Selam canlarım nasılsınız inşallah iyisinizdir ..Ve Kara'nın final bölümü okuyacaksınız birazdan..Vay be biz sizinle nerelere geldik böyle .
Wattpade ilk girme amacım bir kitap yazıp çıkmaktı şimdi kocaman sıcak bir ailem oldu, sizi tanıdığıma o kadar çok sevindim ki anlatamam.
Yeri geldi bazı sebeblerden dolayı bıraktıp gidiyordum ama şimdi iyiki kaldım diyorum iyiki sizi dinlemişim o güzel mesajlarınızı, yorumlarınızı asla unutmayacağım.
Neyse inşalalh benim satırlarım ile buraya kadar geldiniz ve bu bölümün sonunda inşalalh şunu dersiniz
Vay be okuduğuma değdi.
Güzel bir final oldu.
İşte velhasıl kelam yani burda yazar beğenirsiniz demek istiyor lafı fazla uzatmayım
Sizi çok seven yazarınız
Onur_rr..🖋
Keyifli okumalar canlarııımmm
Yorum sınırı ajsjaksjsk
Hadi hadi gidin bölümü okuyun 😂🤭🙈
......
Gene benden habersiz akan göz yaşlarımı silip Kara'ya seslendim.
"Kara.."
Bana bakıp tekrar Alp doktora döndü.
"Bak Alp.."
Tekrar kafasını bana çevirdi.
"Beyaz?"
Ayağa kalkıp ona doğru yürüdüm
konuşmasına fırsat vermeden ona sımsıkı sarıldım.
"Seni çok özledim."
"Alp sen dışarda beni bekle."
Bana sarılmadan Alp doktoru odadan kovdu.
Bu hâline kıkırdadım.
"Beyaz? Senin ne işin var burda? "
Ondan ayrılıp ellerini tuttum.
"Üç senedir ikinci evimiz olmuş bura. Şimdi benim burda bulunmam mı yanlış?"
"Sen ne.."
Ne diyeceğini düşünür gibi bir hâli vardı.
"Sen gidince o ilaçların yapamadığını sen bir gidişinle yaptın."
Dediklerime şaşırdı.
"Nasıl?"
"Ben seni unutmadım...Seni unutmayınca üç senelik hayatımı daha iyi çözdüm evdekilerden başladım, sonra Cenk sonra bizimkilerden dinledim tekrar tekrar o CD leri izledim.."
Lafımı kesip konuştu.
"Bodrumdaki?"
Kafamı salladım.
"Evet..Ben özür dilerim senin mücadeleni şimdi daha iyi anladım inanmayacaksın ama ben bu sefer öğrendiklerimi unutmadım, Alp doktoru aradı bizimkiler, Alp doktor tekrar tahliller yaptı, burdaymış o."
Baş parmağım ile kafamı gösterdim ve cümleme devam ettim.
"Gitmemiş sadece..."
"Bak bunu üç senedir çok yaşatık unutmadın biz öyle sandık sevindik ama zamanla bu hastalık senden cok daha fazla şeyler götürdü, sen kayboldun anılar içinde, yaşatıkların içinde üç senelik birlikteliğimizi bir seneye sığdırdın..Ya bu sefer tamamen unutur hiç geri gelmezsen..Bu yüzden bu sefer sevinmek yok o ameliyatta yok."
"Hayır benim aklım yerinde, ve ben böyle yaşamaya devam etmek istemiyorum, benim için mücadele veren adam için bende mücadele vereceğim."
Onun gözlerine baktım derinden ,beni kendine çekip sarıldı.
"Sen hastayken yeri geldi her şeyi unuttun ama bizi, bizle ilgili olan şeyleri asla unutmadın bu bizim için verdiğin mücadeleydi. Sen o kist ile elinden gelen mücadeleyi verdin. Yapma ben istemiyorum o ameliyata girmeni istemiyorum."
Ondan ayrılıp baktım.
"Kara beni dinle lütfen sana her şeyi anlatmama izin ver? Bak ben bir aydır seni..."
"Beyaz yorma kendini."
