İçeriğe geç

KANLI SİS

Bölüm 32 · 9 dk okuma

KANLI SİS

Bölüm 32

"Onu tanıyorum."

Elena Robinson'un ağzından

Yorgunluktan her yerim ağrıyordu. Eskisi gibi saatlerdir uyuyamıyordum artık. Hep görevde oluyordum, hep cinayetler ile ilgileniyordum.

Darian hep izne ayrılıyordu ve bu durum artık çok can sıkıcı olmaya başlamıştı. Onun işleride başka komiserlere kalıyordu, anca işleri zorlaştırmaktan başka işi yoktu. Bir ruh gibi davranıyordu, sigara içmeye başlamıştı. İstifa edeceğini söylemişti, bilmiyorum eder miydi.

Yatağımdan doğruldum. Artık kendime ait bir evim vardı, kirada kalıyordum ama en azından kalıcak bir yerim vardı. Bu imkanları da bana Jack sağlamıştı.

Üstümdeki geceliklerimi çıkartmak için dolabıma doğru ilerledim. Saat sabahın çok erken saatleriydi, güneş bile daha doğmamıştı. Bu saatlerde uyanmaya alışıktım, artık benim uyku düzenim diye bir şey yoktu.

Teşkilatın günler hatta haftalarca öğrendiği bilgileri ben daha dün sabah öğrenmiştim. İşinde çok usta olan ve adı çok ünlü olan Jack Smith katile yardım etmiş ve o gün kimliğini katil ile iş birliği yaparak açıklamıştı. Bunları duyunca herkes kadar bende çok şaşırmıştım. Tabii dün olan cinayetler ve örgüt meseleleri de beni fazlasıyla yormuştu.

Siyah bir pantolon ve siyah bir tişört çıkarıp yatağın üzerine bıraktım. Duş almak için banyoya ilerledim, kafamı toparlamaya ihtiyacım vardı. Bugün teşkilatta çok işim vardı, dün sabah Jack Smith'i yakalayıp sorguya çekebiliriz diye düşünerek bugün için çok heyecanlıydım lakin Gecelerin Kraliçesi sağ olsun bütün hayallerimi altüst etmişti. Dün akşama yaklaşırken polislerin önünde Jack Smith'i öldürmüştü. Olay yerinde ben yoktum çünkü Darian sinir küpü olmuştu ve Jack ile ben buna izin veremezdik.

Dün, Gecelerin Kraliçesi gerçek adını açıklamıştı. Adı Victoria Black'ti. Bugün, kolye ile bir alakası olup olmadığını araştıran iş arkadaşlarım ile birlikte çalışacaktım ama ondan önce, Chris ile beraber başka bir cinayet için adını hiç duymadığım bir eğlence merkezine gidecektik.Bu bölüme geleceğimden dolayı değidi ki polislik için özel dersler almıştım. Eskiden beni kan tutardı sırf DEJA sözümüzü yerine getireceğimizi bildiğim için yıllarca tedavi almıştım, annem tedavi olmamı istiyordu ama bunu sırf polislikk için yaptığımı biliyor olacak ki tedavi görmemi istememişti. Ben ise sözümüzü yerine getireceğimizi bildiğimiz için asla pes etmemiştim ve bu hastalığımı da yenmiştim. Sonunda ise polis olmuştum ama ne yazık ki bu mesleği yapmakta ki tek sebebim canım biricik arkadaşım Adela Night, lanet bir seri katil yüzünden kurban gitmişti. Ne yalan söyleyeyim ki bu mesleği sırf intikam için yapıyordum.

Duşun hemen ardından kıyafetlerimi giyip, eşyalarımı aldım. Chris, beni apartmanın aşağısında arabasıyla bekliyordu. Her sabah beraber ofise gidiyorduk.

***

Birkaç saat içerisinde ofise gelmiştik. Chris ilk öncelikle eğlence merkezinde gerçekleşen cinayete gidecekti. Gelmek istemiştim fakat o, benim gelmemi istemedi. O gelinceye kadar dinlenmemi ve istersem dosyalar ile ilgilenebileceğimi söylemişti. Dün olan olaylardan sonra bir süre uyuyamamıştım, o zamanı da Chris ile mesajlaşarak atlatmıştım. Arkadaşımı öldüren bir katilin tam karşımda durması garip hissettirmişti. Darian nasıl sevdiği kadını öldüren bir seri katile aşık olmuştu hiç bilmiyordum bilmekte istemiyordum.

