Tiyatro gecesi geldiğinde, kasaba meydanı ışıklarla dolmuştu. İnsanlar heyecanla yerlerine oturmuş, olacakları bekliyordu. Tiyatronun ustası, uzun boylu, pelerinli bir adam, sahneye çıkarak bağırdı:“Bu gece! Herkes gerçek kimliğini sahneye bırakacak! Maskeler düşecek!”Raddy ilk sıralarda oturuyordu, yanındaki grubuna hava atıyordu. Kendinden emindi. Durple ise, sahnenin arka tarafında elinde titreyen bir kâğıt parçasıyla bekliyordu. Gözleri korkudan kısılmıştı ama içinde, bir yerlerde yıllardır bastırdığı bir güç kıpırdanıyordu.İsimler çağrılmaya başlandı.İlk çağrılanlardan biri Raddy oldu. Sahneye hızlı adımlarla çıktı, seyircilerin alkışları arasında eğildi. Onun gösterisi, kendi kurduğu bir kısa oyundu: kendini kahraman, başkalarını aşağıda gösteren bir hikâye… İnsanlar önce güldü, sonra bazıları garip bir sessizliğe büründü. Çünkü Raddy’nin hikâyesinde gizli bir acı, gizli bir yalnızlık vardı. Gülüşlerin altında, Raddy’nin bile farkında olmadığı kırgınlıklar parlıyordu.Sıra Durple’a geldiğinde, meydanda çıt çıkmıyordu. Durple derin bir nefes aldı ve sahneye yürüdü. Elindeki defteri açtı, okumaya başladı.Sesi titrek ama yüreğiyle doluydu: “Bir gün bir yıldız yere düştü. Parlamıyor, gülümsüyordu sadece. Onu gören herkes, parlamadığı için dalga geçti. Oysa yıldızlar, ışıklarını sadece cesur olanlara gösterir…” Durple’ın hikâyesi, kasabanın tüm acımasızlığını anlatıyordu. Küçük, sessiz bir çocuğun yüreğinde büyüyen korkuyu… Ama sonunda, o korkudan doğan kocaman bir sevgiyi…İnsanlar gözyaşlarını tutamadı. O an, Durple sadece sahnede bir hikâye anlatmıyordu; yıllardır gizlediği ruhunu açıyordu. Ve en ilginci, Raddy de orada, kalabalığın içinde taş gibi donmuştu. İçinde bir şey kırılmıştı.İlk defa Durple’a başka bir gözle bakıyordu: Hayranlıkla. Pişmanlıkla.Ve o an fark etti: Onu hep ezmeye çalıştığı kişi, aslında olmayı en çok istediği kişiydi.
Bölüm 2
Sahnedeki maskeler
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.