İçeriğe geç

kanlı tepe

Bölüm 8 · 5 dk okuma

kanlı tepe

Bölüm 8

kathedral ve o kişi

jack elinde kalp ve deri ile döndü elizabeth onu karşıladı ve ona bakarak

- kız ve ripper nerede dedi

jack şaşırmıştı

-sharon dönmedi mi dedi jack

elizabeth başını iki yana salladı

- hayır ya ripper o nerede

jack in yüzü düştü şapkayı çıkararak

- öldü.

elizabeth in soğuk gözleri şaşkındı

- ne demek öldü

- öldü işte laican öldürdü

elizabeth hüzünlenmişti bozuntuya vermeden Jack e bakarak

- malzemeyi getirdin mi

jack kafasını salladı ve kalbi elizabeth e attı

- al

ardından ekledi

-bay hoffman nerede

elizabeth cevap verdi

-molerat avlamaya gitti niye sordun ki

jack laican derisini elizabeth e attı

-bunun hakkında bir şey biliyordur umarım

elizabeth deriyi inceledi sembolü görünce dondu kaldı

-....

- sana bir şey sordum hemşire dedi öfkeyle

Elizabeth cevap verdi

-içeri gir

jack mecbur bir şekilde içeri geçti ve marc ın bulunduğu odaya ilerlediler doktor marc ın basında ona şok ile sakinleştirmeye calışıyordu jack doktora baktı

- durumu nasıl doktor

doktor iç çekti ve kara tahtaya

"iyi değil ilacı hemen enjekte etmeliyiz yoksa bir saat içinde ölecek şu an uyku durumunda"

-bu hiç iyi değil dedi jack

bitkin bir şekilde meriam odaya daldı sesi yorgunluktan titriyordu

- geldim...huh huh... aspirini... getirdim

doktor meriam in elinden aldı ve masaya bıraktı jack meriam a baktı gözleri liz i aradı

-liz nerede dedi endişeli bir şekilde meriam nefesini toplayarak

-götürüldü.

jack kızarak ne dedin sen dedi ve meriam ın boğazına yapıştı ve onu boğmaya başladı

- onu neden korumadın diye bağırdı

meriam nefes alamıyordu ve öleceğini hissediyordu doktor jack e şok vererek onu bayılttı

-

***

liz elleri bağlı bir şekilde avcılar ile birlikte ilerliyordu hiç korkusu yoktu sadece bu döngüyü başlatan kadını görmek istiyordu avcılardan biri ipi asıldı

- buradan günahkar

liz ipin çekiştirilmesiyle öne doğru yalpaladı

ormanın içinde yaklaşık saatlik yürüyüşün ardından kasvetli bir katedralin oraya vardı liz işlemeli kapının önünde durdular kapıda isa ile şeytanın güçlerini test ettiği bir tasvir vardı

avcılardan biri öne gelerek kapıyı tıkladı kapı açıldı ve avcılar liz i iterek içeri girdi katedralin içinde ilerledi liz içeri loş ve neredeyse karanlıktı içeriyi yakan birkaç şamdan vardı ve oldukça ağır bir nem ve küf kokusu doluydu sanki katedrali sel basmış gibiydi

avcının bir tanesi liz i arkadan dürttü

- ilerle günahkar

liz istifini bozmadan ilerledi koridorlarda ardı arkasına ilerledi liz her döndüğünde dönüşlerini sayıyordu avcılar onu başka bir motifli kapının önüne getirdiler bu kapıda Meryem in doğumu tasvir edilmişti avcılar kapıyı açıp onu içeriye attılar liz doğrularak ayağa kalktı şömine yanıyordu. önünde de bir kadın liz e sırtı dönük bir şekilde seslendi

- tanrının evine hoş geldin

liz ona bakıyordu sessizdi kadın ekledi

- benim kim olduğumu biliyorsun diye umuyorum

liz hiç cevap vermedi sadece baka kaldı

- bunu evet olarak kabul ediyorum dedi ardından arkasına döndü ve liz ile göz göze geldi liz gözlerine inanamadı bu oydu agatha gazetedeki gibi genç gözüküyordu

- tıpkı günahkar teyzen gibisin soyunu kuruttum sanıyordum anlaşılan küçük orospu kaçmayı başarmış huh

liz öfkelenerek agatha ya doğru ilerledi

-annem hakkında düzgün konuş dedi

- siz günahkarlar ne kadar agresifsiniz

agatha liz in omzuna baskı uygular bu baskı yanma ile karışık acı verir sanki liz acı içinde bağırır agatha güler ama agatha nın gülüşü kitaplığın açılmasıyla kesilir piggsy kolunu tutuyordur ağlamaklı bir domuz cığlığı attı ve agatha ya yaklaşarak