Darian da artık Jack ve ben gibi katilden nefret etse de eskiden ona olan aşkına anlam veremiyordum. Ona hala içten içe kızıyordum, Adela kızar mıydı? Hiç sanmıyordum, onun pamuk gibi bir kalbi vardı. Onunla çok küçükken, yolda yürüyorken sırf papatyanın üstüne bastığı için günlerce ağladığını hatırlıyordum. Papatyalar ile taç yapardık, tek yapmayan o olurdu. Ona da Darian yapıp verirdi ama hiç kabul etmezdi. "Papatyalar bana küsmesin." derdi. Hep düşünüyorum, bu cümleyi kurduysa acaba Darian'ın onu öldüren bir katili sevmesine üzülür müydü?

Düşüncelerimden kurtulmak için gözlerimi sımsıkı kapatıp açtım, saçlarımı geriye atıp derin bir nefes alıp verdim. Adela ile yaptığımız bir metotdu bu. Sınavlarımızdan önce gözlerimizi sımsıkı kapatır, saçlarımızı geriye atar ve derin bir nefes alıp verirdik. Tanrım... Onu gerçekten çok özlemiştim... Her şey onu anımsatıyordu. Her olay, her eşya, her hareket, her şey. Muhtemelen ömrüm boyunca Adela'nın ölü bedenini unutamayacaktım. O gün, onun evine gittiğimizde, görüntüleri gördüğümde ağlamaktan ve kırılmaktan başka bir şey yapmamıştım ama şu zamanlar hep onun ceseti gözlerimin önüne geliyordu. Düşünmediğim zamanlarda bile bir anda gözlerimin önüne geliyordu. Birkaç gün önce geceleri sanki onun cansız bedeni yanında yatıyormuş gibi hissettiğim ve onunla ilgili bir çok kâbus gördüğüm için Chris birkaç gün benimle kalmıştı.

Daha erken saatlerdeydik. Ofise gidip diğer meslektaşlarımın ne yaptığına bakıp yardım edecektim. Bugünün güzel bir gün olmasını diliyordum.

Ofise girdiğimde sensörlü kapının sesi yüzünden herkesin bakışları birkaç saniyeliğine bana döndü. Gözüme ilk çarpan kişi Aida'ydı. Onunda bakışları bendeydi hatta bana doğru ilerliyordu. Yanıma geldiğinde konuşmaya yeltenecektim ki o benden hızlı davrandı; "Gelişme var mı?" Dedi ifadesiz mimikleri olsada gözlerinden merak fışkırıyordu.

Kafamı sallayarak olmadığını belirttim. "Bende tam olarak sana aynı soruyu soracaktım. Gelişme var mı?"

Kafasını iki kez sallarken konuştu; "Jack'e sormuştum ama o da Victoria Black hakkında bir gelişme olmadığını söyledi. Henüz gün yüzüne çıkan bir cinayetini bulamadık. Muhtemelen yine ormanlık kesimlerde yaptı. Araştırmalar artık çoğunlukla ormanlarda yapılıyor. Bu iyi mi kötü mü bilmiyorum."

Herkes Victoria Black'in, cinayetlerini belli bir sebepten yaptığını düşünüyordu ama ben buna katılmıyordum. Adela'yı belli bir sebepten öldürmüş olamazdı, olmamalıydı. Arkadaşımı tanıyordum ve asla yanlış bir şey yapamayacağını da biliyordum. Darian, Victoria ile konuşmuş olabilir miydi? Jack Smith'in öldüğü gün Victoria, yere düşürdüğü Darian'ın kulağına eğilerek ne söylemişti? Bunu Darian'a soracaktım ve unutmuştum! Kahretsin! Bir anda yerdeki bakışlarımı hızla kaldırarak ilk Aida'ya sonra ise ofisteki insanlara kaldırıp gezdirdim. Aradım, taradım ama Darian hiçbir yerde yoktu. "O nerede?!" Diyerek çıkıştım. Sessizliğe gömülmüş ofis, bağırmamdan olacak ki bakışlarını bana çıkardılar.

"Kimden bahsediyorsun?" Dedi Aida, sakin bir tavırla.

"Darian!" Dedim ve bir yandan da hâlâ ofisteki insanları tarıyordum. "O nerede?! Darian nerede, Aida?!"

Kolumdan tutarak beni ofisin dışına ilerletmeye başladı. Bende ona ayak uydurarak arkamı ofisteki insanlara dönerek kapıdan çıktım. Aida olduğu yerde durdu ve beni kendine çevirdi. "Neden sordun bunu? Ne oldu?"

