İçeriğe geç

KANLI SİS

Bölüm 3 · 8 dk okuma

KANLI SİS

Bölüm 3

Hayaller ve Kırıklar

Güne başlamalıydı.Gözlerini aralamak istiyordu fakat şiş olduğunu biliyordu.Yavaş yavaş kaldırdı.Zorlanıyordu.

Gün çoktan doğmuştu.

Kalktı.

Üstündeki geceliklerini çıkarıp önceki giydiği kıyafetlerini üstüne geçirdi ve odadan çıktı.

Jack uyanıktı hatta bilgisayar çantasını ve sırt çantasını kapının önüne koymuş mutfakta sandviç hazırlıyordu.

"Saat kaç?"

Sese doğru arkadasını döndü. "Günaydın. Daha erken. Sen hazır mısın?"

"Ah evet, çantamı alıp geliyorum."

Odadan çantasını hızlıca aldı. Az kalsın telefonunu unutacaktı. Telefonunu eline aldı ve Jack'in yanına geldi. "Çıkabiliriz."

Jack;Elena'ya karton bir poşet uzattı. "Al bunu,yolda yersin."

Elena yüzüne kocaman bir gülümseme yerleştirdi ve Jack'e baktı. "Teşekkür ederim."

"Afiyet olsun." Ve güldü. "Şimdi çıkabiliriz." Diye ekledi. Elena tam yürüyecekken Jack konuştu. "Helikopter kiraladım."

"Ne? Saçmalıyorsun!" Elena bir anda durdu. "Sen onu sürmeyi biliyor musun ki?"

Jack kahkaha attı. "Sence?"

"Evet, haklısın. Şaşırmamalı."

Jack tekrar güldü ve otelden çıktılar.

~

Taksi ile;helikopteri almaya gittiler.Şehir dışı seyahatlere izin almışlardı.Ufak bir kimlik kontrolünden sonra helikopteri alabilirlerdi.Tabiki Elena bu kontrollerin helikopter için olduğunu bilmiyordu.

"Jack o helikopter de ne? Sen şaka yapmıyor muydun?!"

Jack güldü. "Hayır. Yapmıyordum."

"Bu çok saçma geliyor.Hem nereye park edeceğiz bunu,sen şaka yapıyorsun değil mi?"

"Marsilya'da boş alan bulmak kadar kolay bir şey olamaz."

"Hayır,araba ile gidelim." Diye reddetti.

Jack;Elena'ya döndü. "Bunu kabul etmiştin Elena?"

"Şaka olduğunu sanmıştım ben, bu çok saçma.bGeri bırakalım."

Jack ofladı ve anahtarı götürmek için binaya girdi. Elena için çok saçma gelmişti.Araba ile gitmek en mantıklı karardı. Jack bu sefer araba anahtarını eline almış ve galeriye doğru gidiyordu.

"Nereye gidiyorsun?"

Bilmiyormuş gibi davranmak Elena'ya mahsus bir davranıştı.

"Orada bekle. Arabayı getiriyorum."

Beklemeye koyuldu.

~

Yaklaşık 15 dakika geçmişti ama Jack hâlâ yoktu,gelmemişti.

Elena 2 yıldır çalışması gerekirken çalışmamıştı,arkadaşlarını beklemişti.

Jack'i bilmiyordu.Muhtemelen oda çalışmıyordu.

Jack ve Elena'nın arasında pek büyük bir boy farkı yoktu.Büyük ihtimalle Jack 6-7 santimetre Belkide 10 santimetre daha uzundu. Elena'nın boyu 1,66'ydı.

Adela'yı çok merak ediyordu.O çok güzel bir kızdı ve büyük ihtimalle daha da güzel olmuştu.Çok iyi biriydi ve onunla arkadaş olmaktan gurur duyuyordu. Karıncayı bile incitemeyecek kadar iyiydi. Elena'yı bir kere bile kırdığı bir gününü hatırlamıyordu. Kırsa bile çok büyük bir vicdan azabı duyduğundan Elena ona asla kırılmazdı, affederdi. Nasıl polis olacağı hakkında hiçbir fikri yoktu.Elena'da,Adela gibiydi ama yeri geldiğinde vicdanını susturmayı bilirdi.

Bir süre sonra Jack arabayla beraber kornaya basarak hızla Elena'nın yanına geldi.

"Bin bakalım komiser Elena Robinson."

Komiser Elena Robinson...

Ne kadar da güzeldi.Odasının tabelasında bu yazı yazacaktı...

