Yüzüme vuran güneş ışğıyla beraber gözlerimi açtım. Bir odadaydım ve bu oda benim odam değildi. O sırada içimi bir korku kapladı, eğer benim odam değilse beni yakalamışmıydı?,beni yakaladıysa nereye götürmüştü?,peki ya Efnan ona ne olmuştu?,polise gitmişmiydi?
Tüm bu sorularıma cevap ararken yattığım yataktan kalktım ve telefonumu aradım fakat telefonum yoktu hiç bir yerde telefonum yoktu. Tam odadan çıkacağım sırada dışarıdan gel ses ile geriye çekildim yatağın yaninda ki şifonyerin üzerinde bir vazo vardı hızlıca vazoyu elime alıp kapının arkasına saklandım. Eğer o beni kaçırıp bu eve, bu odaya getirip hapsettiyse içeri girer girmez bu vazoyu onun kafasına geçirip bu evden kaçacaktım aynı şeyleri tekrardan yaşamak istemiyordum.
Ayak sesleri kapının önünde kesildiğinde odanın önünde olduğunu anlamıştım nefesim git gide sıklaşmaya başlamıştı tam o sıra da kapı iki defa tıklatılmıştı.
"Girebilir Miyim?" Gelen ses ile sıklaşan nefesim rahatlamıştı çünkü bu ses ona ait değildi onun sesi daha kalındı ve resmen ölüm kokuyordu fakat kapının arkasından gelen ses daha ince ve içi ısıtan ses tonundaydı. Kapının arkasından çıkarak vazoyu geri yerine koydum geriye dönüp kapıyı yavaşça araladım. Karşımda olan beden o kadar uzundu ki göz göze gelebilmek için kafamı yukarı kaldırmam gerekti. Siyah gözleri ve onunla aynı renge sahip siyah saçları teni'nin beyazlığı ile bütünleşmiş bütün kızları kendine aşık edecek bir yakışıklılığı vardı. Bedenine baktığımda kol kaslarından spora gittiği anlaşılıyordu. Onu incelediğimi fark etmiş olacak ki konuşmaya başladı.
"Uyanmış olmana sevindim, kıyafetlerini değiştirmek istersen eğ..."
"Kimsiniz?,burası neresi?,ben neredeyim?,Efnan...Efnan nerede?"
Cümleleri nefessiz bir şekilde tek seferde sıraladım. Böyle konuşmam bana Efnan'ı hatırlattığın da yüzümde hafif bir tebessüm oluştu fakat karşımdaki adamı hatırladığım da anda gülüşüm hızla soldu ve ciddi bir ifade takındım.
"Soruları'nın hepsinin cevabını alacaksın,fakat ilk önce üstündekileri değiştir evimde pempe pijamalarla dolaşmak istemezsin,"
Dediklerinden sonra yüzünde hafif bir tebessüm oluştu. Üzerime baktım ve gerçekten üzerimde pembe pijama vardı.
"Bu üzerimdekilerde kimin?, kim giydirdi bunları bana?"
"Çok soru soruyorsun, üstünü değiştir seni alt katta bekliyor olacağız,"
Olacağızmı?, tek değilmiydi? yoksa yoksa beni yakalamışmıydı ve karşımda ki onun adamımıydı?
Nefesim tekrardan sıklaşmaya başlamıştı ona korkuyla baktığımı görmüş olmalıydı ki bana doğru yaklaşmaya başladı.
"Yaklaşma!" Ellerimi kaldırıp bana yaklaşmasını engellemek için önüne koymuştum. Sertçe çıkışmıştım ne olduğunu anlamayan bakışlarla bana bakıyordu.
"Bak ne olduğunu, kimden kaçtığını bilmiyorum ama kaçtığın her kimse o kişi ne benim ne de alt kattakiler,"
Sakin bir şekilde konuşmuştu ona inanıp inanmamın gerip gerekmediğini bilmiyordum çünkü ne olursa olsun onu tanımıyordum ve ilk defa görmüştüm. Yavaş adımlarla odanın içerisine doğru ilerledim.
"Üzerimi değiştirdikten sonra alt kata inerim,"
Neden bilmiyorum ama ona inanmak istemiştim arkasını dönüp merdivenerden inerken ona seslendim.
