Bölüm III: Dehşet ve Kaçış Yaratığın kontrolsüz gücü, Albinus'un hazırladığı zincirleri bir çocuğun oyuncak ipi gibi kopardı. Demir Kale'nin laboratuvarında, cam eşyalar ve simya aletleri çıtırtılarla yere düşerken, canavar dengesiz adımlarla yürüdü. Hekim Albinus dehşetle geriledi; planındaki her şey kusursuzdu, ama sonuç iğrençti. Gözlerindeki bakışta saf bir bilgelik ya da itaatkarlık yerine, anlaşılmaz bir nefret ve ilkel bir kafa karışıklığı vardı. Yaratık, laboratuvarın karanlık koridorlarına doğru sendeledi, ayaklarının altındaki taş zeminde yankılanan her adım, Albinus'un kalbine inen bir darbe gibiydi. Doktor, bilimsel hırsının artık bir lanet haline geldiğini o an idrak etti. Hemen bir meşale kaptı ve yaratığın peşine düştü. Kaleden kaçmasını engellemeliydi; Kaltfels köyü, bu dehşetin varlığını asla öğrenmemeliydi. Yaratık, kalenin zindanlarına doğru değil, en üst katlara, yani dış dünyaya açılan tek kapıya doğru ilerliyordu. Havanın sirkülasyonunun olduğu yerlere ulaştığında, yaratık derin bir nefes aldı ve bu nefes, bir insan sesi olmaktan çok, soğuk rüzgarın boş bir bacadan geçişine benziyordu. Albinus, merdivenleri tırmanırken, canavarın ön kapıyı zorladığını duydu. Ağır meşe kapı, yaratığın kontrolsüz, hayvan gücüne karşı dayanamayarak gıcırdayarak açıldı. Dışarıdaki şiddetli yağmur ve şimşek ışığı, canavarın silüetini anlık bir dehşet tablosu gibi ortaya çıkardı. Albinus, kapının eşiğine ulaştığında, yaratık çoktan dışarı fırlamış, kaleden uzaklaşan ormana doğru, sadece fırtınanın gölgeleri arasında bir karartı olarak kaybolmuştu. Doktor, yaratılışının sorumluluğu altında ezilirken, kış ormanına doğru çaresiz bir haykırış salıverdi. Artık Kaltfels'in kışı kanla boyanacaktı.
Bölüm 3
Bölüm III: Dehşet ve Kaçış
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.