İçeriğe geç

Kanlı Ok.

Bölüm 1 · 13 dk okuma

Kanlı Ok.

Bölüm 1

1. Bölüm

Dünya nüfusunun çoğalması ile insanların çoğu imkanı kısıtlanmaya başlamıştı. Bilim adamları bunun üzerine çalışmalarını sürdürüyorlardı ama kayda değer birşey hala bulunamamıştı. Dünya ise iyice karmaşık, kaynakların azaldığı, düzensiz ve kirli bir yer haline gelmişti. Bu sorunlar dünyayı ayağa kaldırmış Yönetimi ve başkanları telaşa sokmuştu buna bir çözüm arayan bilim insanları toplantılar yapıp fikir alışverişinde bulunuyorlardı.

Birgün yine bilim adamlarının kurduğu bir toplantıda bu konu ele alınmış çeşitli fikirler sunuluyordu bazıları kaynaklarımızı çoğaltmanın yolunu bulmayı öne sürdü, kimisi ailelerde 1 çocuk zorunluluğu getirmeyi öne sürdü bu fikirler karşısında çok bir tepki göstermeyen baş bilim adamı en arkada sessizce oturan ve düşünceli görünen bilim adamına bakındı "Sen." Dedi öne doğru eğilip sinirli mizacıyla kasılmış suratıyla profesöre baktı "Ne düşünüyorsun?" Sessizce oturan bilim adamının yüzünde hafif bir gülümseme belirdi kalın ve boğuk sesi ile mırıldandı "İnsanları azaltmayı." Baş bilim adamı elini savurdu "Saçmalık!"

Küçümseyen bakışlar atarak rahatça sandalyesine oturan ve sessizce gülümseyen bilim adamına baktı, kahvesini kafasına dikti adamın rahatlığı sinirini bozmuştu toplantı bittiğinde o bilim adamının toplantı odasından çıkıp aşağı kata indiğini gördü yanındaki asistana konuştu "Adı ne?" Asistan tok bir sesle konuştu" Dr. Havoc Efendim."Profesör asistana döndü asistan konuşmaya devam etti "Önceden tıpta öne gelen bir doktormuş." Profesör öylesine bir merdivenlerden aşağı baktı ve asistana bakıp kravatını düzenledi "Anladım,sonra konuşuruz." sakin adımlarla ofisine ilerledi.

✧1 Ay sonra ✧

Zilin çalmasına son 2 dakika vardı sınıftaki çoğu öğrenci dersin bitmesini bekliyor arkadaşlarıyla konuşuyorlardı. Son sınıf öğrencisi Ayzek yine ses çıkarmamaya çalışarak kolunu kaşıyordu, kaşıdıkça kanamaya başlayan kolundaki yaralar dünden beri baya büyümüş ve can yakar hale gelmişti ön sıradan bir kız arkasına dönüp Ayzek'e baktı Ayzek kolunu saklarken kız yaraları görmüştü o anda yüzünde iğrenmiş bir ifade ile arkasına döndü.

Ayzek'in kollarından kanlar akarken canı çok acımaya başlamıştı sakinleşip üzerine ceketini geçirdi ceketi kollarına geçirirken acıyla nefes alıp verdi geçirdikten sonra kollarını masaya koydu ve başını gömdü sadece kolları değil tüm vücudu yara bere içindeydi ne olduğunu kendi de bilmiyordu göğsünde ve bacaklarında neredeyse yarıklar açılmıştı. Kollarındaki yaralardan akan kanlar ceketin dirseklerini kana bulamıştı.

Zil çaldığında herkes dışarı çıkarken o da başını kaldırdı ve ayağa kalktı, koridorda yürümeye başladı. Ayzek zorbalık gören bir çocuktu o yüzden genelde çekingen ve sessiz olurdu. Bahçeden geçti ve okulun arkasına doğru yürüdü o sırada önünde duran Kyle onu eliyle durdurdu ve hiçbir şey demeden ayağına çelme takıp Ayzek'in düşmesine neden oldu.

Ayzek yere düşünce acı içinde inledi kolları ve bacakları sızlıyor titriyordu Kyle ve etraftakiler ona bakıyordu alaycı bir şekilde gülerek omzuna dokundu Kyle o sırada yüzünü ona doğru çevirdi Ayzek.

