İçeriğe geç

KANLİ SKALPEL

Bölüm 4 · 2 dk okuma

KANLİ SKALPEL

Bölüm 4

Kahpelik

Saat: 03:07 – Yoğun Bakım Kadir’in kalp ritmi yavaşça normale döndü. Göz kapakları titredi. Bir an için... duvarların arasına karışmış bir ses geldi kulağına: > “Dayan... hadi Kadir... Lütfen, bir daha adını söyletme bana.” Fadime’nin sesiydi bu. Ama etraf bulanıktı. Hafıza flu… Karanlığın içinde bir ışık arıyor gibiydi. > “...Fadime mi?” “Yok lan… ben ne diyorum?” --- Sabah 07:23 – Hastane Koridoru Kübra ellerinde kahveyle odalara doğru ilerledi. Yusuf’un odasına uğradı önce. Durumu sabitti ama bilinci hâlâ kapalıydı. Kübra onun başucuna oturdu. > “Senin inadına güveniyorum. Ama neye bulaştın Yusuf? Bu kadar ateş... boşuna yakmaz insanı.” Cebinden Yusuf’un küçük not defterini çıkardı. Birkaç sayfa karalanmış, kenarlarda isimler vardı: “Taner – Kadir – Bekir – ‘Terminal 7’ – 03.45 geçiş” > “Ne bu şimdi?” “Senin karanlık tarafınla tanışmaya hazır mıyım bilmiyorum ama... Kendini bana anlatmadığın sürece ben öğrenirim artık.” --- 08:02 – Kadir’in Odası Fadime içeri girdiğinde Kadir gözlerini kısık şekilde açmıştı. Zor nefes alıyor, bakışları yorgundu. > “Yine mi sen…” “Ben seni rüyamda duydum.” Fadime gözlerini kaçırdı: > “Şu an saçmalaman normal. Kurşun göğsünün üç santim yanından geçti. Kalbine değil ama egona zarar vermiş olabilir.” Kadir yutkundu, gülümsedi hafifçe: > “Senin ellerin… çok sertti. Ama sıcak da. O gece dokundun bana… değil mi?” Fadime birkaç saniye sustu. Sonra başını kaldırdı: > “O gece seni hayata geri çektim. Ama sakın bunun anlamını başka yere çekme Kadir. Ben senin hayatını değil, sadece kalp ritmini kurtardım.” Kadir güldü, öksürdü. Sonra bir anda ciddileşti: > “Fadime… Taner’i buraya alma. O güvenilmez biri.” Fadime durdu: > “Neden?” > “Sadece dinle. Eğer o buraya gelirse... bir sonraki mermi senin olur.” --- Aynı an – Terminal 7 Taner siyah bir minibüsün içindeydi. Telefonla konuşuyordu. > “Kadir henüz tamamen ayık değil ama ağzı bozulmadan iş bitmeli. Kızlardan biri kurcalıyormuş. Doktor olan. Karakuş’un emmi kızı... Kübra mı ne.” > “Eğer kız çözerse geçmişi… Sadece Yusuf’la uğraşmayız. O zaman hepimiz uçarız.” --- 11:30 – Hastane Kütüphanesi Kübra yalnızdı. Yusuf’un notları, isimler, bir harita... Bir de 3 yıl önceki bir adli vaka: "Bekir Altan – Kaçırılan Silah Sevkiyatı – Şüpheli: Yusuf A." > “Yusuf... sen silah kaçakçılığına mı bulaştın? Ya da daha fenası… seni bu işe zorladılar mı?” Tam o sırada telefonuna gelen bir mesaj: “Durma Kübra. Sakın araştırma. Yoksa sonun Yusuf’tan beter olur.” Kübra mesajı okudu, derin bir nefes aldı. > “Demek öyle… O zaman şimdi daha çok araştıracağım.” --- Fadime odaya geri döndüğünde, Kadir onu uzun uzun izledi. > “Bir doktor olarak konuşmuyorum şu an. Sadece bir kadın olarak soruyorum. Sana bir şey olsaydı… niye içimde bir şey kırılacaktı, Kadir?” Kadir hafif doğruldu, yüzüne yine o yamuk gülümsemesi yerleşti: > “Belki de... ben o kırığın ta kendisiyimdir. Yani... beni ne kadar iyileştirirsen, o kadar canın yanacak.” Fadime ona uzun süre baktı, sonra sessizce odadan çıktı. Arkasından sadece bir cümle bıraktı: > “O zaman... hazır ol. Ben kırıkları onarmayı iyi bilirim.”

Bölüm sonu

10 yorum