Selam güzel okurlarım ❣
Size iki güzel haberim var.
Bir bu bölümde yorum sınırı yok çünkü bölüm atmak için geciktim bu jestimi özür dilerim amaçlı olarak kabul edin❣
İkinci guzel haberim ise finaller dün açıklandı bütün derslerimden geçmişim 2. döneme 4 dersim var biri staj olacak ya inşalalh bu sene bir aksilik olmazsa mezun olacağım 😁🙈♥️❣🥰
Ve birde telegramda grup açtım hepinizi beklerim.@Wattpad_onur_rr diye yazarsanız çıkar.
Birde kitabı beğeniyorsanız, oylamayı yorum yapmayı ve beni takip etmeyi unutmayın lütfen 😌😍🌹♥️🥰❣🌹
Sevgilerimle
Onur_rr..
KARA'DAN..
Sağ yanağındaki acıyla kafamı kaldırıp babama baktım.
Babamla birbirimize bakarken, Mirto yoğun bakımın önündeki tüm adamlarımın yanına gitti.
"Cenk adamları topla bu kata kimse çıkmasın. "
"Tamam."
Cenk adamları toplarken ben sadece bakışlarımı babamdan çekmedim gözlerinin içine baktım. Damarlarımda oluşan bu sinir yersizdi. Bir gün gelecekti bu an kaçmam saçmaydı. Bora babamı sandalyede oturması için konuştu.
"Baba gel bir otur sakin ol."
Babam elindeki bastonunu sinirle sıkarak bana sandalyeleri gösterdi.
"Geç otur yoksa elimde kalacaksın. Kézé kéré."
Çok güzel bir duymadığım eşşek sıpası kalmıştı. Mirto beni kolumdan çekip sandalyeye yönlendirdi. Bir taraftanda benim duyacağım tonda konuştu.
"Ah abi niye telefonu açmıyorsun, sana kaç tane mesaj attım hastaneye gelme diye."
"Aşiret büyüklerine nasıl ben kısırım dersin! Üstüne birde gidip Cihangir'in Ağalığını düşürüp Ağalığı alırsın!"
Babamın sinirle söylediği sözlere sandalyede otururken cevap vermeden kalktım.
Kolumdan tuttu.
"Otur yerine!"
Annem bana baktı.
"Oğlum ne demek kısırım?."
Cihangir dışındaki herkes benden bir cevap bekliyordu. Mirto ve Bora gözlerini kaçırdı benden. Cihangir daha fazla bu ortamda duramadı. Hiçbir şey demeden çıkıp gitti.
"Karaaa..Karaa kardeşin ciğerini yeni toprağa vermişken son kalan ciğerinide sen töreye verdin. Senin gibi evlat olmaz olsun adın gibi yüzümü kara getirdin."
Babamın sözleri canımı yakıp geçse de ağzımı açıp bir laf etmedim. Kolumu elinden çekip hastaneden çıktım.
**************
İçim yanarken yüzümde sahte bir tebessüm ile elimdeki suyu topraktaki çiçeklere döktüm. Toprakta kurumuş otları aldım.
"Nasılsın Pirozum?"
Derince yutkundum mezar taşına bakıp konuştum. Onada anlatmazsam ben derdimi kime anlatırdım?
"Sen gittin gideli bu Mardin çekilmez oldu Pirozum.."
"Yüce dağlar olmasaydı
Laleleri solmasaydı
Ölüm Allah'ın emri de
Şu ayrılık olmasaydı be Pirozum.."
************
BEYAZ'DAN..
Gözlerimi açınca karanlık bir odada kendimi bulmayı beklemedim.
Etrafa bakınca buranın hastane odası olduğunu anladım. Sağ tarafıma dönünce Karayı sandalyede oturur bir hâlde gördüm.
Daha uyandığımı fark etmemişti. Kafasını yere eğmiş dertli dertli ne düşünüyordu?.
Doğrulup sırtımı yatağa yaslamak istedim ama sol ayağımdaki ağırlık bu hamlemi zorlaştırdı.
"Uyandın mı?"
Kara'nın sesi ona baktım.
"Ayağım?"