Gözlerinin içi acı ve sinirle doluydu dirseklerinin ve bacaklarının kana bulanmış haline rağmen Kyle nin önüne geçti Kyle kollarına baktı ve sırıttı "Sadece seni yere ittim ne kadar güçsüzsün. " dedi ve kafasından tutup ittirdi. Ayzek tekrar geriledi ellerini yavaşça başının arasına aldı ve gözlerini açıp kapadı içinde birşey oluyordu sanki midesi bulanıyordu sendeleyerek geriledi burnundan kanlar akmaya başladı hayret edercesine büyümüş göz bebekleri etrafa bakıyordu başı çatlayacak kadar ağrıyor ve dönüyordu nefesi kesildi zorla nefes almaya çalıştı elini boğazına götürdü ve o sırada acı dolu bir çığlık atıp yere düştü burnundan ve yaralarından akan kanlar yeri kırmızıya buladı herkes şaşkınca bakıyor yanına yaklaşmaya korksalarda meraklarına karşı koyamayıp yavaşça yaklaşıyorlardı.

Kyle ise ne yapmaya çalıştığını anlamamıştı biraz da korkmuştu ama alaycı ifadesi ile yanına yaklaştı bacağına ayağı ile vurdu "kalk be amma abarttın! O kadar sert bile vurmadım" içlerinden biri mırıldandı "öldü mü?" Herkes korkuyla ikisine bakıyordu. Kyle yutkundu ve ölmediğini umarak eğilip Ayzek'e dokundu.

"Hey ezik-" Tam o sırada Ayzek kolunu kaldırdı ve hızla Kyle nın boğazına götürdü neredeyse kükreyerek ayağa kalktı ve Kyle bakıp tıslayarak konuştu "bakalım tadın güzel mi ezik" Kyle nın boğazını o kadar hızlı sıktı ki Kyle o sırada çoktan bayılmıştı. Etraftaki herkes çığlık atarak koşmaya başladı Ayzek korkunç bir şeye dönüşmüştü Kafasından tutup kaldırdığı Kylen omzundan bir ısırık aldı ve etrafa kanlar saçıldı Ayzek Kyle'ı fırlatıp koşarak etraftakilere saldırmaya başladı herkes çığlık atarak bu kan ve vahşet dolu okulun bahçesinde can havliyle koşuyordu.

✧

Noluyor lan dışarda?"

Kafamı kaldırdım ve camın kenarına toplanmış sınıf arkadaşlarımı gördüm herkes hayretle camdan aşağı bakıyordu yavaşça ayağa kalktım o sırada ders boş olduğu için sınıfta hoca yoktu,uyku bastırmış uyumuştum sınıftakilerin hayret dolu sözlerine uyandım ayağa kalkıp bende camın kenarına doğru yürüdüm ve bakındım aşağıdaki öğrenciler çığlık atarak koşuyor yerde ise bir öğrenci yatıyordu.

Heryerde kan vardı Luna omzumu tuttu ve mırıldandı "Arya..onlar.." kekeledi ve devam edemedi kolidordan ayak sesleri geldiği sırada sınıftaki herkes birbirine korkuyla baktı Chase koşarak kapının önünde durdu"Kapıyı tutun!" İçim ürperirken yanına geldim bende dahil 4 kişi kapıya yaslandık korkuyla sınıfın arka sırasına geçen Lily "Bunlar ne ya! Çok k-" Jo elini kızın ağzına koydu ve mırıldandı" Sessiz ol onları buraya çekeceksin."

Lily korku ve sinir bozukluğuyla çocuğun elini çekti ve en arka sıraya oturdu Jo ise bize doğru geldi" Sanırım bunlar zombi gibi birşey" Chase "zombiler gerçek değildir" Jo camdan aşağı baktı ve Chase dönüp konuştu "neden birilerini yiyorlar o zaman?"

Chase yutkunup kapıya yaslandı ve hemen yanında duran ikizi Cooper'ın omzunu sıkıca kavradı sıkıntılı bir nefes verdi. Etrafa korkarak baktım sanki birşeyler eksikti zaten zor ve anlamsız bir durumun içindeydik ama önemli bir şeyi unutmuş gibi hissediyordum ve bir anda beynimden vurulmuşa döndüm gözlerim büyürken hayırkırdım. "Kate, Riley?!"