Telaşla cevapladım, sanki bu bilgiyi ilk ben öğrenmeliydim. Darian'ı tehtit etmiş olabileceği düşüncesi beynimi çerçevelemişti. "Smith'in öldüğü gün Victoria, Darian'ı yere düşürdü ve kulağına bir şeyler söyledi. Ne dediğini bilmemiz gerekiyor. İpucu vermiş olabilir."

Aida, gözlerini devirerek belindeki ellerinden birini alnına koydu. "Sanmıyorum, Victoria ipucu verecek olsaydı bunu cinayetler yoluyla yapardı. Boşu boşuna telaşlanma." Alnındaki elini tekrar beline koyarak bana baktı.

"Darian'ı görmem gerek."

Kafası ile onayladı ve Darian'ın odasını işaret etti. "Darian, odasında. Jack de biraz sonra gelir, bana öyle söylemişti."

"Sonra görüşürüz." Dedim ve normal adımlarla Darian'ın odasına doğru ilerledim.

Chris, hemen geleceğini söylemişti. Ne kadar taciz ve tecavüz olayları azalsa da terör olayları gün geçtikçe artıyordu ve önüne geçilmesi en zor vakalardan biriydi. Bugün bununla ilgili bir çok dosya gelmişti. Chris ile beraber bu dosyalara bakacaktık, bugün. Tabii o geldiğinde.

Kapıyı çalmadan içeriye daldığımda Darian, ani gelen sesle iki kolunu büküp masaya koyduğu kafasını hızla kaldırdı. Başı dönmüş olmalı ki gözlerini bir süre yumdu.

"Merhaba!" Diyerek her zamanki gibi sessizliği bozdum. "Başının belası geldi! Az sonra da Jack belası gelecek."

Sahte bir gülümsemeyle dik bir şekilde oturdu, gözleri hâlâ kapalıydı. "Hoş geldin Cheddar Peyniri." Dedi Darian ve buna kahkaha attım. Kapıyı arkamdan örtüp masasının önündeki koltuklardan birine oturdum.

"Jack'in sözlerini çalman çok kırıcı Darian."dedim gülerek.

Gülmeme karşılık verdi ve gözlerini birçok kez kırparak açtı. "Galiba biraz uyumuşum."

"Öyle olmuş." Dedim gülmemi bozmuyordum. "Birazcık kış uykusuna benzemiş." Dağınık olan dosyalara baktım.

Kafasını salladı. Kafasını sallamasıyla içeriye atom bombası bir gürültüyle Jack geldi. "Selam millet!"

Gözlerimi devirerek karşılık verdim. "Niye geldin çöp torbası."

"E en son kemik torbasıydım, ne ara çöp torbası oldum? Bir daha ki sefere çöp kovası dersin artık." Dedi ve karşımdaki koltuğa yerleşti.

"İyi fikir." Dedim baş parmağımı kaldırarak ona doğrulttum ve İkimizinde bakışları Darian'ı buldu.

Darian ilk Jack'e sonra bana baktıktan sonra derin bir iç çekip bakışlarını masaya verdi. "19 yaşlarıma kadar Adela'nın fotoğraflarıyla avunuyordum. 19 yaşımdayken hepsini alıp evimdeki şömeniye atıp yakanın Victoria Black olduğunu yeni öğrendim." Dedi. Adela'dan her bahsettiğinde acı çekiyormuşçasına bir sesi oluyordu. Acı çekiyordu. "Artık ona dair hiçbir şey hatırlamıyorum." Dedi ve gözlerinin dolduğunu oturduğum yerden bile görmüştüm. Darian'ı sevdiğini biliyordum katilin. Peki bu sevmek miydi gerçekten? Bir insan sevdiği insana bu acıyı çektir mıydı? Chris, beni değilde başkasına tutuklu bir biçimde âşık olsaydı onun için aşkımdan vazgeçerdim. Ona bu acıyı çektirmek istemezdim. Victoria Black, farkında mıydı bilmiyordum ama âşık olduğu adama acıdan başka bir şey veremiyordu.

"Smith'in öldüğü gün kulağına ne söyledi, Darian?" Dedim kısık bir sesle.

Bir süre sessiz kaldı. Söyleyip söylememek arasında kalmış gibi gözüküyordu. Hafif uzamış siyah saçlarını eliyle arkasına attığında aşağıya bakarak gömdüğü yüzü biraz da olsa gözükmüştü. Dolmuş yeşil gözlerini bana doğrulttuğunda çektiği acıyı kendim çekmişim gibi hissetmiştim. Gözleri Chris'inkilere çok benziyordu hatta aynısı diyebilirdim bile. Darian, benim için bir arkadaştan öte bir kardeş gibiydi. Adela ölmeden önce bende çok büyük bir yeri yoktu. Adela, sanki Darian'ı bana emanet etmiş gibiydi ve ben Darian'ın ablası gibi hissediyordum.