Komiser Elena Robinson...

Arabaya bindi ve Marsilya'ya doğru yola koyuldular...

~

Elena Jack'in verdiği poşeti açtı ve içinden sandviç ile meyve suyunu alıp yemeye koyuldu.

"Sen yedin mi?"

Kafasını evet anlamında aşağı-yukarı hareket ettirdi

"Jack,bir soru soracağım."

Jack kafa salladı ve tüm dikkatini Elena'ya verdi.

"Nasıl çalışacağız?"

"Nasıl yani?"

"Komiser olacağımızı söyledin,aynı karakolda çalışamayız."

"Polis Teşkilatı'nda işler farklı yürür Elena. Birden fazla komiser bulunur, diyelim ki sana bu rütbeyi vermediler yine de iyi bir yerde olursun, yanımızda. Öyle bile olsa, bir olay olduğunda ortak çalışacağız.Toplantılar yapacağız.Her şey güzel olacak."

Elena'nın elini;bacağının üstünden kaldırdı ve elini sıktı.Elena'ya bakıp gülümsedi. Polis Teşkilatı mı? Diye düşündü. Gidecekleri yer demek orasıydı. Karakol gibi bir yer beklemişti.

Elena elini çekti.Gülümsedi.

"Tek derdimiz Adela'yı bulmak Elena.Takma kafana."

"Gider gitmez çalışabilecek miyiz?"

Jack derin bir nefes aldı.

"Her şeyi ayarladım. Sadece gidip çalışacağız o kadar."

"Umarım öyle olur."

~

Uzun bir yolculuktan sonra küçük villaların olduğu bir siteye geldiler. Şaşırtıcı bir şekilde hiç bir yerde çevirme olmamıştı.

Küçük eski bir binada durdular.

"İnelim, konum burası."

"Adela burada mı yaşıyor?"

"Kesinlikle,araştırmalarımda hiç bu kadar kesin olmadım Elena. Sadece ailesiyle yaşamaya devam etmiyorsa sıkıntı, ve de ev kiralık değilse."

"Çok kesinmişsin." Diye soludu Jack'in duyamayacağı bir sesle.

Jack arabayı kitledi ve Elena ile bahçeli, kapısı açık küçük villaya girdiler.

Elena zile bastı ve beklemeye koyuldular. Karşılaşacakları şeyden dolayı hem heyecanlıydı hemde korkuyordu. Jack işinde becerikliydi bunu biliyordu. Sadece Adela ile ikisinin arası çocukluktayken pek iyi olmadığı için araştırmalarında pek kâle almadığını düşündü. Elena ondan araştırmasını istediğinde gayet kolay ve kısa bir sürede bulmasından bu sonucu çıkarmıştı. Bu konuda biraz kızgındı.

Yaklaşık iki dakika sonra kapı açıldı.Yaşlı bir kadın kapıyı açmıştı.

Jack hemen öne atılıp konuşmaya başladı; "Merhaba, hanımefendi."

"Merhaba?" Yaşlı kadın soru sorar gibi yüzlerine baktı. "Ne için gelmiştiniz?"

Elena; ilk Jack'e sonra kadına baktı. "Biz,Adela Night için gelmiştik."

Kadın sinirlenmişti. Aniden kaşlarını çattı, öfleyle solumaya başladı. İkisinin de yüzüne baktı ve sert bir şekilde eliyle kapıya vurdu. Bu hareketiyle Elena ve Jack geriye tökezledi.

"Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?!"

"Hey! Sakin olun lütfen." Dedi Jack ikaz eder bi' ses tonuyla

"Neden sinirlendi?" Diye fısıldadı Elena Jack'in kulağına.

"Defolun burdan,çabuk gidin! Dalga mı geçiyorsunuz?! Defolun!"

İçeriye girip suratlarına kapıyı çarptı.

Dakikalarca orda şaşkın bir şekilde kalakaldılar. Uzun bir sessizliğin ardından Elena konuştu. "Neydi bu şimdi, neden böyle yaptı? Onu sinir edecek bir şey mi yaptık?"

"Bilmiyorum."

Jack'de Elena kadar şaşkındı. Başını eğmiş düşünüyor gibi gözüküyordu. Ne konuştuğunu şaşırmıştı. Yanlış bir şey söyleyip söylemediğini düşünüyordu ama söylememişti. Neden böyle davrandığını anlamamıştı. Acaba araları bozuk muydu?