Herkes bir irkilince ayağa kalktım ve etrafa baktım Chase benimle beraber ayağa kalkıp beni tutmaya çalıştı ben ise ona bakıp endişeyle konuştum

"Neredeler? Gitmem gerek" Chase "Sakin ol Arya dur." kapıya yöneldim ve kolunu tuttum Cooper önce bana bakıp sonra kapının önünden çekildi kapıyı açtım ve tam kolidora çıkarken Jo kolumu tuttu.

"Arya bende geliyorum" hızla kafa salladım ve kolidora çıktım etrafa baktığımda kimse yoktu ve bir sessizlik hakimdi az önce gelen sesler kimden geliyordu?

Kalbim hızla atarken Kate ve Riley'i görme umuduyla kolidorun sonuna kadar gittim Jo ise arkamdan geliyordu kolidorun sonundaki merdivene baktım en aşağı kattan boğuk sesler geliyordu aşağıda ne oluyordu bilmiyorum ama şuan tek düşündüğüm Kate ve Riley'i bulmaktı elimi saçlarıma götürüp sıkıntılı bir nefes verdim "Ben uyumadan önce tuvalete gitmek için çıkmışlardı." Sesli düşündüğümü Jo da farketmiş olacak ki hızla tuvaletlere doğru yöneldi bende arkasından gittim kızlar tuvaletinin önünde durduk bana baktı bende bir nefes verip kapıyı açtım içeri girdiğim anda yerdeki kanı gördüm anlık bir refleksle geri çekildim Jo kana baktı ve mırıldandı Etrafa baktım kan kabinden geliyordu parmağımla kabini gösterdim Jo önüme geçip kabine doğru gitti arkasından ilerledim ve içimdeki huzursuzlukla bekledim Jo elindeki sopayı kavradı -ki onu ne ara aldığını bile bilmiyorum- kapıyı açıp yere düşmesi bir oldu kafasını tutup yerde inleyerek geriledi korkuyla kabinin içine baktım o sırada her yerinden kan akan bir ceset -hayır, nefes alıyor ve bana bakarak tıslıyor-gördüm korkuyla ağzımdan bir hıçkırık çıktı geriledim ama bana doğru tıslayan öğrenci kafasını klozet'e sürterek kalkmak için doğrulmaya çalıştı korkuyla Jo'ya baktım o sırada Kızın kafasına diğer kabinden biri sopa ile vurdu başımı çevirdiğimde Riley elinde sopa ile bana bakıyordu titrek bir nefes verdim o sırada Kate kafasını kaldırdı ve sarı saçlarını geri atıp bana baktı " Aryaa"

Ben şaşkınca ikisine bakarken ikiside kabinden çıktı ve bana doğru geldiler Kate'e bakıp sıkıca sarıldığımda Riley bize gülümseyerek baktı Jo'ya döndü elini uzattı "kusura bakma" Jo Riley in elini tutup yavaşça ayağa kalkarken Kate döndüm "Neredeydiniz? Çok endişelendim ne oluyor?" Kate bana baktı ve mırıldandı "bilmiyorum.. biz buradayken kapıdan sesler geldi bizde kapıyı açtık bir kız içeriye girdi nasıl olduğunu sorduk cevap vermedi kolu kanıyordu bizimle konuşmadan kabine girdi sonra.."

Yutkundu ve gözlerini kapatıp açtı tekrar bana döndü. "Değişik sesler duyduk çığlık attı yardım etmek istedik kapıyı açmaya çalıştık sonra bir anda sesi kesildi diğer kabine girip yukardan baktığımızda..farklı bir şeye dönüşmüştü..bize saldırmaya çalıştı Riley sopayla vurmasa kurtulamazdık.." dinlediklerimle şok geçirmiştim bu kız neden böyle birşey yapmıştı bilmiyordum göz ucuyla kabinde duran cesete baktım o sırada Jo kapıyı yavaşça kapattı hepimiz korkmuş ve ne yapacağımızı bilmez haldeydik yutkunup Riley'e baktım "sopayı nerden buldun?" Riley elindeki sopaya baktı "Kolidora düşmüştü bende aldım, sağlam sopaymış"

Jo Riley'e bakıp kafasını tuttu ve yarım bir gülümsemeyle konuştu "Onu en derinden fark ettim"

Jo'ya bakıp elimi kafasına doğru götürdüm "hey iyi misin kanadı mı?" Endişem üzerine Jo gülümsedi "iyiyim sorun yok" yavaşça kafa salladım o sırada dışarıdan gelen gümbürtüyle yerimizden sıçradık. Kate koluma tutunurken kapıya doğru baktım Riley sessiz ama hızlı bir şekilde konuştu "Kolidorun başından geldi ses, burdan çıkmalıyız. " Jo "Hemde hemen. " Riley'e bakıp önümüze geçti kapıyı açtı ve etrafa baktıktan sonra bizi eliyle çağırdı yavaşça arkasına geçtim.

