Saat: 13:07 Yoğun Bakım – Yusuf Akkaya'nın Odası Monitör bir anda tiz bir sinyal verdi. Nabız düşüyordu. Kübra hemen koştu. Hemşirelere bağırdı: > “Adrenalin hazırlayın! Hemen!” Odanın içi panik içinde hareketlendi. Yusuf’un vücudu titriyordu. Solunum düzensiz. Monitördeki çizgi aniden düzleşti. NABIZ SIFIR. Kübra, eldivenlerini taktı, göğüse bastı: > “Bir… iki… üç… hadi Akkaya… hadi lan…” Bir hemşire göz göze geldi: > “Gidiyor…” > “Gitmeyecek!” Kübra bakışlarını sabitledi, bastırmaya devam etti. Dakikalar gibi geçen saniyeler içinde içeri Fadime girdi. Durumu gördü, hemen destek verdi: > “Kübra! Defibrilatör!” > “Hazır!” Elektroşok verildi. Birinci… İkinci… Üçüncü… Çizgi zıpladı. Monitördeki ritim geri geldi. > “Nabız geri döndü! Ama çok zayıf…” Fadime yavaşça geri çekildi. Kübra olduğu yere çöktü, elleri hâlâ titriyordu. > “Bu adam kolay gitmeyecek. İçinde hâlâ bir savaş var.” --- Aynı Saat – Hastane Bahçesi Kadir çakmağını yakıyor, ama sigara ağzında sönük. Elindeki telefonu sıktı. Arka planda sessizce bir adam belirdi. Taner. Kadir’in sağ kolu. > “Abi, içeriden haber geldi. Yusuf kritik durumda. Doktorlar hâlâ müdahale ediyor.” Kadir gözünü kıstı. > “Onu yaşatamazlarsa… biri mezara benle birlikte gider.” Taner yutkundu. > “Fadime Hanım ameliyattaydı abi. Kübra da. Adamları gözümle gördüm. Harbi doktorlar.” Kadir bir an sustu. Fadime'nin gözleri geldi aklına. Soğuk, net, ama içten içe başka bir şey taşıyan o bakışlar. > “Eğer Yusuf onların elindeyse… yaşıyor demektir.” --- Yoğun Bakım Kapısı Önü – 14:42 Kübra kapının önünde oturmuş, başını ellerine almıştı. Yorgundu ama toparlanmak zorundaydı. Tam o sırada Yusuf’un monitörü tekrar alarm verdi. Ama bu kez bir nöbet. Şiddetli titreme. Solunum maskesi yetersiz kalıyordu. Fadime hemen sedyeye atladı: > “Boğuluyor! Kübra, trakeostomiye hazır ol!” Kübra kendine geldi, hızlıca aletleri topladı. İkili neredeyse kelimesiz anlaşarak Yusuf’u yeniden hayata çekti. --- 15:36 – Dış Bahçe Kadir yine aynı yerdeydi. Bu kez Fadime geldi yanına. Üzerinde beyaz önlüğü, yüzünde yorgunluk ama hâlâ dimdik bir duruş. > “Yusuf’un durumu kritik. Ama elimizden geleni yapıyoruz.” Kadir yavaşça başını çevirdi. > “Sen bana karşı oynayan biri misin?” Fadime dudak büktü. > “Ben oyuna değil, hayata karşıyım. Ve bu hastane benim savaş alanım. Burada kuralları ben koyarım.” Kadir başını eğdi, hafifçe gülümsedi. > “İlginçsin.” > “İlgini istemiyorum. Yalnızca dikkatini ver. Çünkü kardeşin ölürse... karşında beni bulursun.” Fadime gözlerini çekmeden uzaklaştı. Kadir orada kaldı. İlk defa… içinden bir cümle geçti: > “Bu kadın, kalbime değil… vicdanıma dokundu.” --- 17:00 – Yusuf’un Odası Gözler yavaş yavaş açılıyor. Kübra monitöre bakarken bunu fark etti. > “Yusuf? Duyuyor musun beni?” Yusuf gözlerini açtı ama konuşamıyordu. Bakışları Kübra’ya takıldı. Sorgulayıcı, karanlık ama boğuk bir minnetle. Kübra gülümsedi. > “Kolay olmayacak. Ama hayattasın. Ve bu defa… kimseden kaçamazsın Akkaya.” ---
Bölüm 2
Nabız 0
Bölüm sonu
9 yorum
Kim kimden kaçıyo aa
Öylede dokunurum insanın içine
Bakışarak da anlışırz bizz
Amk doktor dili ne zor aaa bide bunları merak edip bakıyom HAKDJAPDKWPKE
Amk doktor dili ne zor aaa bide bunları merak edip bakıyom HAKDJAPDKWPKE
Ne sandın yarram tabi harbi doktoruz
Niye öyle dedin kine kadir bey ne meraklısın öldürmeye
Nasıl da savaşıyo aga ölmesin diye
Aha gidiyo oglan