İçeriğe geç

KARA AĞA (MARDİN SERİSİ 1-2)TAMAMLANDI

Bölüm 47 · 6 dk okuma

KARA AĞA (MARDİN SERİSİ 1-2)TAMAMLANDI

Bölüm 47

45.Bölüm

Selam güzel canların, ballarım.

Nasılsınız?

Yorum sınırı 1 bin yorum

Çok fazla der gibisiniz sanki o zaman bölümü okuyun size bu bölüm birden fazla tüyo verdim bence bu bölüm bu yorumu hakeder.

Keyifli okumalar canlar

Geçmişe yolculuktan devam

"Sen niye öyle oturuyon, git üstünü değiştir düğün biteli bir saat oldu."

"Senin çıkarman gerekiyor."

"O niyeymiş senin elin yok mu?"

"Ama bana şey dediler.."

"Ney?"

Beyaz dizlerinin üstünde elleri ile oynarken sustu konuşmadı.

"Hadi iyi geceler sana. Benim yarın önemli bir toplantım var, çalışma odasında olurum ben. Sende yat uyu."

"Eğer bana dokunmayacaksan niye evlendin benimle? O zaman bırak gideyim ben."

"Bak hâlâ aynı konuları açıp durma. Sana git dediğim zamanla şuan ki zaman aynı mı?"

"Ne farkı var?"

"Seni ailenin yanına saldığım zaman, koca Mardin seni bilmezdi ama şimdi bu soruyu gelinlikler içinde bana soran sensin. O zaman ne sen vardın ne biz ama şimdi artık eskisi gibi değil alış yeni hayatına."

"Tamam."

Giysi odama girip üstümü değiştirdim. Tekrar odaya girdigim zaman Beyazın gelinliğin arkasındaki ipi çözmeye çalışırken gördüm.

"Yardıma ihtiyacın var mı?"

"Şey şunu çözer misin?"

Arkasına geçtim ipi çözüp ona baktım.

"Bitti ."

"Teşekkür ederim. "

Ona cevap vermeden odadan çıktım. Yukarı katta olan çalışma odama geçtim.

********

Saatin üçe gelmesi ile dosyaları kenara bıraktım.

Tekrar odaya gidip Beyaz'a rahatsızlık vermek istemedim çalışma odamda duran uzun koltuğa geçip uzandım.

*******

Sabah yüzüme gelen güneş ışığı ile yüzümü buruşturup uzandığım yerden kalktım.

Saate baktığım zaman yediye geldiğini gördüm hızlıca odadan çıkıp kendi odadan gideceğim zaman aşağı kattan Ela'nın ve Beyaz'ın sesi ile merdivenlerde durup onları dinledim.

"Günaydın Beyaz."

"Günaydın abla."

"Annem saldıda beni."

"Neye?"

"Şeye çarşafı al gel dedi."

"Tamam abla ben çarşafı vereyim o zaman."

Merdivenlerden inip odama doğru yürüdüm. Ela dışarda utana sıkıla beklerken Beyaz elinde bir çarşaf ile çıktı. Ela beni görünce rengi dahada artarken .

"Günaydın Ela, güle güle Ela."

Beyaz'ın Elaya uzattığı çarşafı alıp Beyazı içeri ittim.

Ela konuşmaya başlarken kapıyı yüzüne kapattım.

Beyaza kaşlarımı çatarak baktım.

"Naptığını sanıyorsun sen!"

"Been.."

"Sen ne ulan! Adamı katil edersin."

"Niye kızdın bana ben ne yaptım?"

Elimdeki çarşafı açıp gösterdim.

"Bu ne?!"

"Çar..çarşaf.."

"Hımm. Peki ne görüyorsun çarşafta?"

"Hiç bir şey, bir şey mi olması lazım. "

Onun bu hâline içimden ya sabır çekerek elimdeki çarşafı yüzüne attım.

"Sabah sabah beni konuşturma, işe geç kalıyorum. Bizimkilerden biri sorarsa akşamı oldu de geç."

"Ama olmadı neden yalan söylüyorum."

"Bakıyorum da sende pek meraklıydım koynuma girmeye."

"Onun için almadın mı beni?"

"Seni ben mi aldım?"

Ses etmedi.

Sakin olaya çalışıp olayı kısa ama net anlatmak istedim.

