İçeriğe geç

KANLI TARİH

Bölüm 3 · 6 dk okuma

KANLI TARİH

Bölüm 3

BÖLÜM 2 : ÖLÜMÜN KOLLARI

Efnan Güven

Kafamı dersten kaldırdığım sırada Zümra'nın pencereden gökyüzüne izlediğini gördüm,gözleri dolmuştu. Tekrardan onları düşünüyordu bunu hissede biliyordum. Ne zaman onları düşünse böyle gözleri dolardı fakat ağlamazdı çünkü onlar öldükten sonra söz vermişti ağlamayacak'tı. Her ağladığında onu sevindiriyormuş gibi hisseder'di bu yüzden söz vermişti onlara. Mezarlarının üzerinde gözlerinden yaşlar dökülürken vermişti bu sözü. Bunları hatırladıkça benimde gözlerim dolardı fakat Zümra'ya belli etmemeye çalışırdım. Acısına acı katmak istemiyordum ve hiç bir zamanda istememiştim.

Havanın karardığını gördüğümde eve gitme zamanımızın geldiğini anlamıştım.

"Zümra hava karardı hadi kalk gidelim artık,"

Zümra ne kadar derin düşüncelere dalmışsa beni duymuyordu tekrardan seslendim.

"Hu hu! Sana sesleniyorum Zümra beni duymuyormusun?,Bugün ikinci kez oluyor bu nereye daldın öyle?,İyi misin?"

Bu sefer beni duymuş olack ki bakışlarını gökyüzünden çekerek bana döndü.

"Kusura bakma Efnan, Efe yi düşünüyordum hava kararmış evde tek artık eve gitmem gerek,"

"Haklısın Zümra kalkalım artık bende çok yoruldum,"

Eşyalarımızı çantalarımıza koyduktan sonra dışarıya çıkmak için kütüphane'nin kapısına doğru yöneldik.

"Zümra ben senin yanındayım biliyorsun değilmi?" Neden bilmiyorum ama bu soruyu sorma gereği duydum.

"Biliyorum tabii ki Efnan nereden çıktı bu?"

"Pencereden gökyüzünü izlerken gözlerinin dolduğunu gördüm yine onları düşünüyordun değilmi?"

Galiba gözleri'nin dolmuş olduğunu bilmiyor olacak ki şasırmıştı.

"Ne yapayım Efnan,Efe onlardan bana kalan tek şey o gün keşke... keşke onların yerine ben öl..."

Cümlesini tamamlayamadan onu kendime doğru çektim ve sımsıkı bir şekilde sarıldım onu hiç bırakmayacak gibi o kelimeden nefret ediyordum. "ölüm" insanlar bu kelimeyi neden kullanırlardı? Neden ölmek isterlerdi? Hele ki bu kelimeyi kullananlar sevdiği kişilerse, Kim isterdi sevdiği kişi ölsün? Kim isterdi sevdiği kişiyi bir daha görememeyi ?Kim isterdi bir daha onun sesini duyamamayı? Kim isterdi onunla konuşmak yerine toprağı ile konuşmayı? Kim isterdi beraber güzel anlar yaşamak yerine fotoğraflarına bakıp ağlamayı? Ben istemezdim ama olmamıştı ne yapsam başaramamıştım,sevdiklerimi o toprağın altında bırakmıştım...

Belki sevdiklerimi o toprağın altından kurtaramamıştım, belki onların o toprağa girmesine hiç bir şey yapamamıştım ama Zümra... Zümra'yı asla o toprağa sokmayacaktım. Bir kez daha sevdiklerimi kaybetmenin acısı ile yaşayamazdım bu dünya da...

"Teşekkür ederim Efnan iyi ki varsın, sen olmasaydın ne yapardım?"

"Ben her zaman senin yanında olacağım Zümra, her ne olursa olsun,"

"Söz mü?"

Ağlamıştı ilk defa onlar öldükten sonra söz'ünü bozarak ağlamıştı gözlerinden belli oluyordu. Sorusunu çok içten sormuştu nasıl benim ondan başka kimsem yoksa onun da benden başka kimsesi yoktu.

