İçeriğe geç

Kaos aşkı YusufTe x Yusabakal

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Kaos aşkı YusufTe x Yusabakal

Bölüm 3

50tl mi ver şerefsiz

Sabahın ilk ışıkları odaya dolarken gözlerini ilk açan Yusa oldu. Hareket etmek istedi ama üzerindeki ağırlıkla donakaldı. Yusuf’la kelimenin tam anlamıyla burun burunaydı. Yusa bir an ne yapacağını bilemedi, kalbi hızla çarptı ama hemen kafasını sallayıp mantıklı düşünmeye çalıştı; gay değildi, Yusuf’un da öyle olmadığını çok iyi biliyordu. "Alt tarafı uyuya kalmışız işte," diye mırıldanarak yavaşça doğruldu ve telefonuna uzandı.

Ekrana baktığı an gözleri yuvasından fırladı. Buz pateni randevusuna çoktan geç kalmışlardı!

Ekranda ekibin onlarca cevapsız araması ve mesajı duruyordu. Tam o sırada evin dış kapısı gürültüyle dövülmeye başladı. Ekip çoktan kapıya dayanmıştı. Yusa panikle Yusuf’u sarsmaya başladı: "Yusuf kalk! Geç kalmışız olm!"

Yusuf gözlerini aralayamadan Yusa kapıya koştu. Kapıyı açtığı an Poniks, Koston ve Peach içeri daldı. Evde tam bir seferberlik ilan edilmişti. Yusuf, uykunun verdiği sersemlikle salonda zombi gibi dolanırken, Yusa bir yandan üzerine geçirecek temiz bir tişört arıyor, bir yandan da ekibin "Oğlum siz hayatta geç kalmazdınız, ne yaptınız bütün gece?" dırdırını bastırmaya çalışıyordu. Yusuf her zamanki pratikliğiyle hemen banyoya fırlayıp yüzüne soğuk suyu çarptı, dişlerini fırçaladı. Yusa ise saçını başını eliyle düzeltip montunu kaptı. Beş dakika içinde, nasıl olduğunu anlamadan kendilerini evden dışarı atmışlardı.

Hemen aşağıda bekleyen Rwaii'nin arabasına atladılar ve araba hızla yola koyuldu. Arabadaki hareketlilik mekanın sıcaklığıyla birleşince Yusa arka koltukta aniden bağırdı:

"Tüh be! Rwaii'ye Elsa kostümünü alamadık!"

Poniks bu laf üzerine kahkaha atarak boğulma tehlikesi geçirirken, ön koltuktaki Koston arkaya dönüp, "Ney!?" diye bağırarak gülmeye başladı. Peach’in ise dünkü yayından sesi o kadar kısılmıştı ki, çok sesli gülemiyor, sadece omzunu sarsarak kıkırdıyordu.

Yusuf ise hâlâ olduğu yerde uyukluyordu; değil cevap vermek, gülmeye bile hali yoktu. Arabanın keskin bir viraj almasıyla Yusuf’un başı yanındaki Peach’in omzuna düştü ve gözlerini tekrar kapattı. Peach hemen omzunu silkeleyip, "Lna kalk uyuma şimdi, buz patenine gidiyoz," diye dürttü.

Yusuf gözünü ovuşturarak zorla doğruldu. "Olm gözümü açamıyorum ki, offf..." dedi uykulu sesiyle.

Koston durumun vehametini fark edip çantasından birkaç tane enerji barı çıkarttı ve Yusuf ile Yusa’ya uzattı. Bir yandan da şüpheyle Yusuf’a baktı. "Hayret... Yusa hep geç kalır da... Yusuf sen hiçbir yere geç kalmazdın? Sabahladın mı?"

Yusuf, barı ağzına tıkıştırırken sessizce başını salladı. "Öyle de söylenebilir..." dedi ama bunu söylerken yanaklarının hafifçe pembeleştiğini fark edememişti.

Yusa, Yusuf'un bu utangaç halini görünce ortamı iyice kızıştırmak için hemen lafa atladı ve arabanın içinde bağırdı:

"ALLAH BELAMI VERSİN YALAN SÖYLÜYO, YANIMDA UYUMUŞ!"

Yusuf aldığı lokmayla birlikte bir anda öksürmeye ve boğulmaya başladı. Yanındaki Peach hemen sırtına vurarak, "Helal, helal, ölme sakın," dedi. Sonra fırsattan istifade Yusuf'un kulağına doğru eğilip kısık, fısıltılı sesiyle ekledi: "Daha yusayla düğününüzü yapıcaz, ölme."

Yusuf sinirle karışık güldü. "Ya Peach sus ya..." diyerek kafasını çevirdi.

O sırada Rwaii, dikiz aynasını hafifçe ayarlayıp arka koltukta oturan Peach, Yusuf ve Yusa üçlüsüne dik dik baktı. Yüzünde muzip bir gülümseme vardı. "Ee, siz ikiniz ne iş? ~" diye sordu imalı bir ses tonuyla.

Yusuf iç çekti. Grubun bu tarz gay şakaları yapmasına aslında çoktan alışmıştı, internet ortamı sonuçta her zaman böyleydi. Ama yine de Yusa ile yan yana otururken bu muhabbetin dönmesi, içten içe onun için hala biraz rahatsız edici ve utandırıcıydı.Kısa bir süre içerisinde buz pistine ulaştılar. Yusuf’un uykusu sonunda açılmıştı ve eskisinden çok daha iyi bir durumdaydı. Arabadan inip patenleri kiraladıkları alana geçtiler.