"Kırık olduğu için alçıya aldılar."
"Ne?"
"Bir kırık ile kurtardığın için şükret bence."
En son merdivenlerden yuvarlandığımı hatırlayınca yüzümü buruşturdum.
"Hatırlıyorsun değil mi?"
"Evet."
Elimi anlımdaki acıyan yere götürdüm.
"İki dikiş var dokunma."
Kara'nın sözlerine kaşlarımı çatmak istedim ama malesef bunu acıdan başaramadım.
"Doktoru çağırayım muayne etsinde eve gidek. Duvarlar üstüme üstüme geliyor."
Odadan çıkan Karay'a baktım.
"Öküz insan bir nasılsın, canım acıyor mu der.."
Dakikalar sonra odaya giren doktor beni muayne etti.
"Refleksler güzel, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?"
"Bilmem."
"Adınızı söyler misiniz bana?"
Kara oflayarak doktora baktı.
"Tamam işte turp gibi doktor hadi çık bizde taburcu olalım."
Tam öküz ya! Doktor ile böyle mi konuşulur insan bi endişelenir.
"Kara bey sizinle bir dışarıda konuşalım mı?"
"Neden?"
"Bakın.."
"Tamam kısa kesin buyrun."
Kara doktor ile odadan çıktı ama dışarda konuştuklarını ben duyuyordum.
"Bakın eşiniz kafasına aldığı darbeler ile hafıza kaybı yaşayabilir."
"Yo uyanınca içerde ben sordum hatırladığını söyledi."
Öküz ben düştüğümü hatırladığımı söyledim. Tamam her şeyi hatırlıyorum Allah'a şükür ama keşke hatırlamasaydım o zaman halini görürdüm Kara.
Doktor ile tekrar içeri girince doktor bana baktı.
"Size bir kaç soru soracağım. Eğer doğru cevapları verirseniz taburcu olabilirsiniz."
"Doğru cevap verdiğimi nerden bileceksiniz sizi tanımıyorum, siz tanıyor musunuz beni?"
"Eşiniz buna karar verecek."
Hah desene o iş bende doktor.
"Adınız nedir?"
"Şey..Adım..."
Kara'ya göz ucuyla baktım bana bakmıyordu bile! Şimdi sen görürsün!"
"Gül."
Kara'nın bana bir dönüşü vardı, bakışlarına gülmemek için kendimi zor tuttum.
"Ne!?"
"Bende bundan korkuyordum."
Kara doktorun sözü ile ona bakıp tekrar bana döndü.
**************
Arabada eve doğru giderken Kara bir yola bir bana baktı.
"Ne oldu?"
"Hı?"
"Bir şey mi soracaksın bana ikide bir bakıyorsun."
"Bak Harirem eğer benimle dalga geçiyorsan çok yanlış bir günü seçtin bunu bil..Bak eğer bana şaka yapıyorsan şimdi de."
Sesi niye yorgundu bu adamın?
İlk kez bu hâlde olduğuna şahitlik ediyordum.
"Şey bazı şeyleri hatırlamıyorum.."
"Neleri hatırlamıyorsun?"
"Adımı.."
Töbe billah yalan.
"Sonra ailemi, nerdeler onlar?"
"Şehir dışında yaşıyorlar onlar. Haber vermedim ben ailene korkmasınlar diye."
"Ya..Demek ki o zaman ben Mardinli değilim?"
"Yok has Mardinlisin doğma büyüme bu kütüktesin."
"Peki. Bizim çocuğumuz var mı?"
Ani frenle araba durdu. Öne doğru savrulmamı emniyet kemeri engelledi.
***************
Eve gelince arabadan inip benim tarafıma doğru geldi . Bende emniyet kemerini çıkardım. Kapıyı açtı konuşmadan beni kucağına aldı. Ayağıyla kapıyı kapattı. Ben kafamı kaldırıp çaktırmadan ona baktım. Yüzünde çıkan sakallarına baktım .Onu incelerken bana bakınca hemen bakışlarımı kaşırdım. Konağın kapısını korumalardan biri açtı. Avluya girince Hacer abla ve Fatma abla bize doğru geldi.