"Söz,Zümra her zaman senin yanında olacağım,"

"Yeter bu kadar duygusallık, hadi eve gitmeden önce dondurma yiyelim hem neşemiz geri gelir,"

"Olur,"

İkimiz her zamanki dondurmacımıza geldik ben limon ve çilek li dondurma seviyordum. Zümra bu zevkimi her seferinde kötülese de ben asla savunmaktan vaz geçmiyordum. Dondurmalarımızı aldıktan sonra eve gitmek için caddenin sonunda ki ara sokaklardan eve gidiyorduk.

"Damak zevkinin çok kötü olduğunu söylemişmiydim?"

Beklediğim soru tam olarak ta gelmişti her seferinde sorardı bu soruyu ve bende her seferinde aynı cevabı verirdim.Bakışlarımı ona çevirerek

"Sen öyle san Zümra hele senin damak zevkine bak çikolata parçacıklı karamel ve vanilya hayatımda böyle kötü damak zevki görmedim,"

Gerçekten de vanilyalı ve çikolata parçacıklı karamelli dondurma seviyordu.

"Hadi ordan benim damak zev..."

Zümra konuşurken bir anda sustu ne olduğunu anlamak için başımı zümra ya doğru çevirdim.

"Ne oldu Zümra sustun,"

Karşımızda bir yere odaklanmış oraya bakıyordu bakışlarım onun gibi karşı tarafa çevirdim.

Gördüğüm şeyle şaşkın kalmıştım. O oradaydı Zümra'yı bekliyordu bakışları Zümra',nın üzerindeydi. Onu almak için gelmişti ,Zümra'yı benden almaya gelmişti, onu benim kollarımdan alıp o toprağın altına atmak için gelmişti. Buna izin vermeyecektim, tekrar olmayacaktı bu sefer başaracaktım Zümra'nın o toprağın altına girmesine izin vermeyecektim.

"Zümra onun burada ne işi var?, Sakin ol yavaşça cadd..."

Cümlemi tamamlayamadan koşmaya başladı fakat caddeye doğru değil , eve doğru koşmaya başladı. Zümra'nın peşine doğru gitmeye başladı oda ara sokaklardan ilerliyordu polise gitmekten başka şansım yoktu. Yoksa Zümra'yı da benden alacaktı Zümra da onlar gibi benim ellerimden kayıp gidecekti.Zümra'ya doğru beni duyması için bağırdım

"Zümra, hızlı ol arkandan geliyor, dikkat et!, ben polise gidiyorum beni yakalayamaz merak etme,"

Okulun koşu takımında olduğum için hızlı koşuyordum beni yakalayamazdı gerçektende polise gitmek için arkamı döndüm, koşmaya başlayacaktım ki arkamda iki kişi belirdi bana bakıyorlardı, beni bekliyor gibiydiler yavaşça üzerime doğru yürümeye başladılar, geri geri adımlamaya başladım o sırada adımlarını daha da hızlandırdılar arkamı dönüp koşmaya başladım az önce Zümra'nın koştuğu ara sokaklardan geçmeye başladım arkama bakatığımda hâlâ peşimdeydiler çok hızlı koşuyorlardı, ara sokaklardan bir sağa , bir sola dönüyordüm nereye gittiğimi bilmiyordum evin yolundan çok fazla sapmıştım öylece koşuyordum bana daha fazla yaklaşmaya başlamışlardı. Yardım istemekten başka şansım yoktu bir kişi bile olsa sesimi duyar ban yardım etmek için gelirdi

"İmdat! Yardım edin,"

Hiç bir taraftan ses gelmemişti caddeden çok uzaklaşmıştım kimse veni duymuyordu fakat umudumu kaybetmedim ve bağırmaya devam ettim

"Kimse yokmu?, imdat!, yardım edin"