"Ona... bir kere bile beni sevmeye çalışmadığı ve sevgime karşılık vermediği için isyan etmiştim." Nasıl acı içerisinde bağırdığını hatırlıyordum. O gün gerçekten Victoria'yı öldüreceğini düşünmüştüm. O kadar nefret dolu bakıyordu ki o gün... "Bana hislerimin karşılıksız olmadığını söyledi."

Bir anda dondum. Ne diyeceğimi bilememekten ziyade konuşma yetimin kaybolduğu anlardan birindeydim. Victoria'nın Darian'ı sevdiğini tahmin ediyordum ki zaten çok belli ediyordu. Darian'ı tehtit ettiğini düşünmüştüm. "Seni tehtit etmedi mi yani?"

Kafası ile reddetti. "Ona canavar dememden sonra beni nasıl öldürebileceğine dair konuşması sayılmıyorsa tabii."

Bir anda oturduğum yerden doğruldum. Pür dikkat Darian'a odaklandım. "Ne söyledi? Söylediklerinde ciddi gibi mi duruyordu? Sana zarar verdi mi?"

Art arda sorularıma burnundan sahte bir gülüş atarak karşılık verdi Darian. "Ciddi değildi, Elena. Lütfen Adela'nın emanetiymişim gibi davranmayı keser misin? Daha da kötü oluyor."

Arkama yaslandım. Yaptıklarım çok belli oluyordu galiba.

Kapının çalınmasıyla hepimizin bakışları kapıya ilişti. Gelen Aida ve Chris'di. Aida'nın arkasından Chris içeriye girdi. Chris, hemen yanımda ki koltuğa oturarak bana samimi gülümsemelerinden birini yolladı, bende karşılık verdim. Aida, oturmamış hepimiz ortasında elindeki dosyaları tutarak durmuştu. "Araştırmaların sonuçları gelmiş. Dosyaların çıktılarını alıp hemen buraya geldim."

Aida'yı tam olarak görmek için biraz eğildim. "Hemen başla."

Kafasını salladı ve kucağındaki dosyaların hepsini masaya bıraktı. "Elinize alıp inceleyebilirsiniz. Her şeyi öğrendim bu yüzden okumama gerek yok." Jack bir, Chris ise iki tane dosya alarak geriye çekildiler. Chris, bir dosyayı benim kucağıma bırakırken teşekkür bile etmeden dosyayı açmaya koyuldum. "Patlamadan sonra bulunan kolyenin sahibinin, Fransa da ünlü bir okulda okuyan bir kıza ait olduğunu öğrenmiştik. Hatta kızın, lise son sınıfta intihar ederek öldüğünü de..." Bir süre duraksayıp yüzlerimize teker teker baktı. Açtığım dosya da kilolu bir kızın fotoğrafı vardı. Muhtemelen intihar eden ve kolyenin sahibi olan kız, bu kız olmalıydı. O kadar tatlıydı ki. Sarıya yatkın kahverengi saçları ve masmavi gözleri vardı. "Kolyenin sahibinin ismini öğrendik." Aida'nın sözleriyle hepimizin bakışları ona çıktı. "İsmi Victoria Black. Yani katil, intihar ettiği düşünülen kız."

Bakışlarım, öyle hızlı bir şekilde fotoğrafa kaydı ki... Bu kız... Masum kız... Gerçekten Adela'yı öldürmüş müydü...

"Ben..." Dedi Darian. Oda sessizliğe bürünmüşken onun fısıltısı bir çığlık gibi kalmıştı. Bakışlarım, Darian'ı bulduğu sırada ne ara aldığını bile hatırlamadığım dosyaya bakıyordu. Öyle bakıyordu ki, göz kırpmıyordu bile. Âdeta kilitlenmişti. Nereye baktığını merak ederek hafif doğruldum. Baktığı şeyin benim gibi Victoria Black'in fotoğrafı olduğunu anladığımda geri yerime oturdum ve diyeceği şeyi merakla bekledim. Bır süre sonra ağzı açıldı ve sözcükler saniyeler sonra ağzından döküldü. Söylediği şey ise tüylerimi hem diken diken etmiş hemde daha çok canımın yanmasını sağlamıştı. "Onu küçüklükten beri tanıyorum..."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.