"Ah kızım iyi misin?"
"İyyim Ha.."
Derince yutkunup gözlerimi kaçırdım.
Fatma ablada konuştu.
"Geçmiş olsun kuzum seni öyle görünce yüreğim ağzıma geldi valla."
"Sağolun, Beyaz yorgun biraz dinlensin, sonra doya doya sohbet edin."
Kara beni yukarı odaya çıkardı. Yatağa yavaşça bıraktı.
"Sağol, teşekkür ederim."
"Ben bir kaç işim var onları halletmem gerek sen dinlen evde Hacer abla ve Fatma abla var. Bir şeye ihtiyacın olursa onlarda iste."
"Tamam."
Alnıma öpücük bırakıp çekildi.
**************
Odaya elinde yemekler dolu tepsisi ile giren Fatma ablaya baktım.
"Sağol abla ,zahmet etmeseydin."
"O nasıl laf kız duymayım bir daha. Afiyet olsun."
Kucağıma bıraktığı yemekleri iştahla yemeye başladım."
Fatma abla yatağın kenarına oturdu. Bana bakarak konuşmaya başladı.
"Beyaz?"
"Efendim abla?"
"Sen Kara oğlumun dediği gibi hafızan gidik mı?"
"Şey azcık çok az."
"Nasıl az kız?"
"Yani bazı şeyler yok hafızamda."
"Neler yok meselâ sen sor ben söyleyim sana?"
"Meselâ biz Kara ile nasıl evlendik, aşk evliliği miydi?"
"Haa o şey..Ben tam bilmiyorum bunu Kara oğluma sor o daha iyi anlatır."
"Tamam."
Gülmemek için kendimi sıkarken Fatma abla başka konulara geçti. Fatma abla ile biraz sohbet ettikten sonra beni odada yanlız bırakıp gitti.
*****************
Ellerimde hissettiğim sıcaklık ile gözlerimi açtım.
Kara yanıma uzanmış yüzündeki saçları kulağımın arkasına koydu. Siyah hareleri beni buldu.
İlk şaşırdı.
Şaşıracak ne vardı ki?
"Eğer rahatsız olursan başka odada yatarım. Her şeyi hatırlayana kadar nasıl rahat edersen öyle yapayım."
"Hayır gerek yok."
Kara'nın göğsüne sokulup gözlerimi kapattım.
3 gün sonra
Salonda ayak ayak üstüne atmış bir hâlde bana bakan Karaya baktım.
"Niye öyle bakıyorsun bana?"
"Hiç düşünüyorum."
"Neyi?"
"Dün sorduğun soruyu nasıl cevaplasam diye düşünüyorum."
"Direk dümdük de."
"Dümdük."
"He dümdük."
"Neyse sen hatırlarsın ya ben şimdi bir şey demeyim."
Kara salondan çıkarken çalan telefonum ile ekrana bakmadan çağrıyı yanıtladım.
"Alo?"
"Geçmiş olsun, bir şeyler duydum. Üzülmedim aslında."
Kara tekrar odaya dönünce telefonun diğer tarafındaki ağlayan Güle hiç bir cevap veremedim.
"Aslında hiç bir şeyi, gerçekleri hatırlama Beyaz..Gerçekler seni üzer. Aynı beni üzüp yaktığı gibi.. Abime sormuşsundur nasıl tanıştık, evlendik diye ama o sana ne dedi ?"
"Severek falan demiştir kesin."
Kara bana baktı.
"Kim ile konuşuyorsun?"
Derince yutkunup konuştum.
"Kimsiniz?"
"Ver bana telefonu."
Kara'nın telefonu istemesi ile ona telefonu uzattım.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
İnşallah bölümü beğenmişsinizdir.
Ve aşağıya Âmiyane Masum kitabımın tanıtım bölümünü bırakacağım. Eğer okumayanlar varsa mkutlama ama mutlaka okumalısınız 🤩❣♥️🥰😌
Okuyanları buraya alayım,okumayan arkadaşlarımıza okumasını öneriyor musunuz?
