İçeriğe geç

🏰 Kara Simyacının Laneti (1452)

Bölüm 2 · 1 dk okuma

🏰 Kara Simyacının Laneti (1452)

Bölüm 2

Bölüm II: Yaşam Kıvılcımı

Bölüm II: Yaşam Kıvılcımı Gece, Demir Kale’nin kuleleri üzerinde kopan korkunç fırtına, sanki doğanın bu kutsal olmayan eylemi protesto edişi gibiydi. Albinus, cübbesini düzeltti ve laboratuvarının merkezindeki düzeneğe odaklandı. Büyük yaratık, ağır meşe bir masa üzerine uzanmış, çirkin dikişleri soluk ay ışığında parlıyordu. Vücudu, birleştiği farklı etlerin renginden dolayı mor, gri ve yeşil lekelerle doluydu. Doktor, asırlık simya metinlerinden öğrendiği üzere, biriken atmosferik enerjiyi kullanmak zorundaydı. Pirinç ve bakırdan yapılmış, kuleye kadar uzanan karmaşık bir iletken sistemi devreye soktu. Şimşekler çakarken, gök gürültüsüyle eş zamanlı olarak, iletkenler korkunç bir çatırtıyla parladı. Mavi-beyaz bir elektrik arkı, tepeden inerek yaratığın soluk göğsüne çarptı. Albinus, başarının hazzıyla titredi, ancak hemen ardından büyük bir korku hissetti. Vücut, yalnızca basit bir kasılma ile değil, iğrenç bir sarsıntı ile canlanmıştı. Derin, boğuk bir hırıltı laboratuvarın nemli havasını doldurdu. Yaratığın rengi atmış göz kapakları titrekçe açıldı ve Albinus'a, acı ve kafa karışıklığı dolu, sarımsı bir bakış fırlattı. İlk hareket, beklendiği gibi bir kalkış değildi; yaratık, masadan inmek yerine, zincirlerini koparmaya çalışırken kollarını havada savurdu, acı dolu, hayvanımsı bir uluma çıkardı. Bu, Albinus'un hayal ettiği asil, itaatkar hizmetkar değil, kaostan doğmuş, ilkel bir dehşetti. Doktor, yarattığı şeyin saf bir canavar olduğunu, ruhu olmayan bir makine değil, korkunç bir ruhun hapsolduğu bir beden olduğunu anladı. Albinus hızla geri çekilirken, yaratık masadan kendini attı ve kaba, ürkütücü adımlarla laboratuvarın karanlık köşelerine doğru sendeledi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.