- anne acıyor dedi

agatha liz i bırakarak piggy e koştu

- oğlum dedi piggy nin yarasına baktı ardından ekledi

- o kötü casehead canını mı yaktı

liz şaşkın bir şekilde ne olduğunu anlamaya çalıştı agatha bağırdı

- nöbetçiler diye bağırdı birkaç kapşonlu kişi içeri girdi ve ekledi

- bu günahkarı mahsene kapatın

kapşonlu kişiler liz in koluna girerek onu götürdüler yaklaşık beş dakika sonra mahzene ittirip kapıyı kapattılar liz doğruldu

-umarım meriam jack e mesajı iletir

yalaşık bir saat sonra;

kapı acıldı kapşonlular birini daha içeri attı ses oldukça tanıdıktı

- beni birakın sizi işe yaramazlar dedi sharon

- kes sesini günahkar dediler kapşonlulardan biri ardından kapıyı kapattılar

- sharon burada ne işin var dedi liz

- sığınağa dönmeye çalışıyordum ve bu puştlar beni yakalayıp buraya getirdiler dedi sharon

liz odada volta atmaya başladı sharon sadece izliyordu liz in ne planladığını anlamaya çalışıyordu

-liz aklında ne var dedi

liz durdu ve ona baktı

-hiç bir şey sadece meriam ın jack e mesajı verip vermediğini merak ediyorum dedi liz

sharon saşkın bir şekilde

- ne mesajı

***

jack kendine geldiğinde herkes ona bakıyordu başı ağrıyordu yavaşça doğrruldu

- uhg sanki üstümden tır geçmiş gibi dedi

-anlaşılan 500 volt ağır gelmiş ha dedi bay hoffman

jack ağrıdan basını hala kafasını tutyordu

- bayan perkins ve arkadaşınız kayıp öyle değil mi dedi bay hoffman

jack kafasını salladı

- ya marc o nasıl oldu iyi mi dedi jack

marc içeri girdi teni solgundu ve gözleri turuncu ekilde parlıyordu

- nasılsın dostum dedi jack marc a bakıp

- daha iyi olmamıştım dedi marc

ardından jack meriam a baktı

- özür dilerim sana öyle çıkışmamalıydım

-sorun değil dedi mariam

jack bay hoffman a döndü

-onları nereye götürdüler fikriniz var mı bay hoffman

bay hoffman düşündü

- belkide kathedral dedir

- sharon da orada olabilir dedi marc

- bu mümkün dedi meriam

- ne duruyoruz dedi marc

- bay hoffman marc ı susturdu

- plan olmadan nereye gittiğini sanıyorsun sen delikanlı

- sevgilimi kurtarmaya tabii ki dedi marc ve kapıdan çıktı

bay hoffman iç geçirdi

- zamane gençleri ne inatçı dedi

meriam jack e baktı

-jack

- efendim dedi jack ona bakarak

-liz sana şunu iletmemi istedi " gece gökyüzü her zaman parlak görünür" dedi

-bu da ne demek dedi jack

-liz bana bunu söyledi ben de ne demek olduğunu bilmiyorum

jack iç çekti

- neden kendini bilmecelere bu kadar kaptırır ki

-bir ipucu olamaz mı ha dedi elizabeth sen nedersin ha gil

-gece gökyüzü her zaman parlak görünür....dedi bay hoffman düşünceli bir şekilde sonra ekledi

- küçük kuzu annesini aramak için yola çıktı

- siz neyden bahsediyorsunuz bay hoffman dedi jack şaşkınlık ile

-açık değil mi jamesson küçük kuzu annesini istiyor.

-yani.... liz

evet dedi hoffman karşılık vererek

-ama liz in annesini getirmek tehlikeli olmaz mı

kapı bir anda açıldı herkes kapıya baktı bu laura perkins ti

-hiç te bile

herkes laura ya baktı kırklarını ortalarındaydı saçları kısa ve küt kesilmişti

- laura sen buraya nasıl geldin

- ormanı ve kasabanın harabe halini bilen tek kişi sen değilsin dedi laura

-ama laura.... dedi bay hoffman

- aması yok gil şimdi bana söyle kızım nerede

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.