Kate tam yanımda Riley ise arkamızda sopasını sıkıca kavramış bir şekilde bekliyordu koridor soğuk ve karanlıktı nerden geldiğini bilmediğimiz bir beyaz duman sınıfa doğru gittikçe daha da koyulaşıyor aşağıdan gelen uğultularla korkunç hissettiriyordu Jo nun hızlı ama sessiz ilerlemesiyle bizde arkasından aynı adımlarla ilerledik sınıfın önüne kadar yürüdük sınıfın önüne geldiğimizde Kate mırıldandı "Bu ne..sınıfın önündeki?"

Gösterdiği yere baktım kapının önüne bir dolap devrilmişe benziyordu dumandan tam göremediğimden ve korktuğumdan ne olduğunu anlayamamıştım bir takırtı duyuyordum sessizce fısıldadım "burda birşey var.." Herkes baktığım tarafa yani dolabın diğer ucuna baktığı sırada Chase'in sesini duydum"Çekilin ordan! Size gelecek saklanın,kaçın!"

Chase' in sesini duyduğumda elimi ağzıma kapadım tam o sırada bahsettiği şey bizi duymuş olacak ki beyaz dumanın arasından bize doğru yaklaşmaya başladı. Ben ne olduğunu anlamadan Kate bağırmaya başladı Riley onun ağzını kapatırken Jo ise küfür ediyordu gelen şeyden korkumdan mantıklı düşünememiş öylece dikilmiştim oysa yan sınıfın kapısı açıktı bunu gördüğüm an gelin diye bağırıp koşmaya başladım Kate'in kolunu tutup onu resmen açık olan yan sınıfa savurdum.

Riley arkamızdan içeri dalar dalmaz kapıyı var gücüyle üzerine kapattı ve sırtını dayadı. Nefes nefese kalmıştık. Ciğerlerim o tuhaf beyaz duman yüzünden yanıyordu ama Kate'in yaralanmamış olması tek tesellimdi; sadece korkudan donup kalmıştı.

"Chase ve diğerleri" diye fısıldadı Jo kapının öbür tarafındaki sınıfı kastederek. "Onlar orada kaldı, biz burada." Tam o sırada kapının cam bölmesinden içeriye bakmaya cesaret ettim. Beyaz dumanın içinden ağır adımlarla o şey yaklaştı. Bu bir silüet ya da hayalet değildi; bu, okuldaki öğretmenlerimizden biriydi ama tanınmayacak haldeydi. Üzerindeki gömlek paramparça olmuştu, elleri sürekli boynunu ve yüzünü kanatana kadar kaşıyordu. Gözlerindeki o boşluk ve kontrolsüzce titreyen parmakları... O uyuz illeti onu tamamen elegeçirmişti."Ona ne olmuş böyle?" diye hıçkırdı Kate, ağzını eliyle kapatarak.Öğretmen, ya da ondan geriye kalan o şey, kapıya sert bir darbe indirdi. Riley kapıyı tutmakta zorlanıyordu. "Burada duramayız!" diye bağırdı Riley dişlerinin arasından.

"Kapıyı her an kırabilir, baksanıza... Hiçbir acı hissetmiyor gibi!"Sınıfın içine, o boş ve soğuk odaya bakıp birşeyler bulmak için düşünmeye başladım. Koridora çıkmak intihardı; duman her yeri kaplamıştı ve dışarıda daha kaç tane uyuz olmuş "öğretmen" veya "öğrenci" olduğunu bilmiyorduk. Tek bir kurtuluş yolu vardı."Pencere!" dedim, camlara doğru koşarak"eğer bunu açarsak ve pervazdan yan sınıfa geçersek diğerleriyle buluşabiliriz" pencereye asıldım ama açılmıyordu kilitliydi sinirle saçlarımı yukarı doğru taradım neden bir müdür pencereleri Kilitli tutsunlar diye öğretmenleri tembihlerki tamamen saçmalıktı.