"Hayır bu sefer olmaz. Lütfen evde senin için bir şey hazırladım onu alıp gelir misin?"
"Beyaz ne hazırladın?"
"Çizim odamda."
"Tamam beraber gidip bakarız."
"Hayır git gör ve sonra buraya gel ameliyata girmeme izin ver."
"Hayır, ben bu konuda fikrim net seni o masadan kalkma ihtimali %25 olan ameliyata yollamayacağım."
"Lütfen senden son isteğim bu.."
"Harirem..Eve beraber gideriz bakarız."
"Olmaz."
"Beni beklecek misin burda."
"Evet bekleyeceğim söz."
"Tamam. Ben hemen gidip geleceğim."
"Tamam. Teşekkür ederim beni böyle güzel sevdiğin için..İyiki Sen."
Ona sımsıkı sarıldım.
********
KARA'DAN..
Hastaneden çıkıp hızlıca arabama bindim. Konağa doğru arabanın direksiyonunu çevirdim.
******
Konağagelince hemen kapıyı açarak Beyaz'ın çizim odasına doğru merdivenleri ikişer üçer çıktım.
Fatma abla beni görünce şaşırdı.
"Ağam? Geldin mi?"
"Yok hayaletiyim."
"Ağam, Beyaz hastanede."
"Biliyorum Fatma abla."
"Ama Ağam siz gittiniz diye yedi gündür ağzına yemek koymadı. Bugün çizim odasında kendini yerde buldum."
"Sizi niye başına koyup ben bir aydır hastane hastane İstanbulda dosya gezdiriyorum!"
"Ağam biz ne dediysek inanmadı."
"Tamam Fatma abla ben Beyaz'ın yanından geliyorum zaten. Bir işim var onu halledeyim onu tekrar almaya gideceğim."
Fatma ablaya daha fazla laf yetiştirmeyi bırakıp Beyazın çizim odasına girdim.
Tablolardan gözümü çekip masada duran kutunun yanına gittim.
Büyük harf ile yazan yzziyk okudum
KARA'YA..
Zarfın üzerinde damlayan yaşlar mükerrebi dağıtsa da elimi kutuyu doğru uzattım.
Kutuyu açtım.
İçinde küçük bir not çıktı.
"Seni özledim adam, nerdesin unutmadım sadece bilmiyorum.. Ben iyiki seni tanıdım. Senin için hazırladım bunları..Ben çekerken ağladım kızma bana..Ve Beni affet olur mu?.. Hariren. "
Dolan gözlerimi kırpıştırdım, kartı kenara koydum, sadece bir flaş vardı. Flaşı elime alıp çalışma odama çıktım.
Masada duran bilgisayarı şarja takıp açtım, saniyeler sonra açılan ekran ile flaşı bilgisayarın giriş yerine taktım.
Karşıma çıkan klasör tıklatım.
Sevdigim adama yazısına tebessüm ettim.
Uzun video açıldı. Süresine baktım 4 saat yazısını görünce hemen vidyoyu durdurup hastanede Beyaz'ın başına bıraktığım Cenki aradım.
"Efendim Ağam."
"Cenk ben gelene kadar Beyazı hiç bir yere salma."
"Ta..Tamam Ağam."
Telefonu kapatıp masanın üstüne attım, vidyoyu basıp devam ettirdim.
Saniyeler sonra Beyaz yatağın üstüne çıkıp oturdu.
Gözleri ağlamaktan şişmiş bir halde konuşmaya başladı. Sesi son ses yaptım.
"Merhaba.."
Gözlerini ellerine çevirdi. Parmağındaki alyansı ile oynamaya başladı.
"Senin ile üç seneyi devşirmişiz ama ben bu üç senenin sadece yarım yamalak hallerini hatırlıyorum. Ama bodurumdaki Cd leri buldum..Seninle bor şeyler yaşamışız ama ben unuttum, sen bıkmadan bana anlattın, ben dinledim, geri unuttum..Benim elimi bu süreçte hiç bırakmadan yanımda olduğun için sana çok teşekkür ederim kalbi, yüreği güzel adam.."
Durdu akan göz yaşlarını sildi. Derince yutkunup konuşmasına devam etti.