"Alt kata indiğim anda tüm sorularıma teker teker cevap vereceksin,"
Kendimden emin bir şekilde konuşuyordum.
"Benim evimdesin ve bana emir veriyorsun bunun için fazla cürretkârsın küçük hanım,"
Haklıydı onun evindeydim bu dediğine verecek cevap bulamadım Odadan içeriye girip kapıyı arkamdan kapattım ve üstümdeki pijamaları değiştirmek için yatağın yanındaki şifonyere doğru ilerledim.
Dün giydiğim kıyafetler temiz ve katlı bir şekilde şifonyerin üzerinde duruyordu. Kıyafetlerimi elime aldığımda güzel bir koku geldi burnuma, nergis kokusuydu kıyafetlerim nergis çiçeği gibi kokuyordu annemin en sevdiği çiçekti nergis çiçeği.
Annemi düşündükçe içim sızlıyor, öldüğü an gözlerimin önünde bir bir canlanıyordu, kurtaramamıştım ne annemi, ne babamı nede ablamı hiç birini kurtaramamıştım, hepsi gözlerimin önünde bir bir ölmüşlerdi. Benim yüzümden beni korumak isterken hepsi ölmüştü gözlerim dolmuştu ağlayacaktım fakat ağlamıyordum onlara sözüm vardı bu sözü dün gece bozmuştum fakat bir daha ağlamayacaktım. Tam o sırada aklıma Efe geldi dün evde tek kalmıştı, benim gelmediğimi görünce çok korkmuş olmalıydı alel acele bidr şekilde üstümü değiştirip alt kata indim.
Benim odadan çıkmış olduğumu duymuş olacaklar ki alt katta bir hareketlilik oluştu.
Salonda iki kişi vardı salonu göz ucuyla incelediğim zaman çok büyük olduğunu görmüştüm. Salonun ortasındaki L koltukların önünde bekliyor bana bakıyorlardı. Beni bekliyor olmalıydılar yanlarına doğru ilerlerken onları süzmeye başladım yukarıda karşılaştığımın yanında başka bir çocuk daha vardı benim yaşlarımda kumral saçlı ve mavi gözlüydü boyu ondan daha kısaydı. Onunda bedeni yabancı gibi kalıplıydı.
Onları yeterince inceledikten sonra yanlarına gelmiştim.
"Günaydın prenses rahat uyudunmu?"
Bana gelen bu soru ile afallamıştım kumral saçlı çocuk bana prenses demişti beni tanımıyordu fakat sanki beni uzun zamandır tanıyormuş gibi samimiydi.
"Sorumun cevabını alamayacağım galiba ha?"
Bana yönelttiği bu soru ile düşüncelerimde hızla uzaktaşarak bakışlarımı ona doğru çevirdim.
"Günaydın, Evet rahat uyumuşum," demek ile yetindim.
Bakışlarımı ondan çekerek yanında ki yabancıya çevirdim, bana bakıyordu.
"Sorduğum soruların cevaplarını verecekmisin artık?"
Sert bir şekilde yabancının gözlerinin içine baka baka sormuştum bu soruyu artık öğrenmek istiyordum,dün gece neler olmuştu?,önümde ki yabancılar kimdi?, beni nereye getirmişlerdi?
"Sorduğun soruların cevaplarını tabii ki de alacaksın ama ilk önce karnımızı doyurmamız gerek,"
Bütün bunları tane tane söylemişti benimle dalga geçiyor olmalıydı, bunu ikinci kez sormuştum ve beni ikinci kez geçiştiriyordu, yerinden hareketlerip yürümeye başladığında kahvaltı yapmak için mutfak tarafına doğru gittiğini anlamıştım. Bir anda onu kolundan yakaladım, bunu nasıl yaptığımı kendim bile anlmamıştım. Bakışlarını bana çevirdiğinde kahverengi gözlerim onun siyah gözleri ile kesişti bakışları sertleşmişti bu yaptığıma sinirlenmiş olması gerek ki kolunu tuttuğum elimi bileklerimden tutarak kolundan çekti.
"Benim evimdesin ve bugün bana yaptığın ikinci yükselme hareketlerine dikkat et!"