"Kilitli bunlar müdürün pencerelere kilit takma saçmalığından"Jo küfür ederek peşimden geldi ve cama baktı."Kıralım, başka şansımız yok, o kapı dayanmayacak!" Kafa salladım ve kıracak birşey aramaya başladım o sırada Riley kapıyı tutmaya çalışıyor Kate kendini toparlamış Jo ile sırayı kapının önüne ittiriyorlardı. Bende bulduğum bir demir boruyla cama vurdum 2 vuruşumda kırıldı ve büyük bir sesle aşağı döküldü.

Arkamı dönüp diğerlerine baktım Öğretmen kapının camına kafa atıyor camı kırmak üzere gözüküyordu. "Hadi gidelim! Jo bana baktı ve cama atladı "Önden ben giderim,arkamdan gelin." Cama yaklaşıp Jo ya baktım ve mırıldandım "Dikkat et! " Pervazlardan ilerledi bende arkasından çıkarken Kate e baktım "Hadi bakalım geç" kolundan tutup onu çıkarttıktan sonra bende pencere pervazına çıktım yavaşça ilerlemeden önce Riley e bakmak için sınıfın içine kafamı uzattım "ne duruyorsun Riley hadi!"

Kapıya dayanmış tüm gücünü harcıyordu ona hemen gelmesini söylediğimi duyunca derin nefesler verip bana doğru koşmaya başladı elimi ona uzattım ve yağmur borusuna sıkıca tutundum Riley bana doğru koşarken öğretmen dehşet derecede korkunç bir şekilde bağırarak arkasından geliyor onu tutmaya çalışıyordu bana ulaştığında elini sıkıca tutup onu bir hamlede pencereye çıkardım düşmemek için sıkıca tutunduk rüzgar sertçe esiyordu dengemizi kaybedip aşağı düşmemek için daha sıkı tutundum boruya.O öğretmen ise hızını alamayıp aşağı düştü düşüşünü izlemek yerine içeri girmeyi tercih ettiğim için içeri doğru atladım ve nefeslendim , Ama o anda o şeyin düşmediğini boruya tutunduğunu gördüm sonra Riley daha içeri girmeden o uyuz öğretmen pencere mermerine bir pençe gibi yapıştı. Riley'nin bacağını yakalamak üzereydi. Kate'in dehşet içinde çığlık attığını duydum ama beynim o an düşünmeyi bıraktı. Tamamen içgüdüsel bir hareketle, az önce girdiğim camdan tekrar dışarı sarktım."Bırak onu!" diye bağırdım. Kendimi korumayı falan düşünmüyordum. Ayaklarımı pencere pervazına sabitleyip, Riley'nin bacağına uzanan o kanlı, sürekli kaşınan ellerin bileklerine yapıştım. O yaratığın derisi ellerimin altında o kadar sıcak ve o kadar... pütürlüydü ki, midemin ağzıma geldiğini hissettim.

Göz göze geldik; o öğretmenin bir zamanlar bilgece bakan gözleri şimdi sadece saf, hayvani bir kaşıntı nöbetiyle kararmıştı.Beni kendisiyle birlikte aşağı çekmeye çalıştı. Dengesini tamamen kaybetmişti ama parmakları bir kerpeten gibiydi. Riley'yi itmeyi başardım, o içeriye, Chase ve diğerlerinin üzerine yuvarlandı Ama ben şimdi o yaratıkla en üst katın mermerinde baş başaydım."Arya, hayır!" diye bağırdı birileri.Yaratık hırıltılı bir ses çıkararak üzerime abandı, ağırlığıyla geriye doğru sendeledim. Boşluğu sırtımda hissettim. Tam düştüğümü, her şeyin bittiğini sandığım o saniyede, güçlü bir el belimden yakaladı ve beni sertçe içeriye savurdu.Sınıfın tozlu zeminine kapaklandığımda üzerime bir ağırlık çöktü.

