Sessiz ve loş bir otel odasının kapısı arkalarından kapandığında, içerideki tek ses ikisinin de hızlanan nefesleriydi. Pencereden süzülen şehir ışıkları, kadının ürkek ve adamın kendinden emin siluetini duvara yansıtıyordu.
Adam yavaşça kadına yaklaştı. Elini kadının beline koyduğunda, kadının vücudundaki kasılmayı ve havalanan tüy gibi titreyişini hissetti. Bu, sıradan bir kaçamak kadınının tepkisi değildi. Adamın gözleri kadının gözlerine kenetlendi. Kadının dokunuşlarındaki acemilik, gerginlik ve saklamaya çalıştığı çekingenlik adam için açıktı.
Adam onun hayatındaki "ilk" kişi olduğunu anlamıştı.
Bu durum adamda tuhaf bir duraklama yarattı ama bunu dile getirmedi. Zihnindeki ses, “Bu sadece tek gecelik bir ilişki, derinleşmeye gerek yok” diyordu. Fakat bu bilgi, geceyi adam için daha tutkulu ve unutulmaz kıldı. Kadın ise hayatı boyunca inşa ettiği tüm sınırları, korkuları ve kuralları o odada bıraktı. Adamın dokunuşlarıyla ruhunun ve bedeninin özgürleştiğini hissetti.
Gece, ikisi için de zamanın durduğu, sırların ve arzuların birbirine karıştığı karanlık bir sığınak oldu.