İçeriğe geç

Kanser Ruhlu

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Kanser Ruhlu

Bölüm 1

"Her zaman her şeyi hatırlamazsınız."

‘’Günaydın efendim!’’

‘’Günaydın.’’ diyerek kafamı selam verircesine eğdim ve hafifçe gülümsedim. Asansörün kabininden diğer adımımı attım ve ilerlemem gereken koridora yöneldim. Ellerim beyaz önlüğümün her iki tarafındaki cebinde, biri içindeki odamın anahtarı bulunan anahtarlıkla oynuyordu. Çıkardığı şıngırtıyı duyabiliyordum. ‘’Bugün erkenciyiz bakıyorum da.’’ Ardından gelen kıkırtı… Bu kişi her sabah gördüğüm Doktor Adnan Bey’den başkası değildi. Kafamı ona döndürmeden yanıtımı duyabileceği bir ses tonuyla kulaklarına ulaştırdım. ‘’Sana da günaydın.’’ Yine o gülme sesi… Benimle alay etmekten asla vazgeçmiyordu. ‘’Günaydın. Evde annen falan mı vardı? Normalde bu erken saatlerde seni buralarda bulmak biraz zordur.’’ Cümlesi dudaklarının arasından hâlâ altında yatan alaycı tonuyla süzülürken hızla yanımda yerini almıştı. Adımlarımız senkronizeydi. ‘’Uyuyamama problemi sadece.’’ Yüzüne bakarak yanıtladım. Ellerim henüz cebimden çıkmamış ve anahtarla oynadığı oyunu kesmemişti. Adımlarım ise aynı kararlılıkta koridorda ileriye doğru gidiyorlardı. ‘’Biraz şaşırdığımı söyleyip yalan mı konuşsam yoksa çok şaşırdığımı söyleyip doğru mu konuşsam?’’ Alaycı kıkırtısını eksik etmedi. ‘’Bilmiyorum, içimdeki o his henüz gitmedi. Huzursuzluğum devam ediyor.’’ Onun neşeli ve alaycı tonuna karşı sakin ve düşünceliydi benimki. Düşündüğünü belirten bir ses çıkardı. ‘’Hm… Geçenki hastayla ilgili mi?’’ Bu soruya neden bu kadar tepki verdiğimi bilmiyorum ama şaşkınlığımı hissedebiliyordum. ‘’Geçenki hasta?’’ Korku? Sürpriz? Heyecan? Gözlerim bilmediğim bir duyguyla genişlemişti. Adımlarımız yan yana yürümeye ısrar ediyorcasına koridorun sonuna doğru ilerliyorduk. Kulaklarımda yankılanan tekerlek sesi ile kafamı arkama döndürdüm. Üzerinde bir çocuğun bulunduğu bir sedye… Üzeri ince bir çarşafla örtülüydü göğsüne kadar fakat hasta kıyafetleri giydiği belliydi. Kafasında bone vardı. Ciddi bir hastalık taşıyan bir hasta mıydı? Yaşı küçük duruyordu. 13 belki 14. Erkekti sanırım. Birkaç doktor, sedyesinin ilerlemesine yardım ediyordu. Yan koridora girdiler. Göğsümün içerisinde hissettiğim sıkışma… Nefes almamı engelliyordu. İyi de bu her zaman gördüğüm bir görüntüydü. Ne de olsa hastanenin çocuk bölümünde çalışıyordum. Onları görünce üzülüyor olabilirdim ama hiçbiri beni nefes alamayacak kadar etkilememişti.

‘’Derya Hanım? Bir şey mi gördünüz? Oturmak ister misiniz?’’ Sesi boğuk geliyordu. Adımlarımın tamamen durduğunu hissetmiştim. ‘’O çocuk kimdi?’’ dedim kısık bir sesle. ‘’Hangi çocuk?’’ Yanıtı hızlıydı. ‘’Kanser hastalarıyla istersen bu hafta ben ilgileneyim. Sen pek iyi görünmüyorsun.’’ Yanıtım yok. Kafamı salladım evet anlamında. Dudaklarım hiçbir kelime söylememeye yemin etmiş gibiydiler. Gülümsedi, endişesi yüzünden okunuyordu. ‘’Tamamdır. Bir şey olursa lütfen haber et.’’ dedi ve sol koridora yöneldi. Kanser kurbanı çocukların olduğu bölüme.

Düşüncelerimden arınmaya çalıştım hızlıca. Adımlarımı tekrar ilerlemeye zorladım. Koridor bittikten sonra görmem gereken o büyük sekreterliği gördüm. Çocuk acil bölümünün sekreterliği. Gülümseyerek kafamı hafifçe eğdim ve selamladım. Adımlarımı kendi odama doğru yönelttim.