Tereddütle ağlamaktan giden sesimi bulmak için boğazımı temizledim;
"Kimse var mı ?"
Sessizlik.
"Yardım edin ! Kimse yok mu ?"
Sessizlik.
"Lütfen, boğazımdan bir hıçkırık kaçtı, lütfen yardım edin ! Ne istiyorsunuz benden ?!" Derin bir nefes alıp kapıya vurdum.
Sert bir yumruk.
Bir kez daha..
Bir kez daha.
"Bakın," dedim açıklamaya çalışarak. "Abimi nerden tanıyorsunuz bilmiyorum, size naptı onu da bilmiyorum ama bu şekilde olmaz. İzin verin konuşalım."
Sessizlik sinir bozucu bir şekilde süregeldi..
"Uzun zamandır abimi görmedim." Beni duyan var mıydı bilmiyordum ama deneyecektim. "O...o uzun zaman önce gitti." Bu sefer boğazımdaki yumrunun sebebi başkaydı. Konuşabilmek için yutkunmayı denedim.
"Annemle beni bırakıp gitti. Şu anda tam olarak nerde yaşadığını bile bilmiyoruz. İnanın bana.. lütfen." Umutsuzlukla başımı kapıya yasladım. "Biz size hiçbir şey yapmadık, ben size hiçbir şey yapmadım. Bu yüzden lütfen... lütfen bırakın gideyim." Gittikçe gücünü yitirdi sesim. Fısıltıya döndü.
"Ben size bir şey yapmadım..." Gözlerimden bir damla düştü parkeye. Ardından diğeri aldı yerini hemen yanında.
Burnumu çekip nefes aldım, "Eğer abim size kötü bir şey yaptıysa.." Bu ihtimali düşünmek bile istemiyordum. "Eğer para borcu varsa, geri ödeyebilirim." Dedim ikna etmeye çalışarak. Bankadan kredi çekerdim, az buz biriktirdiğim ne varsa verirdim. Yeter ki beni annemden ayırmasınlardı. Oğlunu uzun zaman önce kaybetmişken kızını da kaybederse canlı canlı ölürdü o. Nefes alamazdı, böyle bir acıya bir kez daha göğüs geremezdi. Bu yüzden yalvarışlarımın tek nedeni kendimi kurtarmak değildi. Annemi de kurtaracaktım.
Sessizlik devam etti...ve süregeldiği tüm bu zaman boyunca yaktı beni.
En sonunda sinirle nefes verip oturmaktan uyuşan bacaklarıma aldırmadım ve cama yöneldim. Belki de beni umutsuzlukla boğan bu sessizlik benim kurtuluş sesimdi. Eğer evde beni duyan kimse yoksa yakalayacak kimse de yok demekti. Pencereye yaklaşıp camı açmayı denediğimde beklediğim gibi kilitliydi. Ama bu beni durdurmayacaktı. Cama fırlatabileceğim sert bir şey aradım etrafta. Gözlerim serum askısına ilişirken elime alıp ayak kısmındaki lastikleri çıkardıktan sonra o kısmı cama gelecek şekilde çevirdim.
Hadi Melek. Yapabilirsin !
Sırtımı kapıya verecek kadar geri gittikten sonra kollarımı gergin hale getirdim ve tüm gücümle koşarak serum askısını cama geçirdiğimde gürültüyle birlikte dışarıya uçan serum askısına gülerek baktım. Camın nerdeyse tamamı inmişken gürültülü bir bedeli olmuştu. Birkaç saniye kapıyı dinledim hareket var mı diye. Bu sefer devam eden sessizlik beni daha mutlu yapamazdı.
Hızlıca pervazda kalmış cam parçalarını elime doladığım ince örtüyle temizledikten sonra pervaza serdim ve iki bacağım aşağıya sarkacak şekilde oturdum. İkinci katta olduğum için yüksek görünüyordu ama durmayacaktım. Derin bir nefes alıp kendimi aşağıya bıraktım.
Acı inanılmazdı. Gözlerimi karartmış ve neredeyse kayıp gidecek olan zihnimle kaçmak için savaşan ruhumu karşı karşıya getirmişti. Acıyla gözlerimi kısmış derin derin nefesler alıyordum ama bacağımın kırıldığının farkındaydım.