"Şimdide ben anlatmak istiyorum, kendi hatırladıklarım ve senin anlattıkların ile yarım puzzle yaptım. Seninde bilmediklerin var dinle lütfen."
Eliyle yüzünü sıvazladı.
"Ben seninle nasıl evlendiğimi sordum. Vefat eden abimin. Babamın büyük emeği varmış bunda.."
Kenarda duran peçeteyi aldı burnunu sildi.
"Sen gene bana sümüklü dersin ama bak valla hınkırmedım bu sefer."
Kameraya bakıp içten güldü, sanki karşımda oturmuş karşılıklı sohbet ediyordum bu haline içten güldüm.
"Ben şuan tek babamın haberini duyduğumu hatırlıyor gibiyim ama..Ne annemi, nede abimi hatırlıyorum.."
"Neyse ben öğrendiklerimi unutmadan devam edeyim."
Hastalığı ile dalga geçiyordu..
"İlk baştan devam etmek istiyorum. Hatırladıklarım ile çevremden öğrendiğim ile toplantılarımı anlatıyorum sana. Beni babamın evine götürmemi hatırlıyorum meselâ sonra gitmiştin ama bana o gece Hizo Babam yardım etti bunları sana anlattım hatta, sonra biz bu evlilikten kaçamadık ve evlendik. Sen bana bir ay el sürmedin ama sen işe gidince konaktaki çalışanlar benim kız olmadığım ile ilgili konuşuyordu, Nizo anne zaten ilk gece bana bir şeyle anlattı ,Ela abla sabah çarşafı istedi. Ben o gün Nizo Annenin yüzüne hiç bakamadım..Annemden daha çok ilgi gösteriyordu bana biliyor musun? Ama sen ilk dönemlerde çok şeydin.."
"Neydim küçük hanım?"
"Şey..Bana karşı biraz değil fazla duvarların vardı..Ben o sıra kimsesiz kakmışken bu şehir de bir dal aradım galiba..Sende hiç yaklaşmadın bana Allah yukarıda hakkını yemem dövmedin, sövmedin ama ilgide göstermedin bana..Ben bu bir ay boyunca hep peşinde koştum ama maşallah işten kafayı kaldırmıyorsun ki. En sonunda pes etmiştim seninde dediğin gibi olsun dedim. Kimsenin zoruyla olmasın birbirimizi tanıyıp sevelip bir şeyler öyle olsun demiştin sen hatırladın mı?"
Benden cevap bekler gibi durdu.
Ama üç seneki olayı, dediklerimi hatırlaması imkansızdı, kaşlarımı çatarak daha dikkatli dinlemeye devam ettim.
"Şimdi dersen hasta olan sensin ben değil, bende derim ki sana hastalığım şuan durdu, inanabiliyor musun? Ben şuan bir mucize yaşıyormuşum..Ama net değil işte geri herşey gidebilirmiş işte, Alp doktor öyle dedi. Bende bir şeyleri hatırlamışken sana bir kaç cümle söylemek istedim işte. Off neyse bu konuya sonra geleceğim sırasıyla anlatacaktım halbuki ama sende biliyorsun ben biraz dengesizim, dengeli iş bana göre değil."
Durdu düşündü devam etti.
"Işte sen öyle diyince ben sana hak verdim ama konaktakilerin konuşmaları, senin hayatında başka birimi var dediler ben biraz dengesizleştim tabi o sıralar senin dediklerini çoktan unuttum o psikolojide. Sonra şey dediler bana Kara Ağanın gönlünü kap seni el üstünde tutsunlar dediler bende onların dolduruşuna geldim galiba ızcık sonra sana koynuna almayacaksan niye aldın beni dalan dedim ya hani hıh işte onun için senden özür dilerim."
Yüzünü elleriyle kapattı utanmış mıydı cidden.
"Sonra biz şey olduk seninle sonunda ama sen gene hâlâ bana eskisi gibi davrandın. Pislik insan eşine hiç öyle davranır mı aşk olsun sanada ama!"
Çocuk gibi anlatıyor, anlattıklarını tekrar yaşıyormuş gibi tekliler veriyordu.
