Evet en son olan olaydan birşey anlamadığınızı biliyorum bu yüzden size baştan sona anlatacağım.
–"Çağatay eve gidebilirmiyiz?"
–"Neden hayatım dışarıda kalalım işte"
–"Çağatay eve sür lütfen"
–"Pekala gidelim o zaman.."
İşte tam bu sırada birşeylerin ters gittiğini anlamıştım.
Eve vardığımızda garip bir parfüm kokusu olduğunu farkettim bu benim değildi Çağatay'ında değildi. İşte o zaman taşlar yerine oturmuştu.
Kokuyu aldığım gibi yatak odasına gittim ve o manzarayla karşılaştım. Sonrası belliydi zaten. O an kızı gördüğüm anda aslında şerefsizlik kızda değil Çağatay'da olduğunu anladım çünkü kızda beni tanımıyordu.
Yani bu pislik adam ikimizlede oynuyordu.
Ortak yaşadığımız evde pek de bir eşyamı yoktu. Elime aldığım rastgele bir valizle üstünkörü eşyalarımı toparladım.
Evden çıkarken de birkaç küfür etmeyi ihmal etmedim.
Evet artık özgür bir bireydim. Onunla evlenmediğime bin şükür ediyorum çünkü benden zorla boşanmıyacağına yemin ederdi muhtemelen.
Ne kadar mutlu olsam da bir tarafım bi okadar da ağlamak istiyordu. Sonunda göz yaşlarıma hakim olamadım, tıpkı bir bebek gibi hüngür hüngür ağlarken bundan sonra hayatımın nasıl ilerliyeceğini düşünmeye başladım.
Hiç düşünmeden Yağmuru aradım, açtığında ağladığımı duyunca sadece adresi sorup kapatmıştı.
Sulu göz.
Ağlak.
Emzik verin.
BEBEK.
APTAL.
Beynimde yankılanan o kelimeleri artık boşaltmak istiyordum, düşündükçe daha çok ağlıyor, ağladıkça daha çok kendimden nefret ediyordum.
Artık kalbim dayanamıyor, beynim kalbim için savaşıyordu, tıpkı bir çift gibi.
&
Eve gelmiştik, soğuktan üşüyen ellerim ve ağlamaktan kızaran gözlerim biraz da olsa rahatlamak istiyordu.
İçeriye girdiğim gibi şömineyi yaktım ve üşümekten buz tutan ellerimi ısıttım. Aslında kadınların ellerini erkekler ısıtırdı, el ele tutuşarak oluşan o sıcaklık merhem gibi gelirdi yaraya, ne yazıkki benim artık öyle bi erkeğim yoktu, ben artık kimsesiz biriydim, artık kimseye güvenemiyecektim.
Bır müddet sonra Yağmur bana neler olup bittiğini sordu, çok ısrar etmesiyle Yağmur'a olan bitenleri üstün körü anlattım, beni rahatlatmak amacıyla sırtımı sıvazladı.
–"Hep yanındayım gülüm"
Söylediği kelamlarla yüzümde buruk bir tebessüm oluştu, o an ona sımsıkı sarılmak istedim, kollarımı onun küçük nazik bedenine sımsıkı sardım, ve ağlamaklı sesimle teşekkür ettim.
–"Teşekkür ederim..."
Y: Tanrımm dramatik kaldıramıyor insan ağlıcamm
Y:He bu arada yazarım ben, arada bi gelip gelcemm herneyse devamke.
Kafamın biraz daha dinlendiğini anladığım an Yağmur'a konuştum;
–"azcık yatabilirmiyim? kafam çok dolu."
Hiç düşünmeden cevap verdi
–"Delimisin bana sormana bile gerek yok nehirim."
Kafamı olumlu anlamda sallayarak hafif güleryüzle ona baktım ve havadan bir öpücük gönderdim oda bana karşılık verdi, odaya gittim ve soğuk olan yatakta kendimi ısıtmaya çalıştım.
Kafamda düşünmeye başladım. Onun bende aradığı şey neydi? Kısa giyinmem, makyaj yapmam, veya bazı diğer kadınlar gibi durduk yere nazlanmam mı? İşten geç çıkıyorum, bol ve uzun giyinmeyi seviyorum, kendimi savunmaktan çekinmiyorum yani tüm sorun bundamıydı? Benim diğer kadınlar gibi olamam mıydı?
Dolan gözlerim sel oluşturdu bir anda, ne ben onları durdurabiliyordum nede kalbim. Bir süre sonra ise Yaş olan gözlerim uykuya yenik düştü, birdaha açılmayacak bir kapının anahtarı gibi kapandı.