Başımı kaldırdığımda beni tutanın David olduğunu gördüm. O sarsılmaz, sakin haliyle bile nefes nefese kalmıştı. "Teşekkür ederim" sakinleşmeye çalışıyordum. Tek düze bir sesle mırıldandı "Önemli değil."sonra beni bıraktı ve kenara kaydım.Dışarıda büyük bir gürültü koptu. O uyuz olmuş öğretmen, dengesini kaybederek en üst kattan aşağı, dumanın kapladığı o derin boşluğa doğru süzüldü. Kısa bir sessizliğin ardından tok bir ses geldi. Sonra yine o uğultulu sessizlik...Ayağa kalkmaya çalıştım ama ellerim titriyordu. Riley yerde oturmuş, şaşkınlıktan ağzı açık bana bakıyordu. Chase, Kate, Jo ve sınıftaki diğerleri... Hepsi sanki az önce imkansız bir şey yapmışım gibi, çıt çıkarmadan, gözlerini ayırmadan bana bakıyorlardı. Hiçbirimiz konuşamıyorduk. Aramızdaki o gergin sessizlik, dışarıdaki dumanla birleşti ve akşamın karanlığı üzerimizi kapladı.Kate Riley'in yarası varmı diye sesizce üstünü başını kontrol ediyor Riley ise sessizce duruyor Kate'in endişeli sesiyle sorduğu sorulara kısık sesle cevap veriyordu.

Hafif bir tebessüm ettim. İzlemeyi bırakıp önüme döndüğümde keskin bir bakışın üzerimde olduğumu hissettim kafamı çevirdiğimde bir çift kara gözle bakıştım öyle bakıyordu ki kalbim hızlandı bir suç işlediğimi sanarak gözlerimi kaçırıp tekrar baktım Jo'ya. Oysa hiç gözlerini kaçırmıyordu artık nefesimi tutmuştum ki hemen yanımdaki David'e geçirdi keskin bakışlarını, o kadar keskin bakıyordu ki David'in bunu fark etmemesi imkansızdı. Kafasını Jo'ya çevirmişti ki Jo' yla arasında sınıfın sessizliğinin içinde gizli bir elektrik vardı konunun ne olduğunu bilmeyi çok isterdim ama sessizce izledim onları.O sırada Jo öksürüp ayağa kalktı David'e bakarak alaycı bir gülüşle konuştu "Sizin birşey yapacağınız yok ben uyumaya gidiyorum."

David'in yüzündeki kasların gerildiğini , Jo'ya duyduğu o hafif ama keskin siniri fark ettim. Bakışları Jo'nun sırtına saplanır gibiydi; ben bile aralarındaki o elektriği iliklerimde hissedebiliyordum.Bakışlarımı Jo'ya çevirdim. En arka sıraya gidişini izlerken, içimde bir yerlerde neden böyle davrandığını anlamaya çalışıyordum. Bu sadece bir umursamazlık mıydı, yoksa her şeyin üzerine bindiği o ağır yorgunluğun bir dışavurumu mu? Yüzündeki o alaycı ifadenin altında sakladığı bitkinliği, sanki omuzlarındaki tüm yükü sadece gözlerini kapatarak dindirebileceğine dair o çaresiz isteği görüyordum. Neden böyle hissettiğini, bu vurdumduymazlığın arkasında neyin yattığını düşünmeden edemedim.Sessizliği Riley'in yorgun ama durumu kabullenmiş sesi bozdu."Zaten gece oldu," dedi Riley, Kate'in elini yavaşça kolundan çekip doğrulurken. "Bu karanlıkta yapabileceğimiz birşey yok,sabah ola hayrola." Ayağa kalkıp sırasına yavaşça yürüdü Kate de beni kaldırıp Riley in arkasından gitti. Chase ve Jo kapıyı sağlama alabilmek için birkaç sırayı sürükleyip kapının arkasına barikat gibi yasladık.

Her sürtünme sesi sessizlikte yankılanıyor, sanki dışarıya "buradayız" diyordu. Yedek okul formalarımızı sert sıraların üzerine serip kendimize derme çatma yataklar yaptık.Riley ve Kate yan yana uzandılar; Riley hala biraz titriyordu, Kate ise korumacı bir tavırla ona sokulmuştu. Diğer tarafta Lily ve sınıftan başka bir kız yan yana kıvrılmıştı. Erkekler ise daha dağınıktı. David tek başına, sanki her an tetikteymiş gibi bir sıraya uzandı. Felix en arka sırayı kapmıştı; Chase ve Cooper ise yan yana, fısıldaşarak uyumaya çalışıyorlardı. Jo ise hemen yan sıramdaydı, sırtını bana dönmüş, derin bir sessizliğe gömülmüştü.

Bölüm sonu

1 yorum