Yorum sınırı 1bin 200
Keyifli okumalar canlar
Ayağımın kayması ile dengemi kaybettim.
Merdivende yuvarlanırken ellerimle kafamı korudum.
En son gözümün önüne beyaz bir perde inmesi ile bilincim kapandı.
************
HACER'DEN..
Fatmayı uyandırmadan odadan çıkıp abdestimi aldım.Sabah namazı vakti çıkmadan seccademi serip Rabbimin huzuruna geçtim. Huşu içinde dört rekât namazımı bitirip ellerimi semaya açtım. Dilimden çıkan kelimeler yüreğimden Rabbime ulaşırken sonra kalkıp Kuran-ı Kerimi aldım.
Az bildiğim yavaş okuduğum Kuran-ı Kerimi bitirince kenara koydum. Piroz ninenin ruhuna yollamıştım. Zaten onun sayesinde öğrenmiştim Kuran-ı Kerimi.
Öğrenemiyorum nine, Kafam almıyor dediğim zaman hep cevabı aynıydı.
"Çocukken öğrenilen ilim taşa yazmak gibidir, yaşlıyken öğrenilen ilim suya yazmak gibidir,demiş gül yüzlü peygamberimiz (s.a.v.)Sen
Zor diyorsun. Zor olacak ki imtihan olsun.Güngelir belki bana arkamdan bir yasin okursun ."
"Pİvroz nine ağzından yel alsın. Sen bizim başımızdan gitme."
"Kader vaktine esirdir kızım. Vaktimizi bekliyoruz. Emaneti sahibine vermek gerek."
Gözlerimin dolması ile oturduğum yerden kalktım. Duvardaki saate bakınca saatin geçtiğini gördüm. Çayı koymak için mutfağa gittim.
Kahvaltıyı hazırlamaya başlarken pencerenin kenarındaki küçük radyomu açtım.
İçinden Abdurrahman önülün güzel ilahilerinden biri çalarken besmele çekerek kahvaltıyı hazırlamaya başladım.
Fatma da uyanıp gelmişti.
*************
Duyduğum bağırma sesi ile hemen radyoyu kapattım. Hızlıca mutfaktan çıkınca etrafa baktım kimse yoktu. Bahçe tarafına doğru döndüm Beyaz'ı yerde görünce ellerimle ağzımı kapattım.
"Beyaaz!!"
Beyazın yanına vardım. Mutfaktan çıkıp gelen Fatma da benden farklı bir durumda değildi.
"Fatma koş çocuklara söyle arabayı hazırlasınlar. "
"Ta.Tamam abla hemen. Kara Ağam?"
"O..Evde ben bir yere gittiğini görmedim koş onada seslen."
"Tamam."
Fatma önce panikle merdivenlere yöneldi sonra kafasına vurup konağın dışında korumalık yapan adamlara haber verdi. Arabayı hazırlamaları için. Sonrada koşarak Kara Ağaya haber vermeye gitti.
Dakikalar sonra Kara önde üstü çıplak bir hâlde koşarak Beyaz'ın yanına geldi.
"Ne oldu abla!!?"
"Bilmiyorum Ağam, ses duyduk bir baktım bu hâlde."
Ben daha lafımı bitirmeden Beyaz'ı kucağına alıp konaktan çıktı.
*****************
CENK'DEN..
Çalan telefon ile erkana baktım. Bora abinin beni aradığını görünce hastanenin dışına çıkıp çağrıyı yanıtladım.
"Efendim Abi?"
"Telefonlara niye bakılmıyor Cenk?"
"Şey abi.."
"Abim nerde yanında mı söyle telefona baksın. Nerde kaldı toplantı başlayacak Kara Beyimiz ortada yok. Babam bomba gibi onu bekliyor. Söyle ona Babamın gözüne gözükmesin. "
Bora abinin beni dinlemeden konuşmaya devam etmesine sesimi çıkarmadım.
Konuşması bitince konuştum.
"Abi biz hastanedeyiz."
"Ne hastanesi!?'
