Selam canlar
Yıldıza basmayı ve bol bol yorum yapmayı unutmayın lütfen.
Yorum sınırı 1bin yorum
Keyifli okumalar canlar
Ela ablanın tepkisine dönüp baktım. Gül ne demişti daha demin..
Güle dönüp baktığım zaman elleriyle yüzünü kapatmış ağlıyordu. Kırdığı pota üzülüyordu belki. Ela abla bana acıyarak baktı Ben içimdeki sıcaklığa hiç anlam veremedim
Başmdan aşağı sanki kaynar su döküldü..
Gül sen neler diyorsun...Allah'ım sen koru.."
Ela ablada duyduklarına inanmak istemiyor gibiydi.
Yerimden kalkıp salondan sallanarak avluya çıktım.
"Beyaz dur nereye?"
"Sanki içerde nefes alamadım abla.."
"Gel buraya."
Ela abla bileğimden tutup beni avludaki masaya otutturdu.
"Sakin ol, su getireyim mi, ya da kolonya ,en iyisi bir hastaneye gidelim. Cihangir dışarda ona diyeyim bekle beni."
"Abla dur.."
Ela abla kalktığı yere tekrar oturdu. Göz yaşları yanaklarından akıp giderken eli benim yanağıma uzandı.
"Ağlama.."
Ben ne zaman başlamıştım ağlamaya..
Derin bir nefes aldım ciğerlerime.
"Abla.. Gül'ün dedikleri doğru mu?"
"Bilmiyorum, o evlenmeden önce görmüş o belgeyi bak kaç ay geçti belki hastalığın değişmiştir."
"Abla öleceğimi duymak canımı yakmadı..Kısır olmak..Ben hiç bir zaman anne olamayacağım.."
"Allah'tan umud kesilmez, Beyaz yapma böyle. "
"Şurama bir ateş düştü sanki, bütün çocuklarımı kaybetmiş gibi bir acı.."
Ela abla kızının acısını hatırlayıp bana sarıldı.
"Bilirim o acı..Allah'a dayan, sığın o zaman hafifliyor ama geçmiyor."
"Benim yüzümden oldu belki.."
"Olur mu öyle şey."
"Ben belki o hapları içmeseydim.."
"Bu hapları içen dünyada tek kadın sen değilsin ablam yapma üzme kendini."
"Benim gibi bir kutuyu bir günde bitiren var mıydı?"
"Ne! Derdin neydi Beyaz sana bir şey olsaydı!"
"Oldu işte..Kısır oldum.."
"Dur ben Cİhangire söyleyeyim gitme işini ertelesin seni böyle bırakıp gitmek içime sinmiyor."
"Yok, yok abla lütfen gidin bunları unutuyoruz, ben..Kara diyene kadar bildiğimi söylemeyeceğim."
"Olmaz öyle şey Beyaz. "
"Abla lütfen..belki ölmeden son isteğimdir sizden."
"Salak salak konuşma..Kızımı toprağa yeni verdim ben ,istemiyorum bir acı daha yaşayım."
***************
Ela abla ve Gül'ü bu konuda ikna edip İstanbul'a yolcu etmiştim.
Pivroz ninenin odasına çekilip onun sandalyesine geçip oturdum.
Pencerenin önünde bir ileri bir geri sallanırken göz yaşlarım bir türlü durmuyordu.
"Hakettin sen.."
"Her şey benim suçum zaten.."
"Kimseyi bu konuda suçlayamam..
"Hesap dahi soramam.."
Penceredeki yansımamın kaşlarını çatıp konuşmasını dinledim. Ben ağlarken o hiç ağlamıyordu.
Elim karnıma gitti.
Bende kendimce seviyordum, Kara ile kaç kez beraber olmuştuk belki diyordum yakında anne olurum.
Kara aşiret büyüklerine o gün sıkıntı bende diyerek yalan söylemişti demek..
Gerçekleri bildiği hâlde neden en sevmediği, nefret ettiği yalana başvurmuştu.
Beni sevdiği için mi?
Bana iyi davranması bile belki son günlerimi yaşadığım içindi yoksa ilk başta tanıdığım höt höt adam değişmişti.
Zaten en ince noktası onun ölümdü.
Birilerini kaybetmeyi hele ölümle sevmezdi.
Bana acımış mıydı yani..
İlgisi alâkası hep bu yüzden miydi?..
*********
"Beyaz?"
Karanlık odada daldığım düşüncelerden sıyrılmamı bölen şey Kara'nın dışardan gelen sesiydi.
Onunla şuan ne konuşmak nede yüzünü görmek istiyordum. Hemen sandalyede sallamayı bırakıp gözlerimi kapattım.
Ben uyumuş numarası yaparken dakikalar sonra kapının kolu aşağı indi, kapı açıldı.
"Burda mısın, çağırıyorum harirem niye cevap vermiyorsun?"
Yaklaşan adım sesleri ile nefesimi tuttum.
"Ooo benim hatun uyumuş."
