9.Bölüm
Beyaz kafasını cama yaslamış boş boş yola bakıyordu. Hani sevinecekti, dünyalar onun olacaktı. Şimdi içindeki sızı niyeydi, niye mutlu olamıyordu Mardin den kurtulduğuna?
Hâlbuki ne mücadeleler vermişti. Kurtulmak için, hocalarından, arkadaşlarından hele Erdem hocasının yardımını unutamazdı çünkü onun yardım isteyeceği bir ailesi yoktu..
Geçmişi hatırlıyor..
Koşarak nefes nefese okuluna girdi. Tatil olduğu için çoğu öğretmeni yoktu okulda. Okulun Müdürü Erdem hocanın bir baba gibi bütün öğrencilere okusunlar diye verdiği mücadeleyi bildiği için Beyaz derin bir nefes alıp kapıya vurdu.
"Gel." Beyaz kapıyı açıp içeri girdi.
Erdem hoca masanın üstünde duran karneye sonrada Beyaz'a baktı. "Karneni almaya mı geldin 197?" dedi.
"Hocam sizden bir şey isteyecektim." dedi Beyaz mahcup bir sesle.
"Puan isteyeceksen çok geç kaldın, karneler çıktı. Hem hocaların son sınıf olduğun için bir aydır okula gelmeme sebebini ne olursa olsun göz ardı ettiler gayet iyi bir not ortalamasıyla mezun oldun, al karneni." Beyaz karşısındaki müdürünün konuşmasını bitirmesini bekledi. Sonra Müdürü Erdem hocasının karnesini uzatmasıyla konuştu.
"Hocam...Yardım edin bana."
Erdem hoca karşısındaki öğrencisinin ne demek istediğini anlamadı. "Anlamadım 197 Beyaz ,ne demek istiyorsun açık konuş." Anlamaya çalışırken kaşları çatılmıştı hocanın.
Beyaz başından geçenleri Erdem hocasına anlattı. Erdem hoca duyduklarına ilk üzüldü. Mesleğine ilk başladığı zaman bu toprakların kurallarına çok karşıydı ama zamanla bu kuralları görmezden gelmeye başladı..
Ama bu sefer Erdem hoca görmezlikten gelmeyecekti .
"Tamam kızım ben İstanbul'a bilet alayım sana, ora büyüktür kimse bulamaz seni, gidecek kimsen yoksa Kadın sığınmaya git. Oraya alışana kadar en azından şimdilik böyle yapalım. "
"Sağ olun Hocam.."
"Hadi zaman kaybetmeden otogara gidelim."
Beyaz, Erdem hocasıyla beraber okuldan çıktı. Erdem hocanın arabasına binip otogara doğru yola çıktılar.
*********
Erdem hocası elindeki İstanbul biletini Beyaza uzattı.
Beyaz içindeki kurtuluyorum sevinciyle bileti aldı.
"Al buda numaram, olurda orda bir sıkıntı yaşarsan, öğretmen arkadaşlarıma yönlendiririm sana" dedi babacan bir şekilde. Bir öğrencisini hayatını kurtarıyor olmak onun için bambaşka bir duyguydu.
"Tamam...Teşekkür ederim hocam."
Beyaz, Erdem hocasının uzattığı zarfı aldı. Otobüse bindi. Ama niye içi boştu?
Geçip cam kenarına oturdu. Yanında oluşan hareketlilikle başını çevirip bakmadı kimdi diye, yolcudur diye düşündü.
Bir kaç dakika sonra burnuna gelen tanıdık kokuyla, gözlerini kocaman açıp yan tarafına döndü.
Kara ayak ayak üstüne atmış gözlerini kapatmış bir şekilde yanında oturuyordu!
Aniden ayağa kalktı. Kara'nın hızlıca yanından geçecekken kolundan çekilmesiyle Karanın kucağına düştü.
"Bir yere mi gidiyorsun Hanım Ağam?" kızgın gözleriyle
"Yoooo" diyebildi sadece Beyaz. yakalanmıştı ve ne yapacağını bilmiyordu.
"Allah Allah niye otobüsteyiz o zaman?" dedi kara ağa dalga geçer gibi.
"Bilmem ."
Kara ,Beyaz'ın kulağına yaklaşıp konuştu. "Beni deli etme, sorularıma adam akıllı cevap ver!"
"Gidiyordum tamam mı! Bugün yakaladım ama her gün, her saat, her ay senin yanından bu şehirden gitmek için mücadele vereceğim gör." dedi kendinde bulduğu sın bir cesaret ile Beyaz ve nerden bilebilirdi ki bu kaçması onun hayatını tamamen zindana çevireceğini.
"Öyle mi?"
"Öyle!"
"Tamam bakalım, bundan sonra sana konaktan dışarı çıkmak yasak. O zamanda kaçmaya çalışacak mısın!" Beyaz dolan gözlerini kırpıştırarak Kara'nın kucağından kalktı. Başlıyordu asıl esareti.
"Senden nefret ediyorum."
