İçeriğe geç

KANLI TOPRAKLAR

Bölüm 2 · 3 dk okuma

KANLI TOPRAKLAR

Bölüm 2

3 Ay'ın başlangıcı

Yıl 16.03.2012 Savaşın başlamasına son 1 Gün

Cuma gününün verdiği mutlulukla öğrenciler son okul saatleri için hazırlanıyorlardı. Horozlar günün aymasıyla ötüyor, sokaktaki kediler bugünkü yemeğini düşünerek ava çıkıyorlardı. Çoğunluk mutluydu olacaklardan habersiz gelecek planları yapıyorlardı. O sırada başrolümüz de izin günündeyken keyfini çıkararak afiyetle tabağında duran omletini ve birkaç zeytinini lokmalıyordu. Tabi kendisinin bir doktor olduğunu o anda unutmuştu. Telefonun zil sesiyle başını o tarafa çevirdi

Telefonumun titremesiyle derin bir nefes vererek oraya doğru baktım, kafamdaki düşüncenin asla olmamasını istiyordum, ve oldu. Doktor Mustafa arıyordu. Herzamanki gibi oflayarak masadan aldığım telefonu açtım sesin gelmesini beklerken ufak bir mesaj verdim.

–"Alo?"

–"Nehir hemen hastaneye geliyorsun bir dakika bile vaktimiz yok"

–"noldu hoca-"

Telefonun kapanma sesini duyduğumda sinirle elimi yumruk yapıp masaya vurdum ama verdiği acının hissiyle yerimden zıplayıp kendime sövmeden de edemedim.

Hastalarım daima çok önemliydi. Tabikide bazen işimden nefret ettiğim oluyordu ama işin ucunda tatlı yaşlı teyzeler ve getirdikleri bir kazan dolusu sarmalar beni mutlu ediyorlardı ve tabi hiç eksik olmayan duaları.

Tüm bunları düşünürken geç kalacağım hissine kapılarak odama doğru koştum. Gardolabımdaki henüz kirlenmemiş ama kırışık olan kıyafetlerimi çıkardım. Onları giyerken bir yandan hastanede ne olabileceğini düşünüyordum. Aynada saçımı basit bir at kuyruğu yaptım. Makyaj yapacak zamanım olmadığı için küçük makyaj çantama üç dört tane ürün attım. Kapımın arkasındaki çantamı kaptım ve ayakkabılarımı giymek için kapıya doğru yöneldim.

Anahtarı alıp almadığını kontrol ederek ayakkabılarımı giydim. Kapıyı kapatarak anahtarımla kilitledim.

Aşağıya indiğimde beni Yağmur karşıladı. Hafif bol bir pantolon ve üstüne bol tişört ile arabasının tam önünde duruyordu. Onu görmenin sevinciyle işaret ettiği arabaya bindim. Merakımı gidermek için hemen konuşmaya başladım

–"Hayırdır bu haller evimin önünden almalar falan?"

Bir kaç saniye sonra gülerek sorumu cevapladı

–"centilmen kişiler böyle yapar"

Bende söylediği cevaba şaşırarak konuştum

–"Kız olduğunun farkındasın dimi?"

Tiksinerek attığı bakışla;

–"Şaka işte anlasana hem kızlar da centilmen olabilir"

Bir anda telaşla saatime bakarak söylendim

–"Mal kafa hızlı sür arabayı yetişmem lazım!"

O öfleyerek gaza daha fazla basarken bende durmadan saate bakıyordum.

Evet beni erkek arkadaşımın alması gerekirken en yakın arkadaşım alıyordu çünkü erkek arkadaşım sürekli meşguldü bu yüzden fazla konuşamıyorduk.

Fakat bunları düşünecek zamanım olmadığı için etrafıma bakınıyordum.

Sonunda hastaneye geldiğimizde hızla arabadan inip Yağmura havadan bir öpücük gönderdim ve içeriye doğru koştum.

&

İşlerimin bitmesiyle bende bitmiştim. İzin gününde bile rahat bulamayınca koyuyodu biraz herneyse.

Hastane kapısından çıktığım anda Güneş'in yüzüme vurmasıyla verdiği isteksiz tebessümü farketmiştim. O anki mutluluk ile enerjimi yerine getirmek için yukarıya doğru kollarımı esneterek Güneş'e selam verdim.

Telefonumu cebimden çıkararak bir kaç numara çevirdim. Çağatay'ı arıyordum yani bahsettiğim cimri erkek arkadaşımı. Arama sesini duyduğum anda telefonu kulağıma götürdüm yaklaşık 10 15 saniye sonra Çağatay nihayet telefonu açtı.

–"Merhaba tatlım bi sıkıntı mı var?"

–"Seni her aradığımda illaki bir sıkıntı mı olması gerekiyor?"

–"Tatlım yine neden trip atıyorsun?"

–"Hastanedeyim beni almaya gel yorgunluktan ölüyorum pamuk kalbini kırmayayım"

Tabikide haksız olduğu için tavır yapıyordum haklı olan bendim.

–"Tamamdır beş dakika içinde ordayım"

Telefonu kapattığım anda içime bir sıkıntı gelmesiyle ofladım o an.

Yaklaşık altı dakika sonra Çağatay geldi o kendine yalancı bir tebessüm takınırken ben ona her an saldıracakmış gibi bakıyordum.

&

–"Nasıl yaptın bunu bana şerefsiz adi köpek!"

–"Aşkım yemin ederim açıklayabilirim!"

Ben sinirimden delirirken hala beni kontrol altında tutma çabasındaydı aptal herif.

–"Aşkım falan deme pislik adam! Bitti buraya kadardı!"

Hızla onun bana aldığı yüzüğü kafasına fırlattım. Alnına isabet etmişti. Çıkardığı ufak iniltinin ardından alnını söylene söylene sıvazladı. Şansımada yüzük kırılmıştı. "Bide kalitesiz almışsın pis cimri"

Orayı bir saniye bile olmadan terkettim.

Kalbimde beni terketti.

Bölüm sonu

2 yorum