Kerim ve Bekir, nihayet planlarını uygulamaya koyduklarında, şehirde büyük bir çatışma başladı. Sefa'nın adamlarıyla hainler arasında amansız bir mücadele yaşandı. Sokaklar, silah sesleriyle inledi, kan döküldü.
Kerim, hain planını uygulamaya başladığında, Yavuz hemen harekete geçti. "Adamlarımızı toplayın," diye emretti. "Kerim ve Bekir'i durdurmamız gerek."
Çatışma başladı. Şehrin dar sokaklarında, iki tarafın adamları karşı karşıya geldi. Silah sesleri ve çığlıklar arasında, Sefa'nın adamları hainlerle kıyasıya savaşıyordu. Yavuz, Kerim'in peşine düştü. Onu izlerken, bir an için geçmişteki dostlukları aklına geldi, ama bu düşünceyi hemen kafasından attı. "Bu iş burada bitecek," diye düşündü.
Kerim ve Bekir, sığındıkları bir depoda planlarının son adımlarını uygulamaya çalışıyorlardı. Ancak Yavuz, adamlarıyla birlikte onları kuşattı.
"Kerim, Bekir! Çıkın dışarı!" diye haykırdı Yavuz. "Burası sizin sonunuz olacak."
Kerim, elinde silahıyla Yavuz'a baktı. "Yavuz, burada bizimle işin ne?" diye sordu. "Biz sadece kendimize ait olanı alıyoruz."
Yavuz, öfkeyle cevap verdi. "Sadakat ve onur sizin için ne ifade ediyor? Sefa Bey'e ihanet ettiniz. Bunun bedelini ödeyeceksiniz."
Bekir, panik içinde kaçmaya çalıştı, ancak Yavuz'un adamları tarafından yakalandı. Kerim, son bir direnişle savaşmaya çalıştı, ama Yavuz tarafından etkisiz hale getirildi.
Çatışma sona erdiğinde, Kerim ve Bekir'in ihaneti ortaya çıkmıştı. Onlar, Sefa ve adamlarının ellerinde hak ettikleri cezayı buldular.