Arkalarından genç bir kadın konuşmasıyla başlarını arkaya döndürdüler.

"Misafirimizsiniz demek."

Uzun sarı saçlı bir kadın onlara gülümsüyordu ve elinde bir kutu tutuyordu. Binanın hemen önünde simetrik bir duruş sergiliyordu. "Gelin,yan bina benim evim.Size her şeyi anlatayım."

Elena ve Jack birbirlerine baktı. Bunun yanlış olup olmadığını düşünüyordu. Bir tuzak mıydı?

"Anlamadım, neyi anlatacaksınız, ve kimsiniz?"

"Bilmediğiniz her şeyi." Dedi sadece başka bir soru yanıtlamak arzusunda değildi.

Elena ile Jack tekrar birbirine baktı ve gitmeye karar verdiler, kadınla beraber eve doğru ilerlemeye koyuldular.

Yine küçük,tatlı,mavi ve beyaz karışımı eve geldiler. Bu ev az önce gittikleri kadının evinin bir bina ötesindeydi. Hâlâ o davranışın etkisinden çıkabilmiş değillerdi.

Kadın kapıyı açtı ve içeriye girdiler. Girdikleri an salondalardı.

"Oturun." Dedi kadın komut verir gibi.

İçeriye geçtiler ve büyük köşe takımına oturdular.Ev sahibi genç kadın ise karşıdaki tekli koltuklardan birine oturdu.

Takımın hemen arkasında yukarıya çıkan küçük bir merdiven vardı. Oturduğu yerin hemen solunda çapraz duran mutfak vardı, salon ile birleşikti. Sağ tarafta ise okuma köşesi gibi duran, raflarda dolu dolu kitaplar bulunan ve karşısında küçük tatlı beyaz koltuklar bulunan bir alan vardı. Bi' an böyle bir evi olmasını diledi.

"Kimi aradığınızı biliyorum."

Elena kadına doğru döndü. İkiside soru sorar gibi kadına baktılar.

"Adela Night'ı tanıyor musunuz?"

"Evet, tanıyorum. Fakat onu neden aradığınızı anlayamadım."

"Nasıl yani? dedi Elena."

"Bilmiyorsunuz öyle değil mi?" Dudaklarını küçük bir şekilde büzdü. İlk yere baktı sonra ellerini diz kapaklarının üzerine koyup ikiliye döndü. Ne diyeceğini bilemez bir hali vardı.

"Onun hakkında, hayatı ile alakalı hiç bir şey bilmiyoruz. Ona çocukluktan beri rastlayamadık. Bir arkadaşımız daha var Adela'yı da alıp Los Angeles'a gitmemiz gerekiyor ama onu bulamıyoruz lütfen yardım edin." Dedi Elena umutla.

Kadın durdu.Dudaklarını diliyle ıslattı ve yerdeki bakışlarını Jack ile Elena'ya çevirdi.

"Bu nasıl söylenir bilmiyorum. Sizi o kapının önünde gördüğümde neden geldiğinizi anlamıştım. Adela sizden bahsetmişti. Genç bir kadın olduğunda polis olmak istediğini ve arkadaşları yani sizler ile beraber çalışmak istediğini söyleyip dururdu. Onu senelerdir görmedim. Çok küçükken gördüğümü hatırlıyorum, 16 veya 17 yaşındayken görmüştüm en son. Ama üzgünüm." Bir süre duraksadı. Birkaç saniye sonra derin bir nefes alıp yüzlerine bakmadan dudaklarından o kara cümleyi döktü. "Onu kaybettik."

Bir an ikisi de dondular.Elena kahkaha attı ve kadına geri döndü. "Çok güzel şaka ama bunu beğenmedim, komik değil. Adela nerede?" Gittikçe sertleşen ses tonu insanı üzmeli mi yoksa korkutmalı mıydı?

"Üzgünüm." Dedi kadın ve tekrar bakışlarını yere indirdi.

"Hayır..." dedi Elena, fısıldayarak.

"Bir kaç sene önce..."

"Konuş!diye bağırdı Jack."

"O, öldü! Yıllar önce onun ölüm haberi geldi!"

Elena şaşkındı ağlamak istiyordu ama şaşkınlık bütün duygularını ele geçirmişti. Jack ise boş bir şekilde kadına bakıyordu. Nasıl hissetmesi gerektiğini bilemiyordu. Bunu asla beklemiyordu. Çoğu kötü haberi duymaya alıştırmıştı kendini ama buna değil...