Sıyrılan elbisemin altında bile yumru şeklinde yana kaymış kemiğimi görebiliyordum. Oturur pozisyondan vazgeçip bağırmamak için ellerimle ağzımı kapattım. Gözyaşlarım hiç durmadan şakaklarımdan çimlere akarken acı heryerdeydi ve nefesimi kesiyordu.
Derin derin soluklar alırken inleyerek oturmaya çalıştım ve bir kez daha baktım bacağıma. Korkuyla çığlık atıp yeniden yattığımda napacağımı düşünüyordum. Sürünmeliydim ama canım o kadar çok yanıyordu ki kendimde bunu yapacak gücü bulamıyordum. Saniyeler sonra bacağımda başlayan anı ağrı kısa bir anlığına gözlerimi kararttı.
Bayılma. Sakın bayılma !
Nefes alıp vermeye devam ederken tekrar doğruldum, bu sefer bacağıma bakmamayı akıl edebilmiştim. Bir elimde ağzımı kapatıp diğer elimle kendimi bahçe kapısına sürümek için uzattım. Eğer o kapıdan çıkmayı başarır ve yoldan geçen herhangi bir insan veya arabadan yardım almayı başarabilirsem, kurtulabilirdim.
Ağzımı kapattığım elimi iyice bastırdım. Diğer elimle kendimi çekmek için hamle yapar yapmaz boğuk bir çığlık duyuldu. Bu sesin benden geldiğini anlamam karanlığa kayan zihnimle biraz zaman almıştı. Tekrar denemek için elimi ileriye uzattığımda elimin birkaç santim ötesindeki siyah ayakkabılar korkuyla geri çekilmemi sağladı. Ani hareketim küçük bir çığlığın daha kaçmasını sağladı dudaklarımdan.
"Bak bak, burda kaçmaya çalışan bir sıçan varmış." Dedi keyifle. Güneş yüzünden ben onun yüzünü seçemezken başını kırık bacağıma çevirdi. "Beceriksiz hemde." Dedi gülerek.
Yakalanmanın yenilgisi ve bacağımın inanılmaz ağrısı olduğum yerde titrememe sebep oldu. Güneşin tam hedefiyken aniden donmaya başlamıştım. Gözyaşlarımsa yanaklarımın hiç kuru kalmasını sağlamıyordu. Çınlayan kulağımın arasında ayak sesleri duydum. Ardından etrafım güneşe siper olan bedenlerle doldu, vücudum gölgede kaldı. Daha çok üşüdü. Karşımdaki adamın belinden çıkardığı silahın karanlık gölgesini seçtiğimde sıcak bir yaş daha aktı belkide gömüleceğim bu toprağa. Çiçek açar mıydım acaba ?
Silahın ateşlenmeye hazır hale getirdiği sesi duyuldu.
Bu kadar. Burada öleceğim.
Gözlerimi kapattım.
Seni seviyorum anne, ve çok üzgünüm.
Ve celladımın sesini duydum.
"Bu rezillik neyin nesi !"
Etrafımdaki gölgeler bir bir çekilirken başıma silahı dayayan adam bir adım öne çıkıp tiksintiyle beni gösterdi.
"Abi. Kaçarsa alnından vurun demiştin, biz de emrini uyguluyorduk." Dedi açıklayarak.
Cehenneme düşmüştüm. Ayrıca şu anda burada ölmemin de kurtuluş olacağını anlamıştım. Çünkü bu adamın elinde ölmekten beter olacaktım. Adam yere yığılmış vücudumdan birkaç adım önünde durdu. Gölgesi dev gibiydi ve beni donduruyordu. Eğer şu anda öleceksem bir çift lafım vardı. Güneş yüzünden kıstığım gözlerimle karanlık, dev bedenine döndüm.
"Se..se..Senn.."
Ve karanlık bir kez daha hapsetti beni..
Melek ve Sinanın hayat hikayesini okumaya sizleri davet ederim.🤩🌹🥰😍❣♥️❣











