İçeriğe geç

Kanlı Kızıl Saçlar

Bölüm 8 · 3 dk okuma

Kanlı Kızıl Saçlar

Bölüm 8

Bir Dost.

Akşam yemeği hazır olduğunda hizmetçiler tarafından çağırıldık ve oturmamızı söyledikleri konuk tarafına oturduk.

Masada sandığımdan daha az kişi vardı.

Ben, Ursula, Prens Eric, Prens Tom, Kralın 2. eşi Kraliçe Erica ve bizim gibi buraya konuk olan adını bilmediğim bir kişi daha vardı. Altı kişiydik.

Masanın etrafı beş ya da altı hizmetçi ile çevriliydi. En ufak bir istekte hemen ayaklanıveriyorlardı.

Kral'ın işi çıktığı ve bu yüzden gelemeyeceği söylendi. O adamla yüzyüze geldiğimde kendime nasıl hakim olacağım bilmiyorum.

Kraliçe Erica beni sinirli gözlerle süzüyordu bunu sadece birkaç saniye yüzüne baktığınızda anlayabiliyordunuz.

Ursula da pek hoşlanmıyordu sanırım o kadından, o da bakışlarından belli ediyordu bunu.

Yemek yendiği sırada neredeyse kimse konuşmadı.

Eric benim yanımda oturuyordu ve arada kolunu koluma çarpıyordu bunu bilerek yaptığını düşündüğüm için bir şey demedim. Onunla yakınlaşıp Kral'a ulaşmam gerekiyordu, eninde sonunda yapacaktım bunu.

Babamın ruhunu huzura kavuşturacaktım. Akan kanı yerde kalmayacaktı.

Yemek yendikten sonra tatlılar servis edilmeye başlandı ve yavaş yavaş sohbetler açıkmaya başlanıyordu.

Prens Eric bana gülümseyerek sordu;

"Ee Hannah ilgi alanlarından bahsetsene biraz? Sporla falan ilgileniyor musun?"

Bahçede oturduğumuz sırada Ursula bana bu dünya hakkında çoğu şeyden bahsetti. Sporlardan, sanattan ve daha birçok şeyden.

"Sporla pek aram yok maalesef pek. Ama şarkı söylemeyi çok severim."

Sporla aram yok dediğimde yüzü düştü ama şarkı söylediğimi duyunca gözleri parladı. Heyecanlı bir şekilde konuşmaya başladı.

"Ben de piyano ve keman çalıyorum! Bir ara benimle birlikte bir şarkı söylemeye ne dersin? Hatta birkaç saate müzik odasında buluşalım. Kesinlikle süper bir şey olacak."

Eric'in bana karşı bu kadar yakın olması ve benimle sohbet etmeye çalışması bana tuhaf gelmeye başladı. Tom'un yüzüne baktığımda Eric'ten iğrendiğini hissettim.

Eric benden bir cevap bekliyordu, kafamı sallayarak ve gülümseyerek onu onayladım.

"Şahane, ben şimdi kalkıp salonu hazırlatayım, bir saate orada ol, tamam mı?"

Cevap vermemi beklemedi ve hızla kalkıp gitti.

Ursula'ya baktığımda tatlısını iştah içinde yiyordu, olanlar hakkında ne düşündüğünü merak ediyordum.

İlk günden bu kadar yakınlaşmak iyi bir ilerlemeydi ama çoğu şeyden de şüphe duymaya başlamıştım.

Kraliçe Erica, Eric'in öz annesiydi. Tom'un annesi kısa süre önce nedeni bilinmeyen bir sebepten dolayı ölmüş. Tom ile bu konu hakkında konuşmak istiyorum çünkü onu bir ben anlayabilirim..

Yemekten sonra hizmetçiler odamızı gösterdiler ve kıyafetlerimizi değiştirebilmemiz için de birçok kıyafet verdiler hepsi oldukça güzel ve çekici görünüyordu.

Gece mavisi, askılı, üst kısmı dar, alt tarafı bol ve bacağında yırtmacı olan bir elbise giydim, rahattı, rahat olması benim için önemliydi.

Babamın bana verdiği güllü kolyeyi de çıkartmamıştım.

Ondan bana kalan şeyleri tüm gücümle koruyacağım ve taşıyacağım.

Ursula odasına çekildi ve dikkatli olmamı söyledi.

Merdivenlerden yukarı doğru çıkarken Tom ile karşılaştım.

Gülümseyip yanından geçecektim ama o kolumdan tutup beni durdurdu.

Utanır gibi konuştu, gergindi belliydi.

"Eric çekici birisi. Ve bunu kendi yararına kullanmayı çok iyi biliyor. Sana dost tavsiyesi olarak söyleyebilirim ki ona da annesine de fazla güvenme. Zamanı geri sarabilseydim eğer annemin o adam ile hiç tanışmasını sağlardım.

Burası bir cehennem Hannah."

Gözleri doldu, gözlerini kaçırdı.

Derin nefes aldı ve gerginlikle konuşmaya devam etti.

"Aklını karıştırmak istemiyorum, ne sen beni ne de ben seni tanıyorum. Ama sana gerçek bir dost tavsiyesi olarak onlara fazla yakın olmaman gerektiğini söyleyebilirim. 17 yıldır buradayım ve burası artık canımı yakıyor."

Gözlerime baktı;

"Özür dilerim rahatsız ettiysem. Daha fazla insan zarar görsün istemiyorum sadece, hoşça kal."

Giderken elini tuttum.

"Teşekkür ederim Tom. Annene olanı duydum. Dertleşmek istersen konuşabiliriz."

"Beni anlayamazsın Hannah"

"Anlarım."

Elini hâlâ tutmuş olduğumu fark ettim ve bıraktım.

Annesinden bahsettiğim için onu üzmüş olmalıyım ki gözü dolmuştu.

"Nasıl anlayacaksın?"

Babamın son anları gözümün önüne geldi. Gözlerim doldu, kalbimin sesini kulaklarımda hissediyordum.

"Çünkü ben de babamı kaybettim."

Bölüm sonu

13 yorum