Multi medyada Cihangir Yıldırım ve eşi Ela Yıldırım var. Bölümün sonunda bu çiftin bir kaç fotoğrafını paylaşacağım. Böylelikle çiftler arasındaki bağı görün, simaları az çok belli olsun.
Kara Yıldırım en büyük abi eşi Beyaz Yıldırım.
Cihangir Yıldırım ikinci abi eşi Ela Yıldırım
Bora Yıldırım üçüncü abi eşi Burçin Yıldırım
Mirto Yıldırım dördüncü abi eşi Nazende Yıldırım
Meriç Yıldırım en son erkek kardeş eşi yok
Bu beş erkek kardeşin dörtte kız kardeşi var unutmayın canlar onları da bir dahaki bölümlerde göreceksiniz.
Gül, Reyyan, Pınar ve Asi
Keyifli okumalar oy ve yorum yapmayı unutmayın lütfen😍♥️
Allah'a emanet olun canlar 🥰😘💞❣
Neyse ben çok konuştum, Keyifli okumalar canlarım❤️
Kara Ağa karşısındaki ağlayan kıza baktı. Yanına sinirle gidip kollarından tutup ayağa kaldırdı. "Senin derdin ne!!"
"Bırak senden, bu şehirden gitmek istiyorum.."
"Evlenirken aklın neredeydi Beyaz hanım!!"
"Seni seveceğime inandım, seni değiştire bileceğimi sandım ama yanılmışım...Sen asla değişmezsin Zalim adam." parça parça sesiyle. canı yanıyordu ve artık girmiş olduğu bu zindandan kurtulmak istiyordu, acılarına son vermek istiyordu.
"Evlenirken benden böyle bir söz duydun mu? Sana değişirim dedim mi lan ben!!!"
"Demedin keşke deseydin." halen içten içe umut etmeden edemiyordu Beyaz.
"Beyaz çıldırtma beni! Gelinliğinle girdiğin yerden ancak kefeninle çıkarsın. Yaşadığın toprakların kurallarını bilmez misin!!" Bilirdi Beyaz her şeyi ama hiç kimse Beyazın bu topraklara uygun olmadığını bilmezdi.
"Çıktım ki zaten...Ruhum öleli çok oldu benim...Ha bedenimin ölmesi şartsa tamam bitsin artık bu zülüm. " Kurtulmak için ölmesi gerekiyorsa Beyaz artık buna da razıydı. yeter ki artık bitsin her şey istiyordu.
Beyaz, Kara'nın ellerini kollarından çekip içeri doğru yürüdü. Kara Ağanın yeni daha çekmeceye koyduğu silahı alıp emniyetini açtı üst demirini kendine doğru çekip bıraktı. Odada yankı yapan metal sesiyle Kara Ağa Banyodan koşarak odaya geldi. Beyaz gözlerini kapatmış silahı kafasına dayamıştı. Konakta bir el silah sesi yayıldı.. Herkes Kara Ağa ve Beyazın tartışmasını duyuyordu ardından bir el silah sesiyle, kadınlar şoka girdi, erkekler koşarak yukarı kata çıktı. Kapıya vurdular ama ne ses ne seda vardı. Cihangir konuştu.
"Abi ne oldu, o silah sesi neydi, aç kapıyı!" sesi yoktu kocaman konakta korku dolu yürekli feryadından başka ses yoktu.
"...."
"Abi kötü bir şey yapmadın demi?" tekrar Cihangir, herkesin korkusu aynıydı zalim olarak bilinen abilerinin karsını öldürmüş olmasıydı.
".."
Bu sefer Bora konuştu. "Abi bak annem babam aşağıda fenalaştı. Onlar için aç şu kapıyı."
İçerden hiç bir ses seda duymadıkları için Mirto sinirle konuştu.
"Abi eğer kapıyı açmazsan kıracağız." dedi hepsinin aldığı cevap ilki ile aynıydı kocaman bir sessizlik
".."
Cihangir, Mirto'ya katılıp konuştu. "Tamam, üç dediğim zaman kırıyoruz kapıyı."
".."