Alnımda hissettiğim dudakları ile kaşlarımı çattım. Sonra dizlerimde ve belimde ellerini hissettim, birden havalanmam ile yutkundum. Beni döşüne yaslayıp yürüdü.
"Bu kadar ağlayacak ne var anlamadım. Alt tarafı İstanbul'a gittiler."
"Gözleri, burnun kıpkırmızı olmuş yarın şiş gözler ile dolan ortalıkta."
Bir taraftan bana söyleniyor diğer taraftan merdivenleri çıkıyordu.
"Ağam?"
Bu Cenk'in sesiydi.
"Ne oldu Cenk?"
Buda sorumu ,sadık köpeğin bir şey ters gitmiştir ya da senin verdiğin bir görevi yerine getirmiş onu haber vermeye gelmiştir.
"Abi aşiret büyükleri buraya geliyor."
"Niye?"
"Abi şu kaçan Werda vardı ya geri Mardin'e gelmiş salak."
Kara'nın vücudu kasıldı sanki
"Tamam ben Beyazı odaya koyup geliyorum. Sende git o salağı bul getir."
"Ağam Werda'yı Haliçerler almış."
Derin derin nefes aldı.
"Tamam bekle beni burda geliyorum
"Tamam Ağam."
Kara beni hızlı bir şekilde odaya çıkarttı. Beni yatağa hafifçe koydu üstüme ince bir şey örtüp giden ayak sesleri ve kapı sesini duydum.
Dakika sonra gözlerimi açarak pencerenin başına gittim. Konağın havlusuna yukardan baktım.
Kara'nın canı sıkkındı, Cenk'e sinirli sinirli bir şeyler söyledi.
Sonra konağın kapısı açıldı.
Aşiret büyükleri içeri girdi. Arkada ağzı burnu kan olmuş dayak yemekten zor ayakta duran adamı korumanın biri tutuyordu.
Sanki ben bu adamın siması bir yerden tanıtıkdı.
Kara yüzü bu duruma değişsede bozuntuya vermeden aşiret büyükleri diğer avluya aldı.
Görüş açımda kimse kalmayınca odadan çıkıp karşı misafir odasına geçtim oranın penceresi o avluyu gösterirdi.
Aşiret büyükleri masaya oturmuş o dayak yiyen oğlanda yerdeydi. Masada bir yaşlı sinirli sinirli bir şeyler söylerken Kara'ya bakıyordu.
Kara belindeki silahı çıkardı.
Ne konuştuklarını duyamasamda ben bu tablonun hangi fırça izi ile biteceğini biliyordum.
Elimi pencereye koydum.
"Kara yapma.."
Koşarak odadan çıktım. Merdivenleri ikişer üçer inerek avluya çıktım ama duyduğum ses beni yerimde durdurdu.
Bir el silah sesi..
Kara Yıldırım.
Yıldırım gibi çöküyordu insanların hayatına.
Cenk beni gördü.
"Yenge sen niye uyandın, Ağam gelir birazdan sen odaya git bekle."
Cenki duymadan yanından geçip avlunun içine baktım. Masada oturan aşiret büyüklerinin yüzünde memnun olmuş bir ifade ,silâhını beline yerleştiren Kara'ya baktım.
Bakışlarını yerde ki cesetten çekince benim gözlerime takıldı.
Göz yaşlarım akarken geri geri gittim.
"Yenge ,Ağam beni öldürecek Allahı'nı yukarı çık."
Karadan bakışlarımı çekip merdivenleri çıktım sessizce..
Odama girdim. Kapıyı sonuna kadar kilitledim.
*******
Saatler sonra kapıyı açmaya çabaladı.
"Beyaz.."
"Git lütfen bu gece git."
Giden ayak sesleri ile kafamı tekrar duvara yasladım.
********
Bir hafta boyunca ne o beni gördü nede ben onu.
Birbirimizden kaçtık köşe bucak.
Ela abla her gün arayıp durumumu soruyordu.
Onun dışında kimse ile konuşmadım.
*******
"Konuşmayacak mısın benimle?"
Kara'nın yanından geçip giderken kafamı hayır anlamında salladım.
"Bak aynı şeyleri tekrar yaşamayalım."
Yüzüne baktım.
"Sor be kadın bir kezde Sor!"
Derin bir nefes alarak yanından geçip odama gittim.
******
"Baba hoş geldin?"
Salonda oturan Hizo Babama baktım
"Hoş bulduk kızım Kara nerde?"
Elindeki bastonu sıkıyordu.
"Çalışma odasında çağırayım mı?"
Kafasını salladı.
"He kızım çağır gelsin."
"Tamam baba."
Salondan çıkıp merdivenlere doğru yürüdüm iki adım atmıştım ki Kara'da yukardan aşağı iniyordu.
"Hizo Babam gelmiş seni çağırıyor, salonda."
"Tamam."
Yanımdan geçti bende tekrar salona yürüdüm.
Kara ile aramda ne sıkıntı olursa olsun bunu ailesine yansıtamazdım.
Hem Alalh bilir kaç günlük ömrüm kalmıştı.