"Neyse ben seni ilk kez birinin idam kararı verdiğine gözlerim ile şahit oldum işte o gün sana karşı olan tüm iyi hislerim vücudumdan uçup gitti sanki..Ben o gün kaçma planları yaptım, tabi elime yüzüme bulaştırdım bunu sonra ben konağa iyice hapsoldum senin ismin gibi Kara bir adam olduğunu gördüm.
Avluda aşiret büyükleri toplandı.
Sevdiği adama kaçan sevdalarının peşinden giden iki gencin hesabını kesiyorlardı..
Bir avuç kalbsiz yaratıklar toplanmış Sevdanın S 'sinden anlamayanlar!
Kalkmış bu iki gençin sevdasına karar vereceklermiş siz önce gidin Sevdayı öğrenin sonra gelin burda karar vermeye kalkın!!
Devlet sevdasını bilmeyene devlet sevdası anlatılır mı?
Ya Vatan sevdası...
Hele o Ay Yıldız onu söylemiyorum bile .
Bu sevda usta, düşer elbet birilerinin kalbine yakarda yakar...
Sevda düşerken haber verir mi hiç?
Bir bakmışsın içinde yanan bir alev topu, Sevdalı kişi o topa öyle bir sarılır ki, Sevdası daha çok artar
Sevdasız yaşatmaz seni! Sonu ölüm bile olsa
Ya kaşına gözüne düşer bu illet yada bir çocuğa tebessüm edişinde düşer...
Ya sığınacak bir liman olduğunu anladıgında düşer ..
Yada kollarında güveni hissedince..
Bir gençin sevdası bir üniformayada düşer ..
Düşer ama nasıl düşer bilinmez
Tek gerçek şudur sevda dan kaçamaz kimse
Ama sevda en çok kalbinde merhamet yüreğinde vicdan kanında mertlik olana yakışır ..
Adam olmayanın elinde oyuncak olur sevda
vesselam..
Şimdi bu karşımdaki bir avuç kalpsizlere sevda nasıl anlatılır?
Hele yılanın başına!!!
Kalbi gibi Kara adama ..
Gözlerimin içine bakarak
"Karar bellidir ağalar ölüm!! Sevdaya düşen düştüğü gibide ÖLMEYİ bilsin!!"
Tanışırdım mı ,sizi bu merhametsizle!!
Kara Yıldırım ..Kocam!
Beyaz bir şeyleri hatırlamış gibi konuşmaya devam etti.
"Sen o gün gene bir infaz kararı verdin, senin aldığın her türlü karar beni iyice çıkmaz sokaklara sürdü.."
Sonra durup tekrar geçmişe gitti sanki.
Ondan kaçıp yakalanmamak için saklanmıştım.
Ondan öyle korkuyorum ki, hep karşısında kaç kez ölüp ölüp dirilmişimdir ben bile sayısını unuttum .
Şuan pimi çekilmiş el bombası konakta beni arıyor!
Ne güzel bir haftalığına işler için şehir dışına çıkmıştıda hem şu konak hemde şu koca şehir Mardin huzura kavuşmuştu.
Ne diye hızlıca halledip gelirsin işleri bir sor bakayım erken gelmeni isteyen var mı!!
Mutfağa biri girdi, ayaklarını gördüğüm kadarıyla Nazendi Mirton'un Nazeni.
Mirto Kara'nın üçüncü erkek kardeşi
Nazende Mirton'un eşi, aşkı, sevdalısı, kalbi... daha sayım mı?
Bazen bir Karaya birde beş erkek kardeşine bakıp
Şu karşımdaki beşli Allah'ın bir lütf-u
Yanımdaki kazmada Allah'ın bir cezası diye çoook içimden geçti.
Acaba niye diğer kardeşlerine benzemiyor diye çok düşündüm ama bir cavap bulamadım ,
Nizo Ana ve Hizo Ağa'dan bir bu çocuk niye böyle çıkmış bilmiyorum.
Nizo anayla Hizo ağanın aşk meyvelerinin ilki bozuk!