"Bak Beyaz daha küçüksün, seni bu yaşta koynuma almam. Bunun ilerde getireceği sonuçları kaldıracak potansiyelde değilsin. Biz birimize karşı bir şeyler hissedelim. Bu iş birilerinin zoruyla değil, ikimizin isteği ile olur ilerki zamanlarda. Anladın mı beni?"

"Hıhı anladım."

"Güzel ben işe gidiyorum."

*******

Böyle nerdeyse bir ayı devirmiştik, Beyaz odada giydiği gecelik ile yatakta oturuyordu.

"Saat kaç oldu uyusana?"

Kapıyı örtüp yatağa geçtim. Yatacağım sıra tam karşıma geçip oturdu ellerimi tuttu.

"Bak bu konuyu daha önce konuştuk diyeceksin ama ben seninle olmak istiyorum."

Ellerimi ellerinden çektim, yüzünde bir hâl vardı. Üzgün, canını sıkan bir olay gibi.

"Hayırdır canını sıkan bir şey mi oldu?"

"Olmadı."

"Hadi iyi geceler o zaman."

"Neden dokunmuyorsun bana?..."

"Valla yorgunum zaten canım sıksın birde sen canımı sıkma. "

"Sevdiğin mi var?.."

"Yok."

"Bana neden dokunmuyorsun?"

"Bak bu bir kez ile olacak bir şey değil, devamı olacak."

"Tamam olsun. "

"Kaldıramayacağın sorumluluklar olacak."

" Ne meselâ?"

"Çocuk."

"Ne var canım çocuk büyütmekte."

"Daha sen çocuksun."

"Değilim."

" Hem ben bir tane çocuk istemem tek duvardan ev olmaz."

"Ka..kaç tane istiyorsun?"

Dört, beş tane olabilir."

"Dört beş tane!"

"Evet."

"Ta.tamam olabilir."

"Beyaz ışığı kapat uyu ."

"Şey yapacağız mı?"

"Hayır."

"Neden?"

"Güvenmiyorum sana, ilerde belki sana zorla sahib olduğumu falan söylersin, hep anne olacak yaşta değilsin."

"Vallah demem billah demem..Tamam sen ne zaman istersen o zaman anne olurum."

Ben daha konuşmadan dudaklarıma kapanan Beyaz ile uzun bir gece geçirmiştik.

********

Şimdiki Zaman

Sen ne doyumsuz bir adam çıktın. İlk günümüzde bana el sürmeyen kocam şimdi koynumdan çıkmıyor."

Beyaz'ın sözlerine dönüp baktım.

"Ya öyle olmuştu demi bak iyi hatırlattın, kendini resmen benim kucağıma atmıştın."

"Hatırlayamadım."

"Tabi işine geleni hatırla sen."

Beyaz gülerek yanımdan kalktı.

"Böyle iyidi harirem nereye gidiyorsun?"

"

"Üç gün sonra düğün var senin neyin derdindesin cık cık yakıştıramadım sana Ağam."

"Vaaay demek öyle."

"Öyle."

***********

"Sende içeri gelsene bir selam ver ailene."

"Sen söyle selamımı akşam burda kalırız zaten."

"Tamam."

Beyaz yanağıma öpücük kondurup çekildi.

Arabadan inince bende bizim Alp doktoru aradım.

"Var mı bir gelişme?"

"Ağam elimizden gelen araştırmayı yapıyoruz, Avrupadaki hocalarıma Beyaz'ın dosyasını yolladım."

"Sonuç."

"Haber bekliyorum Ağam."

"Tamam bir gelişme olursa saat kaç olursa olsun beni ara."

"Tamam Ağam."

Telefonu kapatıp vitesin yanına attım.

BEYAZ'DAN..

Günler çok güzel birazda yorucu bir şekilde geçiyordu.

Meriç'in düğününü yapmış onları Antalya'ya balayına bile salmıştık. Kara ile aramızda çok şükür iyiydi.

Bir kaç gündür Kara bir değişikti, kafasını elinden düşürmediği dosyaya gömüyor çok önemli bir şeymiş gibi saatlerini o dosya ile geçiriyordu.

Ben yanına yaklaştığım zaman dosyayı ortalıktan kaldırıyordu.

Bugün biraz üzgündüm aslında Ela ablagil artık burda olmayacaktı bugün tamamen İstanbul'a yerleşeceklerdi gitmeden sana uğrarız demişti.

Dün hazırladığım limonlu cheesecake dolaptan çıkarıp tezgaha koydum.