"Baba yemeği hazırlıyorum . "
"Yok kızım yorma kendini, ben iki çift laf edip gideceğim. Sende gel."
Kara'nın yanına geçip oturdum.
"Laflar, dedikodular başını aldı gidiyor."
"Ne lafı baba?"
"Kara'nın kısır olduğu dedikodusu."
Kara'ya dönüp baktım.
"Biran önce torun haberi verin bana."
"En kısa zamanda baba torun haberini alırsın."
Ben ölünce, Kara biriyle evlenir torun haberini verirdi onlara.
Hizo Babam lafını diyip kalkıp gitti.
Bakışlarımı tekrar ellerime çevirdim.
"Kısır mısın?"
"Niye sordun?"
"Çocuk sahibi olmak istiyorum ben."
Ne tepki vereceğini merak ettim. Ben böyle diyince dermiydi acaba benim kısır olduğumu, ya da öleceğimi..
"Be..ben istemiyorum."
Yakından ayağa kalktım .
"Zaten diğerlerinin ne düşündüğü ne hissettiği senin için hiç bir önemi yok. Tek önemli olan şey senin ne istediğin. Sen ne istersen onu yapıyor onu söylüyorsun. Bırak herkes kendi tercihini yapacak yaşta, diğerlerinin adına konuşma ya da onların hakkında kararlar alma."
Salonda onu tek bırakıp odaya çıktım.
*****
İki ay geçmişti ve ben hâlâ ölmemiştim, bazen telefondan hastalığım ile araştırma yapıyordum.
Kara ile ilişkim hala aynıydı.
Öleceğim için artık onu bile kafama takmıyordum.
Çalan telefonum ile ekrana baktım.
"Nazende arıyordu."
"Alo?"
"Beyaz kız nerelerdesin gelip gitmiyorsun?"
"Evdeyim resim çiziyorum sen?"
"Berfin bende vakit bırakmıyor, konağa gelsene?"
"Tamam olur gelirim."
********
"Anne ben gideyim artık?"
"Yok kızım yemek hazır yemeğini ye öyle git, Kara zaten İstanbul'a gitmiş eve gidip ne yapacaksın."
İstanbul'a gideceğini bana söylememişti bile.
"Tamam olur. "
Ailecek sofraya geçip oturmuştuk, Meriç yerinde duramıyarak konuştu.
"Baba size bir haberimiz var."
"Hayırdır inşallah?"
"Hani sen Mirzada gitti, evde torun sesi bir tek Berfin ve Güneş var diyordun ya bu ikiliye bir kişi daha katılacak."
Ağzımdaki çorbayı yavaşça yuttum.
********
Eve gelince bahçedeki masaya geçip oturdum.
Ne güzel Ela ablanın Mirzası var.
Nazende'nin Berfini var.
Burçinin Güneşi var.
Gülde hamileydi bir ay sonra onunda cinsiyeti belli olurdu.
Meriçte bugün torun haberini vermişti.
Bir tek biz kalmıştık.
Kısır halimle...
****
Masada otururken güneş ufuktan doğmaya başladı.
Masadan kalkıp odaya doğru göz yaşlarım merdivenler ile ıslanırken odama doğru yürüdüm dilimde türküm ile ağlayarak.
Şu dağlarda kar olsaydım olsaydım
Bir asi rüzgâr olsaydım olsaydım
Arar bulur muydun beni beni
Sahipsiz mezar olsaydım olsaydım
Arar bulur muydun beni beni
Sahipsiz mezar olsaydım olsaydım
Arar bulur muydun beni beni
Sahipsiz mezar olsaydım olsaydım
Sahipsiz mezar olsaydım olsaydım
Sahipsiz mezar olsaydım olsaydım
Şu yangında har olsaydım olsaydım
Ağlayıp bizar olsaydım olsaydım
Belki yaslanırdın bana bana
Mahpusta duvar olsaydım olsaydım
Belki yaslanırdın bana bana
Mahpusta duvar olsaydım olsaydım
Belki yaslanırdın bana bana
Mahpusta duvar olsaydım olsaydım
Belki yaslanırdın bana bana
Mahpusta duvar olsaydım olsaydım
Şu bozkırda han olsaydım olsaydım
Yıkık perişan olsaydım olsaydım
Yine sever miydin beni beni
Simsiyah duman olsaydım olsaydım
Yine sever miydin beni beni
Simsiyah duman olsaydım olsaydım
Yine sever miydin beni beni
Simsiyah duman olsaydım olsaydım
Simsiyah duman olsaydım olsaydım
Simsiyah duman olsaydım olsaydım
Şu yarada kan olsaydım olsaydım
Dökülüp ziyan olsaydım olsaydım
Bu dünyada yerim yokmuş yokmuş
Keşke bir yalan olsaydım olsaydım
Bu dünyada yerim yokmuş yokmuş
Keşke bir yalan olsaydım olsaydım
Bu dünyada yerim yokmuş yokmuş
Keşke bir yalan olsaydım olsaydım
Keşke bir yalan olsaydım olsaydım
Keşke bir yalan olsaydım olsaydım