Uyarıcı ve sert bir ses tonuyla konuşmuştu bu yaptığım hareket onu sinirlendirmişti.
"Sende, sana sorduğum sorulara cevap ver o zaman,"
Kendimden emin bir şekilde konuşuyordum o ne kadar sert konuşuyorsa ben daha da sertleşiyordum.
"Sizin kavganızı çekemeyeceğim ben gidiyorum yoksa bu gidişle okula geç kalacağım,"
Duduğum ses ile arkama döndüm merdivenin yanındaki tırabzanlara yaslanan bir kız vardı boyu uzundu saçları ve gözleri arkamda bulunan çocuk ile aynı renkteydi ikiz gibiydiler resmen kısa bir süre daha kızı inceledikten sonra bakışlarımı tekrardan geri çevirdim.
"Bekle twin ben seni okula götürürüm, dışarıda işim var zaten,"
Twin mi demiş ti o? Demek ki haklıydım ikizlerdi.
"Tamam, acele et Tugay geç kalmak istemiyorum,"
İkizlerden olanın adı Tugay dı demek ismini beğenmiştim.
"Emredersiniz efendim önden buyurun lütfen,"
Tugay tek kolunu kapıya doğru çevirdiği sırada ikizlerden kız olan önde Tugay ise arkasından kapıya doğru yöneldi kapını yanına geldikleri sırada kız arkasını döndü ve bana doğru yürümeye başladı, dibime kadar geldiğinde durdu birbirimizin gözlerinin içine bakıyorduk bana bir şey söylemek ister gibiydi dudaklarını aralayıp konuşmaya başladı.
"Tanışamadık, ben Tuana...Tuana Karasu tanıştığımıza memnun oldum,"
Sevecen bir ifade vardı yüzünde ona karşılık vermek için dudaklarımı araladım.
"Zümra...Zümra D...."
"Zümra Demir,"
ismimi duymanın şaşkınlıği ile arkama döndüm yabancı ismimi söylemişti ismimi nereden biliyordu?
"İsmimi nereden biliyorsun sen?"
Sorduğum soru ile dudaklarında bir tebessüm oluştu sessiz kalmıştı hiç bir şey söylemiyordu.
"Sana söylüyorum, ismimi nereden biliyorsun!?"
Sesim öncekine göre daha sert ve gür çıkmıştı.
"Sakin ol ve şu koltuğa otur sorduğun soruların cevabını alacaksın ama ilk önce sakinleşmen gerek,"
Sakin değildim dün gece neler olduğunu hatırlamıyordum, sabah başka birinin evinde, odasında uyanıyordum ve şu anda benim ismimi söylüyordu demekki beni tanıyordu yavaşça koltuğa oturdum.
Bana her şeyi, ne olduğunu, burasının neresinin olduğunu anlatmasını bekliyordum, dikkatle onu izliyordum yavaş adımlarla önümdeki tekli koltuğa oturdu gözlerini ikizlere çevirdiğinde bir baş işareti ile dışarı çıkmalarını işaret etti. Bunu görmüş olacaklarki ikisi birden tekrardan kapıya yönelip dışarıya çıktılar. Bakışlarımı tekrardan önüme çevirdim, bana bakıyordu, beni izliyordu bir kaç dakika boyunca bir birimizin gözlerinin içine bakarak kaldık bunu fark ettiğimde gözlerimi gözlerinden kaçırarak salonda gezdirdim.
"Eee!, artık anlatacakmısın ne olduğunu?"
Sorduğum bu soru ile sessizliği bozmuştum bir anda ayaklanarak mutfağa doğru ilerledi kahve makinesinin yanıda durdu üst raftan beyaz bur kupa çıkardı kahve makinesindeki önceden hazırlamış olduğu kahveyi kupasına dolduruyordu
"Sende istermisin? İyi gelir hem,"
"Hayır, istemiyorum,"
Kahveyi kupasına doldurduktan sonra tekli koltuğa geri döndü sanki her adımını beni sinir etmek için yavaşça yapıyordu koltuğa oturduktan sonra konuşmaya başladı.