*******

"Gidiyorsunuz demek.."

Gözlerimi benim küçük ailem üzerinde gezdirdim.

Cihangir abi..Bana çok abiliği dokunmuştu. Ela ablayı anlatmama gerek yok. Mirza benim küçük paşam en çok onu özlerdim ben şimdi..

Ah benim küçüğüm ablasını kaydettikten sonra daha çok içine kapanır olmuştu.

Gül..

O hepimiz için farklı bir yaraydı.

Gözlerimiz önünde yardım isteyip bir el uzatanı olmayan Gül.

Sevdiğini toprağa verip, sevdiğini öldüren adamla evlenen Gül..

Şimdi karnında o adamın çocuğunu taşıyordu..

Ah benim yaralarla dolu olan ailem..

"Evet gidiyoruz, seninle vedalaşmadan gitmek istemedik."

Dolan gözlerimi kırpıştırdım. Ela ablaya baktım.

"Teşekkür ederim Abla ,iyki geldiniz."

"Meriçgil bir, iki hafta sonra balayından gelirlermiş ordanda bize uğrayacaklar, şimdi gitmemiz gerekti, ben biraz daha kalalım dedim ama Cihangir İstanbuldaki şirkette bir sıkıntı olduğunu söylüyor."

"Sizi özleyeceğim."

"Özledikçe gel ozaman."

"Evet Karada öyle diyor."

Hep beraber bu söylediklerime kıkırdadık.

Cihangir abi Mirzay'ı kucağına alarak salondan çıktı ben karşımda duran ikiliye baktım.

"Abla sana bir şey sormak istiyorum?"

"Sor balım?"

"Mardinde Kara'nın adamlarının olmadığı bir hastane söylesene?"

"Burdaki hastanelerin hepsinde Kara'nın adamı vardır balım niye sordun bir sıkıntımı var ?"

"Kara benden bir şey saklıyor, bunun benim sağlığımla ilgili olduğuna eminim."

"Nasıl yani balım?"

Ben sabah olanları, Alp doktorun söylediklerini hastanede olanları anlattım.

"Ben müsadenizle kalkayım, kendine iyi bak Beyaz."

Gül'ün sözleri ile ona baktım. Kaçar gibi bir hali vardı.

"Bir dakika.."

Gül ayağa kalkmış gitmek üzereyken onu otururttum.

"Gül sen biliyorsun değil mi!?"

"Ben..."

"Ve bunu bana söylemedin.."

Ela abla yanında oturan Gül'e döndü.

"Gülüm sen biliyor musun?"

"Yenge..Ben söyleyemem kusura bakma. Özür dilerim Beyaz."

"Nasıl ya benim ilgili sağlık sıkıntı mı herkes biliyor, bir ben bilmiyorum. Bu haksızlık.."

Ela abla Gülün elini tutup konuştu.

"Gülüm sen söyle bakalım bizde bilelim tedavisi falan vardır mutlaka söyle bakalım."

"Yenge..Abim söyler."

"Ne zaman öğrendin."

"Aylar öncesi, evlenmeden önce. Abimin çalışma odasında kahve istemişti onu götürdüğün zaman yere düşmüş dosyayı gördüm. Alıp tekrar masaya koyarken o yazılar gözüme çarptı. Abim bile bilmez benim bildiğimi."

Şaşırmıştım bu öğrendiği bilgiyi Kartaldan kurtulmak için kullanabilirdi.

"Sen bu kozu neden kendine çevirmedin. Kartal ile evlenmemek için kullanabilirdin bunu."

Kaşlarını çattı, bana baktı.

"Ben bu kadar aşağılık bir insan olmadım, senin öleceğini, kısır olduğunu kullanmak aklıma hiç gelmedi inan bana. Ben öyle biri değilim."

Nefesim kesildi önce..

Gül birden panikle ağzından kaçırdığı kelimeler ile bana baktı.

"Nee!"

Ela ablanın tepkisine dönüp baktım. Gül ne demişti daha demin..

Güle dönüp baktığım zaman elleriyle yüzünü kapatmış ağlıyordu. Kırdığı pota üzülüyordu belki. Ela abla bana acıyarak baktı. Ben içimdeki sıcaklığa hiç anlam veremedim.

Başımdan aşağı sanki kaynar su döküldü..

.

.

.

.

Vay anam vaaay neler oldu öyle 🙊🙈🙉

Bölüm sonu

37 yorum