"Aaa ne tesadüf bende, Hadi aşağıda Cenk seni bekliyor doğru konağa, benim halletmem gereken bir kaç işim var."
Beyaz sinirle arabadan indi Zalimin sağ kolu arabanın arka kapısını açınca sinirle gidip arabaya bindi ve esaretine doğru yola çıkmıştı...
Şimdiki Zaman..
Beyaz bakışlarını camdan çekip avucunun içinde tuttuğu alyansına baktı.
Kafasını koltuğa yaslayıp altı buçuk saatlik yolun bitmesini bekledi ve sonunda o yorucu yolculuk itmişti.
Van'a gelmişti sonunda, bavulunu alarak en yakın otele geçti.
Odasına yerleşip, bir duş aldı. Ardından kendini yumuşak görülen yatağına bıraktı.
Niye uykusu gelmiyordu!
Yastığı alıp uyumak için kafasına bastırdı.
Yok ama olmuyordu. Yataktan kalkıp sırtını yatak başlığına dayadı. Düşüncelere daldı.
"Beyaz."
Karanın ona seslenmesiyle kapıya baktı, ama kimse yoktu. Kulakları, beyni ,bilinç altı ve hatta kalbi bile ona oyun oynuyordu.. Yatakta cenin pozisyonu alıp kıvrıldı.
Fısıltıyla kendi kendine konuştu.
"İnşallah bir gün roller değişir. Ben unuturum, sen hatırlarsın...Bendeki bu hâl neyin nesi? Yorgunsun dinlenemiyorsun. Kırgınsın, kırıklarını toplayamıyorsun. Hayallerin var kuramıyorsun. Yalnızsın, kimsenin yanına gidemiyorsun. En çokta arkanda bıraktığın kırgınlıklarını unutamıyorsun..."
Beyaz akan gözyaşlarını sildi gitmişti ama halen gözyaşları akıyordu.
*********
Yıldırımlar konağında nerdeyse şimşekler çakacaktı. Kara sinirle konakta volta atıyordu. Kardeşlerine bağırarak konuştu.
"Ben karakterimin ayarını sağlam yaptım! Dilimin ayarsızlığına gelince, eğer algı kapasitenizi zorluyorsa benden uzak durun. Kimseye zincir takmadım!" Kara Ağanın bu sözlerine kimseden cevap gelmedi.
Cenk koşarak ağasının yanına geldi. "Ağam aşiret büyükleri geldi."
"Tamam kapıyı aç, içeri buyur et ." dedi Kara öfkeyle. İçinde Barutlar patlıyordu ve o yangında en çok kendisi yanıyordu.
Cihangir abisine sordu. "Hayırdır abi, aşiret büyüklerini neden çağırdın?"
"Anlarsın birazdan. "
********
Aşiret büyükleri masadan kalkıp gitti. Cihangir sinirle abisine bakıyordu.
Hizo Ağa oğlunun neden böyle bir karar aldığını anlamamıştı.
Kara ayağa kalktı, sandalyedeki ceketi eline aldı sırtına doğru atıp konuştu.
"Allah affeder çünkü kulusun! Ama ben affetmem aklında bulunsun Cihangir...Ağam!"
Cihangir ayağa kalktı. "Abi yapma, ben kim ağalık yapmak kim! Gel etme bu kararından vazgeç. "
"Benim aldığım kararları sorgularsan, beğenmezsen koçum adama gel de sen yap derler. Hadi birde senin Ağalığını görelim, bundan sonra beni şirket işleri dışında rahatsız etmeyin. Ben Ağalığı boş verdim boş verdiklerim arasına hoş geldin, hadi yoluna bak." dedi Kara.
Kilitlediği o kapıyı açtığı için kızgındı ve ona bedelini bu şekilde ödetmek istemişti Kara, kardeşine...
Kara Ağa konaktan çıktı, arabasına binerken sağ kolu Cenk'e sordu. "Nerde şimdi?"
"Van da abi." dedi Cenk. Kara gitmesine izin vermişti ama yine de bir gözü halen üzerindeydi.
"Anladım " dedi ve sonra tekrar Cenk'e baktı. "Van mı??"
"Evet ağam, otele geçti şuan otelde. " dedi tekrar Cenk
"Tamam dikkatli olun, otogardaki gibi acemilik yapma aşık!"
"Tamam Ağam affet. "
"Hadi sazını da al bugün, kafa dinleyelim çiftlikte. "
"Sahi mi diyon ağam?"
"He sahi diyom Cenk." dedi şiveli bir şekilde Kara. Kafası çok doluydu ve bir şekilde atması gerekiyordu.
Kara ,Cenkle beraber çiftliğe doğru yol aldılar.
.
.
....
Hayırlı Bayramlar Canlarrrr
Sabah bitirip yayınlayacaktım ,sizi mutlu etmek için ama nasip anca bu saate kaldı.
Veto oy sınırı 50 oy
Veto yorum sınırıda 75 yorum
Hadi yıldıza basan, yorum yapan elleriniz dert görmesin.
Allah'a emanet olun canlar.