Diğer meyveler resmen aşk yuvalarının bir ispatı
Ama Kara
Nizo anayla Hizo ağanın hangi günahın'ın beden bulmuş hali bilmem!
Beni düşüncelerimden Mirton'un mutfağa girmesi böldü
Mirto sessiz bir şekilde Nazenine arkadan sarıldı. Naze korkuyla yerinde sıçradı
"Allah iyiliğini versin Kalbim yüreğime iniyordu "
Elini kalbine koydu. Ama Mirto eşine daha çok sarıldı..
Sarılmak?
Bizim öyle bir anımız hiç olmadı..
Mirto çenesini eşinin omzuna koydu ellerinide Nazenin hafif şişmiş karnına koyarak sordu
"Ruhum özledim mi beni?"
"Mirto işe gideli iki saat oldu!"
"Olsun ben özledim genede seni."
Mirto ceketin'in cebinden kırmızı gülü çıkartıp Nazeni 'ne verdi
"Yaa Mirto. "
"Seni seviyorum Naze'nim . "
"Bende seni ruhum deliler gibi hemde. "
"Bilmem mi Naze'nin hanım Anamlar bana başka bir kıza görücü gidince, karşısına çıkıp 'Oğlunu ben alacam Nizo ana kimselere verme oğlunu, Sevdiğimi başkasına yar etmem ' diyen bir dişi aslansın sen ."
Gülerek birbirlerine sarıldılar Nazen yalandan kızarak Mirton'un koluna vurdu
"Ama o zaman karnım da küçük bir aslancık taşımıyor olurdum!"
"O Aslancık en çok sana yakıştı Ruhum."
"Bakalım bir ay sonra öğreneceğiz bu Aslancık Kral mı, Kraliçe mi?."
" Ne fark eder Naze'nin Aslan olmak, erkeğe de yakışır, kıza da ."
"Bak şimdi mutfakdayız demem yatırırım seni masaya Mirto, Kalbimin ayarlarıyla fazla oynama. "
Hay ben böyle işe koca konakta sakladığım yerde nelere şahit oluyorum ben ya Naze'ninle Mirto böyle işte aman nazar değmesin. Allah huzurlarını, saadetlerini,aşklarını daha çok artırsın.
Onlar bir birlerinin dudaklarını yerken ben şu ortamdan kaçsam iyi olur.
Emekleyerek masanın altından kapıya doğru yavaş yavaş emekledim. Maşallah bu nasıl bir aşkmış beni görmediler bile kapıyı dönünce yerden kalktım üstümü başımı çırptım Allah'tan dışarda kimse yoktu .
Ben şu Kara'ya yakalanmadan kendime başka bir yer bulmalıyım saklanmak için.
*********
Sonunda Akşamı etmiştik erkekler şirketten geldiler, yemeğe oturmuştuk Kara'nın sözleriyle içtiğim çorba boğazımda kalıyordu az kalsın
" Ana mutfakta haşera var(fare) bugün gördüm insanların mahremiyetinede saygı duymuyor yarın bir ilaçlayın mutfağı "
Beni görmüştü! Pislikkk
Kendi suyunu bana uzattı sırtımada iki kez sert bir şekilde vurdu
"Helal karı al su iç."
Ona o kadar diyorum bana karı deme diye ama kime diyorum
Kulağımın dibine iyice girip benim duyacağım bir ses tonuyla
"Milleti dikizlemeye utanmıyor musun karı, görende seni yatakta tatmin etmiyorum sanar. "
Nizo ana araya girdi
"Aman oğlum yavaş vur kızın sırtına ölecek!"
"Bu haşerede nerden çıktı acaba ben yarın Sultan'a diyimde ilaclasınlar mutfağı. "
Herkes yemeğine döndü
Bir tek biz hariç!
Beyaz göz yaşlarını silip konuşmasına devam etti.
