Anlatmam,zaten duymazlar. Öp dilimde kan tadı var.
Ayın gecede bıraktığı gölge gibi güneşin parladığı ay gibi karanlıktı geceler. Verilmiş sözler, tutulmamış. Güneş geceye küsmüş. Ay güneşin gölgesinde kalmış. Gece cezasını: Güneşin yokluğunda ama onu hatırlatacak bir gölgesiyle ömür boyu yaşayarak geçirmek zorunda kalarak çekmiş. Yemekhane tek duyulan çatal kaşık sesi ve kendi aralarında konuşan askerlerin uğultularıydı. Oturduğum masa da benim dışımda Fevzi, kameraman Teoman, çağla ve onlarla aynı oda da kalacağım subaylar vardı. Kameraman Teoman ve Fevzi baya iyi kaynatıyorlardı. Baya kaynaşmışlardı. Sanırsınız 40 yıllık dostlar.
Erkekler !
Üstümde hissettiğim izlenme duygusuyla, sağ tarafıma döndüm. Bir çift mavi gözle karşılaştım. Ne bakıyorsun kardeş demek istesemde bunlar sadece içimden geçti. Çıkık burnu , belirgin elmacık kemikleri uzun yüzü, ciddi ifadesi, derin bakışları tüylerimi kaldırmaya yetmişti. Aramızda bir yarışma vardı sanki. O çekmediği sürece bende gözlerimi çekmedim. Gerilim gitgide artarken, bir çift mavi gözün dikkati Asım amca çekerken, benimde yanımda oturan çağla kolumu dürtterek çekti. Bakışlarım çağlaya dönerken başka bir yerde takılı kaldı. Poyraz yüzbaşıyı bizi izlerken bulmayı bende beklemesemde, yüzündeki umursamaz ifade canımı sıkmaya başlamıştı. Bakışlarımı ondan çekerek çağla'ya döndüm.
Ne var ? Dercesine başımı salladım. Elindeki kaşığı yemek tablotuna koyarak yandan bir bakış attı.
" Semih yüzbaşı kendisine bakılmasından hoşlanmaz. Bu kadar dikkatli bakma. Yanlış anlaşılmasın da burda deli denir. Bir taktımı takar. Dik dik bakılmasını hele hiç sevmez. Bir askeri bir keresinde sabahtan akşama kadar ördek yürüyüşü ile koşturmuşluğu vardır. " Çağlanın omzuna elimi koyarak sıktım. Ve kulağına yaklaştım.
" Neyse ki ben askeri değilim." Küçük bir tebessüm
" Kartal timinin komutanı kendisi, burda namı büyüktür. Ama işi sınır da değildir. Onun işi sınır dışında başlar. Buraya 3 ayda bir timin dinlenmesi ve mühimmat yenilenmesi için gelirler. Onların yerine bir tim çıkar. Dönüşümlü olarak dinlenirler. Haberine bunu da ekle muhabir hanım. Orda birileri sıcak yataklarında güvenle yatabiliyorlarsa, gecesini gündüzünde yaşayan bu adamlar sayesindedır. "
"Yazarım." Çıktı dudaklarımdan geride kalan bir sessizlik. Kimsenin bilmediği görmediği daha nicesi, bizi koruyan kahramanlar. Allah yardımcınız olsun.
Ben düşüncelerimle boğuşurken, sessizliği bölen sandalye sesi oldu. Asım amca ve bir çift mavi göz kalkarak yemek tablolarını olması gereken yere koyduktan sonra yemekhaneden çıktılar. Bu sefer derin bakışları olmasada yemekhaneden çıkmadan bir çift mavi göz ile göz göze geldik. Bende tablotumu alarak ilk çöpe sonra da kirlileri topladıkları yere koyarak yemekhaneden çıktım. Hayat kimseye istediğini vermez. Sunduğu seçenekler sadece bir yanıltmadır. Hayatta kalmak için inanmamak gerekir.
Arkamdaki cüsse önümde kocaman bir gölge olmuştu. Yanıma ulaştı. Lafı uzatmadı. Sesi katı,yüzü umursamaz, bakışları ilerde.
"Tanışıyor musunuz?" Aptalı oynamadım. Ama istediğini de vermedim. Bende umursamaz ve belirsiz. Asker değilim ama bir askerden daha eğitimliyim. Kimse bilmediği sürece sorun yok.
"Neden sormuştunuz ?" Küçük bir duraksama, sonra ise karar vermiş olduğu cevap.
"Merak ettim ."
"Bende her merak edene verecek yok maalesef." Madem umursamaz olacaktı. O zaman anladığı dilden konuşmak gerekirdi. Duraksadık. Benden böyle bir cevap beklemediği yeterince öyle mi dercesine ifadesi ile belli ederken sessizliği bozan bir kahkaha sesi oldu. Uzun bir aradan sonra özlediğim seslerden birini duymak yük olurmuş insana.
Semih'in sesi bütün koridorda yankılandı. Biz poyraz yüzbaşıyla karşı karşıya durmuş birbirimize bakıyorduk. Semih'in ise arkamdan yaklaştığını hissediyordum.
Yanıma gelerek elini belime atarak beni yanına çekti. Poyraz yüzbaşının bakışları gözlerimden belindeki ele ve elin sahibine döndü. Ortam bı anda gerildi. İkisin arasında büyük bir gerilim çıktı. Gözlerden adeta şimşek çakıyordu. Semih'in " Aferim kızıma" mırıltısı, ortamda bir savaşın habercisiydi. Poyraz yüzbaşının elleri yumruk olmuştu. Elini cebine atarak kamufile etsene çoktan görmüştüm. Bir damar attı. Diğerinde ise serseri bir sırıtma.
Merhaba canlar okuyucumdan gelen istek üzerine yazılmış bir bölümdür
Öptüm sizi