Az önce cebimin içinde parmaklarımla oynadığım metal anahtarı avucumun içine aldığım sırada sol koridordan yükselen kadın sesiyle bakışlarımı oraya yönlendirdim. O koridorda bu saatte tek açık olan yer Dr. Adnan Bey’in odası ve tuvaletlerin olduğu bölüm vardı. ‘Muhtemelen tuvalette yine kadınlar tartışıyordur veya kana hassas olan birisidir yine.’ diyerek kendimce iç geçirdim fakat ardından yükselen boğuk, hafif peltek erkeksi ses ile bunun tuvalet bölümünden bir kadın sesiyle aynı anda gelemeyeceğini fark edip Dr. Adnan Bey’in odasına gitme kararı aldım. Odanın açık kapısının önünde durdum. ‘’Hemşire Hanım?’’ Yaşlı bir erkek hasta ile Hemşire Duru Hanım tartışıyor gibi görünüyordu. Adımlarımı biraz daha odanın içlerine doğru ilerlettim. ‘’Sorun nedir?’’ Önce Hemşire Hanıma, daha sonra hastaya baktım. Hasta isteklerini dile getirdi. Ona kendi doktoruyla görüşmesi gerektiğini söyledim ve odadan ayrıldı. Yarın geleceğini söyledi. Hastanın çıkışıyla beraber hızlıca kapıyı tam kapatacaktım ki Doktor Adnan Bey ayağını aralığa koyarak kapatmamı engelledi. Hızlıca eliyle demir kapıyı ittirerek içeriye girdi. Yüzünde kaşları hafif çatık ciddi bir ifade vardı. ‘’Sizin nöbetiniz bitmişti, neden hâlâ buradasınız?’’ Kısa süreliği sessizliği ben bozmuştum. ‘’Gürültüye bakmaya gelmiştim. Bir sorun mu vardı?’’ Hemşireye döndüm. Açıklama yapmasını bekliyordum. Hemşire hızla bakışlarını bana çevirdi. ‘’Ne bakıyorsun öyle?’’ Yakınlığımızı fırsat bilmiş olacak ki saygı eklerini başka bir doktorun yanında unutmuştu. ‘’Unutmayın Hemşire Hanım, yakınlığımız hastane sınırları içerisinde geçmemektedir.’’ Gözlerini devirdi. Doktor Bey kollarını göğsünde kavuşturdu, kaşları çatıktı. ‘’Doktorunuzla öyle konuşmamalısınız, Hemşire Hanım.’’ Adnan’a sinirle baktı. Neden bu kadın hep böyle olmak zorundaydı ki? ‘’Üf, tamam. Yaşlılarla uğraşmak istemiyorum sadece.’’ Sözlerindeki sinirle birlikte kapıyı hızla açtı ve çıktı. Adnan’ın derin bir nefes verdiğini duydum ve tekrar ona döndüm. Dudaklarını aralayarak konuşmaya başladı. ‘’İyi kız, hoş kız da bazenleri agresif oluyor.’’ Kafamı sallayarak ona katıldığımı belli ettim. Adımlarımı masaya doğru yönlendirip arkamı masanın kenarına yasladım. Ellerimi iki yanıma yerleştirdikten sonra bu sefer ben iç çektim. ‘’Keşke hep hoş kız olsa.’’ Kendi adımlarını bana doğru atmaya başladı. ‘’Ne yapabilirsin ki? Herkes her zaman hoş olamaz. Kimisi bazen agresif kimisi bazen çok…’’ cümlesini tamamlamadan bir elini bir elimin üzerine koyarak hafifçe eğildi. ‘’Cümleni tamamlamadın.’’ Bir soru babında cümlemi ona sundum. ‘’Tahmin etmişsindir diyerek tamamlamamıştım.’’ Yüzünde hâlâ ciddi ifadesi vardı. Yerini ne her zamanki gülümsemesi ne de şakacı sırıtışı almıştı. Daha çok eğildi. ‘’Az çok tahmin ettim.’’ Bakışları bir gözümden diğer gözüme gidip geliyordu. ‘’Güzel.’’ Aramızdaki santimler zor sayılmaya başlamıştı. Bakışlarımı irislerinden çekmemek zor geliyordu. ‘’Adnan, duygularımız karşılıklı değil. Ne yapmaya çalıştığını az çok anlıyorum ama…’’ Bir sebebim yoktu. Sadece baktı. Az kalan santimlerin arasındaki bu sessizlik gericiydi açıkçası.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.