"Sen bana hiç sarılmadın biliyorsun değil mi? Ben bazen kardeşlerin ile seni kıyaslardım. Nasıl kardeş bunlar diye. Hep yanlış düşündüm sormadım mesela sana..Sana iyi davranmam bile içten gelen bir şey değildi. Belki sende bunu hissettiğin için bana öyle davrandın. Ben konaktan dışarıya çıkamadığım için Burçinden rica ettim o ilaçları. Ela abladan böyle bir şey istesem yanlış der yapmazdı, Nazende korkardı bunu yapmaya ama Burçin benim çok sevdiğim bir dost olmuştu bana ,insan dostu için her şeyi yaparmış ya o da yaptı."
Durup bana baktı.
"Eğer şuanki aklım olsaydı inan yapmazdım, bir evladımız olsun çok isterdim..Sonra ben o ilaçları üstündeki yazdığı gibi uyguluyordum ama bir gün seninle kavga ettim. İşte o gün kurtulmaktı benimki..Sonra zehirlenmişim senin tekrar dönüp benimle eve konuşmak için gelmen ilacın kana bulaşmadan vücudumdan temizlenmesini sağlamış...İşte o gün hastalığımı öğrendin.."
Bu kadar ayrıntıyı hatırlayıp şimdiye kadar unutmaması beni mutlu etmişti.
"Ama sen hiç kimseye ve Cd lerde söylemediğin bir şey daha var. "
Bunu bilmesi imkansız.
"Benim kısır olduğumu neden söylemedin..."
Bunu nasıl biliyordu ki!
"O gün öğrendin ,hastalığımı da bir daha benim anne olamıyacağımı da..Gül söyledi bunu bana odanda dosyayı görmüş ama Kartaldan kurutulmak için bile bunu kimseye duyurmamış.."
Gül biliyor muydu!
Dolan gözlerimi kırpıştırdım.
"Kara ben hatırlıyorum, sanada bunları boşa anlatmıyorum, inşallah bunu ameliyat olduktan sonra yan yana izliyoruzdur,neğer ben yanında yoksam...Özür dilerim ama %25 ihtimalini göze aldım ben dün kağıtları imzaladım. Hasta olan benim, ben böyle yaşamak istemiyorum."
Sinirle vidyoyu durdurup Cenki aradım.
"Sakın, sakın yapmış olma!"
Çalan telefon saniyeler sonra açıldı.
"Cenk ,Beyaz nerde!??"
"Ağam..."
"Sakın, sakın aklıma gelen şey olmasın sakın!"
"Ağam benden son isteğinin bu olduğunu söyledi ben.."
"Nerde!?"
"Ağam Alp doktor, yanında bir kaç doktor, hemşire, hastane bahçesine inen helikopter ile İstanbul'a gittiler."
Sinirle telefonu kapattım, saate baktım iki saat nasıl geçmişti hemen!
Hızlıca odadan çıkıp bir taraftan da Beyazı aradım.
Ama telefonu çalıyordu açan yoktu.
Konaktan çıkacağım zaman Hacer abla arkamdan seslendi.
"Ağam Beyaz hanımın telefonu evde."
Hemen Alp doktorun telefonu bulup onu aradım.
"Çabuk, Acil arabayı getirin!"
Adamlara bağırmam ile arabam hemen geldi.
******
Gitmişti..
Amerikaya uçmuş o lanet olası %25 ihtimali için gitmiş.
Uçakta giderken gözlerimi dışarda ki bulutlardan çekip önümdeki bilgisayarı açtım.
Belki..
Belki bu Beyazdan bana kalacak son hatıraydı..
Kulaklığı takıp kaldığım yerden devam ettim.
"Kara..Seni çok seviyorum bil olur mu, yanında olsamda, olmasamda bunu bil."
"Burçine, Cihangir abiye kızıp, sinirle ilerde onların çocukları hakkında verdiğin kararı hatırlıyorum, Pivroz ninenin konağında yaşadıklarımızı hatırlıyorum. Benim çocuk özlemi çekmemem için Pivroz ninenin yani bu konağa geçmemizi hatırlıyorum. Burda aşiret büyüklerine kısır benim demeni..