O sırada önümde birsi belir di artık adım atamayacak kadar yorulmuştum son gücümle ona doğru koşmaya devam ettim arkama döndüğümde o ikisi yavaş adımlarla üzerime doğru geliyorlardı. Yüzlerinde hiç saklamadıkları bir sırıtma vardı, beni yakalamışlar gibi seviniyorlardı aralarında tam arkamı dönüp koşmaya devam edeceğim sırada omuzuma bir beden değdi arkamda birisi vardı, önümde ki iki çocuk hâlâ üzerime gelmeye devam ediyorlardı yüzlerinde ki pis sırıtma hâlendaha devam ediyordu. O sırada Sıcak bir nefes omuzlarımda yayıldı

"Yakalandın! Minik Ceylan,"

Duyduğum bu ses ile arkama döndüm, tam karşımdaydı ölüm kadar karanlık gözleri ile bana bakıyordu hiç bir şey diyemedim dilim tutuldu adeta. Yakalanmıştım Zümra yerine beni yakalamayı tercih etmişti.

"Şimdi bana Daliam'ın nerede olduğunu söyleyeceksin,"

Sadece gözleri değil seside ölüm gibiydi. Ölüm gibi olan sesi ile konuşmaya başladı.

Sessiz kalmıştım ona Zümra'nın nerede olduğunu söylemeyecektim asla. O sıra da bunu anlamış olacak ki belinden bir silah çıkarttı. ucunda susturucusu olan silahı bana doğru uzattı.

"Konuşmayacakmısın minik Ceylan?, Daliam'ın nerede olduğunu bana söyle yoksa bu senin hayatta olduğun son gün olur,"

Uyarıcı bir ses tonuyla konuşuyordu.konuşmak için dudaklarımı araladım

"Sana asla onun yerini söylemeyeceğim istersen bura da beni öldür ama onu bulamayacaksın,"

Dediklerime sinirlenmiş olması gerekiyordu.

"Siz gidin buradan Daliam'ın nerede olduğunu bulun,"

Arkamda ki çocuklar geri çekilerek Zümra'yı armaya gittiler. Zümra'nın eve kaçmış olmasını dileyerek içimden dualar ettim.

O sırada arkasına dönerek duvara doğru ilerlemeye başladı, duvarın önünde bir çanta duruyordu. Çantayı alacak olduğunu anladığımda arkasınında dönük olmasından yararlanarak üzerine doğru koşmaya başladım. Tek bir tekmede onu yere düşürdüm silahı elinden düşmüştü hızlıca ilerleyip yerde ki silahı elime aldım. Silahı ona doğru yönelttim. Önümde yerde uzanmış bir şekilde bana bakıyordu

"Artık senin için son geldi anlıyormusun beni? Artık Zümra'nın canını yakamayacaksın, artık hiç kimsenin canını yakamayacaksın,"

İşaret parmağımı tetiğe doğru getirdim hiç acımadan sıkacaktım artık bu herif yüzünden ne Zümra'nın ne de bir başkası'nın canı yanmayacaktı.Bir el ateş sesi çıktı o ara sokakta.

Elimde ki silah yere düştü, yavaş yavaş karnımda bir acı oluşmaya başladı bakışlarımı alt tarafa indirdiğimde karnımda bir delik olduğunu gördüm arkama döndüğümde Zümra'yı aramaya giden çocuklardan biri'nin olduğunu gördüm elindeki silahı bana doğru uzatmış bir el ateş etmişti ve o kurşun beni resmen delip geçmişti yere yığıldım, bilincimi yavaş yavaş kaybetmeye başladım. Ölüyordum, sonunda kelimesinden bile korktuğum şeyi yaşıyordum.

Geliyorum kardeşim,artık sesini duyacağım, artık toprağının başın da saatlerce oturup seninle konuşma ya çalışmak yok, artık fotoğraflarına bakıp ağlamak yok, artık hasret yok kardeşim, artık kavuşuyoruz.

Bilincimi kaybettim...

Hepinize tekrar dan merhaba KANLI TARİH kitabımın 2. Bölümü buraya kadardı okuduğunuz için hepinize teşekkür ediyorum.

3.BÖLÜMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE TARİH'İN KANLILARI

İg: emirhan_dnsx

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.