"Artık sonu gelemeyen sorularına cevap verme vakti geldi, ilk olarak ben Yavuz...Yavuz Karasu, Tuana ve Tugay benim kardeşim,"
Üç'ü kardeşti fakat Yavuz ikisiyle hiç benzemiyordu
"Şu an benim evimdesin ama korkamana gerek yok caddeye beş dakikalık mesafe var, Efnan'ı sordun bana fakat Efnan'ın kim olduğunu bilmiyorum seni bulduğumda tek başınaydın,yanında hiç kimse yoktu,"
Dün geceyi hatırladığım sırada nefesim sıkışmaya başladı Efnan bana yardım etmek için polise gidecekti. Beni aramış olması gerekiyordu şimdiye kadar kim bilir ne kadar merak etmişti. Yavuz mutfağa gidip su getirdi
"Sakin ol, şu suyu iç kendine gel,"
Bana uzattığı bardağı elinden alarak tek dikişte içtim.
"T...telefonum nerede?"
"Bilmiyorum seni bulduğumda yanına sadece çanta vardı,"
Çantamı kapının yanında ki dolaptan alarak bana getirdi çantayı aldığım gibi telefonumu aradım fakat telefonum çantada yoktu Yavuza dönerek
"Telefonum çantamda değil başka bir yerde olmadığından eminmisin?"
"Bilmiyorum, galiba seni bulduğum yerde düşürmüş olmalısın,"
"Beni nerede bulduysan oraya götür,"
"Tamam, hazırlan çıkarız şimdi,"
Hızlıca hazırlanıp evden çıktık dediği gibi evleri caddenin sonundaydı kısa mesafe olduğu için hızlıca gelmiştik.Ara sokaklarda ilerlemeye başladığımız da iki duvarın arasında boşluk olan bir yerde durduk.
"Seni bulduğumda buradaydın, buraya saklanmıştın, neden saklanmıştın buraya peşinde birilerimi var?"
Sorduğu bu soru ile dün gece olanlar aklımda bir bir canlanmaya başladı peşimden geldiği , beni yakalamaya çalıştığı anlar hepsi birer birer canlandı bir anda başım dönmeye başladı dengemi kaybedip düşüçeğım sırada Yavuz beni yakalamıştı.
"İyi misin?, dikkat et!"
Beni tuttuğu kollarının arasından hızla ayağa kalkıp kendimi toparladım.
"İyiyim başım döndü bir anlığına,"
Kendimi toparladığımda beraber telefonumu ve ilaç kutumu aramaya başladık ara sokaklarda uzun bi süre aradıktan sonra son olarak ayağımın taşa takıldığı sokağa doğru ilerlemeye başladık son olarak orası kalmıştı.
"Beni nasıl buldun?"
Sorduğum soruyla bakışlarını bana çevirdi.
"Dün gece eve gitmek için bu ara sokaklardan geçiyordum şans eseri senin yardım çığlıklarını duydum, bir şeyler olduğunu anlamıştım koşarak seni aramaya başladım, sonunda seni bulduğumda iki duvarın arasınsa yere oturmuş öylece duruyordun,"
Bu söyledikleri ve önümdeki gördüklerim ile donakalmıştım ben yardım çığlığı atmamıştım, kimseden yardım istememiştim, koşmuştum hiç durmadan nefesim kesilmesine rağmen durmamıştım beni bulamaması için sesimi bile çıkarmamıştım fakat duyduğum cümle ve gördüklerimle şu anda donakalmıştım.
"Ben yardım çığlığı atmadım!"
Sessiz bir şekilde söylemiştim fakat bunu duymuş olacak ki bana doğru döndü.
"Ne! Ne demek ben yardım çığlığı atmadım eğer sen bağırıp yardım istmediysen kim istedi?"
Sesi sert çıkmıştı benden bir cevap bekliyordu tekrardan konuşmaya başladı.
"Sana söylüyorum Zümra sen bağırıp yardım istemediysen o yardım çığlığını kim attı?"
Sesi öncekine göre daha sert ve gür çıkmıştı bakışlarım önümden ayırmadan dudaklarımdan tek bir isim döküldü
"Efnan..."
Hepinize tekrar dan merhaba KANLI TARİH kitabımın 1. Bölümü buraya kadardı 2. Bölüm yakın bir zamanda gelecektir okuduğunuž için hepinize teşekkür ediyorum.
2. Bölümde görüşmek üzere Tarih'in Kanlıları