Yusa buz patenlerini bağladıktan hemen sonra, ayağa kalkıp dengede durmaya çalışan Peach’e döndü ve muzipçe sırıttı:

"Peach, eğer düşmeden buradan piste kadar yürürsen 50 TL."

Peach’in yüzünde anında bir tebessüm belirdi. "Peşin mi?"

"Peşin."

Peach'in sırıtışı biraz daha büyüdü. "Olm bak emin misin? Yaparım valla."

Yusa’nın da gülümsemesi genişledi ve Peach’e doğru biraz eğilerek meydan okudu: "Eminim lan. Yapamazsın."

Peach ayağa kalktığı gibi, patenlerin üzerinde mucizevi bir şekilde dengede durarak koşar adımlarla piste doğru ilerledi ve buza adımını attığı an arkasına dönüp bağırdı:

"ALDIN MI BORUYU! VER ŞİMDİ 50 TL'Mİ!"

Rwaii bu manzaraya karşı yüksek sesle güldü. Yusuf’un yanına yaklaşıp, "Yusuf, bunları çağırmak hata mıydı sence?" diye sordu.

Yusuf hafifçe gülümsedi. "Bence değil..." Gözlerini, kahkaha atarak homurdana homurdana cüzdanına uzanan Yusa’dan alamıyordu.

Tam o sırada Koston piste doğru giderken ayağı kaydı ve sert bir şekilde yere düştü. Peach bunu görünce öyle bir kahkaha patlattı ki, gülerken kendi dengesini kaybetti ve o da buzun üzerine çakıldı.

Yusa bunu fırsat bilip cüzdanını hemen cebine geri soktu ve kahkahalarının arasında bağırdı: "Aga ben vermem parayı, düştü işte!"

Peach yerden kalkmaya çalışırken Yusuf yavaşça piste adım attı. Düşmemek için pistin yanlarındaki korkuluklara tutunarak Peach’in yanına gitti ve elinden tutup kalkmasına yardım etti. Peach üstünü silkelerken hâlâ Yusa’ya bağırıyordu: "Oyunbozanlık yapma Yusa, ver paramı!"

Yusa da nihayet piste çıktı. Yusuf, Yusa'ya bakarak lafa girdi: "Evet Yusabakal, ver Peach’in parasını."

Yusa, Yusuf’a yandan ters bir bakış attı. "Çıkışta veririm..." diyerek yalandan bir surat astı. Ardından ayağındaki patenleri denemek için korkuluklara tutunarak ayağını birkaç kez buza sürttü.

İlk yarım saat tam bir fiyaskoydu. Poniks sürekli dengesini kaybedip bağırarak birilerine tutunuyor, Peach kısılan sesiyle Yusa'dan parasını koparmak için peşinden kaymaya çalışıyordu. Ancak zaman geçtikçe ekip beklenmedik bir şekilde ortama alıştı. Koston arkaya doğru kayma numaraları denemeye başlamış, Poniks bile korkulukları bırakmıştı.

Yusuf ve Yusa ise pistin daha sakin bir köşesinde, yan yana gayet akıcı bir şekilde kayıyorlardı. Yusuf, her zamanki o odaklanmış ve düz çizgisiyle buzun üzerinde dengesini kusursuzca kurmuştu. Yusa ise hemen onun yanında, bazen önüne geçip geriye doğru kayarak Yusuf'a laf atıyordu.

"Nasıl, snowboard'dan daha güvenli değil mi?" dedi Yusa gülerek. "En azından altından fare çıkma riski yok."

Yusuf tam ona cevap vermek için kafasını çevirdi ki, arkadan hızla gelen Poniks dengesini kaybedip "Yol veriiin!" diye bağırarak Yusuf'un arkasından çarptı.

Yusuf bu ani darbeyle neye uğradığını şaşırdı, ayakları altından kaydı ve öne doğru kapaklanmak üzereydi. Yere çakılması an meselesiydi.

Tam o saniyede Yusa refleksle ileri atıldı. Yusuf’u düşmekten kurtarmak için kolundan tutup kendine doğru hızla çekti. Ancak Yusa da buzun üzerindeydi ve çekim gücü ikisinin de dengesini sarstı. Yusuf yere yapışmadı ama Yusa’nın onu sertçe çekmesiyle ikisi bodoslama birbirine girdi. Göğüs göğse, kemik sesi gelecek gibi sertçe çarpıştular.

İkisi de düşmemek için birbirinin omzuna, koluna tutunup buzun üzerinde absürt bir şekilde dengede kalmaya çalıştı. Birkaç saniye boyunca patenlerin üzerinde dengesizce sallandıktan sonra nihayet durmayı başardılar.

Yusuf derin bir nefes alıp geri çekildi ve üstünü başını düzeltti. "Oğlum yavaş, ciğerim söküldü," dedi. "Ama eyvallah, temiz kurtardın."

Yusa da üstünü silkelerken hemen o bildiğimiz alaycı moduna geri döndü: "Kurtardık dediysek bedava değil, video çıkışında yemeğimi ısmarlarsın artık."

Tabii arkadan Poniks ve Peach çoktan bağırmaya başlamıştı bile. Peach kısık sesiyle, "Ooo, pistte aksiyon! Rwaii kamerayı aç, YusufTe düşüyordu!" diye goygoy yapmaya başladı.

Yusuf kafasını sallayıp gülerken, Yusa da "Poniks önüne baksana lan ayı!" diye arkadan çarpan Poniks'e söylenerek ortamı tamamen normal, kaotik bir vlog havasına çevirdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.