenin sonra daha detaylı konuşacağız."dedi Osman bey şiveli konuşmasıyla. -"Konuşacak bir şey yok dede. Ben buradaki işlerimi halletmek için geldim." Karahan'a istemsizce yaklaşırken korunma iç güdüm devredeydi. -"Senin işlerin uzun sürecek oğlum. Önce elalemin ağzını kapat sonra iş düşünürsün. Konuşturma beni şimdi." Zorlukla yutkundum. Meran hanıma utançtan bakamıyordum. Henüz onunla yüzleşme cesaretim yoktu. -"Önce konuşmamız gereken Kadem'in evine geri dönmesi olacak." Meran hanım soğuk bir şekilde bakışları yerdeyken konuştu. Yüzüne baktım. O bakmıyordu. Sevimli yanakları sönmüş yüzü incelmişti. Renksiz ve cansız görünüyordu. Yıllarını adadığı sevdası diye bilinen Firaz ağayı kaybetmenin acısını çekiyordu. -"Öyle bir konuşma olmayacak anne."dedi Karahan net ve rahat tavrıyla. O koltukta geri yaslanırken ben dimdik oturuyordum. -"Fevri davranıyorsun. Ne zamandan beri bu kadar acımasız oldun? O senin kardeşin."Meran hanım bu defa bizden tarafa döndüğünde hızla gözlerimi kaçırdım. Karahan yanımda gerilmişti. Hafifçe öne eğilip dirseğini dizine yasladı ve işaret parmağını çaprazında oturan annesine doğrulttu. -"Helen,benim oğlumun annesi. Ve senin oğlun onun üstüne yürüdü. Seni kırmak istemiyorum ama eğer olur da onu şu kapıdan içeriye benim haberim olmadan sokarsan onu bahçeye gömerim ana." Boğazımı dikenli bir tel sardı. Yutkunamadım. Karahan'ın duymak istemediğim o ses tonu beni güçlü bir şekilde sallamıştı. Salonda çıt çıkmadı. -"Baban olsaydı böyle olmazdı." Meran hanımın düşünmeden paramparça ettiği çocukları annelerine bakakaldı. -"Tamam gelin. Karahan ne derse o olacak. Hadi kahvaltı hazır olana kadar gidin dinlenin." Kirpiklerimi aralayıp dakikalardır tuttuğum nefesimi üfledim. Çok kasılmıştım. Osman beyin sözlerinden sonra birer birer salondan ayrıldık. Arkamızdan çıkan Meran hanımın duracağını düşünmemiştim. Zeren annesine bakarken bana yaklaşmıştı. -"Reyhan odanızı hazırladı. Yatmayacaksan gel konuşacağız."dedi oğluna keskin bakışlar atarak. Gülmesine alışık olduğum kadın bana çok başka geliyordu. -"Tamam."dedi Karahan sadece. Koridordan koşturarak gelen çalışan başıyla selam vermişti. -"Sizin odanızı hazırladım ağam. Bir eksik gedik varsa seslenirsiniz. Az sonra bavulunuzu yerleştirmeye geleceğim." Kapının önünde yanımızdan ayrıldığında uzun koridorda tek kaldık. -"Ben gidip biraz ders çalışacağım. Sende yat uyu olur mu? Bir saat dinlen." -"Olur."dedim. Halim kalmamıştı. Yorgunluktan değil stresten. Zeren kendi odasına geçerken Karahan odanın kapısını açtı. Adım atamadım. İçeriye girmeye mecalim yok gibiydi. Güç bela yüzüne bakabilmiştim. İçeri girmiş girmemi bekliyordu. -"Birlikte mi kalacağız?" Bana şaka mı yapıyosun dercesine baktı. -"Doğal olarak." Omuz silktim. -"Başka odada kalmak istiyorum."dedim direkt olarak. Göğsünden bir nefes üfledi ve ellerimden tutup beni odaya çektikten sonra kapıyı kapattı. -"Burası benim odam. Kafanda kurmayı bırak. Yani..Naze hiç girmedi mi? Nasıl olabilir? -"Bir şey kurmuyorum. Burada kalmak istemiyorum diyorum."derken bir yandan odasını inceliyordum. Büyükçe bir odaydı. Kocaman bir yatak ve geniş bir camı vardı. Bırakmadı ellerimle beni iyice çekti bir kolunu sırtıma doğru atıp yüzümü göğsüne yasladı. -"Sence bu odada bir şey yaşanmış olsa seninle girer miydim?"diye nazikçe sordu. Tekrar omuz silktim. -"Temizlemek için yalnızca Reyhan girer. Şimdi de sen girdin. Önce seni yatağımda uyutacağım sonra gidip annemle konuşacağım." Saç diplerimi yumuşacık şekilde öptüğünde gözlerim kapandı. Niye bana böyle sevgiyle yaklaşıyor? Umut ediyorum üzülüyorum. -"Olur."dedim sessizce. Kokusu yine aklımı başımdan almıştı. -"Çıkart üstünü rahat bir şey giyin."dedi geri çekildi. Önce kabanımı çıkarttım. Çantamla birlikte kenardaki koltuğa bıraktıktan sonra triko takımımla rahat olacağımı düşünerek yatağa oturdum. Gerçekten biraz yatıp dinlenmeye ihtiyacım vardı. Karahan'a gözüm kaydığında o da paltosunu çıkartmıştı. Yanıma yaklaşıp yatağın örtüsünü açtı ve uzanmama yardımcı oldu. -"Kendim kasınca yoruluyorum."dedim uykulu sesimle. Yumuşak yatağa kıvrılıp yan döndüm. Üstümü sıkıca örtmüş yanıma oturmuştu. -"Sen hiçbir şey düşünme. Ben buradayım." Başımı sallayıp gözlerimi kapattım. Elimi elinin içinde hissettiğim o saniye kendimi uykuya bırakabilmiştim. • Merhaba herkese iyi geceler şimdiden iyi sahurlar❤️❤️ Hasta olduğum için biraz geciktim. Hala iyileştiğimi söyleyemem ve uykudan bayılıyorum ama size bölüm bırakmak istedim. Umarım beğenmişsinizdir ❤️❤️
Bölüm 12
K-12