"Yas mas tutma sevgilim, öldüğüm zaman.
Toprakta böceklere güldüğüm zaman
Duyurunca, paslı sesiyle, ölüp gittiğimi, bir çan...
Yas mas tutma sevgilim, öldüğüm zaman
Çürüyen gövdem gibi, yitip gitsim aşkın da...
Ne bir mektup kalsın bizden, ne bir söz, ne bir eşya...
Unut gitsin adımı, arkamdan da ağlama
Göz yaşınla da eğlenir, onu da alıp-satar bu dünya..."
-unut gitsin, william shakespeare
Pişmanlık duymadığınız anlar olur mu?
Yanlış söylenen sözler, kaybedilen bir zaman, bir anı.
Her etkileşim geçmişi barındırır,
geleceği şekillendirir, yaşamı dengeler.
Yeterince sevmediğime pişmanım.
Anlamadığım için üzgünüm.
Daha fazla zaman olmadığına üzülüyorum.
Kaçırılan her öpücükten pişmanlık duyuyorum.
Asla veda edemeyeceğim için üzgünüm.
Babamın kokusunu ve onun bana sarılışını, kafamdan öpüşünü özlüyorum.
Tom konuşacağımıza söz verip yanımdan ayrıldıktan sonra ben de Eric'in yanına gittim.
Odanın kapısından içeriye bakıyordum. Piyanoya yaslanmış elinde bir kadeh ile beni bekliyordu. Beni görünce gülümsedi ve yanıma yaklaştı.
"Hoş geldin elbisen yakışmış."
Gerçekten çapkın biriydi Eric. Tom tüm söylediklerinde haklı olabilir.
Elimden tutup hoş bir deri koltuğa oturttu.
"Bir şeyler içer misin Hannah?"
İstemediğimi söylesem de çok ısrarcı oldu ve elime bir kadeh tutuşturdu.
Eric hareketlendi;
"Şimdi,"
Odanın kapısını kapattı ve bir sandalye alıp tam karşıma koydu.
Yüzlerimiz birbirine yakındı.
"Seni buraya şarkı söylemek için çağırmadım Hannah."
Sesi tehditkar çıkmıştı. Ne demek istediğini anlayamadım, şaşkınlığımı da gizleyemedim.
"Ne demek istiyorsun? Neden çağırdın o zaman?"
Ellerime uzandı, nazikçe ellerinin arasına aldı ellerimi.
"Çok güzelsin."
Sandalyesinden o kadar hızlı kalktı ki sandalyesi yere düştü.
"Of annemden nefret ediyorum!"
Bağırıyordu, sinirliydi. Bense hiçbir şey anlamamıştım.
Yüzü birden ciddileşti;
"Bir haftanız var."
"Dediklerini anlamıyorum Eric. Beni korkutuyorsun."
Sandalyesini kaldırıp tekrar eskisi gibi oturdu.
"Diyorum ki; Eğer bir hafta içerisinde buradan ayrılmazsanız, annem gerekeni yapacak."
Derin bir nefes alıp devap etti
"Bunlardan birine bahsedersen başına daha fazla iş açmış olursun güzelim."
Ellerimi tekrar tuttu ama ellerini geri çektim hemen.
"Korkma benden. Annemden kork."
"Beni kendi başımın çaresine bakmak zorunda bırakarak yılanların önüne attın , beni artık sıkıldığın bir nesne gibi bir kenara attın . Ve çukurdan eskisinden daha güçlü bir şekilde sürünerek çıktığımda , damarlarımda zehir dolaşırken canavara dönüştüm. Korkulması gereken kişi oldum. Canavarların doğmadığını, yaratıldığını unutmak ne kadar kolay ve canım, dönüştüğüm yaratığın her santiminden sen sorumlusun."