"Şey abi Beyaz merdivenlerden düşmüş, sabahdan beri burdayız. "
"Ne!! Aramasak haberimiz olmayacak Cenk senin görevin ne koçum. Kapat telefonu."
Bana kapat diyip kendi kapatmıştı. Telefonumu ceketin iç kısmına attım. Gözlerim ile bizim çocukları kontrol ettim. Göze batmadan hastanenin köşelerine dağılmışlardı. Hastanenin bankında oturan Kara Ağamın gözüme çarpması ile yanına gittim.
"Ağam?"
Üstüne evden getirdigim gömleği giymiş öylece oturuyordu.
"Arabanın anahtarı sende mi?"
"Bende Ağam. "
"Ver."
Cebimden çıkarıp anahtarı Kara Ağama uzattım. Anahtarı alıp arabaya doğru yürüdü.
"Bende geleyim mi Ağam?"
Ya sözlerimi duymadı ya da bu onun dilinde gelme demekti.
************
Fazla bir zaman geçmeden Yıldırım aşireti hastaneye ayak basmıştı.
Nizo Hanım Ağam ve Hizo Ağam, Cihangir Bora Mirto, Meriç gelmişti.
Ceketimin ön ilk düğmesi ilikleyip Hizo Ağamın yanına yürüdüm.
"Ağam hoş geldin. "
"Kara nerde!"
İlk kez Hizo Ağamın sesinin böyle sinirli olduğuna şahitlik etmiştim. Kafamı yerden kaldırmadan konuştum.
"Ağam gitti."
"Nereye?"
"Bana bir şey söylemedi."
"Beyaz nerde?"
"Daha uyanmadı Ağam."
"Kaçıncı oda?"
Nizo Annenin sözleri ile ona baktım.
"Yoğun bakımda Hanım Ağam. "
"Aman Alalh'ım gelinimi, torunumu sen koru yarabbi."
Hizo Ağa oğullarına dönüp konuştu.
"Abiniz Mardin'in yedi kat dibinede girse alıp getirin onu buraya ya da bu işler bitene kadar gözüme gözükmesin kézé kéré."
******************
Sandalyede oturmuş beklerken elimdeki çayları önce Hizo Ağam ve Nizo Anaya tuttum. Ama istemediklerini söyleyerek reddettiler.
Nizo Ana elindeki tesbih ile dua ederken Hizo Ağa elindeki bastonu aldı oturduğu yerden kalktı.
Mirto abi başhekimin yanına gittiği için herkes ondan haber bekliyordu.
***************
Mirto abi asansörden inince hemen yanımıza gelerek konuştu.
"Çok şükür bir sıkıntı yokmuş. Önlem amaçlı yoğun bakımda tepkilerini kontrol ediyorlarmış. Tek sıkıntı ayağının kırık olması. "
"Aman onada şükür oğul."
"Torunum nasılmış?"
"Anne, Beyaz hamile falan değilmiş dün gece bizede dediler ya yok diye."
Nizo Ana üzgünce yerine oturdu.
Hizo Ağada derin bir nefes alıp oturacağı sıra kaşlarını çatarak benim arkama baktı.
Omzunun üstünden bakınca Kara Ağama baktığını anlamıştım.
Hizo Ağa elindeki baston ile hızlıca yürüyerek bize doğru gelen Kara Ağamın karşısına geçti. Daha kimse ne olduğunu anlamadan elinin tersiyle Kara Ağamın yüzüne tokat atıp yüzüne tükürdü!
Herkes bu duruma dönük, şaşkın gözler ile baktı.
Mirto gidip Hizo Ağamın yanına vardı.
"Baba napıyorsun sen hastanedeyiz."
Hizo Ağamın elinin hiç kimseye kalktığına ne ben nede koca Mardin şahit olmuştur. Ta ki bugüne kadar hem ben hemde Mardin buna bugün bu hastanede şahit olmuşdu. Kara Ağam ne yaptıda bugün Hizo Ağama bir ilki yaşatmıştı.
Hastaneye geldiğinden beri Hizo Ağamda bir hâl vardı zaten.