Biliyorlardı, konuşmanın başında ne diyeceğini biliyorlardı. Sadece bir umut, belki farklı bir şey söylerdi... Elena bunu düşünmek bile istememişti.

Uzun bir sessizlik oldu.

"Cesedini bulamadılar. Her araştırmaya gelen kişiler onun hayatta kalma ihtimalinin olmadığını söylüyor. En son kamera kayıtlarında Birinin Adela'yı bıçakladığını ve sırtına bıçak ile yazı yazdığını söylediler. İmza gibi yuvarlak yazılar yazmış."

Yine sessizlik.

"O bıçak izi ile bile hayatta kalma şansı zordur diyorlar. Bedeni dışarıdaysa enfekteden kesinlikle hayatını kaybetmiştir demişlerdi."

"Hayır...hayır..." Dedi defalarca Elena. Kalbine bir hançer saplanmış gibiydi. Ağlamaya başladı. Boğazı acıyordu. Ayaklandığı koltuğa gerisingeri oturdu. Elleriyle yüzünü kapatarak ağlamaya başladı.

"Sizin neyiniz oluyor? O kadın kimdi?" Dedi Jack. Elena'ya göre daha az üzülmüştü çünkü çok bi' yakınlıkları yoktu Adela ile. Olaylara soğuk bakmaya çalışıyordu.

"Adela maddi zorluklar çektiği için; tanıştığınız kadın onu evine almıştı. Ailesi böyle söylemişti. Araları biraz bozukmuş o zamanlar. Uzun zamandır beraber yaşıyorlardı. Adela öldükten sonra daha doğrusu öldüğü söylendikten sonra çok üzüldü, kocası da bir sene sonra öldü. Tamamen yıkıldı."

"Öldüğü söylendikten sonra?" dedi Jack. Elena hiç konuşmuyordu, sadece dinlemeye çalışıyordu ama bunu yaparken bile zorlanıyordu.

"Cesedini bulamadılar kamera kayıtlarından yola çıktılar, cinayet her ayrıntısına kadar gözüküyordu ama ceset hiçbir zaman bulunumadı. Polisler, Adela'nın bu kayıtlarından sonra parklarda, deniz kenarlarında, ormanlar gibi yerlerde, geniş alanda küller bulmuşlar. Yaklaşık 1,5 yıl önce kesinleştirdiler. Bu görüntülerden sonra yaşayamayacağı netleşti ve kamera kayıt zamanını ölüm tarihi olarak verdiler."

O ölmüştü...

Yoktu, olmayacaktı. DEJA sözü yarım kalmıştı... Onsuz olmazdı ki. Adela'sız nasıl mesleğini yapabilirdi? Onu düşünmeden nasıl yaşayabilirdi?

"Ölmedi..." diyerek fısıldadı Elena. "Ölemez...ölmemeli..."

Elena bunu çok zorlanarak söylemişti. En yakın arkadaşı ölmüştü nede olsa... Göz yaşlarına hakim olamadan onları hıçkırık eşliğinde serbest bıraktı.

"Bir kadının öldürdüğünü söylediler. O kadını başka bir cinayette görememişler. Kendi gözlerimle izledim kamera kayıtlarını. Yakınlaştırıp gösterdiler. Kadın maskesinin altından gülümsüyordu... Ve o Adela'ya çok benziyordu. O açık kahverengi saçları nerede görsem tanırım. Ela gözlerini görsem tamamen Adela derdim. Üzgünüm gerçekten."

Jack konuştu; "Şerefsiz."

Tekrar çok büyük bir sessizlik oldu.

İçinde o kadar büyük bir üzüntü ve nefret duygusu vardı ki... İçi acıyordu ama gittikçe azalıyordu. 'Yokluk' kavramı çok garip geliyordu. Onsuz bir evren, bir meslek, bir vaka. Her şey boştu. Bu cinayetin peşine düşeceğine yemin etmişti.

Biz söz vermişlerdi.

O gitmişti, yoktu, geri gelmeyecekti...

"O kadını kendi ellerimle öldürüceğim!" Diye çıkıştı Elena.

Hiçbir şeyi karıncayı bile incitemeyecek birini öldürmek nasıl bu kadar basitti? Kanını yerde koymayacaktı. Katilini bulacaktı. Yerin dibine girse de onu bulacaktı.

Şimdi intikam zamanıydı. Ne kadar adillik çerçevesinde olmasada.

Bölüm sonu

3 yorum