Hizo babamın sana bu konuda yaptığı baskıları, benim hâlâ sana katil dememi ve hatta çiflik evinde sana sübyancı muamelesi yaptığımı...Gülün evlenmesini ,Berfin'in kaybını..Istanbu'a gitmemizi, Arkadaşım Hamza Mahiri, Gülün bir şeyler yaşayıp buraya gelmesini, Vildan ablayı işe almanı Burçin'in doğumunu, Güneş ile güzel anıları, küçük Berfini, Ela ablanın beni her gün arayıp uzaktan kontrol etmesini
Yasemin'in gıcıklıklarını, anneme senin hakkında dediklerini, üstüme kuma getirecekti gıcık, kendininse bir sene çocuğu olmadı ama bir laf eden oldu mu? Yok. Neyse dört ay sonra doğumu var zaten daha fazla Yasemin anlatmak istemiyorum sana, sonra hastanede yaşadığım olaylar, narkoz bile kötü huylu kisti etkilemez duruma geldi .Daha çok fazla ayrıntı var ama bunlar sana yetecek biliyorum. Her şeyi hatırlıyorum senin bana bir şeyler söylediğini hatırlıyorum ama net değil, Cenke sordum o anlattı, senin o aşiret büyüklerinin verdiği kararların çoğunu ,elinden geliyorsa o gençleri nasıl kurtardığını anlattı, yurt dışına salmak yeni bir kimlik, yeni bir dil, yeni bir hayat bu sana yakışır bir davranış, o idam ettiğin kişilerin gerçekten idamı hakettiğini Cenk anlatınca daha iyi anladım, tecavüzcü, hırsız..ve daha ağzıma almak bile istemediğim iğrenç şeyler herkes senin gibi düşünseydi keşke. Bu dertlerin arasında birde benimle uğraştın, kalbi güzel adam ben seni çok yordum be hakkını helal et, Bana Allah'ın emaneti gözüyle bakıp elimi hiç bırakamadığın için çok teşekkür ederim Allah razı olsun senden.."
Ellerini dudaklarına götürüp öptü, sonra parmaklarını ekrana koydu.
"Seni seviyorum ve bu hep böyle olacak."
Biten vidyo ile bilgisayarı kapattım.
"Sen önce o ameliyattan bir çık sonra vereceksin bunun hesabını bana Harirem."
*****
"Alp eğer o kapıdan onun cansız bedeni çıkarsa seni bu amerikanın her ne bok hastanesiyse işte seni bunun temeline gömerim bil."
"Ağam be.."
"Sus gözüme gözükme git başka yerde dur."
Ameliyathanenin önünde kaç saattir sanki aklımı, kalbimize içerde ameliyat ediyorlardı. Ayakta biraz daha volta atıp bakışlarımı ameliyathanenin kapısında benimle birlikte bekleyen aileme baktım.
Babam, Annem..
Cihangir, Ela..
Mirto, Nazende..
Bora, Burçin..
Kartal, Gül..
Vildan..
Asi..
Bu bizim ailemizdi.
Hamza Mahir ve Eşi..
*******
Ameliyathaneden çıkan doktor ile nefes alamadım sanki bu kadar uzun sürmesi normaldi değil mi?
"Doktor?"
"Şuan bir şey diyemem bir kaç hatfa hasta yoğun bakımda kalacak, tekrar geçmiş olsun. "
Doktor yanımdan geçip gitti, ama benim nefesim hâlâ içerideydi.
"Allah'ım sana şükürler olsun."
"Çok şükür. "
"Of be ."
"Ben dedim size Beyaz güçlü bir kadın . "
"Eee bugüne bugün kimin arkadaşı. "
Herkes bir şeyler söylerken benim gözümde kulağım tek yerdeydi.
********
1 Ay sonra
Kara sinirle bağırdı karşısındaki Alo doktora
"Alp eminsin değil mi! Bugün artık taburcu olacağız?"
Alp doktor yutkunarak cevap verdi, yoksa Ağası onu burda keser köpeklere yem ederdi.
"Evet Ağam hocalarım ile konuştum bitti üç senelik verdiğimiz savaş sonunda bitti."
Kara kinayeli bir şekilde güldü.
"Yoook öyle bir şey, Mardin'e bir dönelim sizin savaşınız o zaman başlayacak."
"Ağam etme.."
Elini havaya kaldırdı sus dercesine, kapıyı gösterdi. Odadan çıkmasını istedi.