"Bir..İki..Ü-"
Kara Ağa kapıyı sinirle açıp elindeki silahı beline koydu. Kapıyı geri çekip kilitledi, anahtarı cebine attı. Kardeşleri açık kapıdan yarı gözüken odaya baktılar bir şey göremediler. Meriç abisinin bu tavrına karşı konuştu.
"Abi.. yengem nerde."
"İçerde koçum."
Meriç abisinin sinirli ses tonundan korkup sustu. Bu görev Kara'dan sonraki abi olan Cihangir'e kalmıştı.
"Abi, Beyaz iyimi?"
"Merak eden babayiğit varsa, kırsın kapıyı baksın!"
Kimsenin buna cesaret edemeyeceğini biliyordu Kara Ağa.
"Bir daha da bu kata çıktığınızı görmeyim." Kara Ağa sinirle merdivenleri indi. Ona korkuyla bakan ailesine bir açıklama yapmadan konağı terk etti. Beyaz'a ne olmuştu? Kara Ağa bu saatte nereye gidiyordu? Kara Ağa sağlamdı. O zaman Beyaz yaşıyor muydu? Kardeşleri odaya girmek istedi ama abilerini çok iyi tanıyorlardı. Bu yüzden kapıyı açmaya cesaret edemediler.. Kapıya vurup konuştular.
"Yenge, duyuyor musun bizi?"
"Beyaz abim, ses ver iyi misin?"
"Beyaz, o silahı abim sana ateşlemedi demi?"
Mirto ağlamaklı sesiyle konuştu.
"Bak eğer bizi duyup konuşmuyorsan Beyaz, seni çok kötü döverim abim...İyi misin bir ses ver, yoksa ben bu kapıyı kıracağım."
Mirtonun sözlerine hiç bir karşılık gelmemişti. Burçin göz yaşları içinde merdivenleri koşarak çıktı. Bora sevdiğini öyle görünce kızdı.
"Senin ne işin var burada, hemen geri aşağı in."
"Beyaz iyi mi...Yaşıyor mu?"
Cihangir Burçin'in sorusunu cevapladı. "Bilmiyoruz! Allah kahretsin ki bilmiyoruz! Kız içerde öldü mü, kaldı mı, can mı çekişiyor bilmiyoruz!"
Cihangir abisinin bu tavrına çok sinirlenmişti.
"Çekilin kapıyı kıracağım, Kara Abim isterse öldürsün, umurumda değil!"
Cihangir üstündeki ceketi çıkarıp yere attı.
Burçin bir yandan içerdeki dostuyla konuşuyordu, Beyaz'ın içerden "iyiyim ben Burçin" demesine çok ihtiyacı vardı onun.
"Beyaz...Dostum, Sırdaşım ne olur iyiysen söyle bak ben burada kötüyüm...Bak beni iki canlı olarak üzme...Lütfen benimle konuş, her zamanki gibi, şu bir senedir olduğu gibi...Gene bana anlat acını, gene ben dinleyeyim dostum seni...Beyaz allah aşkına bir ses ver.."
Bora şaşkınlıkla eşi Burçine bakıyordu. Eşi iki canlıyım demişti değil mi? Eğer şu ortamda almasaydı bu güzel haberi nasıl sevinerek kutlardı ama yapamadı.
"Burçin hamile misin?.."
Burçin eşine baktı, göz yaşları içinde kafasını salladı. Bora eşini kendine çekti sarıldı. Cihangir omzuyla kapıya iki kez vurunca kapı açıldı. Bora, Burçin, Mirto ve Meriç içeri girdi. Oda darmadumandı. Ama Beyaz ortalıkta yoktu. Cihangir kırık olan banyo kapısına vurdu. Ses gelmeyince Burçine söyledi banyoya bakması için.
"Burçin abim içeri sen gir bak. "
"Tamam abi."
Burçin banyoya girip içeri baktı. Beyaz burada yoktu.
"Abi burada yok ." Cihangir sıkıntılı bir şekilde nefes aldı gözüne çarpan kapalı giysi odasıyla o tarafa doğru yürüdü. Kapıya vurdu.
"Beyaz, orada mısın abim?"
Ses seda gelmeyince kapıyı açtı. Beyaz ayaklarının dibinde açık bir şekilde duran bavuluyla beraber ayakta öylece duruyordu. Herkes Beyaz'ı sağlam görmenin sevincini yaşadı. Derin bir nefes aldılar. Burçin koşarak arkadaşına sarıldı.
