Saat: 03:07 – Yoğun Bakım Kadir’in kalp ritmi yavaşça normale döndü. Göz kapakları titredi. Bir an için... duvarların arasına karışmış bir ses geldi kulağına: > “Dayan... hadi Kadir... Lütfen, bir daha adını söyletme bana.” Fadime’nin sesiydi bu. Ama etraf bulanıktı. Hafıza flu… Karanlığın içinde bir ışık arıyor gibiydi. > “...Fadime mi?” “Yok lan… ben ne diyorum?” --- Sabah 07:23 – Hastane Koridoru Kübra ellerinde kahveyle odalara doğru ilerledi. Yusuf’un odasına uğradı önce. Durumu sabitti ama bilinci hâlâ kapalıydı. Kübra onun başucuna oturdu. > “Senin inadına güveniyorum. Ama neye bulaştın Yusuf? Bu kadar ateş... boşuna yakmaz insanı.” Cebinden Yusuf’un küçük not defterini çıkardı. Birkaç sayfa karalanmış, kenarlarda isimler vardı: “Taner – Kadir – Bekir – ‘Terminal 7’ – 03.45 geçiş” > “Ne bu şimdi?” “Senin karanlık tarafınla tanışmaya hazır mıyım bilmiyorum ama... Kendini bana anlatmadığın sürece ben öğrenirim artık.” --- 08:02 – Kadir’in Odası Fadime içeri girdiğinde Kadir gözlerini kısık şekilde açmıştı. Zor nefes alıyor, bakışları yorgundu. > “Yine mi sen…” “Ben seni rüyamda duydum.” Fadime gözlerini kaçırdı: > “Şu an saçmalaman normal. Kurşun göğsünün üç santim yanından geçti. Kalbine değil ama egona zarar vermiş olabilir.” Kadir yutkundu, gülümsedi hafifçe: > “Senin ellerin… çok sertti. Ama sıcak da. O gece dokundun bana… değil mi?” Fadime birkaç saniye sustu. Sonra başını kaldırdı: > “O gece seni hayata geri çektim. Ama sakın bunun anlamını başka yere çekme Kadir. Ben senin hayatını değil, sadece kalp ritmini kurtardım.” Kadir güldü, öksürdü. Sonra bir anda ciddileşti: > “Fadime… Taner’i buraya alma. O güvenilmez biri.” Fadime durdu: > “Neden?” > “Sadece dinle. Eğer o buraya gelirse... bir sonraki mermi senin olur.” --- Aynı an – Terminal 7 Taner siyah bir minibüsün içindeydi. Telefonla konuşuyordu. > “Kadir henüz tamamen ayık değil ama ağzı bozulmadan iş bitmeli. Kızlardan biri kurcalıyormuş. Doktor olan. Karakuş’un emmi kızı... Kübra mı ne.” > “Eğer kız çözerse geçmişi… Sadece Yusuf’la uğraşmayız. O zaman hepimiz uçarız.” --- 11:30 – Hastane Kütüphanesi Kübra yalnızdı. Yusuf’un notları, isimler, bir harita... Bir de 3 yıl önceki bir adli vaka: "Bekir Altan – Kaçırılan Silah Sevkiyatı – Şüpheli: Yusuf A." > “Yusuf... sen silah kaçakçılığına mı bulaştın? Ya da daha fenası… seni bu işe zorladılar mı?” Tam o sırada telefonuna gelen bir mesaj: “Durma Kübra. Sakın araştırma. Yoksa sonun Yusuf’tan beter olur.” Kübra mesajı okudu, derin bir nefes aldı. > “Demek öyle… O zaman şimdi daha çok araştıracağım.” --- Fadime odaya geri döndüğünde, Kadir onu uzun uzun izledi. > “Bir doktor olarak konuşmuyorum şu an. Sadece bir kadın olarak soruyorum. Sana bir şey olsaydı… niye içimde bir şey kırılacaktı, Kadir?” Kadir hafif doğruldu, yüzüne yine o yamuk gülümsemesi yerleşti: > “Belki de... ben o kırığın ta kendisiyimdir. Yani... beni ne kadar iyileştirirsen, o kadar canın yanacak.” Fadime ona uzun süre baktı, sonra sessizce odadan çıktı. Arkasından sadece bir cümle bıraktı: > “O zaman... hazır ol. Ben kırıkları onarmayı iyi bilirim.”
Bölüm 4
Kahpelik
Bölüm sonu
10 yorum
Valla kırıkları cidden iyi onarırım ama bu kişinin kırıklarna bağlı
Jsksjdkskdkw böyle diyerek bok durdurular seni hsakdksoke
Kaçakcıııı HAJSJAISJWOSKWK
Kaçakcıııı HAJSJAISJWOSKWK
Yani yusuf'la kadirin yapamadıgın kübra yapar
Ne NE OMG ne dmeek sonraki hedep ben olurım mermi ben ay noluyo
Yani dokunduysam nolmuş kine
Zekisin tabi ögrenirsinde BEKİR Mİ????
Valla iki salak neye bulaştılar acaba
Ay kadir sende abayı yaktın haberin olsun yani