Alp doktor odadan çıkınca Kara sevdiği kadına baktı.
"Sen gül bakayım yattığın yerden Beyaz hanım."
Belli etmemeye çalıştı ama Kara biran önce bu hastaneden Hariresi ile ayrılmak istiyordu.
Korkuyordu adam, sevdiğini kaybetme korkusuydu bu.
******
"Oh be insanın kendi memleketi gibisi yok. Havan bile bir başka be ülkem."
Beyazın elini sıkı sıkı tutmuş uçaktan indiler.
"Canın ne ister yaptırayım hemen?"
"Seni."
Kara ,Hariresinin bu cevabına memlmnun da olsa konuştu.
"Olmaz, doktoru duymadın mı, iki ele ele tutuşacağız, kardeş kardeş yatacağız. "
"Sonra?"
"Sonrası işte orda kimse bizi durduramaz."
******
Günler, haftalar, aylar bir birini kovalarken zaman Beyaz ve Kara için masallardaki gibi gidiyordu.
Bir hafta sonra Yıldırım konağına ateş düştü.
"Alo Bora abiciğim hayırdır gece gece?"
"..."
"Ne diyorsun oğlum sen!!"
"..."
"Kapat kapat hemen geliyorum."
Beyaz Kara'nın bağırma sesi ile uyandı. Korkarak sordu.
"Noldu?"
"Meriç, Yasemin trafik kazası geçirmişler.."
"Nee! Kalk kalk hemen hastaneye gidelim."
Beyaz yataktan uykulu uykulu kalkıp bocalarken Kara'nın sözleri ile durdu.
"Ölmüşler..."
*******
Meriç ve Yasemin'in selası verilmiş, duaları edilirken toprağa verildi.
Gözü yaşlı sevdikleri geride kalmıştı, onlar için aslında hepimiz için gelecek olan kapıdan onlar sırasıyla geçmişlerdi.
*****
"Bebeği kuvezden yarın çıkarıp verecekler bize ah garibim ,ah bahtsız torunum benim..."
Nizo Aney bir ayda çökmüştü resmen evlâd acısı ne hâle getiriyordu insanı, nereye baksak Meriç'in kahkahası, espirileri ile doluydu.
Nizo anneye bu süreçte en iyi Ela abla destek oluyordu.
*****
Konakta daha taziye vardı yakın akrabalar bu günde gitmemişti, bize destek oluyordu.
"Beyaz kızım bir bak hele?"
Hizo Babanın sesi ile elimdeki yemeği yanımdaki birine verip konağın avlusuna çıktım.
Babam çardakta erkeklerin içinde oturuyordu, Kara,Cihangir abi, Mirto ,Bora, Kartal içlerinden seçebildiklerim bunlardı.
"Efendim Baba?"
"Kartal, Güle söyle getirsin. "
"Tamam Baba."
Kartal içeri girdi. Ben anlamayan bakışlar ile Kara'ya baktım. Onunda bir şey bilmediği halinden belliydi.
Kartal kucağında Meriç'in oğlu ile geldi, Bebeği Hizo babama verdi. Hizo babam ayağa kalkıp ,Bebeği benim kucağıma verdi.
Ben şok gözler ile bir babama bir Kara'ya baktım.
"Al çocuğunu büyüt kızım. "
Babamın sözleri bana ikinci şoku yaşattı.
"Burda bulunanlar bu şahitlik etsin Meriç oğlum ve Yasemin kızımın emaneti bundan sonra abisi Kara ve Yengesi Beyazın çocuğu olarak büyüyecek. "
Kara bana şaşkın gözler ile baktı ben kucağımdaki sabiye.
Bizim buralarda vardi vardı böyle olaylar kimse bu durumu yadırgamamıştı.
Ama ben ve Kara bu duruma şaşırmıştık.
.
.
.
.
KARA AĞA MARDİN 1.SERI BITTI
2.SERİDE GÖRÜŞENE KADAR ALLAH'A EMANET OLUN.
2. seriden bir foto bırakıyorum aşağıya, mutlu son içinde ayrılın.