"Beyaz iyisin, nasıl korktuk ,O silah se-"
Burçin eline gelen sıcak sıvıyla, Beyazdan ayrıldı.
Kafasını çevirip Beyaz'ın koluna baktı.
"Kolun? Bora buraya gel!" Bora içeri girdi, Burçin'in korkmuş yüz ifadesiyle, dönüp Beyaz'a baktı. Beyazın sol kolundan yere damlayan kanı görünce hemen abilerine seslendi.
"Abi arabayı hazırlayın! Burçin sen Beyaz'ın üstüne bir şeyler al hemen gidelim."
"Tamam Bora ." dedi ve hemen Beyaza döndü tekrar "Beyaz gel dostum üstüne bir şeyler alalım, canın acıyor mu?.."
"Boşanacakmışız." dedi donuk bir sesle Beyaz.
"Anlamadım dostum, ne dedin kim boşanacakmış?" Burçin tam olarak neyden bahsettiğini anlamıştı Beyaz'ın.
"Boşanacakmış." Beyaz papağan gibi aynı kelimeyi söylüyordu. Bora ve Burçin bir birlerine baktılar.
"Burçin ,Beyaz şokta galiba ne dediğini bilmiyor, Ben aşağı in-" Boranın sözleri içerden bağıran Kara'nın sesiyle yarım kaldı.
"KİM AÇTI LAN BU KAPIYI!!" Koca konak bu sesle inledi.
"Ben açtım!" dedi Cihangir
"Cihangir bunun hesabını sonra soracağım! ÇIKIN DIŞARI!!" Bora dışarı çıktı, Kara, Bora ve Burçini görünce iyice sinirlendi.
"Abi yengem iyi değil hastaneye gidelim."
"Seninle de ayrı konuşacağım Bora bey! Çıkın lan dışarı!" Bora ve diğerleri abilerinin bu sinirli haliyle Kara'ya cevap verememişlerdi. Bora eşinin elini tutup dışarı çıktı. Cihangir, Kara'nın yanındaki iki adama anlam verememişti. Biri şirketin avukatı Murat beydi diğeri aile doktorları olan Alp beydi.
Kara Ağanın sinirli bir şekilde onları kovması sonucu, herkes odayı terk etmişti. Kara Ağa yanındaki iki adama dönüp konuştu.
"Murat bey siz balkonda evrakları hazırlayın."
"Ta...tamam...Efendim." Murat bey korkarak balkona çıktı ve hemen Kara'nın dediklerini halletmeye başladı.
"Alp bey sizde kurşunu çıkarmak için hazırlıklarınızı yapın."
"Tamam efendim, Narkozu hazırlayım ben." diyerek yanında getirmiş olduğu çantayı açmıştı ki Kara tekrar konuştu.
"Yok narkoza gerek yok, direk al kurşunu. " dedi. Acımasızca.
"Emin misiniz efendim." Doktor hem şaşkın hem korkuyordu.
"Eminim, ne diyorsam onu yap Alp!" Adam kafasını salladı ve itiraz edemedi. Bu Beyazın canını çok yakar bile diyemedi.
"Peki efendim."
Kara Ağa giysi odasına geçti. Açık kapıdan ayakta duran karısına baktı. Yere attığı bavul hâlâ açık ve içi boş görünce konuştu. "Toplamadın mı? Neyse üstüne bir şeyler giy odaya gel doktor seni bekliyor. Sonrada toplan."
Beyaz kafasını kaldırıp Kara' ya baktı. Dakikalar önce yaşadıkları durumu hatırladı. Odada yankı yapan metal sesiyle Kara Ağa Banyodan koşarak odaya geldi. Beyaz gözlerini kapatmış silahı kafasına dayamıştı. Kara Ağa son anda Beyaz'ın sağ elindeki alnına doğrulttuğu silahı çekti ama Beyaz çoktan tetiğe bastı, Kara Ağa hayatında belki ilk defa doğru bir şey yapmıştı. Beyaz sol kolundan yaralanmıştı.
"SEN APTALSIN! GİTMEK Mİ İSTİYORSUN! DEFOL O ZAMAN." Kara Ağa, Beyazın sağ kolundan tutup giysi odasına sürükledi. Kenarda duran bavulu alıp açtı .Beyazın ayak ucuna attı.
"Neyin var, neyin yoksa topla, senden hiç bir şey kalmasın DEFOL git!" dedi içinde patlayan öfkesiyle. Onun yanında kalmaktaysa gitmeyi isteyen karısına. "Ben gelene kadar hazır ol, her şeyini topla, Boşanalım bitsin artık. "
Beyaz gözlerini kırpıştırarak karşısında ona bakan adama baktı. Kara Ağa odaya geçti ceketini çıkarıp koltuğa attı. Gömleğinin kolunu dirseklerine kadar katladı. Odada dolandı. Beyaz odaya girdi. Kara kafasıyla doktoru gösterdi.
"Geç. " Beyaz Kara'nın gösterdiği yere geçip oturdu. Tıpkı bir kukla gibi dediği her şeyi yapıyordu.
Alp bey karşısındaki kıza baktı. "Geçmiş olsun, canınız yanıyor mu?"
Kara Ağa Beyazın yerine cevap verdi. Koltuğa geçip oturdu ayak ayak üstüne atıp konuştu.
"Yok acımıyordur. Alp bey siz işinizi yapın biran önce."
"Tamam efendim emin misiniz narkozsuz kurşunu almam konusunda."
Beyaz ağlamaktan kızarmış gözleriyle Kara'ya baktı. Kara bakışlarını eşine çevirdi. Konuştu. "Eminim Alp öyle yap."
Beyaz sol kolunda hissettiği acı karşısında tek yaptığı şey; Gözlerini zifiri karalara dikmiş, gözünden akan yaşlar içinde elini yumruk yapmaktı. Şu acıya katlanmasının tek sebebi bitiyordu her şey bu zalim adamdan kurtuluyordu. Kara Ağa yerinden kalktı. Balkona çıktı. Alp bey, Beyaz'a bakıp konuştu.
"Özür dilerim."
Beyaz sağ eliyle göz yaşlarını sildi. Onun özür dileyecek bir şeyi yoktu ki bu acıyı çekmesini isteyen kocasıydı ve o asla özür dilemezdi.
"Önemli değil." dedi çatlak sesiyle.
Kara Ağa elinde bir dosya ve kalemle geldi. "Bitti mi Alp."
"Bitti efendim." dedi geç doktor ama oda bitmişti. Genç kadının canı yanmasın diye çaba göstermişti ama elinden çok bir şeyde gelmemişti.
"Tamam, aşağı in Cenk seni evine götürsün."
"Geçmiş olsun efendim." Kara Ağa kafasını salladı. Alp bey eşyalarını toplayıp odadan çıktı. Kara Ağa elindeki evrakla, kalemi Beyazın yan tarafına attı.
"İmzala, sonrada eşyalarını topla yarın sabah herkesle vedalaş." Beyaz hiç düşünmedi, hiç beklemedi ve evrakları direkt eline aldı ve boşanma evraklarını imzaladı. Karaya uzattı. Kara Ağa evrakları alıp balkonda duran Murat beye evrakları verdi.
"En kısa zamanda hallet bu işi." dedi emir dolu bir şekilde.
"Tamam efendim iki tarafta istediği için iki gün sonraya bu iş biter."
Kara Ağa, Murat beyin sözlerine kafasını salladı. "Siz aşağı inin ben geliyorum."
Murat bey odayı terk etti. Kara Ağa, Beyaza doğru yürüdü, karşısında durdu konuşmadan gözlerinin içine baktı. Sonra eğilip ceketini aldı. Odadan çıkıp gitti. Beyaz kendini koltuğa bıraktı.
Her şey öyle garip bir şekilde gelişmişti ki bulunduğu durumu anlam vermiyordu. Asla kurtulamayacağı sandığı bu zindanda kurtulacak olduğuna inanamıyordu.
Sevinmesi gerekirken neydi bu içindeki sızı peki?
.
.
.
.
.
.
.
Cihangir Yıldırım ve eşi Ela Yıldırım.
(Yani Kara'nın bir küçük kardeşi ve yengesi)
.
.
.
İnşallah bölümü begenmişsinizdir.
piiiraatiinaa22







